12 Şubat 2026 Perşembe

İsviçre günleri, çiftlik, teklik ve incelik

Eşim iş nedeniyle bir kaç gün için İsviçre'de ve ben "yalnız"ım.. Ama o kadar güzel günler geçirmekteyim ki, asıl yazmam gereken şu: "kendimle dopdoluyum"... :P

Fakat çok acaip bir durum var, sana da soracağım: Eşim ya da ben, ne zaman tek ebeveyn olsak, bizim çocuklar meleğe dönüşüyorlar. Yine öyleler... Sofra kurup kaldırmalar, birbirleriyle sevgi dolu sohbetler, anne ben şimdi ödevimi yapıyorum'lar, ödevim bitti bir 15 dakika arkadaşımla videolu konuşabilir miyim'ler.... Yatak öncesi salon koltuğunda ikisini iki yanıma alıp kucaklaşmak yok mu hele! Kimse kimseye sataşmadan?! Yahu bu neden böyle? Her çocuk böyle midir, tek ebeveynle kalınca? Tekken neden çiftken olduğundan daha az yoruluyorum, geriliyorum?

mor laleler ve fulyalar, ilk alındıkları gün

İtiraf edeyim. Ben "çift"likten çok "tek"liğe yakınmışım, yani eğri oturalım doğru konuşalım... Eşimi seviyorum, tartışırız tabii ama doğrusu kavgamız, saygısızlığımız falan hiç olmadı. Bildiğin sıradan evlilik yani.. Ama yine de: Çooook param olsa büyük bir ikiz ev alır, ortadan ikiye böler ya da iki katlı bir apartmanın iki dairesini birden alır ve eşimle girişleri ayrı tutardım. Bence en güzel, en ideal ilişki türü bu... 

Fakat ideali buyken, gerçekte hiç işe yaramıyor. Kızımın iki farklı arkadaşının ailesi denedi bu yöntemi... 6 aydan fazla yürütemediler. Çünkü insan ayrılınca, kafasında da, fiziksel ortamında da istemiyor o insanı.. Biraz mesafe, özel hayat istiyor. Ama mesela bizim gibi aslında pek bir sorunu olmayan, ama ara sıra kendi özel yaşamını, kendiyle başbaşa kalmayı özleyen ve isteyen çiftler için, neden olmasın??? Bazen şu evimizde bir çatı katı odamız olsa, tüm dertlerimiz bitecekmiş gibi hissediyorum..... Kaçıp kapanacağım, sadece "bana ait bir oda".....

İnan bence bizim ilişkimiz daha da güçlenir böyle bir ortam sağlayabilsem ben kendime.... Çünkü adamcağızla bir alıp veremediğim yok, seviyorum da ama bazen "çok geliyor"..... Aynen çocuklarıma karşı olan hislerim gibi: bazen "çok" geliyorlar..... Basit bir sessizlik ihtiyacı belki de bu? Belki bilişsel yapım kaldırmıyor? Bir tür yetişkin duyusal işleme bozukluğu belki?

mor laleler cort, fulyalar yeni açıyor, 7. gün :))
birlikteliği beceremeyenlere bir örnek daha..
halbuki mor ve sarı uyumu ne şahanedir...

Bu sanırım tek çocuk olmakla da birazcık alakalı bir durum. Çünkü biz tek çocuklar, en baştan buna alıştığımız için, aslında kendimizle çok doluyuz, kendi kendimizle olmayı seviyoruz ve sevmenin ötesinde ihtiyaç olarak da görüyoruz sanırım.. Bir tür "ohhhh herkes gitti, kendimle başbaşa kalabildim şükür" hali... Bende bu çok yoğun bir ihtiyaç. Gün içinde tamamen sessiz, tek başıma birkaç saat geçirmezsem, sanki çıldıracakmışım gibi hissediyorum...! Çok kardeşli ya da kalabalık evlerde büyüyen arkadaşlarıma bakıyorum mesela onlar da tam tersine "ay iki insan yüzü göremedik" gibi özlemlere sahipler: "ben insansız yapamam...." diyorlar, "ses olsun" diye evde sürekli müzik dinleyen, tv açan insanlar var yahu! :) "Sen gidince ev bomboş kaldı" falan diyorlar birbirlerine :))) 

okuyup kocaya ve çocuklara bilenmeyeceksen ;) tavsiye ederim.
Olivia Colman'lı film de şahaneydi ama kitap bir başka güzel...

Neyse. Yani güzel birkaç gün geçirdim. Eşim bugün dönüyor... Back to life, back to reality..

Bir sorum daha olacak. Yine bu "çift" konularıyla alakalı... İkiz çocukları, yeğenleri, kardeşleri, yakınları olanlarımız var :))) Onlara bu sorum. Oğlumun sevdiği bir sınıf arkadaşının ikizi de aynı sınıfta ama kız çocuk. Oğlum bu kızcağızı pek sevmiyor (dominant bir kişiliği varmış, ikizlerin biri böyle oluyor sanırım). Fakat, daha sessiz sakin olan oğlancağızı seviyor ve hoplama parkına davet etmek istiyor. Politik anlamda, hangisi doğru sence; şimdi bunlar 9 yaş ve aynı sınıftalar. Sadece oğlanı davet edebilir miyiz hoplamaya, yoksa kızı da çağırmalı mıyız..? Oğlum istemiyor ama üzülmesin tatlı kız.... İkizler hangi yaşlarda bunu tolere edebiliyor acaba?

Tamam çok fazla detaylı düşünüyorum yine, fark ettim. Yine hayatı AR-GE'ye çeviriyorum.... Aman o kırılmasın, bu incinmesin, kimse üzülmesin, hayat şirinler köyü olsun.... Keşke mümkün olsa bu kadar ince ve detaylı düşünmemek, sahi, nasıl mümkün ki bu???

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder