1 Şubat 2026 Pazar

Evliliklerde aşkı öldüren şey, tam olarak nedir?

Çocuk.

Dağılabiliriz.

Ama dağılmayalım :) yazasım var çünkü....

Dün bütün gün, üstüste birkaç yaz Türkiye'ye birlikte gelip gittiğimiz Alman arkadaşlarımızla birlikteydik. Aynı şehirde yaşamıyoruz ve görüşmeyeli birkaç ay olmuştu, özleşmişiz. Kızlar, önceden kararlaştırdıkları gibi, M.'in ilkokuldan iki sınıf arkadaşıyla hayatlarının ilk "date"ine gittiler (ne çabuk büyüyorlar!) oğlumun da sınıf arkadaşıyla planı vardı, o da gitti, biz yetişkinler de bizim salona yayılıp, tüm gün çocukların dedikodularını yapıp, akıl sağlığımızı ve ilişkilerimizi nasıl koruyacağımız konusunda bir (iki, üç öhöm) şişe şarap eşliğinde dertleştik.

lale mevsimi başladı <3

Aman ne iyi geldiiiii. Çocukların akranlarının aileleriyle buluşmak "oh be yalnız değilim, herkes aynı durumda hatta benden beteri varmış" hissini güçlendirdiği için, insanı rahatlatıyor. Tamam, çok "politik doğrucu" bir yöntem değil bu "karşılaştırmalı edebiyat" durumları ama, amaaaağn, herkes aynı okyanusta debelenip duruyor işte ve bu, insanın hayata dayanabilmesinin bir yolu...

Ergenlik (hâlâ ön-ergenlik aslında ama anladığım kadarıyla aynen ön-menopoz gibi, menopozdan bile daha sıkıntılı bir süreç olabiliyor) ve benim ön-menopoz çok pis çakıştı bizim evde. Ben sık sık ağlama nöbetleri yaşıyorum bu sıralar ve 1 adet psikanalist, 1 adet aile terapisti, 1 adet çocuk terapisti bile yetmiyor öyle diyeyim - kendim de terapistim biliyorsun ama onu zaten direkt geçelim, terzi söküğünü dikemediği gibi, ufacık sökükleri bile aman bunlar ileride koca koca delikler olacak diye gördüğü ve düşündüğü için, belki de iyice panikliyor, iyice beter ediyor durumu. Halbuki bu süreçteki herkese "sadece şu anda kal, şu anı en iyi şekilde geçirmeye çalış, zaten süreç hep "an"lardan oluşuyor, bu da geçecek" demek ne kadar da kolaydır :))

bu hafta boyunca, 
sabah kahvesi eşliğinde boyadığım çiçekler

Almanlarımızın çocukları 19-16,5-13 oldu bile. Bizimkiler desen 12,5 ve 9. Yani sanarsın ki, zoru gitti, artık bundan sonra çocuklar büyüyecek, biz daha rahat bir döneme gireceğiz. Ahahahaha ay "40'ı çıksın rahatlayacaksın"la başlayan bir düzeneğin içinde debelenip duruyoruz yahu! Yemin ederim Allah ömür verirse inşallah, ben 85, kızımla oğlum 50 yaşlarımıza geldiğimizde, inan buraya yine benzer şeyler yazıyor olacağıma inanmaya başladım artık ben. Bitmiyor. Geçmiyor. Bir defa yaptık, elbette seviyoruz, elbette şükran duyuyoruz ama ÇOK ZOR yahu. Eğri oturalım doğru konuşalım, bu kadar zor olduğunu bilseydik, yine de yapar mıydık?

yoksa kurabiye mi yapardık :P

Belki 20'li yaşlarda hamile kalmalı insan gerçekten de. Çünkü en azından enerjin oluyor ve sen menopoza giriyorken çocuk zaten 25 yaşında falan olacağı için, evden çoktan ayrılmış, kendi hayatını kurmuş oluyor. Bari en azından tek cephede savaş veriyorsun... Ama o zaman da tabii kariyerin ne olacak, gençliğin heba olacak.. Doya doya yaşadım en azından gençliğimi, eğitimimi güzelce tamamladım, birkaç başarım oldu, kendimi yetkin hissettim, çocuğa sıra geldiğinde bari o açılardan doymuştum... Ay bilmiyorum dostlar. İkisi de zor galiba.

japon gülü (atatürk çiçeği) botanik iç alandan renkler

Bu son 15 gün içinde iki defa regl oldum. Onun duygusal iniş çıkışları da var. Yine son 15 günde kızıma neden 12 yaşındaki bir çocuğun sabah okula gitmeden önce (bomboş mideye hem de) kahve içemeyeceğini, neden bomboş sokaklarda gece gece yürüyüşe çıkamayacağını ve neden dünyanın en kötü annesi olduğuma inanmadığımı anlatmakla cebelleştim. Oğlumun legastenisini, fırlatıp atılan kitap ve ödevleri falan hiç söylemiyorum.. Yani hem kızımla, hem oğlumla, hem eşimle, hem de bedenimle sürekli bir mücadele halinde olmak ve "keep my shit together" için sürekli uğraşıyor olmaktan yoruldum yahu. Bir de bana "sal gitsiiiiin, geçecek, herşeyi akışına bırak" diyen kendi 45 yaşındaki hırslarını, savaşlarını, başarı ve performans odağını tamamen unutup, 74 yaşında tam bir Nietzsche olup, "amaaaağn hayatta her şey boş, kendine bak şekerim" diyen annem gerçeği var :))


kelebekler, yeniden <3

Neyse. Sonuçta, çoğumuz aynı şeyleri yaşıyoruz. Bir kısmımız "aman benim çocuğum dünyanın ennnn şahane yaratığı" diyerek, gerçekleri bilinçaltına atıyoruz, bir kısmımız daha samimi ve gerçekleri konuşmaya açığız, bir kısmımız da hakikaten o kadar ilgisiz ve umursamaz ve kendini odağa almış vaziyette ki, gerçekten umurunda değil olan bitenler :)) Ama durum bu.

Ve aşık değiliz. En kötüsü de belki bu..... Artık aşka inanmıyoruz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder