Diyordu ya Bülent Ortaçgil. Hatta dur, yine desin:
Küçük şeylerden mutlu olan biriysen, mutsuzluğunun nedeni de yine küçük şeyler olabiliyor... Çünkü bir şey doğruysa, onun tam tersi de doğrudur.... Tehlikeli bir durum.
Mesela, kar yağdı diye çocuk gibi sevinebilirim ve sonra bundan utanır, "ama soğuktaki insanlar.." diye bir başlarsam, içinden çıkamayabilirim.. Aslında önü topu: kar yağıyor.. Bu kadar. Anlamı yükleyen sensin, o anlamın duygu seline kapılıp giden yine sensin... Kar sadece yağıyor.
*
Sanırım, Hermann Hesse'yi ancak üzerinde 10 gün düşündükten ve süreçten bizzat geçtikten sonra, gerçekten anlayabildim.
“Senle ben bilebilir miyiz evlatlarımızın ne için seçildiğini, hangi yolları izlemek, hangi işleri yapmak, hangi yanlışları ve acıları yaşamak için seçildiğini? Hayır, bilemeyiz. Onun yazgısını öngöremeyiz, çocuklarımızı korumaya çalışsak da yazgısını belirleyemez, değiştiremeyiz.”
*
Mutluluk ile mutsuzluk arasında bulunan duygu nedir? Sakit olma durumu.. Sakinlik mi? Dinginlik mi? İç huzuru mu? Nedir o hâli en güzel anlatan kelime?
Tüm yaşamın özü, o kelimede saklı sanki......
*
Ve bir kış fotoromanı...



