24 Mart 2026 Salı

Pazartesi: bitmesiiiiiin! Salı: bitti.

Blogcuğum. Döndüm. 

Cennetten cehenneme çakılmak gibi oldu yine maalesef ve ben "neden bunu sık sık yapmıyorsun?" sorusunun cevabını da hatırlamış oldum: çünkü dönüş çok kötü vuruyor :( O kadar kötü ki, hiç gitmemiş olmayı diliyorum çünkü en azından "öyle bir opsiyon da var" fikri olmuyor aklımda... 

Evet haftasonu çok iyi geldi ama dün akşam yine önce öfke, sonra ağlama krizi ve dünden beri yine kendimde değilim sanki.. Hiçbir şey keyif vermiyor ve herşey çok ağır geliyor ve içimde korkunç büyük bir herşeyi bırakıp gitme hissi var...... Hatta bu sabah Havhavcan'ı gezdirir ve ıssız ıssız yerlerde tek başıma ağlarken, içimden şu geçti: "keşke kocam bi sevgili bulsa, şöyle canlı neşeli gençten bir şey. ben de çocukları köpeği tavşanları ve tüm işleri onun üzerine yığıp miktir olup gitsem ve tek başıma insanlardan uzak bir hayat kursam.. hani şu iskandinavya videolarındaki gibi falan..."... Pof. 

Çok yorulmuşum ben blogcuğum. Öyle yorgunum ki, öyle bir haftasonuyla falan kurtaracak durumda değilim, yıllar yıllarca dinlensem kendime gelemeyeceğim gibi hissediyorum bu sıra...

Bir danışanım bana bunu dese ne derdim diye düşündüm. BDT ile çalışıyorsam sanırım "karşı koy" derdim, "kendini değerli hissettirecek, mutlu edecek aktiviteler yap, sosyal ol, aktif ol, evden çık, gönüllü bir şeyler yap, çocukları ve kocayı takma bu kadar, su akar yolunu bulur.... İnadına kendine odaklan." Bunu demek öyle kolay ki danışana.. Ama kendime... Neden bu kadar zor?


Çünkü bir de şu var.... Tüm bunları zaten yaptım, yapıyorum, her düştüğümde kalkmak için mücadele ediyorum. Ama bu bile anlamsız gelmeye başladı artık... Belki de ben gerçekten artık anne / eş / sahip olmak istemiyorumdur? Kendime tek başıma, ufacık, sessiz, sade bir hayat kurmak istiyorumdur? Artık kimseye destek olmak istemiyorumdur?

Pazar günü çok güzel geçti... Önce klasik müzik konserine katıldım. Öyle komikti ki bak anlatayım da gül. Bazı yaşlı insanlar çok üşür, o nedenle konser salonunu 40 derece falan yapmışlar, nasıl sıcak! Baktım olmayacak çıkarttım kazağı, 3. sırada oturuyorum, Kontrabas amca demesin mi: "Genç bayan, üşüyeceksiniz öyle!" :))))) Ay rezalet, sahneden ihtar aldım. Yok dedim çok sıcak geldi bana, yaşlılar aaa ooooo falan, konser bitti üstümü giyiniyorum yine yaşlı bir kadın: "Aman çocuğum üşüme lütfen giyin giyin" :))) Çocuk? Ben? Ya çok tatlıydı bu "seksüalite içermeyen ilgi, şefkat" nasıl ihtiyacım var bir bilsen blogcuğum buna......

Konserden sonra termale gittim, 3 saat yüzdüm, masaj yaptırdım, ordan çıktım nasıl açım! Öğle yemeği yiyeceğime, bir cafenin "Happy Hour"u varmış, kahve ve çilekli tiramisu ısmarladım çünkü neden olmasın? Neden öğle yemeği olarak pasta yemiyorum ki?!? Muhteşemdi blogcuğum... Uzun uzun oturdum, hatta günceme yazılar yazdım ne kadar mutlu olduğumla ilişkili.... Bunu Münih'e dönünce de devam ettireceğimi, böyle ufak nefes molaları alacağımı falan yazdım durdum.

Sonra da kalktım bir kiliseye girip dua ettim, kendim ve ailem için birer mum yaktım, bundan sonra bu iç huzurumu koruyayım ne olur diye yakardım. Sözler verdim. Umutlar duydum. Gün sona ererken de arabaya atlayıp eve döndüm. Dönüşte öyle güzel kıpkırmızı bir gün batımı vardı ki önümde... Ah dedim, daha çok günbatımı görmeliyim.... hayat ne güzel.

yola çıkarken... mutluydum.... 

Sonra işte, eve geldim ve sanki bir kara bulut üzerime indi.. Her şey çok zor, her şey çok anlamsız gözüküyor yine. Ve şimdi yine sıfır noktasında, ne yapacağımı bilemez halde, düşünüp duruyorum...... Böyle işte.....

23 yorum:

  1. Bu yazdiklarin cok agir bir yorgunluk hissi veriyor. Yüz yüze tanismiyoruz ama yalniz olmadigini bilmeni istedim. Bern'e gelmek istersen bir hafta sonu daglara gideriz, sarabimizi iceriz ve bol bol icimizi dökeriz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim... Evet çok yorgun hissediyorum..
      Çok teşekkürler teklif için, aynısı lütfen sizin için de geçerli...

      Sil
  2. Sevgili C, ilgi ve şefkat, ne guzel ve icten anlattin...
    Seni kucakliyorum...
    D u y g u

    YanıtlaSil
  3. canım benim, bir zaman gelecek, o indiğin yerden ayaklarını yere var gücünle bastırıp yukarı çıkacaksın, biliyorum. o zamana dek dönüşler zor olsa da kendine bu molaları vermeye devam et lütfen. birinden dönüş, en az orada geçirdiğin zamanlar kadar güzel olacak, eminim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım öyle olur... Haklısın belki de.

      Sil
  4. Ceren bu hissi anladigimi ya da daha dogrusu tanidigimi hissettim yazini okurken! Benim de hiç geçmeyecekmiş, bitmeyecekmiş gibi gelen bir yorgunluğum var. Bazen kaçmak istiyorum. Annelik, is hayati... her şey fazla geliyor. Hatta Boyle durup sanki benim hayatim değilmiş ve 10 yıl onceye -cocuksuz ve tek oldugum zamanlara- aitmişim gibi geliyor. Ben kimdim hatırlamaya calisiyorum. Sen zaten her seyi yapıyorsun, farkindaligi cok yuksek bir kadinsin, donanimlisin. Sana söyleyecek sozum yok. İyi yazıyorsun, yalnız olmadigimi hissediyorum seni okurken :)

    YanıtlaSil
  5. Ayrica olur da daha da anlatmak paylaşmak istersen, bir online arama kadar uzagindayim. Karsilikli kahve, şarap, cay.. canimiz ne isterse içip dertleşebiliriz :)

    YanıtlaSil
  6. Nerden çıkıyor o kara bulut ve bu güzel tabloyu nasıl böylesine sarsıyor, bozuyor? Yapmasın lütfen, akıllı olsun artık, aaa çok rica ediyorum bak. ;)
    Şaka bir yana, demek ki daha derinde bir şey var seni böyle umarsız bırakan, diye ahkam kestim, kusura bakma ne olur.
    Kucaklıyorum. <3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Başarısızlık hissi çocukluğumdaki bazı travmalara dayanıyor, iki senelik analizin sonunda bunları anladım ama anlamak da iyi gelmedi açık söyleyeyim... Kabullenme ve devam etme kısmına geçemiyorum ben.

      Sil
  7. Pazartesi ile okul açıldı ve ben ara tatilden dönünce az bir zaman da olsa kopmuş olduğum çalışma hayatına dönünce o karabasan bulutlar bana da bastı. Az kaldı, bitti bitiyor diye motive ediyorum kendimi.
    Ama sen çocuklarınla birlikte aile denen kurumda anne olarak büyük bir sorumluluk içimdesin. Gençlikte yaşadıklarını yazınca ne kadar özgür ve dolu dolu yıllarının geçtiğini görüyorum ve bu özgür ruhun bir anda iki çocuklu koşturmacalı yaşama evrilmesinin nasıl olurluğuna ben bile şaşırıyorum. Bu özgürlüğünü özlediğini sanıyorum. Ben bile bir çocukla girdiğim hapse ve bunalıma anca üniversiteye gitmesiyle daha yavaş yavaş çıkıyorum. ama şimdi de bunca yılın bağlılığının bitmesinin hüznü ve kafa karışıklılığı var.
    Yine de kendine güzel molalar veriyorsun, ruhunu dinlendirmek için çaba gösteriyorsun. Hepimizin hayatlarında benzer inişler çıkışlar var. En dibe battığımda bunun geçici olduğunu düşünüyorum ve sadece bekliyorum. Benim yöntemim de bu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel yöntem... Bende sabır yeteneği yok pek..

      Sil
  8. Bu çakılma hissini yaşamana üzüldüm. Mutlu olmaya korkarız bazen sırf bu yüzden, kendimizi nasıl mutlu edeceğimizi biliriz ama sonra yine mutsuzluğa dönmek ağır geleceğinden yapmaktan kaçınmaya başlarız. Üzücü bir durum, öğrenilmiş çaresizlik. Hayatta çok fazla yaşadığım bir şey benim de. O ruhsal acıyı biliyorum. Ama bu olmadıysa başka bir yol vardır, olmalı. O yolu, senin çıkış yolunu bulabilmeni diliyorum.

    YanıtlaSil
  9. Esen, güzel yorumun için teşekkür ederim. Yayınlama dediğin için yayınlamadım ama bence çok içtendi ve çok yüreğime dokundu... Keşke görüşebilsek..... Şu son schengenini yunanistana değil de buraya kullanmayı düşünür müsün acaba?

    YanıtlaSil
  10. Ah Ceren! Yazdıklarını okuyunca gözlerim dolu dolu oldu...
    Çok isterim görüşelim, konuşalım uzuuun uzun. Bu vizede zor çünkü Mayısta 15 gün kadar erasmusla Kuzey Makedonya var. Almanya listemde, çok istiyorum gelmeyi ama yaz sonu yeniden bi İsveç yapıp, daha uzun (en az bir yıllık) vize alabilirim diye umuyorum, sonrasında önümüzdeki ilk erasmus başvurularında Almanya'dan bir üniversiteden kabul alıp, gelmeyi çok istiyorum. Belki de erasmusu beklemeden sonbaharda gelebilirim kısacık :)
    Kısmet olsun inşallah ama belki bu arada yaza sen gelirsin, burada görüşürüz yine..
    Şahane teklifin için bin teşekkür ve çok öpücük..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her zaman açık bir opsiyon olduğunu hatırlatayım :)

      Sil
  11. Böyle içtenlikle yazdığın için teşekkür ederim. Sana kocaman sarılıyorum. Olanı olduğu gibi kabul etmek bazılarımız için zor ''çocuğum''. Bunda bir sorun yok.

    YanıtlaSil
  12. heyoo sevgili Ceren, ses etmek istedim.

    YanıtlaSil