16 Nisan 2026 Perşembe

Ben C. Hanım, nasılım? - 2

Ocak'ta yazmıştım ve demiştim ki, ara sıra durum raporu vereceğim. Bu üç ayda neler oldu, bakalım..

1. Hayatımdaki memnuniyetsizlikler; yani perimenopoz sürecim, kızımın peri-menarş süreci, oğlumun eğitim sorunları ve terapi süreci, F. ile evlilik sorunlarımız. 

2. Hayatımdaki memnuniyetler; yani sosyal mekanizmalarım, işim, boş vakitlerimde yaptıklarım ve aldığım terapiler.

Demiştim.

Açıkcası memnuniyetsizlikler / memnuniyetler hanesinde pek değişiklik olmadı. Perimenopoz için doğala özdeş (biyo eşdeğer) progesterona başlayalı 4 ay oldu. Fakat dr.'a göre, hâlâ uygun doz düzenlemesi oturmadığı, fiziksel sıkıntılarım ve psikolojik gel-gitlerim de çok fazla olduğu için, bu konuda henüz yazmak istemiyorum, 6. ayı bekleyelim..


Kızım bu ay ergenliğe resmi olarak girdi :) Anneli kızlı çok güzel bir kutlama yaptık. Bu geçişi çok pozitif yaşatmak istiyordum ona ve sanırım başardım :) Fakat maalesef girmekle bitmiyor, çıkana dek zorluyor bu meret - bakınız: çıkmaya çalışan ben :)) ve hormonlar ikimizde de tam oturana dek, maalesef daha önümüzde bayaaa zor yıllar var. Bir tür Fransız Devrimi: Kan, Ter ve Gözyaşı :))) Bu konuda çok güzel bir kitap bölümü okudum: Dr.Gülcan Özer - İnsan Halleri içinde: Ergen Halleri. İnanılmaz iyi geldi bana, tavsiye ederim..


Oğlumun okul sorunları ise, maalesef gün be gün kötüye gidiyor çünkü Almanca dersinden ve ödevlerden nefret ediyor, asla yapmak istemiyor, defterler kitaplar (bir şaşkınlık anında, yanlışlıkla eve getirilmişse tabii) fırlatılıp atılıyor.. Orada da bir Fransız Devrimi ama ters yönde :))) Güldüğüme bakma, oğlum hayatta Almanca diye bir şey yokmuş gibi davrandığı için, sınıfla arası adım adım açılıyor... İnan ne yapacağımı bilmiyorum, yardım edemiyorum, yardım alamıyorum, sıkıştım kaldım.. 

Eşimle de durumlar aynı, ne batıyoruz ne de çıkıyoruz. Terapilere devam.. Kendisi şu anda Kanarya Adalarında 8 gün kafa dinleme, yürüyüş ve kamp yapma tatiline yoğun hazırlıkla meşgûl... Zavallı yorgun insan, dinlenir inşallaaaaah... :P


Sosyal mekanizmalarımda biraz değişiklikler oldu. Yakın sandığım birkaç kişinin beni hiç sallamadığını, dertli olduğumu göre göre hiç arayıp sormadığını fark ettim ve biraz kendimi çektim. Üstelik biri 40 senelik arkadaşım! Fakat bu durumun iyi bir tarafı da oldu; belki de birileri çıktığı için, hayatıma yeni insanlar da girdi! Tabii ki bunlara henüz "arkadaşım" diyemem ama varlıkları bana neşe ve huzur veren birkaç insanla görüşüyorum, hafif ve keyifli hisler yaşıyorum, gerisini de düşünmüyorum. Bakalım neler olacak :) Belli yaştan sonra hakikaten hayat tiyatro sahnesi gibi; insanlar geliyooooor, geçiyor... Hatta koca ve çocuklar bile gelip geçici diye düşünmeli belki.. İnsan kendisiyle mutluysa, bence en güzeli...


İş aynı ve iyi ki var. Kesinlikle beni hayata bağlayan bir mekanizmam.. İşte de aynen sosyal hayatımdaki gibi oldu. Bazı danışanlarla çalışmamızı bitirdik, bu sayede birkaç yeni danışan alabildim. Birkaç aydır bekleyenler vardı ve biri de bir gün önce başvurdu ve kapasitem açılmıştı :) şansa bak dedim kendi kendime. İnsanların kısmeti gerçekten çok ilginç, kimisi aylarca bekliyor kimisi sadece 1 gece! Hayatın oyunları işte, her alanda böyledir bu şakacı hayat.... İstersin olmaz, beklemediğin anda hızlıca oluverir işin, belki de gerçekten herşeyin bizim dışımızda işleyen bir zaman mekanizması var.... Sabır, intizar ve tevekkül; çok düşünülesi kavramlar gerçekten...


Havaların güzelleşmesiyle, boş vakitlerime yeni bir hobi girdi. Aslında yeni değil de, sezonluk diyelim: bahçecilik.. Çimi yenilediğimi sanmıştım ama keratalar çıkmadı, sanırım hava henüz tam ısınmadan ekmişim. En baştan uğraşmak gerekecek ama keyifli bir uğraş.. Bir komşu var, bak buraya foto ekleyeceğim. Bu nasıl bir çim yahu??? Mükemmel renk, boy, resmen fotoşop yapmış gibiler bahçeye. Adamlar ya mükemmelliyetçi ve tırnak makasıyla cımbızla falan bahçecilik yapıyorlar ya da ...? Bilmiyorum bunun sırrı nedir :))) Bizim bahçe ise aynen benim gibi: kaotik, yer yer bozuk ve aksak ama doğal, samimi ve en güzeli de üzerinde sürekli hoplanıp zıplanıyor.. Bu mükemmel bahçenin neredeyse her gün önünden geçiyorum, daha 1 defa bile bahçeye çıkmış birine rastlamadım! "Göstermelik yaşamak" bu olsa gerek!


2 aydır yüzüyorum. Yeniden başladım. Havuzlar bana göre çok soğuk bu Almanya'da, hızla yüzüp çıkmam gerekiyor ama haftada bir gitmeye ve aquagym denen harikalığa katılmaya çalışıyorum.. Masaja gittim biliyorsun ama sanırım fayda görebilmek için sürekli gitmek lazım. Cebimdeki akrep onay vermedi :)) Şaka maka bu sıra biraz kemerleri sıkmam gerekiyor, çocukların spor müzik kursları ve terapi harcamaları çok fazlalaştı.. Yine kendimi öne alamadım işte ama hani derler ya boğazımdan geçmiyor, benim de cebimden geçmiyor işte... Olanı çocuklara harcıyorum bu sıra....


Gelelim önümüzdeki 3 aylık hedeflerime:

1. Bedensel: Her gün 10.000 adım atabilmiş olmak istiyorum. Yüzmeye devam etmek istiyorum. Peri(menopoz) Hanım'ın sıkıntılarını hafifletmek için tedavimin tam oturmasını ve fayda görmeye başlamayı, iniş çıkışlarımın çok sert olmamasını, daha dengeli hissedebilmeyi umuyorum.


2. Bilişsel: Mesleki web sayfamı yenilemek ve aldığım eğitimin ilk senesini başarıyla bitirmiş olmak istiyorum.. 


3. Maneviyat konusunda da pek bir şey yapamadım. Sabahları güneşi selamlayıp, uyanabildiğim her gün için şükrediyorum, gece de uyumadan önce duamı ediyorum ve gün içindeki güzel bir ânı hatırlamaya çalışıyorum ama biraz daha eğilesim var sanki maneviyata.... 

4. Bir de evet, hâlâ "verimli olmak" ve "başarı" konuları çok sıkıntılı bende. Ne kadar üzerinde çalışsam da çocukluğumun yarış atı psikolojisi ve travmaları bu konuları aşmama engel oluyor.. Bunları düşünüp durmak yerine "keyifli, eğlenceli, hafif" olmak istiyorum. Ne yapmalı ki? Bir şey lazım katalizör olabilecek.....


Bu mevsimlik de bu kadar... Haziran sonu, bahar sonrası ve yaz başı durum bildiriminde görüşmek üzere :) Hepimize hem verimli hem de keyifli, iyi sağlıklı ve bol bol güzel anlar biriktirmeli bir bahar diliyorum! Fotoğraflar bu haftadan, henüz yeni çiçeklendik biz ve güneşli bir gün çekerim diye bekleye bekleye 10 gün bekledim, hâlâ da güneşi göremedim :))) Karanlık havalarda hatta gece gece çektiğim fotoğraflarla idare ediciyz artık bu bahar kusura bakmayın, güneş yok ne yapayım......