2 Kasım 2026 Pazartesi

Yeşilin kırk tonu

Bugün de danışanlarımla yemyeşil bir manzara eşliğinde çalışıyoruz.. 

Belki görüyorsundur, masamın önünde bir zeytin ağacı var. Zeytini yeni toplanmış, dalları çıplak, kışa hazırlanmış. Daha uzaklara baktığımda da zeytinlikler bana göz kırpıyor. Bu zeytinliklerin kimi bakımlı, kiminin sahibi arazi değeri peşinde, dolayısıyla bakımsız.. Birkaç sene öncesine dek göz alabildiğine zeytinlikti buralar. Aralarında tek tük evler.. Daha ileride deniz.. Bakmaya doyamazdım. Maalesef artık öbek öbek siteler, dip dibe evler, ufacık bahçeler. 

Çocukluğumun Yeşil Bursa'sı rant peşinde zaten çoktan betona dönüştü de, kaçtığımız merkeze uzak köy arazileri bile betona yenilmeye başladı. "Küçük ve sade" anlayışı nedense yok insanımızda, kocaman, içi eşya dolu evler.. Minicik bahçeler.. Yaprak dökmeyen (iş istemeyen) ağaçlar ya da mazı türü leylandi türü yeşil çitler.. Buna da şükür tabii.. Ama yine de, ne bileyim, beton beton beton... 

Yorgun ama Bursa’da olmaktan mutlu bir C.

*

B. geçenlerde beni kahvaltıya çağırdı. Bursa'nın Çekirge semtinde 7 katlı bir apartman, her katta 4-5 daire. Fakat apartmanı petek şeklinde düşün ve ortada kalan peteğin üstü çatı değil pencereli açık bir alan, yani göğe bakıyor. En altına ise, toprak zemin yapıp hızlı büyüyen ve yaz kış yeşil kalan, yarı tropik ağaçlar dikilmiş ve 20 senede bu ağaçlar apartmanın iç avlusunu (Atrium / Hayat / Işıklık da denirmiş bu tür alanlara) muhteşem bir botanik parkına çevirmiş. Dairelerin giriş kapıları da bu alana açıldığı için, zevk sahibi bazı insanlar çeşitli bitkilerle bu alanı daha da yeşillendirmişler. 

Çok güzel değil mi sence de???