23 Temmuz 2026 Perşembe

Daha mutlu sabah

Bugün daha mutlu uyandım. Uykumu almıştım, evde sakin bir sabah yaşanmıştı, yollarda kimseyle karşılaşmamıştım; yeterince iyiydi. Sonra İ. ile sohbet ettik, daha da iyi oldu. 

Şu son zamanlarda hayatımdan çıkan insanlara o kadar şükrediyorum ki, çünkü onlar çıkmasaydı yerine yenilerini alacak "kota" bulamayabilirdim. Sanılanın aksine, sonsuz bir sosyalleşme kotam yok benim, kalbim de her gelen insanla büyümüyor. İtiraf edeyim, sosyal ilişkileri ancak belli (ve oldukça düşük) bir kota ile başarabiliyorum. Fazlası fazla geliyor. Sosyal ilişkilerin gereklerine yetişemiyorum ve klasik "aramadın da sormadın da.."lar başlayınca da, eh, bana müsaade. Bence insan ilişkileri sen aradın sonra ben aradım'larla yürümemeli.. Kim kimin kalbine düştüyse o aramalı, aramadıysa da canı sağolmalı.... Tabii bence. Her konuda olduğu gibi, bu konuda da normal dağılımın dışına düştüğümü biliyorum.

*

Bazen insan çok sıkışmış hissediyor. Kendin olabilmek ile, sevdiğin insanların gördüğü sen olmak zorunda kalmak arasındaki o korkunç savaş. Bir danışanım bunu "beni annem bile olduğum halimle kabul etmedi ki.." diyerek çok güzel betimlemişti. "Annem bile, benim "asıl kim?" olduğumu merak etmek, öğrenmek istemedi, beni olmamı istediği şey'e doğru yonttu, biçti, dikti.. Kendim olmak istediğim zaman geldiğinde ise, "kendim" dediğim şeyi çoktan unutmuştum, kaybetmiştim, yitirmiştim. O özün yerine, bugün, hatırladığım kadarını koymaya geldim.."

Çok cesurca bir davranış olduğunu düşünüyorum bunun. 

Kendini yeniden bulmak için, yollara düşmeyi göze almak. Aç susuz, yoldaşsız, türlü belirsizlik ve olası tehlike içine atılmak. Sadece "gerçekten kim olduğunu" anlayabilmek için....

*

Evet. Bugün daha mutlu bir sabahtı. 

2010 malawi - çamaşır günü..


5 yorum:

  1. Yazını okurken düşündüm de benim de galiba belirli bir sosyal kotam var ve fazlası olamıyor. Olanlarla da nadir görüşüyoruz, çünkü kendisiyle vakit geçirmeyi daha çok seven biri oldum hep. Ve dediğin gibi "Aramadın, sormadın.. " diyenleri ben de sevmiyorum. Bence hiçbir ilişki insana bu tür yükler hissettirmemeli, ki genelde bunu söyleyenler kendisi de aramamış sormamış kişiler oluyor. Öte yandan, gerçekten senin kim olduğunu merak ederek seninle sohbet eden, gerçek seni tanıdığı için seninle bağ geliştiren o çok az insan ne kadar da kıymetli oluyor. Onlarla geçirilen vakitler zihnimdeki güvenli alanlarım gibi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen, ben de kendisiyle vakit geçirmeyi çok seven biriyim :) Eskiden yakın çevrem bunu eleştirince kendimi yalnız hissetmeye başlamıştım ama şimdi yeniden yaşasın yalnız olmak dönemime döndüm sanırım :)) Çok şükür.

      Sil
    2. Ohh ne mutlu, çok şükür, bugün daha iyi hissetmene çok sevindim 💕 Gerçekte tanışmadan bir insanı sevip merak etmek de güzel ve senin yazılarını okurken tam da böyle hissediyorum 🌼

      Sil
  2. En nefret ettiğim şeylerden biri aradığım kimsenin telefonu açar açmaz "iyi ki aklına geldi" şeklindeki sitemi, çarp suratına diyor şeytan. Öyle çok ki etrafımda bunlardan. Oysa yukarıda yazdığın gibi kim ne zaman isterse arasın, aramazsa da canı sağolsun. Mutlu olmana sevindim Cerencim, hep mutlu ol dilerim...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay yanlış numarayı aramışım diyip kapatıvermek :))
      O kadar başkalarını mutlu etmek için yaşıyorum ki, böyle farkındalıklarım bana çok iyi geliyor. Sanki her birinde üzerimdeki yükler bir bir azalıyor gibi... Dostluk hesapla kitapla olmaz, öyleyse gerçek dostluk değildir, bu kadar basit.. İnsan kalabalığına gerek yok..

      Sil