28 Eylül 2026 Pazartesi

Canım Mo. ve herkesin bir derdi var işte..

Sabah L.'ı okula bıraktıktan sonra Havhavcan'la yürümeye devam ederken, bir de baktım karşıdan Mo. geliyor. Kulağında kulaklıklar, suratı asık, omuzları çökmüş... Beni görünce yüzü güldü, ben de hemen "You look like you need a hug!" dedim ve sarıldım ona sıkı sıkı. 

Başladı ağlamaya. 

Oğlanlar... Oğlanlarımız..... Bende artı bir de kız. Fazla söze gerek yok; kısaca: pof.

Ulan annelik, yeminle sen bize ne yapıyorsun ya? Tipik bir İspanyol (neşeli, rahat) Mo.'yu bile tarumar etmiş, silkelemiş, posasını bırakmışsın! Yapma böyle rica ederim ya... Perişan ettin hepimizi. 

Şöyle söyleyeyim. Ormanda Havhavcan'ın assssla ve kat'a girmek istemediği bir bölge var. Önceleri "haydaa neden istemiyor buraya yürümek, başına bi iş de gelmedi, neden korkuyor?" diye düşünüyordum, bir gün ampül yandı kafamda. Geçen sene hep ormanın o noktasında hüngür hüngür ağlardım ben, böyle haftada bir, bilemedin 10 günde bir.... Ama hep aynı nokta.. Havhavcan da öğrenmiş, "burda bi yamukluk var, gitmeyelim buraya" diyor canım ya..... Poooof pof.

Neyse. Sakin. Başarabiliriz. Az kaldı, yani 25 sene falan :))))

Hamiş. Kanbağı'sız cağnım kuzenim Natalia'nın yolladığı ve bilgisayarımın arka yüzü yaptığım şu güzide eser ile bitirelim yazımızı. Az kaldı, Allahım bizi topluca, sağlık ve selamet ile Hold on evresinden Fuck it evresine tez vakitte ulaştır inşallaaaah, amin :))