Ortaya çıkanlar şaşırtıcı ve hayranlık verici. Ama beni en çok etkileyen, iki ifade arasındaki belirgin farklar. Şöyle ki, "şanslı an" portrelerinde belirgin bir rahatlama, dudaklarda hafif bir gülümseme, durgun bir ifade var. Tüm portrelerde gözleri kapalı tüm o insanlar şanslı bir anlarını hatırlamış, o anı tekrar yaşayabilmiş, tüm içtenlikleriyle sanatçıya yansıtabilmiş. Öteyandan, "aşk nedir?" portreleri belirgin bir biçimde gergin, dudaklar kısılmış, kaşlar hafif çatılmış ya da tamamen boş bir yüz ifadesi var.
Arkadaşıma gözle görülür bu farkın nedenini sordum; acaba insanlar aşkı olumsuz ya da çift yönlü duygularla mı yaşıyorlar, bu ifadelerine bu şekilde mi yansıyor? Yoksa dümdüz yaşanan hayatın içinde birden biri "aşk nedir?" diye sorduğunda, aslında kafaları mı karışıyor, dolayısıyla yüzde beliren o "ne bileyim ben?" ifadesi mi? Tabii bir de "aşk" ile "sevgi" kelimesinin Alman dilindeki anlambilimsel kaosunu da düşünmek lazım, çünkü İngilizce'deki gibi bu dilde de her iki kelime için tek bir kelime kullanılıyor. Dolayısıyla "şans" ve "sevgi" kelimelerindeki olumlu havaya karşılık "aşk"; aslında daha çok tutku, acı çekme, hatta bazen akıntıya karşı kürek çekme gibi nötr ya da olumsuz kavramlarla ilişkilendiriliyor. Bu da birebir anlık ifadelere yansımış. Kısa gecenin karı; nörolinguistik açıdan hoş bir tartışma oldu..
Münih'te yaşıyorsanız ve sergiyi görmek isterseniz şu adreste bulabilirsiniz:
"Glück Liebe - Severin Vogl, Portraitserien zu Glück und Liebe;
25.11./11.12.2011 (Cts saat 15-18, Pazar 10-12, 15-18 arası)
St.Raphael Kilisesi Sergi Salonu, Lechelstr.54, Münih".
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder