11 Ocak 2022 Salı

Terapist olmak, terapi almak

Yeni yıl hedeflerimden biri de ayda bir psikoloji / psikoterapi üzerine yazmak. İlk yazımı; hem halk arasındaki "psikoterapi hiç bir işe yaramıyor" anlayışının olası nedenlerini belirlemek, hem destek almak isteyen insanlara "nelere dikkat etmeliyim" konusunda yol göstermek, hem de psikoterapist (kısaca terapist olarak kullanacağım) olmak isteyen arkadaşlara bilgi vermek amacıyla yazıyorum. 


Çok sık karşılaştığım bir sorun bu.. Çeşitli nedenlerle psikoloğa gitmiş, terapi almış kişiler "hiçbir işe yaramadı, ben terapiye inanmıyorum" diye geliyorlar. Biraz araştırınca görüyorum ki, bu işin ehli olmayan birinden alınmış bir hizmet söz konusu ve maalesef bu "önceki kötü deneyim" kişinin hem iyileşme sürecini olumsuz etkiliyor hem de mesleğe olan güvenini ve inancını zedeliyor. Boşuna zaman ve para kaybı da söz konusu. Peki bunun önüne nasıl geçilebilir?

Danışan yani hizmet talep eden olarak, terapistin yetkinliğini sorgulama hakkınız (hattâ kendinize karşı yükümlülüğünüz) var. Yani terapistin hem bilgisini hem deneyimini sorgulamalısınız. Terapistin aldığı eğitimi, ne süredir bu işi yaptığını ve varsa müşteri memnuniyetini lütfen mutlaka araştırın (genelde web sayfası saydam olanları yani CV'si açık uzmanları tercih etmenizi öneririm). İlk seansta terapistin sizde bıraktığı ilk intibaya inanın çünkü bu güven ve iletişim bağı kurabilme becerisi aslında terapötik süreçte "en önemli" noktadır ve kişiden kişiye değişir. Terapistin size karşı sıcaklığı kadar sizde bıraktığı "uzmanlık" hissini, dinleme becerisini tartın ve terapiste kullandığı terapi yöntemini sorun, size "uygunluğu"nu tartışın. İlk seans en önemli seanstır, eğer kendinizi rahat hissediyor, sorununuzu çalışabileceğinizi düşünüyorsanız doğru yoldasınız, terapi odasından umut ve "evet bu insan bana bu sorunumu aşma konusunda fikir verebilir, yol gösterebilir" hissiyle çıkmadıysanız, o terapist ya da yöntemi size uygun değildir. Bu durumda farklı bir terapist denemenizi öneririm.. Terapistinize bunu çok rahat söyleyebilirsiniz, "alınma" gibi bir durum olmaz çünkü zaten biz kendi aktarımımız kadar danışanın bize geridönüşü için de eğitim alan kişileriz..

Terapist de ilk iki seansta sizi "birlikte çalışmaya uygun" görmeyebilir ve bu durumda kendisi sizi bir başka terapiste yönlendirmekle yükümlüdür


Ülkemizde maalesef terapistleri denetleyen sistem çok sorunlu çalışıyor ve terapistlerin meslek yasası henüz oturmadığı için, işin ehli olmayan çok fazla insan kendini "terapist" ilan etmiş durumda. Terapist olmak için OLMAZSA OLMAZ şartlar şunlardır:

- 7 senelik Temel Tıp eğitimi üzerinde yapılan Psikiyatri Uzmanlık Eğitimi ya da 4 senelik PSİKOLOJİ anabilim dalı lisans eğitimi (rehberlik ve psikolojik danışmanlık dahil olmak üzere diğer hiç bir bilim dalı değil! Neden değil ileride açıklayacağım)

Bunun ÜZERİNE yine olmazsa olmaz ikinci şart:
- En az 2 sene süren ve belirli bir psikoterapi akımına (ana hat olarak psikodinamik ya da bilişsel) dair eğitim ve staj (en az 740, genellikle 1500 saatlik, süpervizyonlu staj eğitimi) içeren bir yüksek lisans eğitimi (ülkemizde son yıllarda yapılan yeni düzeltmeler sadece "klinik psikoloji" yüksek lisans eğitimini kabul etmektedir, daha önce yapılmış uzmanlıklar için akreditasyon aranmaktadır!)
- Terapist eğer Tıp Uzmanlık eğitimi almışsa yani "Psikiyatri Uzmanı" ise, MUTLAKA ekstra süpervizyonlu psikoterapi eğitimi alması şarttır yoksa sadece "ilacı yazar, yollar" türü bir hizmet verebilir.

Bunun üzerine olsa iyi olur üçüncü şart:
- Sürekli eğitim sertifikaları (katıldığı kongreler, ek eğitimler, detaylı eğitimler, sertifikalar)
- Sürekli süpervizyon süreci (terapistin ekibindeki diğer terapistlerle ve kendinden bir üst seviyedeki terapistle vaka paylaşım süreci)
- Terapistin kendi terapi süreci (genellikle süpervizyon içinde sürer)
- DENEYİM.
- Ve son olarak; aslında kendi uzmanlaştığı ekolünün dışında kalan bir ekolde bilgi / eğitim (çünkü; tek doğru yoktur).


Psikoterapistlik sadece bilimsel değil zanaat olarak kabul ettiğimiz ve "ustadan çırağa geçen" bir meslek, bu nedenle terapistin sadece CVsi değil, kimlerle çalışmış olduğu, genel deneyimi de çok önemlidir. Bir insan 23 yaşında terapist olabilir fakat ancak 30'larında pişer ve doğrusu bu ya 40'tan önce "hazır olmaz"; o nedenle terapistin yaşı, mesleki deneyimi hatta meslek dışı yaşam deneyimi de çok önemlidir..

Son yıllarda maalesef bir çok hocamızın itirazına rağmen klinik psikoloji yüksek lisans programlarına psikoloji dışında öğrenci alınıyor. Bu çocuklar 4 sene psikoloji anabilim dalında okunan öğrenme psikolojisi, sosyal psikoloji, gelişim psikolojisi hatta felsefe, sosyoloji gibi anadallardan bîhaber yüksek lisansa başlıyorlar. Dolayısıyla tekniği çok iyi öğrenseler BİLE bu tekniğin teorik altyapısını bilmiyorlar ve dahası, tekniği NEDEN kullandıklarını bilmiyorlar! Bu nedenle altyapı sağlam olmadığında üste ne koyarsan koy, bir noktada yetersiz kalıp çöküyor. 

Alan dışı arkadaşlar beni lütfen yanlış anlamasın, elbette aranızda bu mesleğe çok uygun terapist adayları vardır fakat teorik psikoloji lisansı 4 sene okunmadan 1 senelik "genel toparlama" ile olacak iş değil bu. Sadece mesleki yetersizlik anlamında değil, bir nokta gelecek bir danışan size başvuracak ve alt yapınız ne bileyim belki "öğrenme teorisi" okumadığınız için yetersiz kalacak, o noktada etik bilinciniz varsa çok büyük bir yıkım yaşarsınız, bunu kendinize de danışana da yapmayın. Hakikaten tutkunuz bu yönde ama eğitiminiz psikoloji değilse, yeniden girin, okuyun ya da meselâ Koç Üniversitesi'nde yapıldığı gibi 2 senelik bir "Psikoloji anadal hazırlık eğitimi" tamamlayın sonra başlayın klinik eğitime. Bu iş maalesef temelin psikoloji teorisiyle sağlam değilse sadece okumakla, bir sürü sertifika ile ya da “uzmanlaşmak”la kapanmıyor.. 

Klinik sonrası staj keza eğitim kadar önemlidir çünkü bizim mesleğimizde tüm "zanaat" eğitimlerinde olduğu gibi "1000. saat kuralı” vardır, yani ilk 1000 saat aslında çıraksınız, bunu asla unutmamak gerekir...


Kısaca terapist olmak; önce eğitim (teori ve süpervizyon) sonra "yavaş yavaş pişmek" (deneyim). Pişerken de sürekli kendini geliştirmek ve yenilemek (okumak, öğrenmek, araştırmak) demek. Terapi almak ise, böyle bir terapistten faydalanarak, aktif katılımla birlikte çalışmak demek. Başvuran kişinin "değişme" motivasyonu varsa ve terapist yukarıda anlattığım niteliklere sahipse, terapötik süreç son derece başarılı geçer (örn. Bilişsel Terapilerde odaklanan sorunun türüne bağlı olarak genelde 8-10 seansta sorun çözülür) ve memnuniyet yüksek olur.. Bu şartlar sağlanmazsa da terapi genellikle 2-3 seferde memnuniyetsizlik nedeniyle bırakılır ve ilerleyen dönemde olası terapiye inanç, niyet azalır. Bu nedenle "nitelikli terapist seçimi" çok önemlidir ve biz terapistlerin de "niteliğimizi sürekli yüksek tutmamız" gereklidir..

Umarım bu yazı, bu alanda merak ettiklerinize ışık tutabilmiştir..

24 yorum:

  1. Bu çok açıklayıcı ve tatmin edici bir yazı oldu. Toplumda bir de şöyle bir görüş var, bunun hakkındaki düşünceni alabilir miyim? Psikolog deyince "aa bu sohbet etmeli seans", psikiyatrist deyince de "ha bu sadec ilaç yazar" diyor toplumdaki insanlar.

    Yani bu görüşten hareketle psikiyatristlerin sadece ilaç yazıp, derde dermanı bu şekilde aradıkları düşüncesi haklı olabilir mi? yoksa bu sadece gidilen o psikiyatristlerin eksikliği mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Psikiyatri eğitiminde (son 10 seneyi bilemeyeceğim ama ben hastanede staj yaparken durum buydu) genellikle biyolojik yaklaşım kullanılır, eğitimde üstünkörü terapi dersi alırlar fakat "terapist" olamazlar. Terapist ünvanını elde etmek için tıp üzerine psikiyatri üzerine bir de seçtikleri terapi alanında ek eğitim almaları ve buna uygun süpervizyonlu staj görmeleri gerekir. Bu ünvana sahip bir prikiyatr eğer devlet hastanesindeyse 15dk'sı oluyor hastayı dinlemek için. Bir de bilgisayara bir sürü veri girecek. Ne oluyor, hasta dinleniyor, ilaç yazılıyor yollanıyor, problemin altta yatan nedeni araştırılmıyor bile. Doktor da haklı çünkü zamanı yok... Bu nedenle eğer terapi alınacaksa hastane ortamında değil özel ortamda alınması daha doğru olur ya da özel hastanelerde (ya da dediğim gibi Türkiye'deki hastane sisteminden 10 senedir uzağım belki değişmiştir şartlar bilemem) hasta başına en az 1 saat ayırılan psikiyatri görüşmelerinde daha verimli olabilir doktor. Tabii terapi eğitimi varsa :)
      Psikologlarda da maalesef tam tersine, biyolojik yaklaşım çok güdük, yine 10 sene öncesini diyorum değişmiş olabilir kusura bakmayın.. Ama klinik psikoloji eğitiminde nöropsikoloji, psikobiyoloji, nörobilim ve bilişsel psikoloji dersleri yoksa, o eğitim yarımdır bana göre. Bunlardan da terapist olmaz.. Bazen "çok yüksek depresyonum ve anksiyetem var" diye gelen danışanlar oluyor, ben hemen aile doktorundan genel kan sayımı istiyorum ve hop B vitamini D vitamini demir bunlar düşük.. Bunlar anksiyeteye neden olur ya da anksiyete benzeri kalp çarpıntıları, panik hissi yaratır. Bu biyolojik bir eksiklik ve giderildiği anda danışanın anksiyetesi biter, boşa para ve zaman harcamamış olur terapilere :) Ama işte bazı klinik psikolog arkadaşların işine gelmez önce bunlara baktırmak.. Sadece "çok para kazanıcam" diye okuyanlar var maalesef ve kazanıyorlar ama çekirge bir sıçrar iki sıçrar....

      Sil
  2. Son derece açıklayıcı bir yazı. Öğretim çok önemli ama okul sonrası tecrübe (başka birçok meslekte de olduğu gibi) sanki çok daha önemli. Öğrendiklerinizi pratiğe dökebilme:) Yıllar önce (10 sene kadar) evlilik danışmanına gitmiştik, ilk seansta boşanın isterseniz demişti:))) Şimdi bu yazıyı okuyunca acaba bizi "birlikte çalışmaya uygun görmedi" mi sorusu aklıma geldi:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biraz öyle olmuş galiba :)) Ama bazen birinin de çıkıp “niye boşanmıyorsunuz” demesi iyi gelebiliyor, hakikaten niye boşanmıyoruz diye sorunca insan, niye evli olduğunu da hatırlayabiliyor ;)
      Kesinlikle bilgiler kitaptaki gibi durmuyor gerçek hayatta. Hatta tıpatıp aynı sorunla gelen ve tıpatıp aynı background’a sahip iki danışan bile birbirinden öyle zıt olabiliyor ki, güzelliği burada işte, her insan yepyeni bir deneyim, mücadele terapist için de :)

      Sil
  3. Güzel bir açıklama ve tavsiye yazısı olmuş, dikkat edilecek şeyler uzatılabilir, ama en önemlilerinden bahsetmişsiniz sanırım, ülkemizde ne yazık ki parasını veren bir sıfat sahibi olabilir ve hiç anlamadığı halde bir meslek devam ettirebilir, "kullanicıların" şeffaf olarak görebildiği sonuçlar neticesinde "hizmet" alması en doğrusudur her alanda

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ülkemizde para maalesef en belirleyici araç olmaya başladı, özellikle bu ekonomik krizler sonucunda sanıyorum gençler de asıl istedikleti değil para getirecek seçimlere yöneliyor, meslekî eğitim için de geçerli bu. Haftada en az 1-2 kişiden email alıyorum nasıl yurtdışında çalışabilirim, bazısı ne bulda onun eğitimini almış her konuda sertifika biriktirmiş.. Şaşırıyorum. O kadar dağılmış ki ilgisi nedir, onu bile anlayamıyorum. Para evet önemli ama insan sevdiği işi yaparsa para nasılsa geliyor.. Oysa para kazanmak için yapılan iş eninde sonunda insanı yarıyolda bırakacaktır..
      Yorumunuz içinde geçen para kelimesi beni bunu düşündürmeye yöneltti. Teşekkürler..

      Sil
  4. Bizim çift terapisi deneyimimizi biliyorsun, daha sonradan öğrendiğimiz üzere tüm çift terapileri için konulan ortak bir karar bizim ilerlemenizi engellemişti. Sorun kuraldan çok terapistin o kuralı önümüze tehdit eder gibi sunması ve bir de siz söylemeseniz bile ben anlarım diye bir nevi yersiz özgüven gösterisi yapmasıydı. Bence "pişmek" gerçekten çok önemli. İlk görüşmedeki izlenim de kolay kolay değişmeyecek bir ön yargıya sebep olabilir. Terapistin tavrı daha farklı olsaydı terapiye devam edip gelişim sağlayabilirdik. Neden başka terapist denemediniz diyen olabilir, terapisti izi kavun gibi koklayarak seçemeyeceğimiz için defalarca deneme yanılma yapmayı göze alamadık. Kendi egosu ile bilimsel bilgilerini ayırabilen yani profesyonel olan terapist bulmak zor maalesef.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında terapistle danışanın kimyasının uyması gerçekten çok önemli. Sizde kimya da uymamıştı, hatırlıyorum. Aslında kavun gibi koklamak çok yerinde olmuş çünkü tam olarak öyle, hakikaten kokusundan duruşundan, bakışından aslında anlıyorsun kimyanın uyup uymadığını. Tek bir kelime bile fark ediyor çok hassas bir meslek..

      Sil
  5. hem benim hem oğlumun hayatını kolaylaştıran psikologumuz oldu şükürler olsun ki. beni en zor zamanlarımda elimden tutup düzlüğe çıkardı, sonra da oğlumun ergenlik bunalımlarında yanımızdaydı. ne önemli doğru biriyle karşılaşmak, sen yazınca tekrar düşündüm, tekrar şükrettim!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok sevindim, meslekdaşımla da gurur duydum!

      Sil
  6. 17-20 yaş arası Orhun da terapi aldı. Ben tamamen eğitime, yaşa dikkat ettim. Bir ara tereddütüm oldu ama Orhun memnundu ve asla lâf söyletmedi. Yani demem o ki danışanın duyduğu güven çok önemli. Yalnız Türkiye'yi bırakıp Japonya'ya gitmeseydi iyiydi:) Başka bir psikologa devretti ama Orhun onunla aynı enerjiyi yakalayamadı. Şu an çok şükür iyi zaten.
    Sevgili Ceren, bahsedeceksindir ama EMDR ile ilgili de yazar mısın?:) Şüphede kaldığım, merak ettiğim bir konu.
    Bu faydalı yazı için çok teşekkürler, emeğine sağlık! Kocaman sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet güven ilişkisi aslında işin %70'i diyeyim ;)
      EMDR benim alanım değil ve açıkcası çok inandığım bir yöntem de değil, daha doğrusu şöyle diyeyim, bence EMDR'ın altyapısı dikkati yönlendirme, yüzleştirme ve sistematik duyarsızlaştırma gibi bilişsel davranışçı tekniklere dayanıyor ve bu nedenle işe yarıyor (bazı insanlarda). Özellikle travma sonrası stres bozukluğunda (takıntılı) otomatik düşüncelerin önüne geçmede kullanılıyor ama bazı eğilimi olan danışanlarda anksiyeteyi hipertansiyon hastalığına vardıracak düzeyde arttırdığı da biliniyor.. Ben inanmıyor ve kullanmıyorum ama inanan ve çok başarılı seanslar yapan meslekdaşlarım var tabii.. Sanırım işi iyi bilen birine danışmak lazım :)

      Sil
    2. Kesinlikle video/kitap vb ile kendi kendine yapılacak bir şey değil EMDR. Geçen yaz çok kötü bir tecrübem oldu. Barış Muslu isimli yazarın ve fanlarının gazına gelip tripofobimden kurtulmak için evde denedim - çünkü üstüne basa basa kendi kendinize de yapabilirsiniz diyor yazar - O kadar korkunç bir hale geldim ki ölsem daha iyi dedim. Yapılması gereken çalışma fobimi o kadar tetikledi ki 10 gün boyunca hayatım kabusa döndü. Fobimden kurtulamadım gibi 10 gün boyunca atak halinde her an fobimle boğuşmak zorunda kaldım. Anlatırken bile içime baygınlık hissi geliyor. Bu konuda uzman biri ile yapılsa işe yarayabilir belki bilmiyorum ama öyle kendiniz yapabilirsiniz diyen birine uyup yapılacak iş değil. Ben neden ve nasıl yaptım aklım almıyor. Sanırım boş bir anımda basiretim bağlandı, gaza geldim. Kimse kendi başına denemesin lütfen. Fobimden kurtulayım derken panik ataktan ölecektim neredeyse. Her şeyin uzmanı var, uzmanına danışmadan yapılmamalı, çok iyi araştırılmalı.

      Sil
    3. Kendi kendine yapabileceğini söylediği şeyi o zaman niye 7 sene okuyup öğreniyoruz biz?! :)

      Sil
    4. O kadar doğru söyledin ki! Salaklığıma doymadım ama o 10 gün ders oldu bana, aldım boyumun ölçüsünü kendi kendime.

      Sil
    5. Hiç de öyle değilsin! Birçok insan bu tuzağa düşüyor, bazı insanların para kazanma yöntemi bu. Bu terapist arkadaşı tanımıyorum, kendi birebir çalıştığı danışanlarında başarısı yüksek olabilir fakat psikoloji "do it yourself" bir alan değil maalesef.. Dediğim gibi, anksiyetenin üzerine gideyim derken, sağına soluna yumuşak yastıklar koymayı bilmediği için hipertansiyonunu tetikleyen insanlar oluyor.. Panik atak öldürmez diye bir laf vardır, doğru öldürmez ama perişan eder. Haklısın yani, hiç salaklık değil bu insanları yanlış yönlendirme..

      Sil
    6. Hayır, hayır sevgili Rüya, kendi kendine asla olacak bir şey değil. Geçmiş olsun sana. On gün sonra toparlanabilmene memnun oldum. Ben bir uzmanla dahi olabilirliğine kuşkulu yaklaşıyorum onun için Ceren'in fikrini almak istedim. Orhun için psikiyatr, kendi merkezlerindeki uzman birini önermişti. Denemedik. Bazen olsa mıydı acaba? diyorum. Orhun'un çocukluktan, okuldan taktığı sonraki hayatını etkileyen bir şeyler var. Deli oluyorum. Ama kimi insanı başkasına anlamsız gelecek ufacık bir olayın etkileyebileceğinin farkındayım. Bilinç acayip bir şey. Tahmin ettiğim şeyi söyledin sevgili Ceren. Teşekkür ediyorum.

      Sil
    7. Oğluma doktor EMDR önermişti, ben de faydalı olabileceğini düşünmüştüm o zamanlar ama oğlum ısrarla reddettiği için yapılmadı. Bu yazdıklarınızı okuduktan sonra yapılmadığına sevindim:)

      Sil
  7. Bir ara psikologlara olumsuz yaklaşmıştım bir yazımda. çoğu insanda olan karşı tutum bende de var. tabi ki terapiye inanıyorum ama usta elleri nerede bulduk ki? olanlar var İstanbul gibi uzak diyarlarda hem de saati öyle pahalı ki. bir iki kez olsa dişini sıkıp gidersin ama olmuyor ki kısa süren terapi.
    psikolog seçiminde hangi okulu bitirmiş olduğu, yaşı ve çoluğu çocuğu olup olmadığı önemli benim için ilk olarak.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. A hatırlıyorum o yazını, üzülmüştüm çok bu deneyimi yaşadığın için.. Online terapiler artık corona döneminde çok yaygınlaştı. Ben öncesinde karşıydım çünkü beden diline ve karşılıklı ilişkinin kurulmasına çok önem veriyorum ama ben bile alıştım, yapıyorum yani..
      Çocuğu olmak önemli değil derler ama sanırım anne olduktan sonra bu konudaki fikrim benim de değişti, sana katılıyorum.

      Sil
  8. Çok faydalı bir yazı olmuş, teşekkür ederim. Sadece sizin mesleğinize değil diğer bütün tıp dallarına ve diğer meslek gruplarına karşı bir güvensizliğim var. Çünkü işlerini meslek aşkıyla yapan kişi sayısının oldukça az olduğuna inanıyorum bizim memlekette. Doğru kişiye denk gelmek biraz da şans işi bence. Özellikle psikoterapistlerin işi çok daha zor. Zira git röntgen, tomografi, MR çektir, kan sonuçlarını getir demekle sonuca gidemiyorsun. Konuyu internetten araştıran zeki biri terapiste gitse sözgelimi, işte ben şöyle hayaller görüyorum, bu davranışları yapıyorum diyerek pek çok uzmanı yanıltabilir. Ve pek çoğu da tamam sen şusun busun diyerek ilâç tedavisine başlar hemen ki verdiği ilâçlar adamı hasta eder yan etkileriyle. Elbette normal bir insanın da sağlamken hastayım numarası yapmaması gerekir mantıken ama ne, nasıl anlaşılacak?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yo yaparlar çünkü bazı psikiyatrik ilaçlar normal insanlara “kafa yaptığı” için, çok kıymetlidir ;) Ama onu da anlarlar uzmanlar.. Çok zor değil yani, tabii IQ 140 falansa üçkağıtçının, onu bilemem :)) Ama genelde anlaşılıyor numara mı gerçek mi psikolojik sorun ve dediğiniz gibi sonrası neden bu numarayı yapmaya ihtiyaç duyduğu üzerine gelişiyor…

      Sil
  9. Tavrından dolayı yirmilik diş çekiminde dahi vazgeçip doktorun odasını terk ettiğim olmuştur. Ki terapi olayı birçok şeyden daha önemli geliyor bana. İlk izlenimde üslup, anlayış, daha sonra yetkinlik konusunda iyice araştırıp öyle karar vermek gerekiyor gerçekten.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Vakti zamanında tek bir doktor mememde bulduğu kiste hemen biyopsi yapmayı önermişti ve tam olarak şu cümleyi kurmuştu: "vallahi güzelim, iki ay içinde şak diye gidebilirsin, hemen yapmamız lazım bu biyopsiyi"... Öyle büyük bir travma yaşadım ki, hâlâ etkisi sürüyor... Dünyanın en iyi doktoru da olsa, dediğin gibi üslup çok önemli.

      Sil