Önümde planlanmadan açılmış bir saatlik bir boşluk var çünkü planladığım gibi analizden önce yüzmek için havuza gitmedim. Çünkü içim üşüyor bu sabah. Havuza girmek değil de, çıkmak fikri içimi daha da üşütüyor. O nedenle ani bir kararla, havuzun kapısından u dönüşü yapıp, havuzun karşısındaki cafe’ye oturuverdim. Bir papatya çayı söyledim, etrafa bakındım, sonra da canım sana yazmak istedi.
Hayır bu erteleme değil. Havuza gitmeyi çok seviyorum. Bugün olmasa yarın giderim mutlaka. Fakat bugün değil. Bugün bir papatya çayı arası vermek istedim, hayata. Biraz düşünmek. Sabahki aile terapisinde birden dank eden, bu yaz ne kadar büyük ve aslında geri dönülemez bir karar almış olduğum gerçeğini düşünmek. Bu sanki şey gibi; güneşe çıkmışsın ve gözlerin kamaşmış, cesaret edip de bir süre açamamışsın gözlerini ama açtığında… Ah açtığında..
Şunu gördüm bir dergide. Sen de gör istedim.
Çay bitti. Hayata (ve fırsat buldukça hayâl etmeye) devam..

