Dün Blogspot blöfümü görmüş! Küt diye anında yayınlamış son yazımı ve hatta öncekileri de eklemiş.. Elim mahkûm, sözüm söz, tatile kadar her gün yazacağım bakalım..
Sabah tartıya çıktım.
Ve gözlerim yuvalarından çıktı.
Normalde her kış muntazam 3 kilo alıp Haziran gibi hepsini veriyorum, böyle bir bünyem var. Fakat son 2-3 yazdır, Haziran oluyor Temmuz hatta Ağustos, biraz zor vermeye başladım. Hiç Peri Hanım'ı suçlamıyorum, tamamen benim suçum, günde 1-1,5 saatlik Havhavcanlı yürüyüşleri saymazsak, gerçekten hareketsiz bir hayatım var.. Özellikle de evden çalıştığım için, bazen iki danışan arasında maalesef yaptığım tek şey: kitap okumak, blogspot okuyup yazmak, boyama yapmak, sudoku oynamak ve koca bir kahve ile 200gr'lık kahveli çikolataları gümletmek. Hobilerim resmen bundan ibaret. Yazınca fark ettim: çok acınası yahu! Ha bir de yazın bahçe var..
Halbuki Eylül'de kendime söz vermiştim; her sabah 30dk hareketli bir spor, gün içinde saat başı 3-4 dakika jimnastik hareketleri, gece de uzuuuun uzuuuuun yoga yapacaktım. Onun yerine, geçenlerde kendimi çilekli kremalı çikolatalı orta boy bir pastanın yarısını (evet yarım pasta!) yerken, ondan birkaç gün önce de 500gr'lık nutellanın kaşık kaşık dibini görürken (evet 500gr!) yakaladım. Yakalayıp ne yaptım, sakince çatalımı kaşığımı geri mi koydum, hayır, omuz silkip, göbeeemi ovuştura ovuştura "oyyyy, şahaneydi yahu" dedim.....
Gizli şekerim olabileceğinden şüpheleniyorum, çünkü bu boyutta şekeri yiyip, kusmayı bırak, keyifle ve mutlulukla göbeğini okşaya okşaya oturmayı başaran insanın normal olmayacağını (bedenen değilse de ruhen) düşünüyorum.... Ayrıca yine böyle birkaç yüz gram şekeri gömdükten sonra, birkaç defa da ellerim titredi, soğuk soğuk terledim, zihinsel bulanıklık yaşadım. Şeker komasının emareleri bunlar. Fakat doktor son kan tetkikinde şekere (henüz) rastlamadı....
Ama kendime gelmezsem, yakında rastlarız. Eminim bundan çünkü ailede de var.
Bu nedenle. "Bir zamanlar C." serisine "şu an, hop, geçmiş oldu bile" mottosuyla yaklaşıyor ve kendime bir çekidüzen vermeye niyetleniyorum: şu andan itibaren çikolatayı ve kremalı meyveli çikolatalı (oyyy ayrıntıya gir, daha da gir C.) pastaları hayatımdan çıkartıyorum. Bir zamanlar (iki saat önce) yerdim, artık yemiyorum!
Ay sonsuza dek değil yahu, tatile dek... Yani 1 ay. Bir de şu üstte belirttiğim spor hareketlerini yapacağıma çikolatalı drajeler üzerine söz veriyorum!
Sen neyi bırakmak isterdin? Var mı böyle gizli bağımlılıkların? ;) Anlatırsan gizli kalmayacak biliyorum ama hadi izin verdim Adsız yaz, eğlenelim azıcık..
Hodri meydan.
Gece uyandığımda sadece su içeceğim deyip mutfağa giriyorum ve meyve kuruyemiş yiyorum beraber ayrı ayrı ya da sırayla ama muhakkak o tuzağa düşüyyorum :) bırakmak ister miydim bilmiyorum ama hormon dengesizlikleri ile son iki senedir hiç oynamayan kilom 3 artı ile seyrediyor ve hepsini de göbeğe toplamış az dengeli dağıtsa görmeyeceğim ve canımı sıkmayacak ama şu an sıkıyor geçen sene rahat rahat giydiğim elbiseler canımı sıkıyor :D
YanıtlaSilSu içsem yarıyor diyorsun yani :))
SilŞaka bir yana geçen şort giydim ve çıkarttım, resen mutsuz oldum yahu. Böyle olmayacak, ben başladım..
Çok sevgili bağımlılıklarım:
YanıtlaSil1. Analitik düşünme (9.5/10)
2. Anlamlandırma (9/10)
3. Kontrol etme (8.5 /10)
Anamı ağlattılar :)) Keşke pastanın hepsini gömüp üzerine de nutella kaşıklasaydım. Şort giymesem de olur :)))
Aaa ne kadar tersiz sevgili Dikkatsiz! Benim asıl bağımlılıklarım da "duygusal düşünme, anlamlandıramama, fazla güven duyup karşı taraftan gelen hiçbir şeyi kontrol etmeme" :))))
SilBiraz evvel abur cubur dolabına gidip bir paket çikolata almaya niyetlendim, itiraf ediyorum. Aslında en iyisi o abur cubur dolabını lağvetmek/ ortadan kaldırmak, ama evde genç insan olunca, ne mümkün!?
YanıtlaSilBen de çikolataya dayanamıyorum, ama şimdilerde bol ve çeşitli meyve var, onlarla idare ediyorum. :)
Kışın her nasılsa iki kilo aldım, veremedim, bu ara yürümem de azalınca yapıştı kaldı üzerimde. Hareket etmek, hiç olmadı yürümek lazım.
Evet Ekmekçiğim, yürüyelim arkadaşlar!
SilVallahi meyve de yiyorum, diyorum tamam şekerini aldın yeter, ama yok yetmiyor.... Stresli zamanlarımda artıyor ama bu sene stressiz zaman mı oldu diyeyim.... Bahane bahane....
Tartılar doğru söyler elbette canım ancak bazen de insan kendine aşırıya kaçmadan küçük ödüller verebilir. Mini kaçamakların, alışkanlık haline getirilmedikçe bir sakıncası yok. Şekerli ürünleri hiç sevmiyorum, canım da çekmiyor. Aşureyi bile pekmezle veya çok az şekerle yaparım.
YanıtlaSilAncak ailemizde ilk kez görülmüş, strese ve yaşa bağlı Tip2 seker hastasıyım. 3 aylık açlık kan şekeri (HbA1c) değeri 6.5 üstüne çıkmadıkça kaygılanmıyorlar. Doktor kontrolünü ihmal etmemek lâzım.
Bence Türk tıbbı beni de şeker hastası ilan eder ama Allahtan Alman tbbı yalapşap :))))) henüz anlamadık bence.
SilBugün eşimin ofisten bir çalışanı gelip bende dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu var, bu hafta öğrendim demiş. Eşim de herkeste var, çalışmaya devam demiş kibarca, çok güldüm. Ben de kendime herkeste şeker var, yemeye devam diyorum sanırım.