Birkaç gündür ailecek hastayız fakat bu sefer tek başıma hasta çocuk(lar) bakmak zorunda olmadığım için midir nedir, psikolojim fazla bozulmadan, güle oynaya, 8 saatte bir ilaç, 2 saatte bir boğaz pastili ikramlarıyla ve bolca çay, çorba, sıvı gıda takviyeleriyle, yatarak, uzanarak, uzun oturarak, çocuklar eve gelen ödevleri yaparken biz işlerimizi yaparak falan normal hayata mümkün olduğunca devam ediyoruz. Sevgili eşim elbette en ağırımız çünkü o erkek gribi, biz diğerleri normal grip geçiriyoruz :))
Bu süre içinde başım döne döne de olsa, Havhavcan'la yürüyüşlere çıktım tabii. Murphy kuralları gereği, kara kış yerine şahane güneşli ve ılıman bir bahar havası var dışarıda, sırf biz hasta olduğumuz için. Bak buraya yazıyorum, iyileştiğimiz gün kar geri gelir :))
Şunu fark ettim. Doğa uyanmaya başlamış! Önce minnak sarılar açtıağaç diplerinde, sonra boynubükük kardelenler belirdi, en son da dün tek tük, bugün tüm parkı kaplamış halde gördüğüm "Çiğdem Hanım" gelmiş, canım benim... Bizim bahçede henüz açmadılar ama mutfak penceremin önünde bir tanecik eflatun hanım bana el sallıyor.
Son iki senedir, ben de kışı seviyorum ey dostlar! Yine bolca hasta oluyoruz olmasına ama sanırım içimde birşeyler değişti ve dedim ki "bu bir döngü, bu başlayan, biten, yeniden başlayan sonsuz bir döngü, bundan kaçamaz, yok edemezsin, döngü içinde perişan da olsan, ufacık güzellikleri bulmak, onlara tutunmak zorundasın.."
Bu düşünce ve izlediğim "Kuzey İskandinavya'dan Yavaş Yaşam" videoları sanırım çok iyi geldi bana. Kışı bir içe kapanma, kimseyle görüşmek sosyalleşmek zorunda kalmadan kendi içime odaklanma, bol bol çay içme, kalın kalın giyinme, istemediğim hiçbi şeyi de yapmama, yapmak zorunda hissetmeme dönemi olarak kabul edince, tuhaf ama, birden kış gözüme çok güzel görünmeye başladı! Demek ki beni yoran, tam da cağnım Heidegger'in bahsettiği "başkalarının dünyasına uyum zorunluluğu" imiş, dedim.. "Miktiret başkalarını" son birkaç senedir yaşam mottom :))) Yani tabii başkaları hâlâ yakın çevrem dışında kalan "başkaları", iş yakın çevreme gelince karışıyor zaten ama neyse.... Üzerinde çalışıyorum sevgili blogcuğum. En dış halkalardan başladım, içe doğru, miktir ede ede geliyorum hahahaha.
Şimdi hastayım ve bu da bir "reset" düğmesi. Üstüne basıldı. Yavaş yavaş sistem kendini yeniden başlatacak, vücudum toparlayacak ya da belki sistem takılacak birkaç defa başlatılması gerekecek ama sonuçta bir reset, bir yeniden başlama bu hastalıklar... Aynen doğadaki reset gibi, kış bitecek, doğa yeniden uyanacak.... Hasta olmak: Bedensel anlamda Reset'lenmek..... Hele kış sonu hastalıkları, hem doğanın, hem de bedenin resetlenmesi.... Ne hoş bir "denk geliş" ayol :)))
Sıyırdı kadın.
Ayrıca: Yaren gelmiiiiiiiiiş! 🧿🍀🧿🍀
.jpeg)
.jpeg)



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder