
Çocuklukta çöp gibi, ergenlikte tombul bir kız çocuğuydum ben. Hatta deli gibi hoşlandığım (ve tabii ki 90'larda adet olduğu üzere akabinde platonikten öteye gitmeyen bir dostluk geliştirdiğim) çocuk bana "iyice hipopotama döndün" bile demişti vakti zamanında.. Bir ergen için intihara sürükleyici kıvamda yorumlar bunlar.. Hey gidi hey.. Yirmilerimde zayıf bir kız oldum tekrar, o çocukcağız da kel oldu bu arada, ilahi adalet..
Bedeniyle barışık insanlara hayranım. Vakti zamanında hipopotama benzetildiğim için mi, toplumumuzda zayıflık bu derece yüceltildiği için mi bilmem ama gayet normal ölçülerde bir insan olduğum halde, ben yine de bedenimle çok barışık bir insan değilim. Bu konuya çok kafa taktığım, sapık gibi kalori hesabı yaptığım ya da tuhaf rejimlere bel bağladığım da yok aslında ama, mesela dengeli beslenmek ve spor yapmak benim için çok önemli. Hatta biraz da takıntılıyım sanırım, akşam 6'dan sonra yemek yememek, haftanın beş günü birer saat spor yapmak, şekerleme ve tatlı ziyafetlerinin ertesindeki öğünü mutlaka hafif bir salata ile geçiştirmek falan gibi tuhaf kurallarım var. Dünya yıkılsa yine de esnetemiyorum bu kurallarımı..
O yüzden belki de süt ve kurabiye benim kaçış noktam, normalliğe en yakın durabildiğim noktam.
:) ben de bedenimle barışığım ehühüheee
YanıtlaSilE, sen haklı olarak barışıksın kıvırcık kafa! :) Hele son atılımlardan sonra, aradaki bir iki pürüz de halledilince tam barış çubukları içildi..
YanıtlaSilben de barışıktım, geçen haftaki Antalya kaçamağına kadar!
YanıtlaSilşu gıda terörü nedeni ile doyduğumu anlayamayıp, her öğünde bir öküzü yemeye başladığımdan beri!
spora yazılacak düzenli bir hayatım da yok. NAPÇAM!? :))
bugün kaçamak yapıp, pizza yedim, ardından tuvalete. bu çektiklerimden ayrı blog yapmam lazım.
Sen doymuyorsun ki azizim, bu gıda intoleransı yüzünden aç kalkıyorsun her öğünden, o da tabii vücudu yoruyor.. Ay bu işten bi kurtulma yolu yok mudur :((((
Sil