Evsiz Prensesi hatırlıyor musun? Kızım 2-3 yaş arası kendi kendine giyinme sevdasına kapılmıştı ve Elsa elbiseleri altına yağmur çizmesi ve üstüne de 15 adet toka bilezik falan takıp anaokuluna gidiyordu :)) O zaman ona "Evsiz Prenses” (Homeless Princess) lâkabını takmıştık eşimle hehe. Kızım 3 yaşında neyse ki Ev Sahibi Prenses moduna geçti ve şu anda da tam bir moda ikonu gibi dolanıyor fakat bu sefer de o beni "Evsiz Prenses" bulmaya başladı :)) Çünkü kızımın, annemin ve kayınvalidemin aksine, ben aşırı derecede süssüz bir kadınım.. Hele şu son 1 senedir saçımı da boyamıyorum, tam şahane Evsiz (Prenses de diyemem artık kendime, çünkü Prenseslikten Külkedisine dönüşeli çok oldu) evet, bildiğin "Evsiz" modundayım..
Şöyle bir "peki eskiden nasıldım yahu ben" diye düşündüm de.... Lise yıllığında tek makyajlı benim :))) Fakat süslü bir ergen olduğumdan değil. O sefer de bir arkadaşımın oyununa gelmiştim, "herkes kepli fotoğrafı makyajlı çektiriyor, bak kalma öyle paçoz" demişti. Ben de bir makyaj yaptırmıştım, düğüne gider gibi :)))) Ay rezalet. Zaten yıllık sayfama yazılan yazıların yarısı da kayboldu, tam bir "elinde cımbız, ukala zengin kız" modundayım lise yıllığında...
Üniversitede ise, tabii bundan aldığım feyzle gayet doğal takılıyordum ama dedim ya, bu konuda da bipolarım, doğalın da dibini bulmuştum. Saçlarımı kısacık (5cm kısacıktan bahsediyorum) kestirmiş, tek kulağımda uzun küpe, üzerimde Hintli elbiseleri! Yandan asmalı bezden "Gülen Budha" çantam. Ciddiyim :))) Tam bir çiçek çocuktum. Ama göstermelik değil, gerçek. Vejeteryanım, çevre gönüllüsüyüm, 1969 gençliği neydiyse, 2000’de ben oyum! İstanbul trafiğinde okula bisikletle gidip gelmeye falan da kalkmıştım. Ama aynı zamanda da - tezatlıklar kraliçesi olarak - zengin ötesi (bodyguard ile gezen türde zenginden bahsediyorum) bir sevgilim var ve sevgilim beni Porsche'siyle okula bırakıyor falan ahahahaha Kapitalist Çiçek Çocuk..!
Yine de, ne güzel yıllardı yahu! Gençliğim dolu dolu, her naneyi deneyerek geçti çok şükür :)) Hiçbir şey içimde kalmadı, gençken yapılabilecek herşeyi yaptım. Şu sıra bakıyorum arkadaşlar 40 yaş krizinde "şunu da yapaydım, vah, bunu da yapaydım, tüh" derken, ben herşeyi yapmışım maşallah... O nedenle yaşıtlarımın bazıları bu açığı kendilerini komik durumlara düşürerek de olsa kapatmaya çalışırken, ben "aman gördüğümü gördüm yeteriniz, missss gibi yaşlılık, missss gibi" modundayım sanırım. Hayır, gençliğime dönmeyi asla istemezdim.
Bir şeyleri yapamamış olmanın, insanın "içinde kalması" çok fena bir duygu bence.. Geriye dönüp bakınca yaptıklarıma - hatalarım dahil - hep "iyi ki!" dedim. Hiç yapmamış, dümdüz yaşamış olsaydım düşünsene, şu an 2 çocukla yaşadığım krizin bir de "hiç yaşayamadııııım" yükü olacaktı. En azından "yarabbi şükür, dolu dolu yaşadım, anlatacağım çok çılgın gençlik anılarım var" diyorum :)))
Tabii böyle çılgın bir gençlikten sonra, "evli ve iki çocuklu" olmak, zor geliyor insana. Her ne kadar bunu ben seçmiş olsam da, açıkcası ben sanmıştım ki, yine tezatlıklar kraliçesi olarak takılırım ben evli ve çocuklu da olsam.. Çünkü biz de çılgın çift / çılgın anne baba olamayacaksak, biz bile sınırdışı olamayacaksak, kim olabilirdi?
İlk 3-4 sene sırt çantamıza ek iki de çocuk puseti taşıdık dünyanın birçok ülkesine. İyi gidiyorduk bence :) Sonra ne oldu bilmiyorum... Şu an görüp görebileceğin en "domestic", en sıradan, en sıkıcı, en rutine kazık çakmış ailelerden biriyiz - çünkü artık biz de herkes gibiyiz......... snif.
Hey gidi hey..... Bilmem ki başka türlüsü mümkün müdür? Instagram'da falan görüyormuşsunuz ama, ne bileyim, elimde kamerayla dünya turu, youtube editleye editleye teknede yaşamak, bana ters ve gerçekçi ve samimi de gelmiyor... Bunları yapacaksan, kamerasız yap. Doğalı bu çünkü; dünyayı gözlerinle kayda almak, teknede zamanı ve mekanı unutacak derecede doğayla bütünleşmek... Yani bu bence böyle yapılır... Birileri seni izlemeden ve beğenmeden de yapabilmek bunu, kendin için, kendinle başbaşa..... Asıl olayı budur bu tür "hayat tarzı"nın... Göstermek değil. Görmektir..
Ay bilmiyorum belki de kıskanıyorumdur, kedinin ulaşamadığı çiğere pis demesi gibi hahahahah
Foto: Bu sıralar ennnn sevdiğim yüzüğüm çünkü "moduna göre (aslında bence ten ısısına göre) renk değiştiriyor". Tüm kış siyahtı, bu sıra yeniden maviye döndü çok şükür. Evet evet! Özetle: Her şey boş. Mavi günler gelsin...!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder