Eşim iş nedeniyle bir kaç gün için İsviçre'de ve ben "yalnız"ım.. Ama o kadar güzel günler geçirmekteyim ki, asıl yazmam gereken şu: "kendimle dopdoluyum"... :P
Fakat çok acaip bir durum var, sana da soracağım: Eşim ya da ben, ne zaman tek ebeveyn olsak, bizim çocuklar meleğe dönüşüyorlar. Yine öyleler... Sofra kurup kaldırmalar, birbirleriyle sevgi dolu sohbetler, anne ben şimdi ödevimi yapıyorum'lar, ödevim bitti bir 15 dakika arkadaşımla videolu konuşabilir miyim'ler.... Yatak öncesi salon koltuğunda ikisini iki yanıma alıp kucaklaşmak yok mu hele! Kimse kimseye sataşmadan?! Yahu bu neden böyle? Her çocuk böyle midir, tek ebeveynle kalınca? Tekken neden çiftken olduğundan daha az yoruluyorum, geriliyorum?
İtiraf edeyim. Ben "çift"likten çok "tek"liğe yakınmışım, yani eğri oturalım doğru konuşalım... Eşimi seviyorum, tartışırız tabii ama doğrusu kavgamız, saygısızlığımız falan hiç olmadı. Bildiğin sıradan evlilik yani.. Ama yine de: Çooook param olsa büyük bir ikiz ev alır, ortadan ikiye böler ya da iki katlı bir apartmanın iki dairesini birden alır ve eşimle girişleri ayrı tutardım. Bence en güzel, en ideal ilişki türü bu...
Fakat ideali buyken, gerçekte hiç işe yaramıyor. Kızımın iki farklı arkadaşının ailesi denedi bu yöntemi... 6 aydan fazla yürütemediler. Çünkü insan ayrılınca, kafasında da, fiziksel ortamında da istemiyor o insanı.. Biraz mesafe, özel hayat istiyor. Ama mesela bizim gibi aslında pek bir sorunu olmayan, ama ara sıra kendi özel yaşamını, kendiyle başbaşa kalmayı özleyen ve isteyen çiftler için, neden olmasın??? Bazen şu evimizde bir çatı katı odamız olsa, tüm dertlerimiz bitecekmiş gibi hissediyorum..... Kaçıp kapanacağım, sadece "bana ait bir oda".....
İnan bence bizim ilişkimiz daha da güçlenir böyle bir ortam sağlayabilsem ben kendime.... Çünkü adamcağızla bir alıp veremediğim yok, seviyorum da ama bazen "çok geliyor"..... Aynen çocuklarıma karşı olan hislerim gibi: bazen "çok" geliyorlar..... Basit bir sessizlik ihtiyacı belki de bu? Belki bilişsel yapım kaldırmıyor? Bir tür yetişkin duyusal işleme bozukluğu belki?
Bu sanırım tek çocuk olmakla da birazcık alakalı bir durum. Çünkü biz tek çocuklar, en baştan buna alıştığımız için, aslında kendimizle çok doluyuz, kendi kendimizle olmayı seviyoruz ve sevmenin ötesinde ihtiyaç olarak da görüyoruz sanırım.. Bir tür "ohhhh herkes gitti, kendimle başbaşa kalabildim şükür" hali... Bende bu çok yoğun bir ihtiyaç. Gün içinde tamamen sessiz, tek başıma birkaç saat geçirmezsem, sanki çıldıracakmışım gibi hissediyorum...! Çok kardeşli ya da kalabalık evlerde büyüyen arkadaşlarıma bakıyorum mesela onlar da tam tersine "ay iki insan yüzü göremedik" gibi özlemlere sahipler: "ben insansız yapamam...." diyorlar, "ses olsun" diye evde sürekli müzik dinleyen, tv açan insanlar var yahu! :) "Sen gidince ev bomboş kaldı" falan diyorlar birbirlerine :)))
Neyse. Yani güzel birkaç gün geçirdim. Eşim bugün dönüyor... Back to life, back to reality..
Bir sorum daha olacak. Yine bu "çift" konularıyla alakalı... İkiz çocukları, yeğenleri, kardeşleri, yakınları olanlarımız var :))) Onlara bu sorum. Oğlumun sevdiği bir sınıf arkadaşının ikizi de aynı sınıfta ama kız çocuk. Oğlum bu kızcağızı pek sevmiyor (dominant bir kişiliği varmış, ikizlerin biri böyle oluyor sanırım). Fakat, daha sessiz sakin olan oğlancağızı seviyor ve hoplama parkına davet etmek istiyor. Politik anlamda, hangisi doğru sence; şimdi bunlar 9 yaş ve aynı sınıftalar. Sadece oğlanı davet edebilir miyiz hoplamaya, yoksa kızı da çağırmalı mıyız..? Oğlum istemiyor ama üzülmesin tatlı kız.... İkizler hangi yaşlarda bunu tolere edebiliyor acaba?
Tamam çok fazla detaylı düşünüyorum yine, fark ettim. Yine hayatı AR-GE'ye çeviriyorum.... Aman o kırılmasın, bu incinmesin, kimse üzülmesin, hayat şirinler köyü olsun.... Keşke mümkün olsa bu kadar ince ve detaylı düşünmemek, sahi, nasıl mümkün ki bu???


Sorunuz çok tatlı :) alman bakış açısıyla cevap vereyim: herkes kendi duygularından sorumludur ve kızı çağırmak zorunda değilsiniz. Üzülürse de bu duyguyla kendi başetmek zorunda. Sizin sorununuz değil . Biz türklere bu biraz ters ama mantıklı düşününce o üzülmesin buna ayıp olmasın diye kendimiz burn out oluyoruz. Olur da siz davet etmeden gelirse veya annesi sorarsa tamam diyebilirsiniz belki. Ben öyle yapıyorum. Melis.
YanıtlaSilYaaa Melis, siz şuna alışabildiniz mi peki? Çocuklar oyuna gelmiştir, akşam yemeği saati gelince ev sahibi "evet şimdi biz yemek yiyeceğiz sen evine gideceksin" der... Ay asla yapmadım yapmam ama hepsi yapıyor bunu yahu.... Çocuklar da gayet "tamam gideyim o zaman" diyip gidiyor :))) Çok ayıptır yahu, sor annesine, koy bir tabak zaten el kadar yiyecek... Aaaaa... :)))
SilBen eşimi bu konuda eğittim sanıyordum. Geçen ay Türkiye'deyken oğlumun arkadaşı gelmiş. Yemek saatinde eşim benim de olmamamı fırsat bilip çocuğa "evet şimdi biz yemek yiyeceğiz, sen eve gidebilirsin" demiş. Çocuk da cebinden bir telefon çıkarıp "ben kendime sipariş vereyim internetten olmaz mı" demiş :))))))))) O zaman eşim neyse kendine gelip bir tabak daha koymuş masaya ayyyy.. Aferin çocuk dedim, bunların hakkından böyle gelinir.
Sil"Çok ayıp olur" cümlesini kullanamamak ne zor yahu Melis!
çevremde görüştüğüm alman aileler şu şekilde: bize gelince yiyip içelim, onlara gidince çubuk kraker (bu arda yemek ikram edip etmemeleri sorun değil) ve biz hemen eve dönelim istiyorlar. Onlarsa bizde saatlerce otursun. Hatta yatıya kalalım desinler. Acaba bana mı öyleleri denk geliyor gerçekten bilemiyorum. Bu sebeple içimde 1 gram ayıp olur düşüncesi kalmadı almanlara karşı. Bu yorumumdan tüm almanlar böyledir demek istediğim çıkarılmasın diyelim bir de :))
Sil:)))
SilAh! O tek başınalık hissini ben de çok seviyorum:) Eşim iş icabı birkaç gün evde olmadığı zamanlar iyi geliyor. Aynı şekilde ben de birkaç gün uzaktaysam o bir nefes alıyor:) Aksi halde cidden çok bunaltıcı. Bunu tamamen uzun yıllar evli olmaya da bağlayamam, huy meselesi aslında. Ben tek başıma sinemaya gitmeye, dışarıda yemeye, sergi vs.gezmeye bayılırım. Bazıları çok şaşırıyor bu duruma.
YanıtlaSilSevgiler Cerencim...
Evet ben de severim.. Kendimle date :)))
Silooo sorular sorular. ben en bildiğimden başlayayım: sürekli dip dibe yaşamak çok zor. en sevdiğin, en paylaşımcı insanla bile çok zor. bu anlamda uzak mesafe ilişkisi zorluklarına rağmen şahane bir şey. birbirini özlüyorsun, biraraya geldiğinde kaprislerle vakit kaybetmek istemiyorsun ve en güzeli "kendine ait bir oda"n değil bir "ev"in oluyor :)
YanıtlaSilburada hemen aşina olduğum ikinci soruya, daha doğrusu gözlemine geçeyim: tek çocuk, çok çocuktan bağımsız bir şey bu yalnızlığı sevme durumu. ben iyi anlaştığım bir ablayla, ve sık sık evimizi paylaştığımız kuzenlerimle büyüdüm, büyük aileyi, eğlenceli sofraları falan da severim ama yalnızlığımı da severim ve buna ihtiyaç duyarım. uzak mesafe ilişkisinin en sevdiğim yanı da bu sanırım.
üçüncü soruya gelirsek: bırak sadece sevdiği oğlanı çağırsın oynamaya yoksa keyfini çıkaramayacak. hem zaten farklı cinsiyetler oldukları için kız da bence daha rahat kabul edebilir bu durumu.
öptümmmm
Çok çocuk, kalabalık aaile değil işte, onlar ikisini de seviyor ama tek çocuklar arasında ben çevremde ve danışanlarımda daha fazla görüyorum bu "tek başına kalma ihtiyacının aldığı dev boyut"u Şuleciğim yahu :))
SilAynen oğlum kesinlikle istemiyor ikiz kardeşi, okulda görüyorum zaten yeter dedi dün :))) Kız nasıl bir dominant ben onu da merak ettim şimdi yalan yok. Gelsin biz onu M.'in başına salarız dedim bir an birbirimize hin hin bakıp güldük ama cesaret edemeyiz M.'i sinirlendirmeye şimdi :P
Selam hemsirem, soru bildigim yerden geldi, eslerden biri evde olmayinca neden huzur oluyor? hali-hazirda n kisinin oldugu yerde fazladan bir kisi eklenince ortaya n yeni etkilesim cikiyor, yani uc kisiyken 4. kisi geldiginde, 3 yeni iletisim, herseyi duymaya ve kontrol etmeye hazir olmak demek butun iletisimlerin kulagindan gozunden beynine giriyor olmasi demek. Bu sadece sana degil, ortamdaki herkese fazladan uyaran demek, cocuklarin da iyi basa cikabildikleri birsey olmayabilir. Kisaca bu kadar cok uyaranla, ve uyarilmis kisiyle basetme kapasitesi kisiye ozgu bir marifet, bende de yok mesela (ayrica cok cocuklu bir ailede buyudum).
YanıtlaSilOlabilir hemşirem..
SilTek başına evde kalmayı bende çok severim ama dışarda hiç sevmem. Yalnız başıma sinema, yemek falan asla, mutlaka yanımda biri olacak. Bendeki ikizler liseye kadar hep aynı okullarda aynı sınıflardaydı. Arkadaşları ortaktı ve mesela doğum günlerine falan beraber giderlerdi. Ama ayrı ayrı kendi arkadaşlarına gidiyorlardı. Bence oğlunuz hemcinsini çağırmak istemekte haklı, kız çocuğunun bunu dert edeceğini sanmam:)
YanıtlaSilİçerde dışarda.. Tek başıma dünyayı gezmeye de çıkmıştım ben :)) Belki de insandan kaçıyormuşum?!
Silİşte beklediğim uzman görüşü! Tamam o zaman iç rahatlığıyla sadece oğlanı çağırabilirim, çoook teşekkürler. Ne bileyim ikiz dinamiği kardeşten farklı, yok yere minik bir kalbi kırmak istemem :)
Turkiyedeyken son zamanlar hep cocuklarla kavgaliydim. Artik sanki onlar 3u birdi. Ben yalnizdim. Memlekete donduk. Esimle 3 ay ayri kaldik. O da donunce inanamadi. Bu cocuklara noldu dedi. Can ciyer kuzu sarmasiydik.
YanıtlaSilHele hele aile buyuklerinden biri olumca isler hepten curcunaya donuyor. Herhalde guc aliyirlar ne bileyim.
Kizi cagirmamamk cok normal bence. Heleki aAlmanyada. Oglumuzun mutlulugu dusunun. Kiz uzelecek diye oglumuzu uzmeyin. Bemce yani.
Kendi yegenlerimenbile yapmaya basladim. Yetti gayri hep idare et idare et
Çok ilginç…
SilNazarım değmez canım, önceden söyleyeyim. Öyle hızlı yazıyorsun ki yorum yazacağıma söz verdiğim sayfayı bulamadım, burada durdum.
YanıtlaSilÖyle içten ve tatlısın ki insan kendini bir sempozyum ya da münazaranın ortasında buluyor.
Bu soruların yanıtlarını sen çok iyi bilirsin ama çok yönlü düşünmek istiyorsun, harikasın.
Çevremiz bizi çok seven, düşünen insanlarla dolu bile olsa insan bir süre yalnız kalacağı bir köşe arıyor. Şair ne güzel demiş:
"Bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine."
Ailede tek olarak büyüyen çocuklar çoğunlukla yoğun bir sevgi arayışı içinde oluyorlar. Tahttan inmek istemiyorlar. Bunu aşan çok kişi var elbette.
Son sorun en zor soru cancağızım. Bu konularda ben de çok güçlük çekiyorum. Kırılsak da kırmamak, incitmemek içimize işlemiş tam anlamıyla. Pratik çözümlere yönelmek en doğrusu gibi geliyor. "Seni de evimizde konuk etmek isterdim, bir dahaki gelişe" denebilir.
Kolay gelsin, enerjin, sevgin ve merhametin daim olsun.
Kocaman kucaklıyorum.
Öğretmenim tüm blogları kapatıp buraya döndüm o nedenle çok yazıyormuşum gibi oldu, aslında değil :)
SilTek çocuklar için çok negatif şeyler söylenir, şımarık olurlar paylaşmayı bilmezler tüm ilgiyi üstlerinde isterler gibi ama inanın ben bunu çok çocuklu ailelerin hele ki son çocuk bir de ilk erkek çocuksa, o çocuklarında daha çok görüyorum. Aksine tek çocuklar yetişkin dünyasına daha vakıf olduklarından daha çabuk olgunlaşıyorlar bence.. Fakat elbette bu yetiştirme şekline bağlıdır. Prensesim paşam diye yetiştirilmiş çocuklar çok sorunlu yetişkinler oluyorlar, değil mi?
Ikiz annesi olarak sunu söyleyebilirim, eger ikizler iki erkek olsaydı, digerinin üzülme ihtimali daha yüksek olabilirdi. Ancak burada durum farkli, biri kız, biri erkek. Bu yaslarda ilgi alanları ve arkadas cevreleri zaten dogal olarak ayrısmaya baslıyor. Oglunun sadece erkek olan arkadasiyla vakit gecirmek istemesi cok normal bir davranis.
YanıtlaSil2. Uzman görüşümü de aldım, çok teşekkürler :)
SilEvet dün annesine yazdım, bu seferlik oğlanlar buluşsunlar ama dedim kızımız da gelsin bir gün, onunla da birşey yapalım... :) Tatlıya bağlandı, zaten onlar da iki farklı doğum günü istiyorlarmış bu sene, demek ki artık "ayrılma" yaşlarına gelmişler...
Merhaba Ceren,
YanıtlaSilÜç kız çocuk annesi (İkiz+1) olarak şunu öğrendim “Herkesi aynı anda mutlu edemezsin” hatta bunun için hiç uğraşma:) İkizler doğumlarından itibaren bahsettiğin konu ile karşılaşıyorlar ve zamanla da başa çıkmayı öğreniyorlar.
Diğer konuya gelecek olursak da ben tek çocuk değilim ama 21-33 yaşları arası tek başıma yaşadığım için kendime ait bir alan benim için de çok önemli. Aile olmak güzel ama ben yanlız yaşamayı da çok özlüyorum.
Sevgiler,
Seda
Ay ne güzel 3. uzman görüşü de geldi :) teşekkürler
SilYa bu o kadar doğru ki! Ben de kızla tek basimayken daha sakin, daha çiçek gibi bir akis yakalıyorum. Operasyonel olarak zorladigi yerler oluyor, sanırım o bizimki hala biraz kucuk oldugundan :) Iste eşya taşımak vs acısından. Yoksa en azından kendi sistemin akıyor. Obur turlu iki kisi de birbirine bi bileniyor sanırım :) Ve inan ben de hatta biz de öyleyiz, ayrı zamanlar, ayrı mekanlar, kendimize ait seyler çok onemli. Bana da çok geliyor bazen. Olabildiğince soluk almaya calisiyorum, calisiyoruz. İşte, olduğu kadar... :)
YanıtlaSilAy evet :)) Bak şimdi cuma akşamları benim şöförlük zamanım 2 saat 45dk çünkü şehrin iki farklı ucundaki takımlarda oynayan iki çocuğu spora götürüp getiriyorum. Hiç sorun değil. Ama bu denklemde koca “ben eve erken geliyorum” dediği an cort :))) çünkü o zaman bari yemek masasını kur,, bari tavşanların köpeğin yemeğini ver, işimi bir tık kolaylaştır di mi? Eve gelip de kocayı koltuğa yayılmış keyif yaparken gördüğüm an, birden “çok geliyor” o şöförlük bana…. Buna aşırı bileniyorum gerçekten…
SilYapı meselesi bence bu, bazı insanlar yalnızlığa daha fazla ihtiyaç duyuyor. Bunun sebebinin, ortamda olup bitenleri görüp duymanın yanında bir de olmayanları da hissediyor olmaktan kaynaklandığını okumuştum. Yani mesela birinin yüz ifadesinden ne hissettiğini ne düşündüğünü analiz etme ve bunu otomatik yapma durumu enerjiyi çabuk tüketiyor.
YanıtlaSilEve gelen cocuğu yemek vakti yollamak bana da acımasız geldi. Çocukken sürekli gittiğim komşu vardı cocuğuyla yaşıttık oynuyorduk. Bi keresinde yemek vaktine denk gelmiş, evin babası gelip ailece yemeğe geçmişleri beni odada bırakıp, ben de eve gidicem demiştim de babaları zorla beni sofraya davet etmişti oturmamıştım utançtan. Dünya hassas kalpler için her yaşta cehennem ya :)))
Doğru olabilir vallahi. Mantıklı geldi....
SilAy ne tuhaf aileymiş :(
Ben 4 kardeşli bir ailede büyüdüm ve gelenimiz gidenimizde çok olurdu. Yalnızlık ihtiyacım öyle büyüktü ki bu ihtiyacımı gidermek için ya wc de ya da banyoda oyalanırdım. Kendime ait bir odam yoktu ama çekyatla duvar arası 50cm*50cm bir alanım vardı, orası sadece ve sadece bana aitti. Tek çocuk olmak ya da çok kardeşli olmak. Bence konu sadece yaradılış meselesi. Bizim gibiler için tek başınalık yemek, su, uyku gibi temel ihtiyaç. Kendimize alan tanıyamazsak boğuluruz biz. Ve çoğunlukla boğuluyoruz da. Evet kesinlikle ayrı evlerde yaşamak şahane olurdu.
YanıtlaSil:) kesinlikle
Sil