Tina Fey'in yazıp oynadığı Four Seasons'ın ikinci sezonu başlamış ve henüz ikinci bölümdeyim ama ilk sezon olduğu gibi, yine çok çok güzel... Bu dizi bana tam zamanında geldi; hafif, zekice esprileri olan sabunköpüğü bir dizi arıyorsan, öneririm. Tabii homofobik değilsen...
Şuraya bir trailer bırakayım:
Tina Fey'in oynadığı Kate karakterini evlilikteki kendime, kocasını kocama, en yakın gay arkadaşını da en yakın gay arkadaşıma çok benzetiyorum :))) Hatta bazen diyaloglarımız bile birebir aynı oluyor, resmen "Tina Fey bu dizide benim hayatımı yazmış" falan diyorum..
Yine dünkü bölümde, bana çok dokunan bir diyalog geçti. Claude uzun yıllar yaşadıkları Amerika'dan memleketi olan İtalya'ya taşınmak istiyor ve Danny her ne kadar bunu hiç istemese bile, Kate'e diyor ki: "Claude yıllardır ailesinden uzakta, burada, benimle, benim için bu kültüre alışmaya çalışarak yaşadı. Şimdi benim de İtalya için böyle davranmam gerekir. Onu seviyorum. Ona nasıl hayır diyebilirim ki?"
Ah blogcuğum ah... Böyle aşklar artık sadece dizilerde ve gay evliliklerde mi var?
Neeeyy ikinci sezon mu gelmiş, ollleeeyy :))) Yaa dizide Danny ve Tina Fey dostluğuna da öyle hayranım ki, hayatımda bir Danny'im olsa keşke :)) Bu açıdan çok şanslısın bence. Hatta Tina'nın kocasıyla olan bağı da çok gerçekçi bence. Evlilikte hissedilen bu ikircikli durumları bence çok güzel yansıtıyorlar. Ceren Steve Carrell'ın Rooster dizisini duydun mu, bence onu da seversin sen. Bir şans vermelisin :))
YanıtlaSilBence de çok şanslıyım ;) Ya aslında bişey diyeyim mi Annabell, az insan var çevremde ama olanların hepsi ile Danny-Kate ilişkisi içindeyim ben sanırım yani en olmadık durumlar içinde kalıp, kendileriyle en çok dalga geçebilen insanları çok seviyorum ben ve onlarla olmayı tercih ediyorum..
SilBiri şey yazmıştı, lütfen yazılarınızda yapay zeka kullanmayın, insanın en ham, en salakça, en duygusal anlarını okumak istiyorum ben diye.. Çok hak vermiştim.. İnsanı olduğu gibi yansıtabilmek evet cesaret istiyor (kim ne der...) ama insan bu yahu.. Tüm salaklığıyla, küçük sahtekarlıklarıyla, mızmızlıklarıyla, çekilmez yanlarıyla, öfke ve korkularıyla, insan bu..... Böyle olduğumuz için utanmamalıyız bence.... Evlilik bu. Annelik bu. Hayat bu yahu.... Bıktım ben ay kızım/oğlum şöyle minnoş, şöyle akıllı, böyle şahane, 25 senelik kocam 5 yıldız, annem dünyanın en melek annesi... eeeeh, git bu hikayeleri kendine anlat yahu :))))
Sanırım bu nedenle seviyorum bu tür dizileri.
Rooster'ı duymadım ama bakacağım, çok teşekkürler, senden gelen ikinci güzel öneri bugün!