Havaalanının 107 numaralı bekleme salonundaydınız. Sabahın ilk ışıkları bebek sarışınlığınıza vurmuş, yüzünüzü dağlara dönmüştünüz. Siz, bu halinizle çok güzeldiniz.
Öyle altın bir oranla fotoğrafın içindeydiniz ki; bir tablo olsanız, ancak bu kadar hesaplı ve kitaplı çizilebilirdiniz. Siz, bu halinizle çok güzeldiniz.
Kapıya çağırılan, biraz da hayat-aceleciliğinden muzdarip olan bu yolcunun an’lık dikkatini, tam üzerinizde topladınız, çıkarttınız, böldünüz ve dâhi çarpıp kerelerceaine katladınız. Yolcunun koşan adımlarını, ritmini şaşırmış kalp atışlarını, sabah mahmurluğuna karışan müzmin hayat yorgunluğunu bir bıçak gibi kesip, yaşamın kesintisiz görünen uğultusuna, tek nefeslik bir es verdirdiniz. Beni bir çekiç gibi yerime mıhladınız. Bir nefes ânı süresince nefesimi kestiniz, bir atışlık süre için kalbimi durdurdunuz. Küçük bir ölümle öldürdünüz. Yeniden doğurdunuz.
Siz, içinde koşturmakta olduğum eski döngüye, yeni bir enerjiyle, tekrar başlamamı sağladınız. Sistemimi resetlediniz, yazılımımı güncellediniz.
Siz, çok güzeldiniz. Çok sakittiniz. Çok selimdiniz. Ve Siz, bunların hiçbirinin farkında değildiniz.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder