Walchensee
Dün sana oğlumun durumundan bahsetmiştim ve bir de “hiçbir karşılaşma rastgele değildir” yazmıştım ya… Bugün karşıma disleksi uzmanı tatlı bir genç kadın çıktı. Sonra, patlıcanlı börek seven, benden 1 yaş büyük bir adam çıktı. Sonra, yüksek lisansını yeni bitirmiş, Almanya’da mı kalsa, Türkiye’ye dönüp biraz ailesine ve kız arkadaşına zaman mı ayırsa emin olamayan daha hayatının ennn başlarındaki C.’yi hatırlatan bir genç çıktı. Bu insanların hepsi ne güzeldi, birlikte bir amaç ve keyif paylaşmak onlarla, bana ne iyi geldi!
Sabah 9’da Kochel Bahnhof’ta buluştuk, 2 saatlik bir doğa yürüyüşü yaptık ve göl kenarına varıp buzzz gibi sularda yüzdük, piknik yaptık, güneşlendik, sohbet ve çevremizde gözlemlediğimiz insanlara dair dedikodu ettik :) Aman ne ihtiyacım varmış!
Ve tamamen an’da kalmayı başardım, ördeklerle yüzmeyi, göle sırtüstü uzanıp göğü izlemeyi, upuzun gümüş telleriyle içinde balıklar ışıldıyormuş gibi görünen “yosun” saçlarımı tatlı suda yumuşacık hissetmeyi, güneşin yaktığı elmacık kemiklerimi, ağız dolusu gülmeyi, gençleri hayat hikayemle şaşırtmayı biraz da büyülemeyi belki.. Hepsini dolu dolu hissetmeyi başardım! Ve çok ama çok iyi geldi!
Bugün blogcuğum ÇOK güzel bir gündü ve bugünü güzel yapan, güzel insanlarla doğanın içinde kan ter içinde kalmak, bedenimi yormak (bir ara bayılacağım gibi geldi, gençlere aşık atmak zor!) ama vay be, ben de yapabiliyorum’u yeniden hissedebilmekti!
Ve sihirli kelime: TEK BAŞIMA.
Çok mutluyum. Ben bunu yine yapacak!
Mutlu bir C.
Teşekkür ederim bugün için!
💚💙



