15 Ocak 2026 Perşembe

Küçük şeyler, hepsi de küçücük şeyler..

Diyordu ya Bülent Ortaçgil. Hatta dur, yine desin:

Küçük şeylerden mutlu olan biriysen, mutsuzluğunun nedeni de yine küçük şeyler olabiliyor... Çünkü bir şey doğruysa, onun tam tersi de doğrudur.... Tehlikeli bir durum.

Mesela, kar yağdı diye çocuk gibi sevinebilirim ve sonra bundan utanır, "ama soğuktaki insanlar.." diye bir başlarsam, içinden çıkamayabilirim.. Aslında önü topu: kar yağıyor.. Bu kadar. Anlamı yükleyen sensin, o anlamın duygu seline kapılıp giden yine sensin... Kar sadece yağıyor.

Yani kızımın debelendiği yaşam seçimleri süreci de, aslında kocaman resmin içinde küçücük, önemsiz bir ayrıntı gibi gelmeye başladı bu sabah... Sade'Ce yanında durmak, BEN olarak dimdik, güvenli ve sağlam bir şekilde durmak, yeterliymiş meğerse.... Gerisi onun yazgısı.

Sanırım, Hermann Hesse'yi ancak üzerinde 10 gün düşündükten ve süreçten bizzat geçtikten sonra, gerçekten anlayabildim.

Senle ben bilebilir miyiz evlatlarımızın ne için seçildiğini, hangi yolları izlemek, hangi işleri yapmak, hangi yanlışları ve acıları yaşamak için seçildiğini? Hayır, bilemeyiz. Onun yazgısını öngöremeyiz, çocuklarımızı korumaya çalışsak da yazgısını belirleyemez, değiştiremeyiz.

Ama artık anladığım için, o yazıları yazdıran duygu da geçmişte kaldığı ve geçersiz hale geldiği için, yazdığım yazılara yabancılaştım. Onları sileceğim. Lakin fotoğrafları, o güzel bembeyaz anları korumak istiyorum. Yorumlarınız da çok ama çok tatlıydı, tam zamanında ve ihtiyacım olduğunda omzuma dokunan bir dost eli gibi hissettim, teşekkürler :)

*

Mutluluk ile mutsuzluk arasında bulunan duygu nedir? Sakit olma durumu.. Sakinlik mi? Dinginlik mi? İç huzuru mu? Nedir o hâli en güzel anlatan kelime? 

Tüm yaşamın özü, o kelimede saklı sanki...... 

*

Ve bir kış fotoromanı...




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder