Sokrates’in 2425 sene önce dolaştığı yerlerde dolaşmak, ağır geldi be dostum..
Düşünsene, bir savunna yapıyorsun, ölüme götüren ve 2425 sene sonra bu gece, bir garip kadın, ardından ağlıyor…. Bu topraklarda beni bağlayan bir şey var yahu.. Bu kapkaranlık gece, bu Ağustos böcekleri, bu tatlı yasemin, acıbadem kokusu, bu tepemdeki yıldızlar….
Of be…. Ağır….
Dipnot. Sonunda 1989’dan beri süregelen bir özlemi dindirdim. İlk geldiğimde annrm ve babamla girememiştik, renovasyon vardı. 2000’de Aylin’le interrail yaparken yine giremedik, yine renovasyon vardı. Geçen yaz çocukların mızmızlığından giremedik. Ama bu akşam, uçaktan iner inmez koştum ve son dakikada kapılar kapanmadan girdim. Sonrasında gece tekrar gidip bahçesinde oturduk, genç bir çocuk Ovation gitarıyla Yunanca hüzünlü şatkılar söyledi, birkaç damla yaş süzüldü yanağıma doğru. Ve gurur! Sonunda, 37 senenin sonunda..
mesudum.
