Son bir aydır, eşim bu adetten kesinlikle taviz vermeyeceğini açıkladığından beri evde bitip tükenmek bilmeyen ağaç tartışmaları yaşanıyor. Şaka gibiyiz; her gece yemekten sonra en az bir saat bu ağaç konusunun tarihi, ekolojik, sosyolojik ve psikolojik yönlerini tartışıyoruz. Benim argümanlarım sırf dekorasyon için bir canlının katledilmesinin yanlışlığı üzerine kurulu, eşiminki ise "ama çoooook güzel, hem çok güzel kokuyo, hem insanı mutlu ediyooooo" üzerine kurulu. Ben şu modern yaşamda pagan adetlerini bırakmamız gerektiğini, ekolojik olarak doğayı yaraladığımızı, ağacı getirip pencere önüne dikip süsleyerek bizden fakir durumda olup ağaç alamayan insanları sosyolojik açıdan üzeceğimizi savunurken, eşim "ama, ama çoooook güzel, hem çok güzel kokuyo, hem insanı mutlu ediyooooo" ya devam. Ben konuyu bizim kurban kesme adeti ile karşılaştırmaya kadar vardırdıysam da, sonuçta kendi kendime gazel okuyup durduğum ortaya çıktı, çünkü şu yukarıda gördüğünüz ağaç üç gündür burnumun bir karış uzağında. Üstelik, evet, süsledim de ben onu.. Evet güzel de kokuyo gerçekten.. Geceleri sadece onun üzerindeki minik sarı lambalarla ve birkaç mumla aydınlatıyoruz evi, çok da romantik bir atmosfer oluyor doğrusu. Ama vicdanım sızlamıyor desem yalan olur; resmen zombi sahibi olduk, yaşayan bir ölü var evimizde..
Tek yapabildiğim, iki günde bir alttan su vermek.
CERENMUS;
YanıtlaSilAğaç süper olmuş. Süslemelerini de çok fiyakalı yapmışsınız. Görebildiğim kadarıyla odanın içerisinde duruyor değil mi? İyi eğlenceler diliyoruz...
Teşekkürler, evet odanın tam içinde :)
YanıtlaSil