1 Ağustos 2026 Cumartesi

Yaz!

1996 yazı. 17 yaşımdayım. Üniversiteye giriş sınavı bitmiş, geleceğim ve masmavi Ege denizi tam önümde, uçsuz bucaksız, sere serpe uzanıyor. Ananemin bahçesinden topladığım kıpkırmızı, taş gibi domatesleri koklaya koklaya bir hâl oluyorum, elma gibi ısırıyorum, suları dirseklerime kadar akıyor.. İncir ve nar ağaçları, begonviller ve japon gülleri, pembeye dönmüş ılgın, mayhoş iğde.. Tamamen an'lardan oluşan, tam ortasında olduğum bir yaz! Bir an önce bitsin ile hiç bitmesin'in arasında bir yaz..

Tabii ki aşığım. O yaz erkek arkadaşımın ailesi ona ilk arabasını almış, o minicik, kırmızı, iki kapılı Suzuki Maruti ile, büyük mücadelelerle ananemden izin kopartıp, bir iki defa Çeşme'ye bile gitmişiz, açıkhavada bir konser dinlemişiz, el ele tutuşmuşuz.. Ağustos böceklerinin sesi, o yazdan sonra neredeyse bir daha hiç o derecede yoğun şahit olmadığım Ateş böceklerinin pırıltısına karışmış.. Midemde kelebekler..

O yaz, Murathan Mungan, Haydar Ergülen, Paul Auster elimden düşmüyor, okuyorum da okuyorum. Arkadaşım Cenk ile yaz için 40 mektupluk bir projemiz var, yazıyorum da yazıyorum.. Kulağımda sürekli Pink Floyd'un Division Bell albümü, bazen de Oasis - Whats the Story, ama gönlümde hep Yeni Türkü. Çünkü akşam inip de Ege denizi koyu laciverte ve Midilli'nin silüeti de mora çalınca, ahhhh, o yaz akşamlarında, kamelyada, başka ne dinlenir ki? Ne dinlenebilir?

Ve 30 sene sonra, bugün yeniden bir Ağustos, 1 Ağustos, yeniden bir yaz tatili başlıyor, evet evet, bugün başlıyor! Elimde olmadan düşünüyorum; o yazdan bana kalan, Sade'ce, kitaplığımdaki bu kitap mı gerçekten? 

Tabii ki değil. Bu yukarıdakilerin hiçbiri artık hayatımda değil, fakat her birinin anısı, hatırası, daha dün gibi.. Duygular, özlemler, iyi ki'ler ve az da olsa keşke'ler....

Hayat bunlardan ibaret değil ama yaşamımın tortusunda kalmasını istediklerim tam olarak bunlar... Diğer her şey unutulabilir ve kuvvetle muhtemel unutulacak da.. Ama unutmamak istediklerimi yazacağım artık buraya; iyisiyle, kötüsüyle, özlemiyle ama Sade'ce: "unutulmaması gerekenler"i.....

....... yaz geçer yine gelir / yaz geçer iyi gelir sözcükler

Yazacağım! Ve yaz geçecek, zaman geçecek, hayat geçecek; sözcükler bana da, sana da, her zaman olduğu gibi, iyi gelecek.....

22 yorum:

  1. Hatırlamak için yazmak, yazmak sayesinde unutmamak hep iyi geldi bana.
    Blogunun yeni tarzı sana da iyi gelecek C.ciğim.
    Bundan sonrası unutulmayacak yazlar ve yazılarla dolu olsun. 🧡

    YanıtlaSil
  2. Sihirli sözcükler gibiydi yazdıkların canım. İnsanı havalandırıp anane'nin bahçesine uçuran cinsten.
    Murathan Mungan, Yeni Türkü, Pink Floyd... Murathan Mungan'ın Kadından Kentler'ini okumuşsundur mutlaka. Ne güzeldir. Hamakta kitap okurken bir fotoğrafını paylaşmıştın blogda. Onu hatırladım.
    Ananen ışıklar içinde uyusun.

    YanıtlaSil
  3. ömrümüze kalacak neler olacak bakalım bu Ağustostan

    YanıtlaSil
  4. fakat bu da ne şahane bir kitaptır!...durup durup okunası bir Mungan kitabı...

    YanıtlaSil
  5. Bu yazıyı çok beğendim. Eski Ceren geri gelmiş. Konudan bağımsız olarak… bir insanın en büyük ihaneti kendine yaptığı ihanettir. O ihanete comfort zone da deniyor. Ordan çıkınca özgür olunuyor işte.

    YanıtlaSil
  6. Sevgili Ce seni okumak hep iyi geliyor. Tam da şuan derin bir suyun dibinden kendimi ayaklarımla yukarıya itip gökyüzüne kavuşmam gibi bir şey oldu. Kendi 30 yıl önceki yaz tatilim, kelebekler, içimdeki deli neşe... Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  7. Yeni Türkü ne muazzam şarkılar yapmış bize.

    YanıtlaSil
  8. 1996 yazı ben de 17 yaşındayım. Ama ağustos ortası dershanem başlamıl bile, o yıl üniversite sınavına girilecek. Bu kitap benim de elimde. Ölü bir yılan yatıyordu aramızda yorgun, umutsuz ve kirli geçmişim , oysa bilmediğin bir şey vardı sevgilim. Ben sen de bütün aşklarımı temize çektim. Bu dizeleri okuyup okuyup ağlıyorum, 17 yaşında bir insanın ne kadar kirli bir geçmişi ve temize çekmişliği olabilirse işte… Geçen sene annem öldüğünde evi kapatmak için toplarken buldum bu kitabı yine, yanında annemin bana hamile olduğunu öğrendiği1979 yılından kalma laboratuvar sonuçlarıyla.O gece evde yalnızdım , ne kadar ağladım bilmiyorum…. Ama ikisi de benle o evden yanımda gelen hatıralar oldular , arada açıp açıp okuyorum ekim ayından beri… Sevgiler

    YanıtlaSil
  9. Bazı delilikler gençlik zamanlarına özgü ve o zamana yakışan şeyler gibi geliyor bana :)) Kendi ergenliğimi düşündüğümde aklıma gelen bazı çılgınlıklarımız var ki, deliymişiz biraz ama iyi ki diyorum :))
    Bu arada Wallenstein 1630 Festivali'nden görseller attı arkadaşım ve harika göründüler bana. Böyle bir festivale katıldın mı Ceren :)) Ve beğendin mi merak ediyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 😜 ❤️
      Ben çok sevmiyorum ortaçağ festivallerini 🙈

      Sil
  10. Yaz Geçer! Ne şahane bi kitap, tabii ilk gençlik de ayrı şahane(ydi) ;)
    Güzel oldu bu konsepti de bloğun Ceren, devam!
    Esen

    YanıtlaSil

Yorumlar için çok teşekkürler, düşüncelerinizle bloğumu zenginleştiriyorsunuz ❤️