18 Temmuz 2015 Cumartesi

Sade bir yaşam

Son 10 senedir yaşamımı sadeleştirmeye çalışıyorum. İlk olarak maddiyattan başladım, fazla eşyalarımı, kıyafetlerimi ayırıp, yeni ve güzel olanları yıkayıp güzelce paketleyip ihtiyacı olanlara, eskileri ise çöpe yolladım. Kıyafet verme konusu hassas bir konu, tekstil artık çok ucuz ve çeşitli olduğu için gerçekten değerli, yeni ve temiz kıyafetleri vermek ve ihtiyaç sahiplerini eskilerle rencide etmemek gerekiyor. Eşyalar daha kolay; hatırası olanları ayırdıktan sonra büyük eşyaların bir kısmı önce annemlerin alt katına, ordan yazlığa gitti. Büyük çöp poşetleri içinde geri dönüşüme gidenler de azımsanmayacak kadar fazlaydı. Ne çok "biriktirmişim", ne gereksiz yüklerle yaşamışım.. Evim, dolaplarım ferahladı; ruhum ferahladı. Senede bir yine maddi yüklerimden kurtuluyorum ama her geçen yıl daha da azalıyor yüklerim ve çöp poşetlerim. Çünkü sadeleşmeyi öğrenirken, ihtiyacım olanı almayı ve verimli kullanmayı öğrendim.

Sonra sıra geldi manevi yüklere.

Bu kısım daha zor, daha incelikli, daha duygusal. Her tek çocuk gibi ben de büyürken, kendi kendimle mutlu zaman geçirmeyi öğrendiğim kadar, aynı zamanda da kolay sosyalleşmeyi, çabuk arkadaş edinmeyi de öğrendim. Yaşamımın hiç bir döneminde kendimi yalnız hissettiğim, arkadaşsız kaldığım olmadı. Tuhaf ama insanlar bana çabuk ısınıyor, hatta sık sık yüzüme "sende çok tuhaf bir enerji var, odaya girince insanın gözünü alıyorsun" diyorlar. Ne mutlu bana. Ama bunu gerçekten tek çocuk olmaya ve ailemin beni eve tıkmak yerine "git bak orda senin yaşında bir çocuk var, tanış" diye destekleyip dışarı itelemelerine ve bir çok yaz okulu, kamp, sanat, spor aktivitesine yazdırmalarına da borçluyum. Bu sayede "ilk tanışma" konusunda çok erken uzmanlaştım, sonra yaşadığım bir çok ülkede de sıfırdan bir çok tanış, arkadaş hatta dost edinme deneyimim oldu. Çevremi kalabalıklaştırmak konusunda sıkıntım hiç olmadı. Fakat benim sıkıntım, özellikle de son 10 senenin "sadeleşme" hedefinde, çevremdeki bu insanların bir kısmından "ayrılmak" oldu. Yani sosyal anlamda sadeleşmek. Neden buna ihtiyaç duydum, çünkü insan yaş aldıkça aslında önemli olanın çok geniş bir çevre değil, samimi ve öz bir çevre olduğunu öğreniyor. İnsanın 15 tane "en yakın arkadaş"ı olmaz, olsa olsa 5 belki 7, o da yıllara yayılan, tortu gibi suyun dibinde kalan.. Bunu fark ettiğimde, aslında bir çok insanın beni yükseltmediğini, bana ağırlık verdiğini ve dibe çektiğini de fark ettim. Öyle insanlar var ki, ne yazık ki özünde ve sözünde çok farklılar, kendi komplekslerini sizin üstünüze atmaktan, sizi bir psikolojik yastık olarak kullanmaktan çekinmiyorlar. Dertsiz insan olur mu, olmaz, varsa da asıl derdi içinde saklıdır. Ama benim dediğim hep dert, hep olumsuzluk dinlediğiniz insanlar. İltifat bile almayı beceremeyenler, "yok kilo vermedim, yorgunum da süzgün gözüküyorumdur"cular.. Ya da daha kötüsü, sadece kendine değil, size etki etmeye çalışanlar, "bak sen böyle yapıyorsun ama doğrusu budur, böyle davran sen"ciler. Sizi olduğunuz gibi kabul edemeyenler, sizden değişim bekleyenler (ya da sizin onların değişmesini ummanız..)

Bunları hayatımdan bir bir çıkarttım. Bahane uydurup görüşmemek değil, o zaman insan sadece fiziksel ortamından çıkarıyor, aklından çıkaramıyor. Bizzat "kusura bakma, ben seni çok olumsuz buluyorum, şu an benim olumsuzluğa değil, umuda ihtiyacım var, bu şekilde bir dostluğu daha ileriye götüremeyeceğim" dedim kiminin yüzlerine. Acıttı mı, evet. Onu da beni de ama yapılması gerekiyordu. Bencilce görmüyorum. O insana daha önce bir çok şans vermiş, sırtınızda uzun yollar taşımış, olumsuzluğuna umut olmaya çalışmışsanız ve başaramamışsanız; bencillik değil. Olumsuzdan uzaklaştıkça, karmaşık insanları (entellektüel anlamda değil, hep aynı hataları yapıp ders almayan, hayatını karmakarışıklaştıran insanlar anlamında) hayatınızdan attıkça, çevreniz sadeleştikçe birden aslında hayatın ne kadar basit, duru ve öz olduğunu fark ediyorsunuz. Hayatımdan çıkardığım insanlar adına hiç bir pişmanlığım yok.

Şu an yine çevrem kalabalık ama bu kalabalık benden sürekli birşeyler bekleyen, talep eden, beni eleştiren, yargılayan ve değiştirmeye uğraşan insanlardan oluşmuyor. Bu çevre sade, kendi gibi yaşayan, kimsenin yaşamına karışmayan, olumlu düşünen, "hafif" insanlardan oluşuyor. Bir kısmı doğal sade, doğal sarışın gibi, içten gelen bir ışığı var. Bir kısmı benim gibi tırnaklarıyla kazıyarak, kendiyle ve çevresiyle çok sınavlar vererek, çok fedakarlıklarda bulunarak bu yere gelmiş. Daha da tam gelememiş aslında, daha çok yol var..

Evim çok sadedir, eşyalarım az ve özdür, mobilyalarım beyaz ve açık tonlarda, perdesiz ve geniş pencerelerim, yeşil ve havadar bir evim vardır. Yaşamım da sadedir; eşimle, kızımla, işimle, eğitimimle, sevdiğim dostlarımla sevdiğim yerlere tekrar tekrar gitmelerimle, yılda 2 yeni ülke görmeye çalışmalarımla dopdoluyum. Çok para kazanma, evler arabalar eşyalar sahibi olma hırsım hiç yoktur. Bilgi ve kitap biriktiririm, ilkini aklımda, ikincisini gurur duyduğum kütüphanemizde. Ve en önemlisi, gün içinde bazen bir çiçek gördüğümde, bazen bir hoşluk hissettiğimde, hemen şükrederim "Allahım teşekkür ederim bunu bana gösterdin, yaşattın, bilincinde olmamı ve keyif almamı sağladın. Seni ve yarattıklarını saygıyla seviyorum, yolundan ayırma ve hayatıma verdiğin bu güzellikleri katlayarak arttır, sana daha çok şükretmemi sağla" derim. Sağlığıma şükretmek için hasta olmayı beklemem yani..

Bu anlamda sadeleşme yolu beni mutlu etti diyebilirim. Kendimi doğru bir yolda yürüyor hissediyorum. Hırsı olmayan, kimseyle kendimi karşılaştırmadığım, sahip olduklarıma şükredip yetindiğim, yaşamı kabullendiğim bir yol oldu sadeleşme yolu. Bu nedenle, tavsiye ederim.

20 yorum:

  1. Yanıtlar
    1. Gel aramıza, sende de var aynı huylar ;)

      Sil
  2. Ah bu güzel günün üstüne nasıl kaymak gibi geldi bu yazı, Ceren, anlatamam. Ne güzel madde madde saymışsın benim çevremde de bir zaman bulunan fakat sonra uzaklaştığım insanları. Sürekli şikayetçiler. İltifat almayı bilmeyenler (daha da kötüsünü söyleyeyim, iltifat edince onları kıskandığını düşünenler...) Sırtında uzun yollar taşıyıp da bırakman gerektiğinde "kötü insan" oldukların.

    Ne güzel bir yoldasın Ceren...Hem de daha kırk bile değilsin. Sevgiler kocaman.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dün seni düşünüyordum, hani bahsettiğim ardıç çamı kozalak vermiyormuş, babam dedi, nasıl üreteceğiz biz onu....? Acaba yaşlılıktan mı yoksa bazı ağaçlar dişi erkek olduğu için mi..
      Diğer yazdıklarına katılıyorum, İstanbul için hayat güzellemelerini gülümseyerek takip ediyorum :)

      Sil
    2. Sende tohumu vardı, öyle demiştin sanki. Aklımda öyle kalmış. Bilmem ki hiç uzman değilim. Dişisi erkeği kiwi de oluyor onu biliyorum bir tek. Ağacı çoğaltmanın bir yöntemi daha var yalnız. Tohum vermiyorsa, bir dalını alıp köklendirmek. Daha önce yaptığım bir şey değil. Aslında o dediğim aşı. Dur bilemedim şimdi. :(((((((

      Sil
    3. Tohumu altın düşer alır sana veririm diye düşünmüştüm ama ya yaşlanmış ya tohumu hiç olmamış ama bu sene bakıyoruz ailecek hep altına, hiç yok.. Belki bir gün misafirimiz olursun, beraber düşünürüz :)

      Sil
  3. Bu açıdan çok benziyoruz ben de epey sadeleştim yıllardır, gereksiz kalabalık insanı çok yoruyor gerçekten.

    YanıtlaSil
  4. Ne kadar güzel yazmışsınız,insanı düşündüren öğreten şeyler, ben hayat bilgisi derim, herkeste bulunmaz.
    Güzel günleriniz olsun hep :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler :) Hayat bilgisinden yıldızlı aferin aldım desenize yaşasın

      Sil
  5. ceren:))

    geçen konfüçyüsle oturuyoruz akdenize karşı...
    mezelerimiz sağlam pilaki madam despinadan araklama eh onun ki kadar olmasada...
    kavun beyaz peynir eh ahtapot salatası...
    ançuez.

    ançuez beya sosyetik bi isim amma bilmeyenlere söliyim bizim bildiğin hamsi salamurasıdır yahu.

    ve elbette rakı illaki rakı.

    dedim ki bi cerenmus var bavyerada nirvanaya az kaldı...
    az kalmamış meğersem.

    o ara sokrat geldi sen benim çekik gözlü halimsin lan hava atıyosun buralarda dedi konfiye.
    sallamadı konfi.
    iyi de yaptı.

    sonra kalktık çorbacıya gittik.

    sevindim ağırlıkları atmana.
    atınız.

    ben de senin gibi mesajla triple felan değil...
    direk yüzlerine karşı
    bana her daim negatif enerji veriyorsunuz çıkartıyorum sizi hayatımdan dediğim insanlar oldu özellikle son zamanlarda.

    hala severim sayarım kendilerini.
    amma velakin istemiyorum hayatımda.

    ben de mutlu bi dünya kurdum kendimce.

    arada budha uğrar arada konfi gelir arada niççe gelir dr brauer yanında...

    niççeye zerdüşü mü öğreteceğiz kardeşim bu yaştan sonra...
    şopenhauer a aşkı mı öğreteceğiz.
    kant a ey be dallama ahlak normu görecelidir mi deyeceğiz.
    kızdırma beni marco de sade a veririm seni adamın ahlak anlayışı da bu hadi bakalım mı diyeceğiz.

    bize ne.
    bana ne.

    bayramın birinci günü üst düzey yöneticilerin olduğu bir yemeğe hatta ev yemeğine katılmak zorunda kaldım...
    ne konuşuldu biliyo musun ceren?
    onun bunla ilişkisi var bunun şunla ilişkisi var.
    bu kadar.
    sohbet bu kadar.

    nacizane takdirlerimi kabul buyurunuz lütfen.

    dante gibiyiz zaten.
    ilahi komedyadayız.
    beatrice e selam olsun:))

    ama bak herkesin de bi beatrice i olsun.

    iyi bayramlar.



    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Di mi ama yaaaa :D
      Bu arada ançuezi ben de bildiğin hamsi diye savunuyorum çeşitli merciilerde ama sanırım bu hamsi ailesinden bir başka ufak bireymiş, bunu araştırmak lazım, bir deniz biyoloğu tanıyordum, bulayım sorayım.
      Akdenize karşı oooof of.

      Sil
  6. çocuklardan sonra sadeleştirdim bende hayatımı daha da çok yolum var huzur için en güzel yol bu...

    YanıtlaSil
  7. Ne kadar güzel ve anlamlı bir dua.

    YanıtlaSil
  8. Yazını okuduğumda garip gelecek ama temiz sabun kokan mis gibi çamaşırlar vardır ya öyle bir his oluştu bende hayatına dair. Huzur veren cinsten...bence güzel hayatı özetlemişsin elimden geldiğince ben de uygulamaya çalışıyorum yıllardır

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok güzel bir benzetme, çok hoşuma gitti, teşekkür ederim Lulu :)

      Sil
  9. Sizi kendime çok benzettim ya da kendimi size:) tüm yazdıklarınızı hissederek okudum, hepsini ben de kendi hayatımda uyguluyorum uzuuun zamandır ve bu şekilde çok daha huzurlu ve mutluyum:) bu değerli paylaşımlar için çok teşekkürler.

    YanıtlaSil
  10. Hoşgeldiniz Acemi Dünyalı :) Çok teşekkürler bana güzel motivasyon oldu yazdıklarınız, gerçekten de sadeleşmek çok önemli ve ben daha yolun başındayım ama bu bile çok fark ettirdi inanın...

    YanıtlaSil