6 Şubat 2026 Cuma

31 sene sonra, özür dilerim senden küçük kız......

Bugün yazmak istediğim konu, aslında birkaç gündür beni ekstradan analize taşıyan konu.. Hem özel, hem de sanırım çok genel, üzerinde yazılması, konuşulması gereken bir konu... Epstein ile sanırım birşeyler tetiklendi hepimizde.. Hepimiz bu konularda yazıyoruz sanki bu sıra. Haklı olarak Epstein konusunda yazılanları söylenenleri aklımız almıyor, kalbimiz zaten ana haber bültenlerine maruz kala kala çoktan kurudu.... Ama yine de tepki vermek istiyoruz... 

O zaman verelim. Tutmayalım. Bilinçaltına atmayalım. Çünkü bazen 31 sene sonra fışkırarak çıkabiliyor.

Analize daha dün götürdüğüm ve akşam da 12 ve 9 yaşındaki çocuklarımı da karşıma alarak (onlar anlamaz, korkar demeden) anlattığım, ağladığım, fikir alıp verdiğim bu konu, çok uzun yıllar önce yaşandı. Tam 31 sene önce.. 

Ben 15 yaşındaydım. 10 kişilik tipik bir ergen grubumuz vardı. Yazlıktaydık, yüzüyor, acıkınca da sahildeki tek kafeye gidip tost yiyor, şamatayla günlerimizi geçiriyorduk. Bir gün yine aynı ama Pazar günü, hiç unutmuyorum Pazar günü oluşunu. 

Uzun bir masa etrafındayız, tostlar ısmarlanmış ve benim gözüm karşı masaya kaydı. Masada bir adam, herkes gibi mayosuyla oturmuş, kucağında 7-8 yaşlarında pembe sarı bikinili bir kız çocuğu. Adam kızı öpüyor, seviyor, sarılmış. İlk bakışta her şey yolunda, ne güzel bir baba.. Ama beni tetikleyen bir şey oldu, kızın yüzündeki ifade.. Bugün bile aklımdan çıkmıyor. Acı, utanç, korku ve yalvarma isteği bir karışım gibi geliyor şimdiki düşünceme göre.. O an anlamlandıramamıştım. 15 yaşındayız ama yıl 1994, o yılın 15 yaşının algı ve bilgi düzeyi şimdinin ancak 8-9 yaşına denk geliyor :( Ne cinsellikten haberimiz var o yaşta, güleceksin ama ben bebeklerin "vajinanın neresinden çıktığını" bilmiyorum, o düzeydeyim düşün.... Tabii ki olan biteni anlamadım. Ama hissettim. Birşey yanlıştı. 

Bir iki arkadaşımı dürttüm. Baksana diye. Benden 3-4 yaş büyüklerimiz var. Onlar da mı anlamadılar bilmiyorum. Adamın eli kızın bikinisinin içine girdi... Başımızı çevirdik. Bir iki ahlaksız pislik falan denildi mi ne oldu. Utandık mı, iğrendik mi neydi o duygu.... Kalkıp gittik.....

Evde aklım başıma geldi. Ama gelince, başımdan aşağı kaynar sular da indi... Ertesi gün ve birkaç gün üstüste ısrar ettim aynı saatte gitmeyi. Ama Pazar gelen haftasonu tatilcileri miydi neydi bilmiyorum bir daha ne adamı ne kızı gördük. 

Bende o yaz birşeyler kırıldı. Bursa'ya dönüp okula başlayınca, dikkatimi toparlayamamaya başladım ilk. Derslerim bozuldu. Depresifleştim. O arkadaş grubundan uzaklaştım ama yetmedi Bursa'daki arkadaş grubumdan da uzaklaştım. Bir iki arkadaşım kaldı yanımda, o da onların inadıyla yani bana kalsa kimseyle görüşmek istemiyordum. Ailemle aram bozuktu, en sevdiğim ananemi bile uzaklaştırdım. Hatta bir noktada o kadar ağırlaştı ki birkaç defa kendime zarar vermeye (cezalandırmaya) çalıştım, jiletle parmaklarımı falan kestim.. Sonunda da kendimden korktuğum için rehberden bulduğum şehrin en bilindik psikoloğuna telefon edip randevu almaya kalktım. Randevuda da soyadımı vermedim ki "kimlerin çocuğu" olduğum anlaşılmasın çünkü Bursa küçük yerdi ve sağlık sisteminde herkes herkesi bilirdi..... 

Gittiğim psikolog tam bir felaketti. Adam sorunumu dinlemek yerine tutturdu neden soyadını vermiyorsun, kim senin ailen, haydi söyle falan.. Bir seans gittim ve o kadar kötüydü ki, o zamana dek hep "dramatürji" hayalleri kuran, yazar olmak aynı zamanda da sualtı arkeoloğu olmak isteyen hayalci ben, o seanstan sonra: "ben psikolog olacağım" dedim. Ben bu sistemi düzelteceğim.....

O gün bugündür bilinçaltıma attım bu olayı, bazen çocuk tacizi vs haberlerinde hatırlarım ama hemen aklımdan uzaklaştırmaya çalışırım. Kendime sürekli 15 yaşındaydın, sen de çocuktun desem de, çok yoğun bir suçluluk hissederim o gün kalkıp aslanlar gibi o kızın yanına gidip, "hadi gel bizimle otur, gel bak oynayalım" falan d(iy)emediğim için...... Öyle yoğun bir suçluluk duygusu ki bu, bazen pislik adamdan bile daha suçlu olduğumu düşündüğüm olur.... 

Bu bir travma.

Bende bunlardan baya bir var.. Daha ağırları var. Dün dedim ya, 10.000 parçalık puzzle gibiyim ve düşün, bu sadece 1 parçası.... Ama bu, benim için bir kırılma noktası. Bazen sırf o gün cesaretli davranmadığım için lanetlendiğimi düşündüğüm oluyor. Çünkü ondan sonra "büyüdüm" sanki ve artık hiçbir şey doğru gitmedi. Aynı yaz (ceza gibi) dedem öldü (ben buldum, hayatımda gördüğüm ilk ölüydü), o sonbahar ilk defa depresif episod yaşadım, o kış ciddi bir yön / kişilik kırılması değişimi yaşadım, tüm seçimlerimi sosyal çevremi yıkıp yeniden kurguladım ve şaşıracaksın ama: el yazımı değiştirdim!

O zamana dek el yazısıyla yazdığım a harfi mesela baskı yazısındaki a oldu. Kendime en baştan bir yazı karakteri (şimdi tasarımcı eşim sayesinde biliyorum: font'muş adı) tasarladım ve bugüne dek bu alfabeyi kullanıyorum elyazısıyla yazarken..... 

Bunlar çok ilgin değil mi.... Bu bir travmayı direkt yaşamayan ama tanıklık yapan birinin yaşadıkları... Kimbilir travmayı yaşayan o kız çocuğuna ne oldu.... Bunu düşünmek öyle ağır geliyor ki, kendimi kapatıyorum. Belki sadece bir iki dokunmayla kurtuldu, hatırlamıyor bile, hayatına devam ediyor demeye çalışıyorum çünkü diğer olasılığı düşünmek çok korkunç benim için. Ve hiçbir şey yapmamış olmanın suçluluğu.... Şahit olmak, suça katılmaktır gerçeği...... 

Bu travmanın olumlu yanı ne oldu? Psikoloji okumaya karar verdim. İlk yıllarda çocuk ve ergenlerle çalıştım. Çok insana faydam dokundu. Bunlar tamam... Özel hayatımda da daha tepkisel oldum, cesaretli oldum, birkaç defa gözaltına alınacak derecede başkasının hakkını, çevreyi korudum. 

Travmanın olumsuz yanı ne oldu? Anksiyeteye meyilli bir karakterim oldu. Özellikle kızımın şu an yaşadığı "büyüdüm ben" krizlerini yönetemeyecek derecede kaygılı bir anne oldum. Birinin hakkı yendiğinde o kişiyi kendinden daha fazla savunma ve bazen haddinden fazla savunma, aşırı politik doğruculuk huyu geliştirdim. Haber ve sosyal medyayı bu tip haberler nedeniyle takip etmez, kaçınır oldum (çünkü 10 sene öncesinden bir haber (tecavüz sırasında bağıramadığı için kulak zarları patlamış olarak ölü bulunan o 3 yaşındaki kız çocuğu haberi) hala aklımda... ve psikolojim bundan ötesini kaldırmıyor). Zaten buna uygun bir meslek seçtim ama asıl karakterim buna uygun gelişti: herkesi iyileştirmeyi kendime görev edindim - ve herkesi iyileştiremeyeceğim gerçeğini hâlâ kabullenemedim....

Gördüğün gibi, travmanın hem olumsuz, hem olumlu ve beni dönüştüren yönleri oldu. Kimi zaman iyi ki bu olayı yaşadım çünkü o kızı kurtaramasam da, ne bileyim bir senaristten ya da denizaltı arkeoloğundan daha fazla insana yardımım dokundu diyebilirim. Kimi zaman ise, bu olayı hiç yaşamasam acaba nasıl bir hayatım olurdu diye düşünürüm.... Belki bu kadar "iyileştirme, onarma" odaklı olmazdım, daha hafif, daha sığ, daha olumlu bakarak yaşamayı başarırdım... Yolda ölen kuşları gömmek için toplayıp durmazdım belki... Tüm yaralı hayvanları eve almaya kalkmazdım.. Belki çok daha sığ, çok daha düz bir hayatım olurdu, kim bilir......

Ama geçmişi değiştiremezsin. Seçimlerini geri alamazsın. 

Bu hikayeyi neden bugün yazıyorum ve 31 sene sonra neden daha dün ilk defa bir terapistle konuşabildim ve neden akşam çocuklarıma da bu hikayeyi anlatıp "işte bu nedenle bazen aşırı koruyucu davranabiliyorum, sizi herşeyden korumaya çalışabiliyor ve sizin de kendinizi kısıtlanmış hissetmenize neden olabiliyorum, çünkü dünyada çok iyi insanlar olduğu gibi, çok kötü insanlar da var. Ben o küçük kızı koruyamadım ve bu nedenle kendimi çok kötü hissediyorum" dedim..... Kızımın gözleri doldu. Akşam geldi uzun uzun sarıldı... Oğlum zaten sarılgan bi tip :) Eşim de "ne yapabilirdin, Allaha havale et, cehennemde yansın" dedi - ki kendisi protestan bir hıristiyan olarak cehenneme inanmaz..... 

Allah ile çok konuşurum. Adama ne yapması gerektiğini değil ama. O Allah'ın bileceği şeydir. O adamın koşullarını, hayatın onu neden buraya getirdiğini biz bilemeyiz. Pedofili kontrol edilemez bir dürtü olarak hastalık da olabilir çünkü ve hastalıksa, adamın ne kadar suçu vardır, ona tedavi sunamayan toplumun ne kadar suçu vardır ya da o çocuğun annesinin, babasının sorumlulukları nedir, bunlara girersek biz çıkamayız.... O nedenle, bugünün teknolojisiyle: Allah bilir.... 

Ama ben çok özür dilerim o küçük kızdan, onu oradan kurtaramadığım için, cesaretsizliğim için, korkaklığım için çok özür dilerim. Bir daha öyle davranmadım, bunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ama o kızın özelinde, onu yüzüstü bırakmış olduğum gerçeğini değiştirmiyor bu.......

Özür dilerim pembe sarı bikinili kız...... Seni koruyamadığım(ız) için, hepimiz adına, özür dilerim...... Umarım (mümkün değil ama bir mucize olmuş ve) sen benden daha az etkilenmişsindir........

36 yorum:

  1. Ciddi bir travma yaşamışsın aslında, olayı kendin yaşamış olmasan da yaşandığına şahit olmuşsun ve bir şey yapamamışsın ama kendini asla suçlama ne yapabilirdin ki? Şoktan donma durumuna geçmişsin, algılaman bile eve gidince olmuş. Ne yazık ki güzelliklerle birlikte bir sürü pislik de var etrafta... ve biz elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz daha fazlasına gücümüz yetmiyor işte ve Allah'a havale etmekten başka çare kalmıyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Donma değil direkt kaçma oldu.. O nedenle rahatsızım..

      Sil
    2. Ayni yastayiz.Senin dedigin gibi o yillarda simdinin 15 inden cok daha bilgisiz ve masumduk. Muhtemelen kokrmussundur. Neticede karsinda bir yetiskin var. Kendine yuklenme. Hepimiz basina biseyler geldi ve bence belli bir yasa gelene kadar hem olanlari anlama hem de tepki verme isi oyle bu yasta dusundugumuz kadar kolay olmuyor.

      Sil
    3. Oğlum dinlerken çok etkilendi. 9 yaşında ve dedi ki, neden adamın kucağında oturuyordu, neden itip kalkamadı…. Aaaah ah… Öyle kolay değil işte :( Hem kızlarımızı hem oğullarımızı aynı anda eğitmemiz şart :(

      Sil
    4. Korkup kaçmışsın bu da normal, daha cocuksun ve üstteki yorumda gege'nin da dediği gibi şimdiki 15 ile bizim zamanımızdaki 15 bir değil. Gerçekten çocuklarımıza hoşuna gitmeyen şeylere tepki vermeyi, ters gittiğini hissettiği şeylerde oradan uzaklaşacak kararı verebilmeyi aşılamamız gerekiyor. Hayır demeyi, sorun çıkarmayı, her zaman uyumlu olmamalarını öğretmek lazım. Bunun zeminini de evde hırçınlık yaptıklarında büyük bir güç göstererek susturmaya çalışmadan, öfkesine ve isyanına da saygı göstererek hazırlarız diye düşünüyorum

      Sil
    5. Mantiken evet ama soylemesi kolay. Benim oglum da birisi mesela onu kacirmaya calisirsa ne yapacagini anlatiyor. Tam bir fantastik film sahnesi anlattigi sey:)
      12 yaslarinda falan biri laf atmisti ilk defa. Bir grup, benden 3-4 yas buyuk erkek ..Dedikleri de "su arkadas sizle cikmak istiyor". Donakaldim, bisey diyemedim ve o gunum zehir olmustu. Basima bir felaket gelmis gibi:)
      İki sene once ise kosarken iki genc cocuk beni muhtemelen genc kiz sanip laf attilar. Kafam oyle bir atti ki geri donup peslerinden kostum, hadlerini bildirdim ve onlar donakaldi ve ozur ustune ozur dilediler vs. Yani tecrube, yas, her sey cok onemli tepkilerimizde

      Sil
    6. bu laf atmak da ne tuhaf şey... italya'da da vardı bir zamanlar.. kaldı mı bilmem....

      Sil
    7. Eskiden vardi. Biz kucukken. Simdi pek sanmiyorum. Belki daha varos yerlerde vardir. Bikac sene once basima geldiginde eski anilarim canlandi herhalde cok sinirlenmistim. Ufak tefek biri oldugumdan yasimi farkedemediler. Hic olacak bisey degildi o.hem caddede, hem de cocuklar gayet duzgun gozukuyolardi aslinda.
      Laf atma yine masumca biseymis dusununce. daha yeni basima geldi metroda . Yanimdami bacaklarini nasil acmis. Zaten cocuk boyutundayim. Bacaklarimi birbirine yapistirmis oturuyorum. Ama adamin butun bacagi bana degiyor. Toparlanma falan yok. Aninda bacaginizi kapatin dedim. Hemen kapadi anma hic bisey demedi. Bilerek yapmasa ozur falan diler. Bence sapik firsatcilar tahminimizden fazla.

      Sil
    8. Türkiye’de kadından özür dileyen erkek? 😳

      Sil
    9. Türk erkeklerini gömdün yazar şimdi biri 🤣 Hayır tabii ki kibarları var ama onlar zaten en baştan bu tip davranışları yapmıyorlar, yapanların arasında da özür dileyecek kafada olan hiç denk gelmedi.. Böyle ayı gibi yaşayan bir grup var kendilerini kadının ve herşeyin üstünde gören paşalarımız. Paşammmm

      Sil
    10. Evet dogru. Bos bulunacak bisey degil bu di mi? Butun baldirima degiyodu hayvan herif😂 valla yazasim var bir suru sey. Allahtan o ayi kesiminden izole yasiyorum diyebilirim ama binde bir toplu tasima kullaniyorum ve her seferinde cinnet geciriyorum😂 Allah hepimizi korusun kotulerden💙🙏

      Sil
    11. :)) bak aklıma ne geldi. Uzun zamandır bu bacak olayını yaşamadım ama baya bir sene önce ağa gibi oturan adama özellikle bacağımı dayayıp ittirmiştim ve anında toparlanmıştı. Tacizciyi taciz ettim yani göstere göstere.. Bilmem iyi bi öneri mi ama sinirimi aşırı geçirmiş ve kendimi gayet güçlü hissettirmişti. Ama toplumun son 20 senede adım adım geldiği noktada şu an olsa sadece beyefendi bacağınızı çeker misiniz rahatsız oluyorum derim baya yüksek sesle sadece, daha fazlasından çekinirim.. Belki de çekinmem yahu ;))

      Sil
    12. Cekinmezsin bence😂😂 bi toplu tasima cikarmasi yapabiliriz😂takipcilerle yeni bi konsept

      Sil
  2. Bu kadar dürüst hislerini söyleyince o konu ile ilgili müthiş bir tolerans gösteriyor çocuklar,ben bunu yetişli insanlar da görmedim öyle bir olgunluk.benimde bu konu ile ilgili yazacaklarım var şu dolunay bir geçşin ♥️

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ayrıca dünya pamuk bir yer değil, bunu da bilmeleri lazım…. Hep koruyamayız, kendilerini korumayı öğrenmeliler :,(

      Sil
  3. Adsız, yorumunuzu yayınlamadım çünkü isim üzerinde ithaflar içeriyor, cevap hakkı doğar. Burası maalesef yeri değil. Fakat yaşadıklarınız için üzüldüm, umarım sarabilmişsinizdir yaralarınızı :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Paylaşmayacağınızı sizin de belirttiğiniz sebeplerden dolayı tahmin etmiştim ama içimdeki kızgınlık ve yük ne kadar büyük görün… görmeleri için fırsat olduğu zaman herkese de anlatıyorum. Kendi bireysel meselem ama burdan yola çıkarak çevremdeki diğer kadınlar için ne yapabilirim diye düşünüyorum. Kimbilir duymadığımız neler neler var. Bu beni gerçekten aşırı ama aşırı endişelendiriyor ve üzüyor. Sevgiler. Melis.

      Sil
    2. Teşekkürler anlayışınız için Melis..
      Bu tür bir sarkıntılık anısı olmayan Türk kadını o kadar az ki :( Ve en acısı da bunu normalleştiriyoruz, ben hiç unutmam Hollanda’da master’da ilk yılım. İşte kızın birinin göğüslerine otobüste bir adam dokunmuş, düşer gibi yapmış, koz bir geldi sınıfa perişan. Anlattı ama ağlıyor nasıl.. Diğerleri de şok içinde dinlediler, kıza sarılanlar, gözleri dolanlar, ne yapabiliriz diye araştıranlar.. Bir ben böyle tepkisiz izliyorum yahu kaç defa başıma da geldi tüm arkadaşlarım hiç olmadı popoları avuçlandı kalabalıkta erkek arkadaşlar bizi ortalarına alır da korurlardı öyle bir sapıklık kültürü vardı.. Bunların travma olduğunu ben o gün duydum, yaş 23!
      Sizin yaşadıklarınız da çok ağır evet ve öfke duymanız aslında bakın en azından sizin bizim neslimize göre yine de bilinçlendiğinizin kanıtı. Çok şükür şimdi kızlarımız tepki veriyor, normalleştirilmesine izin vermiyorlar.. Ama yine de hala minicik etek giyen kızı suçlamasak bile bir tedirginlikle sağa sola bakıyoruz, aman başına bir iş gelmesin…. İşte bunu aşmamız için daha çoooooook acılar yaşanacak :,(
      Bu nedenle öfkenizden gurur duyun. Biz orada bile değildik çünkü… Siz bizden ileridesiniz, bizim kızlarımız da sizden ileride olsunlar inşallah…..

      Sil
  4. Ne kadar sert bir algılama olmuş, o yaştaki bir ergen/genç kız için çok ağır. Anlama demedim bilerek, algılaması bile ağır, çünkü.
    O gün olanlar nedeniyle senin hayat akışının değişmesi bir gerçek. Bir de şunu düşünebilir miyiz? Belki de sen hassas bir yapıya sahip olduğun için bu olay seni bu kadar sarstı, belki başka bir kız daha az etkilenecekti, hayatı hakkında başka kararlar alacaktı. Bilemeyiz.
    Dilerim o küçük kız o olaydan daha ağırını yaşamamış olsun, dilerim yaşadıklarını atlatmış olsun.
    Senin bütün bunlarla yüzleşmen sana en azından bir rahatlama değilse de bilme, anlama, anlamlandırma getirmiş diye düşünüyorum.
    Kucaklıyorum C.ciğim. <3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dün gece nasıl huzurlu uyudum anlatamam sana… Evet olan oldu ve suçluluğum ölene dek benimle olacak ama anlatmış olmak, dile getirmiş olmak ve bir parçam olarak kabul etmek bana iyi geldi….
      O kızcağız için dua ettim, inşallah en iyi senaryo yani o kadarla kalmıştır….. :(

      Sil
  5. Ahh be canım Ceren... Bir çocuk için ne zor bir sahne. Anlamlandırması ne zor; o an ne yapacağını bilememesi, çaresizliği ve belki korkusu o kadar anlaşılabilir ki... Dilerim o küçük kız çocuğu kendini anlatabilmiştir güvendiği bir yetişkine ve yardım alabilmiştir, yalnız hissetmemiştir. Ve sen belki de bunca zaman bu yükü taşıyarak ve kimseye anlatamayarak yaşadığın travmayla neler hissettin ve hissediyorsun. Annelikte zaten çocuğumuz hangi olumsuz durumu yaşasa kendimize mal ettiğimiz bir suçluluk hissi oluyor, belki o yüzden kaygılı ve kontrol delisi gibi dolanıyoruz ortalıkta. Dünyanın hali ortadayken, dediğin gibi hepimizin geçmişinde komşusu ya da akrabası tarafından tacize uğrama hikayesi bu kadar yaygınken, elimizden geleni yapma gayreti içine giriyoruz çocuklarımızı korumak için. Ve bir şekilde bu kaygı senin bir noktada bu travmayı anlatmana sebep vermişse işlevsel bir kaygı olmuş diyebilirim. Bizimle anlatman, çok kişisel ve samimi bir şekilde paylaşman o kadar büyük bir adım ki bence.. Dilerim hafiflemişsindir. Dilerim henüz çok küçük yaşta girmemesi gereken bir sahneye maruz kalan Küçük Ceren de kendisini yalnız hissetmiyordur artık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Puzzle'ımın kayıp parçalarından birini bulmuş hissi oldu...

      Sil
  6. Ben de 6 yasinda sinif arkadasim ki o da 7 yasinda falandi bazi seylere magruz kaldim. Aslanne yaptigini anlamadigim kadar asla sesimi cikarmayibsadece sucluluk hissederek donup kaldigimi hatirliyorum. Simdi o sinif arkadasim uyu..urucdan hapiste. Ama 7 yasinda bi cocuk nerden bilir nerden aklina gelir ki vucudu bile buna hazir olmazken . Ama belki 30 yil gecti o anki durumu ve sozlerini unutamiyorum.
    Umalim ve dua edelim o kizncocugu ve onun timsalinde tum cocuklar boyle pisliklerden uzak olsunlar. Tek umudum Cennete girdikleri an dunyada yasadiklari tum pislikleri unutmalari olucak . Diger pisliklerinde en kotu sekilde cezalanmalari.
    15 yasindaki size gelince. Elimizden ve dilmizden gelenler /gelmeyenler var. Yazinin onune gecilmez. İnsanlar bir birilerini. Hayatina bazen bi gorev icin girerler ve cikarlar. Belki siz ona o an hicbisey yapamadiginiz ama onun vesileyle kac tane insana yardim ettiniz. Belkide gorev ona verilmisti size degil. Dersi verdi ve gitti. Bizler aciz insanlariz. Herseye kadir degiliz. 15 yasindaki size de deginki belki o an yardim edemedin ama buyudun ve onlarcasina yardim ettin.
    Annem hep dua ederdi. Kizim Allah seni hep iyilerle karsilastirsin. Ben de cocuguma oyle ediyorum.

    YanıtlaSil
  7. çok ağır bir şey yaşamışsın ama paylaşmak iyi gelmiştir eminim. hem eminim, kızçen de senin endişelerini daha iyi anlamıştır. canım benim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım anlamıştır... Ben en azından kendim bu konudaki endişelerimin kaynağını anlayınca bir rahatlama geldi....

      Sil
  8. Ceren seni çok iyi anlıyorum. Yazılarımdan biraz sert ve ters olduğumu anlamışsındır ama her şeyden çoook etkilenen ve acı çeken bir yanım var. Şahit olsam olmasam her kötü olay beni çok etkiliyor. Hınç doluyorum. Son okuduğum ve yazdığım kitabı mutlaka okumalısın bir psikolog olarak. Sayfalarca neler yaşadığını anlatmıyor. Bakış açısı, anlatımı farklı. Orada bir bölümde o da 9 yaşında ki kızına yaşadıklarını anlatıyor ve o anı analiz ediyor.
    Tamda elimde kahvemle oturmuş okumadığım yazılarına başlamıştım, içime bir taş oturdu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sert ve ters bulmuyorum seni Buket :) Olan bitene endişelenmek çok insani bir durum. Ben böyle hissettiğimde, genellikle o kapıyı kapatıyorum, mesela haber izlemiyorum sosyal medyadan yorumlardan falan uzak duruyorum bir süre. Çünkü gereksiz yere dert yüklenmenin alemi yok, hepimizin kendi derdi yeter... Kendimizi korumayı bilmemiz lazım..... O nedenle bu bahsettiğin kitabı da okumayacağım mesela :))) belki başka bir zaman..
      İçimize taşlar oturtmayalım, açalım pencereleri havalandıralım kendimizi.....

      Sil
  9. Almanya’da yaşadığım dönemde iş yerinde tacize uğradım, ve bunu dile getirdiğimde, erkekler o dönemki yönetici ile taraf olurken, kadınlar sessizleşip uzaklaştılar ve ben yalnız kaldım. 20li yaşlarındaydım, ergenlik döneminden bazı taciz travmalarım da vardı, utanç içerisinde o iş yerinden ayrıldım. Maalesef erkekler ve sistem hep birbirlerini koruyorlar. Kadınlar bile birbirlerine sahip çıkmıyorlar. Çünkü korkup sinmiş durumdalar. Çünkü böyle bir konu ile ilişkilendirilmekten bile korkuyorlar. Yaşadıklarım bende seneler boyu sebepsiz somatik ağrılara neden oldu, kişiliğimi değiştirdi, neşemi ve insanlara olan güvenimi yitirdim, daha sert eleştirel, kuşkucu bir insan oldum. Zaman içerisinde iyileştim ama genel olarak erkeklerle ilgili bir problem olduğunu düşünüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok üzüldüm..
      Evet kadınların tacizleri daha çok psikolojik mobbing türünde ama erkeklerinki daha fiziksel :( Yine çocuk tacizlerinde de neredeyse tamamı erkek tacizciler :( Kafalarında flört ile tacizi ayıramıyorlar bazı insanlar

      Sil
  10. Paylaşman güzel. O günler seni bu günlere getirmiş. Belki bu o günkü farklı davranışından daha önemliydi dünya için. Kim bilir. Olan, böyle olmuş... Pedofil sanırım en yaralayıcı sapkınlıklardan biri çünkü en masum zamana dokunuyor ve o masumiyet bir daha asla aynı olmuyor. İnşallah o kız çocuğunun içi soğumuştur, yaşamı şimdi güzeldir ve o adam ettiğini bulmuştur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dün kızımla Stranger Things'in son sezonunun 4. bölümünü izlerken, Max orada Holly'ye dedi ki: "You did it back then, you wouldnt do it now" yani "o zaman öyle davrandın ama bugün olsa başka türlü davranırdın"... O an bana bir aydınlanma geldi....
      İnşallah son cümlen gerçekten öyle olmuştur.....

      Sil
  11. Okurken kalbim sikisti... Ve cesaretine, acikligina hayran kaldım! Evet, yıllar sonra da olsa, kendinle ve ailenle bunu konuşman, paylaşman ve de burda anlatman o kadar cesur ki! Teşekkür ederim kendi adıma... Benim farkindaligim çocuğum olduktan sonra daha baska bir yere evrildi sanırım. Yani kotunun kotu oldugunu bilmenin ötesine gecti. Çok korkuyorum, çok düşünüyorum ve gercekten hepimizin, evet hepimizin, çocukları korumakla sorumlu olduğumuza daha çok inanıyorum artik! Allah hepimizin cocuklarini iyi insanlarla karsilastirsin...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet sadece kendi çocuğumuzu korumakla yükümlü değiliz.. bu çok önemli bir nokta....

      Sil