Mektuplarına böyle tarih atan bir mektup arkadaşım vardı, Memduh. Enteresan adamdı. Ben 14-15 falandım, o 23 falan (şimdi çocuk istismarı deniyor bu işlere). Annem delirirdi, ne anlıyorsunuz bu yazışmadan diye, şimdi anne olarak ben de delirirdim ama o zamanlar pek tatlı, pek masum gelirdi bana bu yazışma hali. Zaten bir süre sonra, flört ve erkekler konusu hayatıma gerçek anlamda girdikten sonra ve sonuncusu kollarımda ölene dek, hep bir Yazan Adam oldu hayatımda.. Şu anda artık bu aşk meşk işlerinden elimi eteğimi çektim (aman Allah göstermesin bir daha da diyerek hem de) ama evet, bendeki Yazar-severlik, Memduh ile tohumları ekilen bir huydur.
Memduh da boşuna Memduh değildi bence, yıllar sonra Şevket Esendal’ı okuyunca, belki de gerçek adı bile olmayıp, kendine seçtiği mahlas bile olabilir diyorum..
Memduh lise mezunu bir gençti (annemi daha da çıldırtmak için, anneme “anne ben lise mezunu bile değilim şu an” derdim :)) Yazık kadına yahu. Tam bir zengin kız fakir oğlan yeşilçam klasiği). O zamanların popüler bir gençlik dergisinde getir götüre bakıyor ve kendine “medya sektörü çalışanı, asistan” falan diyordu. Bence akıllıydı ve bugün gerçekten bir yerde editör hatta yayın yönetmeni falan olmuş olabilir. Ama o günlerde dergiye gelen okur mektuplarını düzenler, editörlere ulaştırırdı. Ben de hediye poster vadeden bir ankete katılmış ve “yaratıcı” bir şekilde doldurmuştum anketi. Dergide baya gülmüşler, hediyeyi de kaptım fakat yanında bir de Memduh’tan “mektup arkadaşı olabilir miyiz” temalı bir ilk mektup aldım (ki posterden daha çok heyecanlandırdı elbette 14-15 yaşındaki beni). Baya yazıştık. Biraz flört de ettik ki, bir sevgililer gününde Memduh tuttu gecenin bir saati Bursa’ya gelmekle kalmadı, kapıma bir koca buket de gül getirdi. Lakin gariban, para yok, şirkette eşantiyon verilen buketlerden birini kapmış kesin, tam erkek mallığı ile sağına soluna da bakmamış, baksa, iliştirilen prezervatifi de görmemiş :))) Eşantiyon buket ya, şirketin espri anlayışı işte..
Annem babam delirdi.
Lakin hayatımda ilk defa sevgililer günüm kutlanıyor.. “Yahu bir kapıya çıkayım teşekkür edeyim” diyorum, izin yok. Kaçtım evden :)) İndim aşağıya teşekkür etmeye ama prezervatiften haberim de yok, annem hemen almış atmış bile. Viktorya döneminde yaşardık biz o yıllarda malum. Ama görsem, ben kendim sinir olacağım, salak diyip zaten bırakacağım ama annem bunu engellediği için öfkem anneme yöneldi haklı olarak ve inanmadığım şeyleri savunur hale düştüm (Memduha karşı hissetmediğim aşkı yani). Sırf inattan :))) Ki bu sonraki yıllardaki sevgililerim için de genellendi maalesef, sırf annem sevmiyor diye çıktığım insanlar oldu, hem de 1 seneye yakın :)))
Neyse babam köpeği de alıp (tüfek olsa onu da alırdı kesin) Memduh’u İstanbul’a geri postaladı, o olaydan sonra bir iki yazıştık ama ben de soğudum, zaten yaşıtım bi çocuğa ilgi duyuyordum, unutuldu gitti.
Ta ki bu sabah başlığı yazana dek.. Üstelik, bambaşka bir konuda yazacaktım, iyi mi? :))))
Başka zaman artık…
Güneşin şavkı ☀️

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorumlar için çok teşekkürler, düşüncelerinizle bloğumu zenginleştiriyorsunuz ❤️