Lounge’ta oturuyorum ayıptır söylemesi. Kimsecikler de yok. Zaten Adnan Menderes HL o kadar sakin ki İstanbul ve Sabiha ile karşılaştırılınca, burayı bilen bir daha oralara gitmek istemez.. Bu sene sadece İzmir’e gelip döndüğüm için, çok iyi oldu.
Fakat iyi olmayan şu: Dönmek.
Hayatım boyunca onca ülkede yaşadım, hiçbirine dönmek bu kadar zor olmadı itiraf edeyim. Almanya’ya taşınırken eşim “birkaç sene deneyelim” demişti. Ben sanmıştım ki 3 bilemedin 4 sene kalırız. Çünkü hep öyleydi hayatımız, iki sene orada, üç sene burada.. Açık söyleyeyim ben hâlâ ne zaman taşınacağız diye bekliyorum…
İki sene önce bir gün kafama dank etti. Biz bu Almanya’ya yerleştik sanki ya dedim (algım biraz kıt gerçekten, 10 sene olmuştu geleli!) ve çok büyük bir yıkım ânıydı o benim için.. Aynen altın kafesteki bir kuş gibi hissettim.. Evet Almanya çok güzel bir ülke; en başta demokratik, insanlar kurallara uyuyor, güvenli. Tam bir altın. Fakat sen kendini ait hissetmeyince, altın bir kafes oluyor işte.
Her dönüş zor.. Çocuklar küçükken onlar da zorlanıyordu, şimdi “yaşasın ev, arkadaşlar..” diye özlemle koşuyorlar. Ama benim için farklı işte. Tamam Türkiye de değil artık, ama Almanya da değil..
Bakalım.. Bir 5 senem var böyle. Sonrası için birşeyler planlıyorum, ömür ve sağlık olursa inşallah.. Kısmet olursa…
Umarım şu Almanya’da yaşlanmam ve ölmem. Umarım bir gün kafesimden uçaaaar giderim de, şimdi bu kitaptaki hikayeyi okuduktan sonra içime bir “ya artık hiç konamazsam?” korkusu da düşmedi değil…
Hoşça kal Ege’m, seneye ayıpsız ve kayıpsız kavuşmak üzere inşallah..

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorumlar için çok teşekkürler, düşüncelerinizle bloğumu zenginleştiriyorsunuz ❤️