Sesler yüzler sokaklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sesler yüzler sokaklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Kasım 2026 Cuma

Pseudo sevinçler.

Lounge’da oturuyorum yine, ayıptır söylemesi, dünya üzerinde en ait hissettiğim yerlerden birisi. Çünkü her şey ve herkes anlık ve geçici. 

Beleş kahvaltı üzerine ikinci beleş kahvemi içiyorum, iki üç dakikada bir havalanan uçakları izliyorum. Kanımdaki kafein oranı arttıkça, uçaklar misali, ben de yükseliyorum. İçim yaşam sevinci ve yazma isteği ile doluyor. Telefonum da fişte, o da doluyor. Pseudo sevinçler.. Başka türlü olmuyor.

Gün yeni yeni doğarken, fotoya birden giren uçak çoktaaan havada..

Daha iki gün önce, B. ve Oz. ile Misiköy'de 3 saat süren bir kahvaltı maratonundan sonra, Oz. "sıkıldım yahu, biriniz sürekli işten öbürünüz sürekli çocuktan bahsediyor aaa, başka konunuz yok mu sizin?" diye çemkirince, ben "hayaliniz var mı sevgili dostlarım?" diye soruverdim. 

Bu soruyu seviyorum, cevabını değil de, soruyu sorduğum anda istisnasız herkesin önce göz kırpıştırıp sonra dudaklarını "hmmm bilmem ki" şeklinde büzdükten sonra, birkaç saniye böyle derin derin hülyalı hülyalı sağ üst köşeye doğru gözlerini kaydırması. Dene bak çok ilginç... 

Neden sağ üst köşeye bakıyoruz? Orada bir hayal merkezimiz mi var bizim?? Şöyle gözümüzü kısıp iyice baktık mı, oradan hayaller bir bir açılıp tiyatro sahnesi misali oynamaya mı başlıyor zihnimizde acaba?

Çok ilginç çok.... İnsanı merak etmeyi, anlamaya çalışmayı bundan seviyorum işte.. Çok acaip bir varlığız!

Bu güzel haftadan kalan bir fotoğrafı eklemek istiyorum internet sonsuzluğuna. Dursun burada, lazım olur:

🧿🧿🧿

Şimdi uçağa geçeyim izninle.... 

15 Ekim 2026 Perşembe

Göz teması deneyi

Bundan haberin var mıydı?

Haftaya yaşadığım kentte olacakmış. Katılmayı çok isterdim ama geç bir saatte şehir merkezinde ve benim çocuklarımı bırakacak kimsem yok..

Katılabilseydim bence iyi gelirdi.. Belki sen katılırsın, araştır bakalım..

Hamiş. Marina Abramovic... Bu geldi mutlaka senin de aklına, eski blogta anlatmıştım, hatırlarsın.. Bu vesileyle Ulay'cığı da analım.... 

6 Ağustos 2026 Perşembe

Şimdi 2425 sene önce Atina’da olmak vardı..

Sokrates’in 2425 sene önce dolaştığı yerlerde dolaşmak, ağır geldi be dostum.. 

Düşünsene, bir savunna yapıyorsun, ölüme götüren ve 2425 sene sonra bu gece, bir garip kadın, ardından ağlıyor…. Bu topraklarda beni bağlayan bir şey var yahu.. Bu kapkaranlık gece, bu Ağustos böcekleri, bu tatlı yasemin, acıbadem kokusu, bu tepemdeki yıldızlar…. 

Of be…. Ağır….

Meraklısına.

Dipnot. Sonunda 1989’dan beri süregelen bir özlemi dindirdim. İlk geldiğimde annrm ve babamla girememiştik, renovasyon vardı. 2000’de Aylin’le interrail yaparken yine giremedik, yine renovasyon vardı. Geçen yaz çocukların mızmızlığından giremedik. Ama bu akşam, uçaktan iner inmez koştum ve son dakikada kapılar kapanmadan girdim. Sonrasında gece tekrar gidip bahçesinde oturduk, genç bir çocuk Ovation gitarıyla Yunanca hüzünlü şatkılar söyledi, birkaç damla yaş süzüldü yanağıma doğru. Ve gurur! Sonunda, 37 senenin sonunda.. 

mesudum.