Zeytin ağacı bana dedi ki: Dur! Yeter çırpındığın, artık dur.. Sen de bir insansın. Sen de herkes kadar değerlisin. Kimsenin sana kendini kötü hissettirmesine izin vermemelisin, bu evladın da olsa, annen baban kardeşin eşin de olsa. Senin bu hayattaki amaç ve görevin kimseyi mutlu etmek, kimsenin hayat kalitesini arttırmak, kimsenin yolunu temizlemek değil. İletişmek, etkileşmek, evet nazik, dürüst, kibar bir insan olmak ve bu değerleri yaymaya çalışmak, haklısın, bunlar insan olanların ortak görevi. Ama sen kimsenin "oluş"undan (human-being anlamındaki oluş), kimsenin mutluluğundan ya da mutsuzluğundan sorumlu değilsin ve aslında bundan sorumlu hissetmek de çok büyük, taşınamaz ölçüde büyük bir sorumluluk...
Bırak o "kutsal annelik" nanesini bir kenara. Bırak "doğurduysam en iyi şekilde bakmak, dünyaya hazırlamak, etik ve anlam değerlerini vermekle yükümlüyüm" zırvalıklarını. Doğaya bak.. Kedi ne yapıyor; hayatta kalması için gerekli teknikleri öğretiyor evet ama bir de ne yapıyor: zamanı gelince tırnak atıyor, diş gösteriyor, itekliyor yuvadan dışarıya. Yani görev çocuğu "tek başına" hayatta kalacak şekilde hayata hazırlamak.
Ama. Kendini de. Şunu unutma: Sen de teksin, tek doğdun, tek öleceksin, bu bir gerçek. Evet "arkadaşlar iyidir". Ama bir yere kadar. Asıl "iyi" olan insanın kendiyle başbaşa ilişkisidir, kendine saygısı, sevgisi, kendini koruması, yüreklendirmesidir.. Çünkü hepimiz biliyoruz: bu dünyaya fırlatıldık biz (Zeytin Ağacım Heidegger'den alıntı yapıyor burada) ve hepimiz kendi hikayemizi iyi kötü yazmaya çalışıyoruz. Kimimiz dünyayı değiştirecek, kimimiz de camının önüne çiçek koyacak.. Ki cama konan çiçeğin belki uzun vadede dünyayı değiştiren birçok buluştan çok daha "hayırlı" işlere vesile olmayacağını kim söyleyebilir?
Dolayısıyla; Dur ve Kabul et. Kabullen değil. Kabul et yani içine öfke, yenilmişlik hissi, umutsuzluk gibi duyguları sızdırmadan, olanı, olduğu şekliyle kabul et. Kötü bir anne misin. Kabul et. İnsanları kişisel ideallerinle darlıyor muymuşsun, kabul et, temizlik manyağı mısın, kabul et, öfke problemin mi varmış, kabul et. Evet de, haklısınız, ben bunların toplamıyım. Bu kadarını yapabildim. Koşullarım buydu. Denedim. Tembelliklerim de oldu elbette. E buyum.. İnsanım ben de... Ben de ilk defa annelik yapıyorum, ilk defa evliliği tecrübe ediyorum, ilk defa ortayaşa geldim.. Ben de öğreniyorum bu hayatı, kendimi, sınırlarımı, korkularımı, başarısızlıklarımı.. Mükemmel değilim ki, insanım ben de... Hata da yapabilirim. Öfkelenebilir ve kontrol edemeyebilirim. Depresyona da girebilirim. Sana yeterli ilgiyi gösteremeyebilirim bazen. Öncelikler listemde 15. sıraya dek düşebilirsin de... Bunlar insan olmak halleridir, benim de herkes kadar hakkım olan hallerdir bunlar da.... Bunlar başıma geldiğinde, senin de bir tekme atman, içindeki çöpleri üzerime dökmen gerekmez yani. Aksine, dostluk, kardeşlik, eşlik, hatta evlatlık dahil, şefkattir yahu.. "O da bir insan sonuçta" diyebilmektir. "Annem de bir insandı sonuçta, hata yaptı ve hatasının sonuçlarını da kendince çekti" diyebilmek.. Ya da "anneniz bas bas bağırdı ama o da insan, ona da bazen çok gelmiş olabilir" diyebilmek... Ya da "yahu o şımarıkça davrandı şimdi ama günün birinde o da aynı / benzer olayın bu tarafında yer aldığında anlayacaktır mutlaka" diyebilmek... İnsanız.... Kusurluyuz.. Hatalıyız..
Ve bunu diyemeyen insanlarla zaman harcamak zorunda da değiliz. İster annen baban kardeşin eşin ister dostun kaşarlı tostun, ister evladın olsun. Bir sınır var! Sen tek bir insandan sorumlusun: kendinden.
Bazı ruhsal bedensel hastalıkları dışında tutuyorum. Ama. Öfkelendiysen bir nedeni vardır. Bağırıp çağırdıysan bir nedeni vardır. Bunları bulmakla yükümlüsün, değiştirmeye ve iyileştirmeye çalışmakla yükümlüsün. Ama başarırsın, başaramazsın, bu artık o sürecin bir sonucu. İlk kadeh mecburi, sonrası ıhtiyari.. Ki sen gerçekten deniyorsun, bunu biliyorsun.. Tembel değilsin, kötü niyetli değilsin, gerisi takdir-i ilahi...... Bazı şeyleri başaramayız bu hayatta.... Evlilik, çocuklarımızın huzuru ya da başarısı, annebaba ilişkilerimiz, dostcanlısı bir insan olmak, kariyerimiz; bunların bazılarını başaramayız. Herşeyi başarmak zorunda değiliz.. Başarısızlıklarımız bizi daha "az" biri yapmaz, daha az sevilesi, daha az mutlu, daha az önemli.... Biz de "var"ız ve olduğumuz halimizle sevilmeyi, mutlu olmayı, özel ve önemli hissetmeyi hak ediyoruz.
Haydi, dedi sonra şefkâtle. Susadın. Yoruldun. Şimdi eve dönme zamanı. Eve dön, kendine bir plan çiz. 5-6 senelik bir "hazırlık planı" olsun bu. İkimiz de biliyoruz bu sürecin sonunda, çocuklarını yetiştirip, tek başına, ufacık bir taş evde, denizin kokusunu duyarak, maviliğine bakarak, o güzel kütüphanende, o geniş avlundaki tahta masanda, sakin, basit bir yaşam kurmak istediğini. Tek başına. Ama şimdi değil, 5-6 senen var önünde ve bu bir "bekleme" değil, bu bir "hazırlık". Kalk ve planını yap, kendini hazırlamaya başla. Bedenini, finansal durumunu, psikolojik durumunu, sosyal ilişkilerini tek tek planla, şu an hayatında olan insanları (eşini, çocuklarını, ebeveynlerini ve arkadaşlarını) da bu fikre hazırla, ve zamanı geldiğinde, onların da desteğini kanat rüzgarına ekleyerek, bir kuş gibi özgürce uç... Ve yeni hayatına kon. Tamam mı?
Dedi bana Zeytin Ağacım ve ben de gözyaşlarımı sildim, tamam! dedim, ayağa kalktım ve eve döndüm.
O günün üzerinden tam 2 ay 2 gün geçti ve ben hâlâ "evdeyim". Ev çünkü benim için "yol" demek. Yoldayım ben, daha çok başındayım ama yoldayım.
BİTTİ.
Hamiş. İnşallah 5-6 sene sonra bir de bu yazının "vardığım yer" kısmını yazmak nasip olur :) Belki o zaman, artık yazdıklarımı bir süre sonra silmeme de gerek kalmaz..


Ah Ceren, tüylerim diken diken oldu sonunda..
YanıtlaSilKendi dersimi de aldım, ben de hazırlık planımı yapmaya başladım bi zamandır. Kısmet olsun sana/bana ve tüm dileyenlere başka türlü bir şey...
Şifalanmışsın, daim olsun..
🙏❤️
Silesen ben diyecemeden yayınlaya bastım :)
YanıtlaSilAnladım kiii ;) Bazen yazım tarzından isimsiz yorumları bile tanıyorum artık. Kullanılan kelimeler, tonlama, hemen ele veriyor ;)
Sil🤲🫒 H
YanıtlaSil🙏❤️
SilTaş eve misafir kabul ediliyor muydu? ;)
YanıtlaSilC.ciğim, bu o kadar anlamlı bir yazı ki dileğim hiç silinmesin hep burada kalsın. Pek çok insana faydası olur, bakış açısını tazeler, ufkunu açar, nefes almasını sağlar. Tabii yine de sen bilirsin. :)
Tabiiiii ki.
Sil❤️
Ceren silme bu üçlemeyi lütfen!
YanıtlaSilSeninle aramizda, tarif edemediğim çok acayip bir bağ var.
Hani böyle filmlerde olur ya. Bir kitabı eline alır film
kahramanı , o an aradığı bir cevabı içinden geçirir ve kitabın rastgele bir sayfasını açar hani. Ve cuk oturur orada okuduğu şey , o anki ruh haline. İşte senin yazılarınla benim
karşılaşma anım hep böyle oldu. Çok benzer şeyleri yaşadık yıllarca , benzer dönemlerde..Ve sen bana bu yıllar boyunca, özellikle de son zamanlarda yoldaş oldun. Senin yazılarını okurken, yuh dedim çoğu zaman, bu kadar mı benzer şeyleri düşünüyoruz, sanki ben yazmışım. Bu hisler benim hislerim, bu düşünceler, bu sıkıntılar, bu zorluklar hepsi benim. Ben yazmışım gibi ama ben yazamam böyle, kalemim güçlü değil. Ve çok şaşkınım şu an. Çünkü ben de , tam da bu sene, 5-6 yıl sonraki yalnız planımı ilmek ilmek işlemeye başladım. Benimkisi taş ev hayali değil gerçi ama bakarsın hayat bizi komşu olarak 5-6 yıl sonra birleştirir. 😉
İyi olmana çok sevindim. Ben de iyim ve daha da iyi olacağım..
Berlin’den sevgiler..
🤗 🥰🙏
SilSelam sevgili arkadaşım yazılarını okuyorum kendini bulma (zaten sen hep bulmuştun sadece arada bir çok hassas oldun yoruldun) dünyayı anlama, tüm görüşlerine yazdıklarına katılıyorum. Ankara'ya gelmiyor musun haydi özledim. Sevgiyle kal. Seni seviyorum.
YanıtlaSil❤️🍀
SilBu yazıyı okurken dedim ki bana yazdı bu yazıyı Ceren, bir süredir ben de bu zeytin ağacına bakıyorum galiba önümde ve ben bunu düşünmemiştim anı kurtarmaya bugünü oldurmaya o kadar zorluyorum ki kendimi 5 6 yıl sonrası için bir plan yapsam mı yapmalıyım kalk plan yap hadi dememişim kendime , iyi ki varsın , iyi ki tanıyorum seni
YanıtlaSilben bu yazının çıktısını alıp duvara falan mı assam acaba? o kadar güzel ki, o kadar olur...bu ara dertleştiğim iki dostuma gönderdim hemen zaten.
YanıtlaSiliyi ki yazdın. bana çok iyi geldin.
Kopyalayıp kaydettim ben de, sıkışınca okumak için… Sen yolunda ilerlerken, ben de kendi kulvarımda yanında yürüyorum. Yolumuz açık olsun, Ceren.
YanıtlaSil(Sen diye hitap ettiğim için kusuruma bakma, bu yazıdan sonra bana çok yakın geldin; sana “siz” diyemedim.)
Melis