22 Nisan 2020 Çarşamba

Hastane ve yokluk psikolojisi

Bir süredir yazamadım. Eşim hastanedeydi. Çünkü yeniden, hastalığın ilk belirtisini gösterdiği 13 Mart'tan bu yana yani tam 40 gün sonra yeniden, hafta başı nefes alamamaya ve 15 adımlık merdiveni çıkarken bile nefessiz kalmaya başladı. 15'er gün arayla yapılan testlerden iki negatif gelmedikçe hiç bir doktor ve klinik kabul etmiyor. Ya evde idare edeceksin, ya da 112'yi arayacaksın. Biz 3. şıkkı kullandık: onu ve ne olur ne olmaz diye hazırladığımız ufak hastane çantasını hastane kapısına bıraktım (benim girmeme izin vermediler) ve çocuklarla eve döndüm.

Tahmin edersiniz ki, oldukça sinir bozucu bir süreç. Çocuklarla gün içinde fazla düşünmedim ama gece onları yatırıp dişlerimi fırçalamaya gidince, bardakta tek başına kalmış fırçamı da görünce.. Of..

Bu süreçte bir çok insan en sevdiklerini kaybetti. Benim yakın bir arkadaşım, iki tanıdığım, çok sevdiğim insanların yakınları, tanıdıkları.. O an dank ediyor işte, tek başına kalmış fırçayı görünce. Daha geçen gün saçma sapan nedenlerle "elimde kalıcak valla" dediğim adamı çok özledim. Bir yandan da kızdım tabii, benim sözümü dinlememeye inat etmesine. İyileştim sanıp sabahları koşuya çıkmasına, hareketli yapısı nedeniyle bir türlü oturup dinlenmemesine. İşi, şirketi çok fazla kafasına takıp deli gibi sabah 8 akşam 5 çalışmasına. Sinirlendim yalan yok.... Yüzyılın hastalığını geçirdin, bir dur soluklan değil mi... Batarsa da batsın şirket ya, herkes batıyor zaten, nasıl batarsak öyle de çıkmayı biliriz evelallah.. Canından önemli mi? Ama anlat anlatabilirsen.


Eşim yoğun bakıma alınmadı ama 24 saat hastanede müşaade altında kaldı çünkü ciğerlerinde emboli ihtimali vardı ve bu ölüm riski olan bir durum. Aynen arkadaşımızın başına geldiği gibi hiçbirşeyim yok diye normal hayatına devam ediyorsun, birden karnında bir ağrı, nefes darlığı, haydi hastaneye gideyim, bir de bakıyorlar ciğerler berbat, biri tamamen sönmüş, yoğun bakım, solunum cihazı derken küt. Gitti.. Nasıl bir hastalık bu, hiç mi belirti vermez, bu kadar mı hızlı ağırlaşır? Hayır olumlu yaklaşayım diyorum ama....

Malesef az rastlanan bir durum da değil. Özellikle astım hastası olması riski arttırıyor. Neyse ki emin ellerde. Ama o tek başına duran diş fırçası var ya.... Of.

*

Şimdi eve geldi. İyi. Burundan oksijen desteği ve serumla kurtardı yani. Çok şükür. Ama hala nefesı tıkanıyor ve hastane de tam ne olduğunu çözemediği için tam teşekküllü bir ciğer kontrolünden geçecek, randevusu yarın. Şimdi evde yatıyor. Dinleniyor. Ben de kendimi oyalamak ve olasılıkları düşünmemek için kendime iş icad ediyorum. Çünkü evet çocuklar, gece devam ettirdiğim terapi seanslarım ve ev işleri yetmiyor! Az geliyor. Çünkü manyağın biriyim. Ama neden bir sor: Yokluk psikolojisi.


Size de oluyor mu? Sanki her gün birbirinin aynı gibi gelmeye başladı bana. Aynı saatte kalk, aynı aktiviteleri yap, aynı şeyleri düşün ve en kötüsü de; sadece aynı insanları gör. Tekrar eden rutinde insanın bilişsel ve entelektüel anlamda gelişmesi çok zor. Çok ciddi bir yıkımla karşı karşıyayız: bilişsel anlamda hamlamaya başladık... Bunu bu bloğa yazdıklarımdan da anlayabiliyorum. Hep havadan sudan anlık olaylardan muhabbet edip, bir türlü derine giremiyorum.

1,5 aya yaklaşan kısıtlı yaşam deneyimi ve rutin yapılan işler; düşünsel esnekliğimizi, problem çözme becerimizi ve yeniliklere açık bakış açımızı ciddi derecede köreltiyor. Sanki içten içe yaşlanmaya başladık.. Üstelik umutsuz ve mutsuz bir yaşlanma süreci bu. Siz de böyle hissediyor musunuz?

Beynimi aktif tutabilmek için bilmediğim konularda okumaya, ilgimi çekmeyen konularda bir şeyler öğrenmeye ve bunları birileriyle - özellikle de tanımadığım ve bana farklı bir soluk, yorum katabilecek farklı birileriyle paylaşmaya çalışıyorum. Podcast, felsefe, alakasız konulardaki Ted Talks; bana en iyi gelenler. Terapistler olarak vaka toplantılarımızı Zoom üzerinden devam ettiriyoruz, süpervizörüm de 80 yaşına yaklaşmasına rağmen halâ aktif. Eh danışanlarım da çok renkli insanlar gerçekten yaşam boyu eğitim oluyor bana mesleğim.. Ama son zamanlarda konular hep aynı, endişeler depresyon nedenleri ve umutsuzluklar hep aynı. Sanki hayat rutine bağlanınca insanın psikolojik sorunları da, terapistin yaklaşımı da kısırdöngüye itiliyor.


Resmen aynı insanları görmekten bunaldım!  İlham alacağım yerler belli benim, tamam bazı hayat öğretmenleri, kitaplar ve düşünmeyi öğrenme sistemleri insana hayat yolunda tek başına bile olsa çok fazla bilgi katıyor ama hayatı asıl öğreten sokaktaki insanlar, gündelik konular, deneyim yani. E onlar da bu kadar kısıtlıyken....

Resmen insan özlüyorum! Tam bu işte. Tanımadığım, yabancı insanların, hayatıma hiç girmese de kenarından köşesinden geçen figüranların hatta gölgelerin eksikliğini hissediyorum! Yokluk psikolojisi: insan ve deneyim açlığı!

Size de oluyor mu? Nasıl başa çıkıyorsunuz?

Foto: Boşalan şehirler..

38 yorum:

  1. Merhaba,

    Çok geçmiş olsun ama şuna inananın eşiniz iyi olacak, bugünler geçecek, sadece kötü anı olarak aklınızın bir köşesinde kalacak. Kalpten diliyorum...

    Daha dün kardeşimle telefonda konuşurken bu düzene alıştığımı, her şeyin belirli bir raya oturduğunu söylüyordum, iyi hissediyordum. Bugün pijamalarımı bile çıkarmadım, bir şey yapmak istememe modundayım. Şebnem Ferah'ın "Eski" isimli bir parçası var, o aklımda sürekli. "Sıradan basit bir günün uğruna
    hiç dua etmemiş, hiç yalvarmamıştım..."

    Sevgiler,
    Derya

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. <3 Çok teşekkür ederim Derya. Hepimizin iniş çıkışları oluyor, ben de zaten sağlıkla sınanmaktan hiç hazzetmem, bu dönemde zorlanıyorum ama dediğiniz gibi, ben de inanıyorum geçecek bu günler çok yakında. Sıradan basit günlere kavuşmak dileğiyle..

      Sil
  2. Öncelikle çok geçmiş olsun, dilerim en kısa zamanda geçip gider. Bizi merakta bırakmayın bilgi verin.
    Ve söyleyeyim hepimiz aynı durumdayız, başa çıkamıyoruz, dibe vurup vurup yüze çıkmaya çalışıyoruz. Her sabah göğsümün üstünde bir öküzle uyanıyor. Ankara'da çocuklar ne yaptı, kardeşim ne durumda, babam nasıl ki? Hepsinden günlük rapor almadan elim bir şeye gitmiyor. Bu böyle çekilir dert değil, bilmiyorum, şarkıdaki gibi "oynatmaya az kaldı". Dişe dokunur, iyi hissettiren küçücuk bir habere bile muhtacız. Tekrar geçmiş olsun, iyi haberler almak dileğiyle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim sevgili Leylak Dalı. Vereceğim, evde yatıyor dinleniyor bu akşam geniş kapsamlı bir ciğer kontrolünden geçecek..
      Çok haklısınız hepimiz aynı durumdayız, hele bizden uzakta sevdiklerimizi düşünmek ah hiç açmayın o konuyu...
      Evet güzel haberle çoğalsın inşallah! Bir tane ben vereyim: Almanya'da aşı için insan deneyleri başladı :)

      Sil
  3. Çok geçmiş olsun. Acil şifalar dilerim. Benzer duygulara sahibiz. Bizde köyde bir evimiz var. Kazan ile Kızılcahamam arasında eve yetmiş km uzaklıkta şimdi sobayı yaktık. Bahçede çuha ve menekşeler coşmuş. Bir buçuk iki aya yakın gelmemişti. Ben ölmüştür diye düşündüm. Tırnak ve petunya getirdim ekmek için. Birde tohumlar. Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler Parıldayan Çiçek. O yazdıklarınız inanın gözümün önüne geldi ve beni çok mutlu etti bu görüntü. Keyifle dikin bize de fotoğraflarını gösterin!

      Sil
  4. Geçmiş olsun ve bu sefer son bulsun dilerim. Ne biçim bir hastalık anlayan yok. Dediğiniz gibi ne belirtileri belli ne sonuçları. Ayakta gidenler, haftalarca sürünenler... Korkunç gerçekten. İnsan özlüyorum demişsiniz ya hani, ben mesela Starbucks şubemde çalışanları özlediğimi farkettim. Kahvemi hazırlarken günaydınlaşan, halimi hatrımı soran çok temiz insanlardı. Umarım iyilerdir şuanda. Hastalığı geçiren ve çevresinden dolanan insanların yanında kötüyüm demek çok bencilce geliyor ama ben pek başa çıkamıyorum artık kapatılmışlık hissiyle. Tek isteğim insanlığın kurtuluşu. Sağlıcakla kalın :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim! Ya sormayın aynen, gazete bayiini, arada gittiğim öğle yemeği aldığım sandviççide çalışan ergen kızı falan özlüyorum, nasıllar merak ediyorum. Dün sırf bu ihtiyaçtan kızımın haftada bir gittiği spor hocasını internetten stalk'layıp vallahi "nasılsınız x bey, sizi özledik" falan yazdım, adamcağız 65+..
      Kötüyüm demeyi ben de hiç sevmem, çok şükür, her zaman bir olumlu yan bulunur enünde sonunda ama dediğiniz gibi bu sosyal yalıtım, bu tekdüzelik beni de içten içe yemeye başladı.
      Aman siz de...

      Sil
  5. Çok geçmiş olsun. O tek diş fırçasını okuyunca sanırım anladım ben de ne demek olabileceğini. Bu süreci nasıl anlattığımız konusunda cevap yazmak istedim ya, ne bileyim belki iyi gelir.. Ben kişisel ve bolca psikolojik sebeplerden dolayı evde mutlu olan bi insanım. Yani insansız bi iş aradım buldum, şimdi o işi de evden yapıyorum diye çok mutluyum, bi şekilde atölyeye çağıracaklar diye tedirgin oluyorum arada. O yüzden sanırım insan özlemiyorum. Derinlikli düşünme konusunda da normal hayatımdan çok farklı değil hayatım. Normalde de bu kadar derinlere girmiyor, beynimi çok geliştirmeye uğraşmıyor olabilirim, yani normalle bi fark hissetmediğime göre bu bunun göstergesi olabilir, emin olamadım şimdi. analitik zekamın bi şekilde zayıfladığını hissediyorum arada bir, orası kesin. Neyse, kafamı kullandığımı hissettiğim zamanlar da oluyor. Sesli kitap dinliyorum bol bol. İşim kafamı kullanmamı gerektirmediği için dinlememe imkan tanıyor. Rus klasiklerinin birçoğunu dinledim sanırım. İyi bi kitapsa iyi geliyor kesinlikle. Romanlar dışında da sesli kitaplar var bir sürü. Onun dışında da podcast dinliyorum tabi. Eskiden de oyun oynadığımız arkadaşlarla oyun oynamaya çalışıyoruz online olarak. İdealini bulamadık henüz ama uğraşıyoruz. Eeee daha daha napıyosun, muhabbetinden daha iyi oluyor bence oyun oynamak.

    İşte böyle, işe yarar bi şey dedim mi bilmiyorum:)
    Selamlar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya tek fırçayla uzun süre yaşadım, trajik bir durum yok (hatta bazen fazla aileye maruz kalmak delirtince özlüyorum o tek fırçalı günlerimi) ama bu ne bileyim birden kötü çarptı. Üstelik gelince "ay dokundurma şu sulu fırçanı benim fırçama ıyyy" ayarı çekeceğimi bile bile :)
      İşte analitik zeka, bilişsel süreçlerin hızı ve esnekliği, ben de onu hissediyorum. Sanki kullanılmayan alanlar gevşemeye başladı.. Sanatla mı uğraşıyorsunuz? Acaba sanatın onarıcı ve özünde tekil ama genele yayılan etkisi mi dengede tutuyor? Kim bilir...
      Ay oyun evet, yetişkinlerin de oyuna ne çok ihtiyacı var değil mi? Çok şey dediniz işe yarar :) Sevgiler

      Sil
    2. :) Sanat değil, elişleriyle uğraşıyorum ben. Bileklik üreten bi firmada işçiyim. Evde de örgü örüyorum. O yüzden sesli kitap vs dinlemeye çok vaktim oluyor. Elişinin de onarıcı bi etkisi var tabi. Benim yaptığım işler sanat kadar yaratıcı ürünler değil ama zihnimi çalıştırmamı sağladığı kesin. Ya bi patterne bakarak onu anlamaya ve uygulamaya çalışıyorum, ya da patternsiz, kendim bi şeyler ortaya çıkarmaya çalışıyorum. İkincisi kesinlikle daha zevkli ve daha tatmin edici ama her zaman olmuyor, zihin her zaman o şekilde çalışmıyor ne yazık ki. Ama yakaladığımda süper bi şey. Bugün yakaladım da, coşkuluyum o yüzden azıcık:)

      Oyunlar gerçekten iyi. Bu karantina günlerinde siz napıyorsunuz diye konuşmaktan sıkıldım gerçekten, zaten çok bi seçenek yok, sürekli aynı şeyleri tekrarlayıp duruyoruz. O yüzden iyi özellikle de.

      Umarım işe yarar burda yorumlarda okuduklarınız, sağlık işleriniz de yoluna girer... Selamlar

      Sil
    3. Örgü örmek artık bir terapi yöntemi olarak kabul edildi biliyor musunuz :) yaratabilmek ne güzel...

      Sil
  6. Çok geçmiş olsun öncelikle. Umarım kısa zamanda tamamen kurtulursunuz bu illetten. Sokakları ve kalabalık şehirleri çok severim. Beni besler ve enerji verirler. Bu yüzden tam bir İstanbul aşığıyım. Bütün gün sokakta dolaşabilirim amaçsızca. .Evde sıkılmasam da dışarııyı çok özledim tabii ki. Ancak büyük ölçüde sakin ve evhamsızım. Yalnız yaşamama rağmen hiç bunalmadım ayrıca. Burada şöyle bir tesbitim var. Ben ailemde özellikle son 10 yılda çok fazla hastalık ve büyük ameliyat gördüm. Bu süreçte evimi, çok sevdiğim İstanbul’u bırakıp yakınlarımla bazen 4-5 hafta ilgilenmek zorunda kaldım, kendime ait bir hayatım olmadan, ki çok daha zordu. Stres ve endişe de cabası. Şu an en azından evimdeyim ve canım ne isterse onu yapıyorum. Devam eden bir hastalık süreci nedeniyle zaten bir sürü endişem var 1 yıldır. Özetle şunu çok merak ediyorum. Zaten bir süredir hastalıkla boğuşalar, mesela belki Alzheimirlı yakınlarına bakanlar, hastanede komada aylardır yatan hastası, engelli çocuğu, vs, olanlar bu süreçte gerçekten daha kaygılı olabilir mi ? Yoksa benim gibi evinde güvenle oturup çok daha kötülerini yaşadık diye sakin olabiliyorlar mı ? Bazen çok kaygılananların daha büyük bir sorunu hiç yaşamamış olduğunu düşünüyorum. Muhtemelen biraz acımasızım bu konuda.
    İnsan ve deneyim açlığı konusunda ise çok haklısın. Bu konuda tabii ki internet ve bolca okumak iyi geliyor. Başka da çaresi yok sanırım. Instagramı tavsiye ederim, takip ettiğim bir sürü insan bana gerçek tanıdıklarımdan daha iyi geliyor bazen. Işın

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Işın <3
      Sanırım siz bir nevi koruyucu kalkan" geliştirmişsiniz zaman içinde yaşadığınız zorluklarla.
      İnanın ben de onu merak ediyorum, o nedenle imkanlarım elverdiğince mesela benim desteğime ihtiyaç duyan danışanlarımı bırakmadım. Yoksa yorgunluktan yığılacak gibi oluyorum bazen akşamları ama karşımdaki insana iyi geleceksem, hiç düşünmüyorum da. Biraz "yardım etme davranışının psikolojideki olumlu etkisi" de söz konusu sanırım bu günlerde.
      Instagram bana zaman kaybı gibi geldi hep, pek ısınamadım.. Ama ben de zoom, marco polo ve hatta whatsapp ile her gün bir sevdiğimi mutlaka arıyorum, çok iyi geliyor haklısınız :)

      Sil
  7. Ben de insan özlüyorum. Okuldaki öğretmen arkadaşlarımı çok özledim. Konuşmayı, sohbet etmeyi, başka hayatları, başka fikirleri, başka hayalleri duymayı, birini ilgiyle dinlemeyi çok özledim. Başa çıkamıyorum. Blogtan bloga dolaşıyorum. Sevdiğim bloggerlar bir şey yazsın diye bekliyorum. Instagramda storylere bakıyorum başka hikayeler görmek için... Başa çıkamıyorum :( İnanılmaz bir açlık hissediyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay ben seni de özlüyorum halbuki devamlı konuşuyoruz gün içinde :D "Yeni birini ilgiyle dinlemek" durumu var ama haklısın, yeni bir soluk gibi, aslında normalde haftada 3-5 yeni insana rastlıyor ve bu açlığı gideriyorsun ama şimdi nerde kime rastlayacaksın.
      Ay çok komik ama dur. Ben haftada 1 alışveriş yaptığım marketin güvenlik görevlisiyle kanka oldum adamla baya "bu hafta nasıldınız" muhabberi yapmaya başladık 3 haftadır :D Ay çok seviyorum onu ya pazartesileri iple çekiyorum, tonton çok tatlı bir İtalyan adam, memleketimden tonton bakkal amca hissiyatı....

      Sil
    2. Yaşasın tonton amcalar :) Yaşasın bakkal amca hissiyatı! Benim için de hatta hepimiz için sıcacık gülümse sen her zamanki gibi o amcaya <3 Ben de Migros'taki kasiyer kızla sohbet ediyorum. Hopa küçük ya tanıyor beni hemen, "Hocam nasılsınız, Arya nasıl?" diyor. Sonra daldan dala öyle 5-10 dk sohbet ediyoruz tabi eğer kasada sıra yoksa. Gittiğimde o kız yoksa kasada üzülüyorum resmen :)

      Sil
  8. Kalabalığı özlediğimi hiç sanmıyorum.Tenhaların insanıydım her zaman.Az insan ,öz insan ve tabii en başta aile. Çocuklarım ayrı yerlerde okuyor ve yaşıyordu.Şimdi yanımızdalar.Özlem gideriyorum, yine gidecekler/gidip hayatlarına devam etsinler/diye dua ediyorum.Önlerinde güzel bir hayat olsun istiyorum. Sadece onlarla olmak şu an bana yetiyor.Başkasını hiç aramıyorum.
    Eşinize çok geçmiş olsun.Gerçekten bilinmeyenlerle dolu bir hastalık.
    Bir arkadaşımın annesi pozitif çıktı,15 gün karantinaya girdiler, lakin hiç belirtileri yok. Duyumlar ,yaşanılanlar tedirgin olmayacak gibi değil. Hepimize sağlıklı günler çabuk gelsin inşallah.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mehtap ben sizin çocuklarınız küçük sanıyordum :) Çok şaşırdım. Ne güzel gelip gitmeleri... Ay keşke ben de annemlere kavuşabilsem çok özledim :(
      Arkadaşınıza çok çok geçmiş olsun, lütfen dinlensin, hiç bir belirti olmadan geçirdim derken derken birden insan ağırlaşabiliyor, çok hafife almamalı aman aman (ay pardon ya ben de corona uzmanı mahalle teyzeleri gibi bi an kaptırdım)

      Sil
  9. Geçmiş olsun Sevgili C. ♥ Umarım ciğer kontrolü de temiz çıkar. Bu hastalığın enini boyunu tam olarak anladığımız gün içim çok rahatlayacak.

    Ben en çok şehirde bir yerden bir yere yürümeyi özledim. Kafeye, lokantaya gidip herkesle bir arada oturmayı özlüyorum bazen, insan seslerini filan. Arkadaşlarımla bir şeyler yapmayı çok isterdim, iki aydır görüşmedik, cesaret edemiyorum kimsenin evine gitmeye.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağol Fermina. Bu akşam gidecek, umarım. Ya ben de! Mesela biri diyor tamam immünsün sal gitsin, diğeri diyor aman dikkat 2-3 hafta immün olabilirsin sonrası riskli ya da 2 sene immünsün ay bi karar verin ya.. Bir de mutsuz bilginler var, "asla hiçbir şey eskisi gibi olmayacak" ayyyy.. Yaz tatilini iptal edin dedi biri dün, ben otur ağla. Yaz tatili demek çünkü beachlerde arz-ı endam eylemekten çok annemle babamı görebilme umudu demek :( Ne alırsın elimden bu umudu be adam. Daha ağustosa çooook var bi sus ya.
      Bak haftaya bize gelebilirsin hahaha Aile dışında 1 kişiye izin geldi, sen ya da kayınvalide seçiminde oyum hiç düşünmeden sen yani hahaha

      Sil
  10. Ceren'cim cok üzüldüm. Bir sürü sey atlatmissiniz. Cok gecmis olsun, bundan sonraki süreç iyi olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler Zeynepçim evet ya zorlandık biraz ama toparlıyoruz yavaş yavaş. Siz nasılsınız, aynı ülkede ama eyaletler arası büyük farklılıklar içindeyiz...

      Sil
  11. Nasıl şaşırdım şimdi. Çok geçmiş olsun. Eşin bir güzelce atlatmıştı bu illeti yine atlatır, içini serin tut. TV haberlerinde 90'lık nineleri taburcu ediyorlar koronadan. Kaçıncı dede nine oldu böyle.

    Bahsettiğin şekilde hayat çok sıkıcı ama yapacak bir şey yok. ''Hiç değilse kimsenin ayrıcalığı yok, herkes aynı durumda'' minvalinde düşünüyor, hemen yepyeni bir işe odaklanıyorum. Elişi, yemek, film izlemek, bulmaca, en çok da Twitter:)) Tam odaklanamadığım kitap okumak var her nedense. Bugünler geçecek mutlaka. Eşin de iyileşir yakın zamanda, hiç merak etme. Ok?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya 90'lıklar benim de dikkatimi çekti. Hatta hemen yazdım kesin 90'dan sonra yenilenen bir şey var vücutta (bilirsin 100'den sonra da dişler yeniden çıkıyor!) ve bu bağışıklığı arttırıyor diye.. Benim "teorilerim" ünlüdür zaten :)
      Bugün sözümü çok güzel tutuyor, hep yatakta :) Mutluyum o nedenle. İnşallah akşama da iyi haberler gelir ciğerlerden, rahatlarız.

      Sil
    2. Hahha:)) Süt dişi çıkaran dedeleri biliyordum tabii. Aslında insan ömrü 150 yıla programlıymış. Genler artı kendi çabalarımız sonucu uzayıp kısalabiliyormuş:) Dişlerden sonra saçları da çıkar mı o dede/ninelerin acep? Ciltleri de yenilesin bebek gibi olsun bencee:)))
      Şaka bir yana en ağır geçirenler bile taburcu oluyor. Yoğun bakımda 1 aydır yatan, durumu çok ağır bir program sunucusu vardı. O da taburcu oldu 3-4 gün önce..
      Şahane haberler gelsin inşallah akşama;)

      Sil
  12. Geçmiş olsun ceren, çok yakında bitsin gitsin inşallah.

    Nedense seninle benzer gidiyor duygusal değişikliklerimiz, senin bu özlemlerini yaşadığın günlerde sanırım ben de aynı durumdaydım. Salı günü özellikle resmen çöktüm. Sebebi bilişsel kolumu öyle uzun zamandır kullanamıyor olmanın verdiği durum. Eşime dedim o kadar daraldım ki üretmek istiyorum beynim pelteleşti artık o derece. Tüm gün aynı şeyleri yapıyorum, iyiyiz sağlıklıyız ama kendimi ihmal edince böyle oluyor işte. Yeniden günlük programımızı şekillendirdik ve günde iki saat bana serbest zaman ayarladık. Ve bugün istediğim gibi kullandım (sosyal medyada harcamadım tabi araştırma yaptım) nasıl iyi geldi anlatamam. Kitaptır, podcasttir, mesleğe yönelik okumalardır kesinlikle zihne çok iyi geliyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen, çok iyi anlıyoruz biz birbirimizi.. Öpüyorum seni.

      Sil
  13. Çok geçmiş olsun. Artık bunalmaya başladık. Koronadan korunalım derken kafayı yemezsek iyi :)

    YanıtlaSil
  14. Geçmiş olsun. Hastalığı atlatınca bir süre dinlenilmesi gerektiğini söylüyorlar. Biraz daha sabır gerekecek sanırım. Ama yaza şahane gireceksiniz.
    Bu sürecin bilişsel ve entelektüel anlamda artı değer katacağını ben de düşünmüyorum. Dış dünyaya kapanmışken yaratıcılığın arttırılması gerektiğini söyleyip insanlara farkında olmaksızın baskı uygulayanlara kızıyorum. Kitap okumanın dışında insanı hayal gücü açısından ve kültürel anlamda besleyen, diğer insanlarla olan ilişkileridir, sokaklardır, kafelerdir, müzelerdir, galerilerdir, sinema, tiyatro, konser salonlarıdır. Şu an toplanıp arkadaşlarımızla görüntülü sohbet yapsak da, dediğiniz gibi konuştuklarımız hep aynı şeyler. Eğer entelektüel birikimin yeterliyse ve endişeli bir ruh halinde değilsen belki yazmaya, çizmeye, üretmeye devam edersin ama yetersiz olanların bu saatten sonra, böylesi bir dönemde kendine bir şeyler katacağına inanmıyorum. Özellikle çocuklar için iyi olmadı bu salgın halleri. Uyaranlardan mahrum şekilde geçiyor zaman. Yine de yanılmayı isterim, dilerim istisnalar çoğunluktadır. Şu mahrumiyet günlerinin daha fazla uzamaması en büyük isteğim.
    Sevgiler C...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet herkes söylüyor, ben de söylüyorum ama bir kulaktan girip diğer kulaktan çıkıyor :( Ama sanırım son krizde kendisi de korktu artık uygular inşallah.
      Entelektüel çöküş konusunda ise, öğrenim kadar deneyimin de önemini anladık sanırım bu dönemde....

      Sil
  15. Ah çok üzüldüm olanlara, gerçi şimdi eve dönmesi büyük bir
    nimet. bundan sonra kendini zorlamasın, bir hastalık geçirmedik ama
    çok hareket edip kendimi yormaktan ve hastalanmaktan korkuyorum bu zamanda. bu sürecin belki daha başlarındayız. herkesin
    kendine göre savunma mekanzması var, her reçete herkese uygun
    olmuyor. Bana göre zaten en sevdiğim ailemle beraber olmak ve zaman
    geçirmekti. herkes odasına kapanınca asıl bunalıma giriyorum. her an
    birlikte birşeyler yapalım istiyorum tabi bunu isteyen bir benim,olmuyor yani. bunun dışında bugün ramazan başladı. tam bir ay evde özlediğim yoğunlukta ibadet yapacağım için heyecanlıyım.
    sahur, iftar birlikteliği, tutulan oruçlar, kılınan namazlar,
    okunan mukabeleler, dinlenen sohbetler çok. bunların yanında
    gündelik işler. oo sıkılmaya zaman yok benim açımdan.
    dediğim gibi her insanın hayatı yaşaması, yorumlaması farklı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet birkaç gündür kendisi de anladı sanırım, daha az zorluyor kendini. Bazı insanlar neden böyle bilmem.
      Pelinpembesi, bunu bir defa daha ifade etmiştin, ergenlik gerçekten aileden uzaklaşılan bir zaman ama dediğin gibi bu dönemde tam aksine insan iyice ailesini özlüyor, yanında bile olsa merak ediyor, yüzü asık görse endişeleniyor. Haklısın..
      Hayırlı Ramazanlar dilerim, ne olur dikkatli olun, burada "aman dikkat, bağışıklığı düşürmeyin oruç tutarken" diye salık veriyor sağlıkçılar ama, kendinizi dinleyin zorlamayın lütfen. benim için de Ramazan çok özel bir dönem. Ben oruç tutamıyorum ama tüm bu ay boyunca ben de düşünme egzersizleri ve okumalar yapıyor ve sevdiklerim için, genel için dualar ediyorum.. Umarım kabul olur dualarımız <3

      Sil
  16. Geçmiş olsun, zor bir durum sahiden, bu defa tamamen geçmiş olsun diyelim.
    Alakasız konularla uğraşmak iyi bir yöntem bence. Bir yandan da insanın gerçekten ilgili olduğu konuyla ilgili müthiş bir ipucu barındırabiliyor. Mesela hiç bilmediğiniz bahçecilikte insan psikolojisi üzerine bir bağlantı çıkabiliyor ya da tam tersi...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zihin dağıtırken bir de bakıyorsunuz yeni bir ilgi edinmişsiniz :))

      Sil
  17. Bloğunuzu Zeugmanın bloğuna yaptığınız yorumlardan öğrendim. Takibe aldım çünkü bu yazınızı bir solukta okudum. Duygularınızı dile getiriş şekliniz, olaylara bilimsel ve soğukkanlı yaklaşımınız en çokta içtenliğiniz hoşuma gitti. ben eski bloggerım ama ara vermiştim. Corona sonrası özlediğim yazma isteğim geri geldi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşgeldiniz Defne :) Beni motive ettiniz..

      Sil