
Tabii ki salatalığımı afiyetle mideye indirdim. Ama salatalıkla intihar etme düşüncesi de enteresan geldi, ne yalan söyleyeyim.. Savulun, yerim bak elimdeki salatalığı, yerim diyorum!
Bu arada geçenlerde Amerika'dan bir haber; Sharlotte Hydorn isimli girişimci (ki kendisi 91 yaşında bir nine) internet üzerinden ev-yapımı (hayır çörek, reçel falan değil) intihar kitleri pazarlıyormuş. Biri kiti kullanıp Tahtalı'ya gidince nineyi gözaltına almışlar. Nine demiş ki "ben onulmaz bir sağlık sorunu olan, gururuyla ölmek isteyenlere yardımcı oluyorum". Şimdi bu noktadan bakınca nine haklı, insanın doğum hakkı olmadığı gibi ölüm hakkı da olmuyor kanunlarca. Bazı hastalıklar öyle pis huylu ki, senden hiçbirşey bırakmıyor geriye. Öyle anlarda, ölmek isteyen hastalara saygı duyan ve onlara ötenazi uygulayan bazı kurumlar var. Bazı ülkelern yasaları buna izin veriyor.
İşte bu ülkelerden biri olan İsviçre, "ölüm turizmi" denen bu yeni alanda baya kapsamlı hizmet paketleri sunuyor ve çıkan haberlere göre baya kazanç da sağlamaya başlamış. Birçok ülkeden ölmek için İsviçre'ye gelen insanlar varmış. Bu da bana üzerine yazılıp çizilesi ilginç bir bilgi olarak gözüktü. Bu arada İsviçre'ye vize almak birçok kişi için oldukça zordur, acaba formda "ölesim var, o nedenle ziyaret ediyorum" türünde bir kutucuk var mıdır, onu merak da ettim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder