5 Şubat 2026 Perşembe

Boğazımı sıkan elleri gevşeten şeyler

Bu sıra yazacak çok şeyim ve buna karşıt sıfır zamanım var. Hayat çok ciddi bir hızla ve beni nefessiz bırakan sorumluluk ve zorunluluklar içinde geçiyor ve dün yaşananları yazmayı bugüne bıraktığımda, hakikaten hepsi anlamsızlaşmış oluyor... Mesela bir önceki yazım, o kadar anlamsız ve gereksiz geliyor ki şu an.... Ama nedense sevdiniz :)) 

Bazen böyle hissediyorum. Ne yaptığımı bilmediğim halde birilerine iyi geliyorum, buna hem seviniyorum ama hem de şaşırıyorum.

Neyse geçelim. Sabah acil diye analistime ek seans ricasında bulundum, sağolsun kırmadı. Boğazımı sıkıyordu yine o görünmez eller. İçimi döktüm, biraz daha rahatladım. Bir de analistim 3 kelimeden fazla konuşsa, çok daha iyi gelecek gibi geliyor bana ama bu adamları değiştiremezsin, çok sıkı bağlılar yöntemlerine... Sonuçta analist, yaşam koçu değil. Ama bir Bilişsel Davranışçı terapist olarak, hakikaten zorlanıyorum bu "sorunu çözmek ya da sizi iyileştirmek için burada bulunmuyorum" tavrına..... Aç o cennetlik ağzını be adam diye bağırasım geliyor - ki buna cevabı: "acaba neden benden gelecek herhangi bir tepkiye bu kadar ihtiyaç duyuyorsunuz, düşündünüz mü?" olacaktır kesin. Neyse yine de seviyorum ve bana iyi geliyor ki, 2 seneye yaklaştık birlikte..... 

Fakat çıkışta, boğazımdaki eller biraz daha gevşemişken, kendimi bir kafeye götürüp, kocaman, sütlü ve kafeinsiz bir kahve ısmarladım kendime ve kafenin hemen önündeki çiçekçiden çiçek almadım (çünkü ev lale devrine döndü bu sıra) ama fotoğraflarını çektim ve çiçekçinin karşısındaki kırtasiyeden de şu kalemleri (hiç ihtiyacım olmamasına rağmen, çiçekten bile çok "yığdığım" nesne kırtasiye ürünleri) aldım.



Hamiş. Analistim bugün anlattıklarımı dinlerken benimle baya bir konuştu aslında ve ben de benimle daha çok konuşmasını istediğimi söyledim ona. "Kendimi 10.000 parçalık bir puzzle gibi görüyorum ve bugünkü parçayı uzun zamandır arıyordum. Bu beni rahatlattı ama biliyor musun, ben puzzledan nefret ederim!" dedim. Bana "seni çok iyi anlıyorum, 9 yaşındaki torunumla noel haftası boyunca 1000'lik puzzle yapmaya çalıştım, dertsizken dert sahibi oldum" deyip güldü :))) "Puzzle değil ama, daha sık yazmalısın, daha ciddi bir zaman ve emek ayırmalısın yazmaya" da dedi... Analistin "meli malı" kipiyle konuşanı....... İşte bu hakikaten çok tuhaf!

Daha sık yazmak??? 

Yandın dostum :)))))

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder