
Her yaz sonunda, saçlarım günbatımı rengine döner ve çillerim tüm yüzümü kaplar benim. Kızgın yaz güneşi, denizin günboyu üzerimde kurumasına izin verdiğim tuzu, saatlerce açık ve rüzgarlı havada okunan kitaplar, oynanan oyunlar, edilen sohbetler, kısaca tüm gücüyle yaz; saçlarımı ve bazen kirpiklerimle kaşlarımı bile etkisi altına alır, kavurur, kendi rengine boyar. Azıcık papatya suyuyla taramanın da etkisi var ama, yaz sonu doğal yoldan harika bir kızıl kahve olurum. SoMbahar boyunca da sürer etkisi, güneşle pırıl pırıl parlayan kızıl gölge oyunları dans eder saçlarımda. Bu yaz deniz ve güneş yoktu, saçlarım küskün kaldı.. Doya doya kavuşamadığı yaza sevdalı, sonbahara soluk soluk bakan bir kahve, yaklaşan kışı düşünmek bile istemez..
Kızıl saçlara hayranım; upuzun kıpkırmızı saçlara.. Günbatımı rengi saçlara.. SoMbaharın som renklerinde ayrı bir güzel olan saçlara.. Rengarenk bir şemsiyenin altında sevgilisiyle öpüşürken yandan bir tutamı görünen, sıcacık zencefilli süte ve tarçınlı elmalı kurabiyeye uzanan ellerin o alışkın ve dağınık hareketiyle geriye atılan, kalın bir rus romanını okuma lambasının sarı ve soluk ışığıyla aydınlatılmış bir odanın geniş ve rahat koltuğunda sonbahar yağmurlarının sesini dinleyerek okuyan bir kızın balerin tipi topladığı topuzdaki kıpkırmızı saçlara.. Hayranım.
Fotoğrafın kaynağı / Photo source: Magda Berny
Ceren,
YanıtlaSilSoMbahar'ı ne güzel betimlemişsiniz, Alman Sombaharı...
Bizim insanlarımız daha bir güzel be Ceren.