Serinin son yazısında, hepimizin "bir zamanlar" olduğumuz halimizi hatırlatmak istedim... Yani sosyal medyasız hatta akıllı telefonsuz hallerimizi. Hani birbirimizi ev telefonuyla aradığımız, buluşmalara telefonsuz bir şekilde tam zamanında ve mekanında icabet edebildiğimiz, kaybolmadığımız, sıkılmadığımız, sürekli ekranlarda bir şeyler kaydırmadığımız günlerdeki hallerimizi..
Birkaç ay önce kuzenim "Amerika'da yeni moda offline cafe'ler. Gidiyorsun, telefonunu alıyorlar senden ve oturup diğerleriyle kağıt oyunları oynuyorsun, konuşuyorsun, kitap okuyorsun.. Gençler aşırı seviyorlar" dediğinde "oh be, işte bu, sonunda bitiyor bu saçma çağ, ilk adımlar atılıyor.." diye düşünmüştüm.
O adımlar hızla atılmaya devam ediyor ve dünyanın bir çok yerinde "Offline Cafe" kültürü yaygınlaşmaya başladı bile. Sana şimdi bir link vereceğim:
https://www.theoffline-club.com/city-chapters/istanbul-chapter
Bu adreste 26.07 tarihinde İstanbul'da bir offline etkinliği var, belki hoşuna gider :)
Fakat sen tabii internette araştırıp bambaşka offline cafe ve offline aktiviteler de bulabilirsin. Birçok şehirde var, yoksa da, belki de sen açarsın böyle bir cafe? ;)
Bir zamanlar serisini bu yazıyla bitiriyorum <3 Çok keyif aldım, kaptan Neslihan'a ve katılan herkese teşekkürler.
