Ben bu kadınlardan biriyle şans eseri (hiçbir şey rastgele değil aslında..) tanıştım ve ilk görüşmemizde, telefonda tam 1,5 saat ağladım, güldüm, öfkelendim, yine ağladım ve ilk defa biri anne olarak ne hissettiğimi anladı ve bana "C, inan bana 9 sene önce geçtiğim yoldan geçiyorsun, endişelenme, yanındayım, tünelin ucunda ışık var" dedi. Bu tek bir cümle bana öyle iyi geldi ki.... Anlaşılmak, azıcık şefkat, omzuma konmuş bir el....
Hakikaten terapistin kendi de "damdan düşeni" makbûl, yeniden bunu anladım.. Bir insan bir şeyi kendi de yaşamadan, istediği kadar okusun öğrensin doktorasını profluğunu alsın, gerçek anlamda anlamıyor..
Neyse oğlumla gittik. Birkaç "komik test" yaptılar, biraz sohbet ettik, L. kadının muhteşem bahçesinde dolaştı, kümesine girip tavuğun altından yumurta aldı ve "bu bir sanat eseri, bunu asla yemeyeceğim, ona hayranlıkla bakacağım" diyerek hepimizi güldürdü ve sonra da anneli oğullu, saate ve ertesi gün Almanca sınavı olduğu gerçeğine falan boşvererek, evin yanındaki çocuk bahçesine gidip çılgınca eğlendik ve oldukça geç bir saatte, elimiz yüzümüz ot içinde, dizlerimiz çamur içinde eve döndük.
Kendimi "destekli", umut sahibi ve "Bir zamanlar" olduğum gibi hafif, oyuncu, eğlenceli bir anne olarak hissetmek çok ama çok ama çok iyi geldi bana! Çünkü Ekimden beri öyle hissetmemiştim.... :,( Ekim'den beri......!
;)
Umarım disleksi kampı da güzel geçer, kendim gibi kaybolmuş hisseden ya da labirentte yolunu bulmayı beceren annelerle ve babalarla tanışırım, umarım L. de birkaç arkadaş bulur, umarım uygulayacakları tüm workshoplar, oyunlar ve terapiler ona "güç, güven ve destek" verir, kendini daha normal ve sıradan hissetmesini sağlar. Umarım artık birşeyler bizim için de, L. için de "normalleşmeye" başlar..... "Bir zamanlar" sahip olduğumuz huzurumuzu yeniden bulur ve artık korumayı başarırız.. Amin amin!
Hamiş. Oğluma yaptıkları "komik" testlerden biri:
Bunu oğlum roket gibi, yani normal bir yetişkinin okuma hızında okuyor! Ve terapist dedi ki "bu çok tipik bir test, çünkü onun beyni sürekli harfleri çeviriyor, ta ki anlamlı bir yöne gelene dek. Ve bunu çok hızlı, hatta otomatik yapıyor çünkü her an bunu yapıyor. Sizin beyniniz bu çevirme işlemini yapmadığı için, siz zorlanıyorsunuz ama oğlunuz için bu paragraf kitaplarda okuduğu herhangi bir paragrafla eş!" Aman yarabbi blogcuğum.... Tabii ki biz toplum olarak "haydi ama, hızlı ve akıcı oku" derken, onun beyni ise sürekli bu çevirme işiyle uğraşırken, bir de "okuduğunu anlaması" mümkün mü????? Offfff of.. Canım oğlum yaaaa... İlk defa anladım seni belki de.... Anladım ve çok kötü hissettim kendimi, seni bu sisteme uymak zorunda bıraktığımız, uymadığında "başarısız" hissettirdiğimiz için, korkunç kötü hissettim. Ve disleksiye rağmen doktor olan annem için, mühendis olan arkadaşlarım için, terapist olan aile terapistimiz için, aşırı derecede saygı ve hayranlık duydum biliyor musun....! Nasıl başarıyorsunuz yahu bunu? Çünkü bana şu metni dayasanız "normal olan bu, okuyamıyorsan sen başarısızsın, hatta tembelsin" deseniz, aynı şey!!!! Aynı!!! Korkunç değil mi bu??

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder