25 Temmuz 2020 Cumartesi
Teknede
Hiç düşündün mü; koca dünya üzerinde kendini en özgür hissettiğin yer neresi? Benimki küçücük gulet teknemin baş güvertesi. Ama tepemde bol yıldızlı bir gece ve mutlaka kara tarafından esen hafif bir meltem de olacak. Teknem yuvarlak tabanlı değil de derin V tabanlı olduğundan, bu meltem usul usul sallayacak beşiğimi. Yastığımla renkli battaniyemi güverteye çıkartmış olacağım. Nemin az, bulutunsa hiç olmadığı bir gecede iç kamaraya kim iner ki? Milyarlarca yanıp sönen yıldızın, kayan meteorların altında, denizin bordaya hafif hafif dokunuşunu dinleyerek hayâllere dalmak dururken?!
Yine böyle bir gece işte. Tepemde gökkubbe; sınırsız, soluksuz, simsiyah, boğum boğum, üstü değerli pırlantalarla, yakut ve zümrütlerle işlenmiş kadife bir kumaş gibi. Baş güverteye ince yün şiltemi sermişim. Denizin ortasında dahi olsam konforumdan vazgeçmeyişimin mizahî kanıtı, kuştüyü yastığım başımın altında. Üstümde ananemden yadigâr renkli yün battaniyem. Kara insanlarının en bunaltıcı dediği yaz gecelerinde bile, deniz insanının içine güvertenin gece soğuğu işler..
Demir attığım koyda benden başka kimsecikler yok. Oysa gün boyu turist tekneleri, katamaranlar girip girip çıktı. Bangır bangır müzikleri, çöp şiş, makarna ve bir yerli içkiden oluşan öğle yemekleri, delikanlıların genç kızları etkilemek için vardavela başından yaptıkları artistik (ve bazen de göbekleme) atlayışları, buna karşılık kızların rengarenk bikinileri içinde edalı çalımları.. neyse ki dindi. Kara insanları, ne kadar denize sevdalı olurlarsa olsunlar (genelde diyelim haydi, ayıp olmasın) gece karasına çalan denizden tedirginlik duyuyorlar. Karanlık, bilinmezlik, kontrol edilemez kıpırtılar onları ürkütüyor. Hele deniz kuzulamaya başladığında, hemen havluları omuzlarına pelerin eder, tuz yemiş kaskatı paşmilalara sarınır, güneş gözlükleri ardından endişeyle olan biteni izlerler. Aman kaptan, gün batımından hemen sonra iskelede olalım, daha duş alıp eğlenceye koşacağız..
Bense, tüm bu olan biteni sakince izler; onlar koydan ayrılınca denizimle kulaç kulaç hasret giderir, yüzümle saçlarıma depodan tatlı su çarpar, şile bezi elbisemin üstüne bir hırka alır ve inmekte olan geceyi karşılamak ve akşamki rızkımı çekmek için, ön güvertedeki yerimi alırım. En güzel saatler başlar işte..
Rızkım beni çok bekletmez genelde ama bazen de hiç gelmez! O zaman dolaptan meyve, biraz peynir, birkaç dilim ekmek alır, ufak tahta tepsim içinde dönerim güverteme. Bazen bir iki kadeh birşey de içerim ama sık değil. Denizin sağı solu belli olmaz, tek başınayken aklını bulandırmamalı, dengesini bozmamalı, sağlığına dikkat etmeli insan. Bu kadar iç disiplin bende de yoktu elbette ama dumanlı ve düşünceli geçmiş bir gecenin sabahında buz gibi güvertede uyanıp sürüklendiğimi, çapa zincirinin bir şekilde dümen palasına dolandığını ve güverteden de soğuk denize hemen o an atlamazsam, başımın derde gireceğini anladığım bir seferden sonra... Öğrendim.
Hoş, itiraf edeyim şimdi; bazı sabahlar henüz güneş doğmadan, sırf ikidebir dolan ve boşaltılması için de o hiç sevmediğim gürültülü kasabaların birinin limanına demir atmamı gerektiren tuvaleti kullanmaya üşendiğim için, elimi yüzümü denizde yıkadığım da olur.. Çişimi de salıveririm doğaya, uykumu da, düşüncelerimi de, sıkıntılarımı da, özlemlerimi de.. İnsan daha gün doğarken denizdeyse, vardır bir özlemi elbet... Kaderi denize yazılmış tüm deniz insanları gibi.
İşte böyle.. Uzun lafın kısası; hayatta en güvende ve en özgür hissettiğim yer, teknem.. Peki seninki?
Fotoğraflar sırayla: Martinik Adası, hatırlayamadığım bir okyanus köşesi, Filipinler ve Umman.
Dinleme önerisi: Estas Tonne - Perception. Link.
İzleme önerisi: All is lost (2013). Link.
Okuma önerisi: The old man and the sea. Link.
Bilimkurgu önerisi: The dead Sea, Tim Curran. Link.
öyle bir yerim var mı? baya düşündüm..
YanıtlaSilve? :) mutlaka vardır.. gözlerini kapatıp kendini rahatlatmaya çalıştığında ilk aklına gelen yer belki de.
SilGarip gelecek ama yurtdışına çıktığımda. Ama mıutlaka bir Avrupa ülkesi olmalı. Aileden, tanıdıklardan ve ülkeden uzaklaşmak müthiş özgür hissettiriyor. Avrupa’nın geneli de inanılmaz güvenli geliyor. Benim için özgürlük=sokak. Sokaklarda saatlerce gezerken uçuyormuş hissine kapılıyorum, Yunan adaları mesela, özellikle çok sakin ve güvenli hissi veriyor. Hayatımın tüm tatillerini adalarda geçirebilirim. Gerçi İstanbul’da da bu hisse kapıldığım oluyor çok ama her zaman değil tabii. Işın
YanıtlaSilSokaklarda serbestçe yürüyebilmek özgürlük mü hak mı tartışmaları devam ederken, anlıyorum sizi :,(
Silbenim için de deniz kıyısındaki orman :) ay yaa, munih civarında bir gölde tekneye biniyon sandım da başka yerlerdeymiş :) bu aradaa, en tatı şirin blogun buydu, onu da diyim :) diyerlerini karamsar buldum hep :)
YanıtlaSilMarmaris mesela seversin.
SilHayat hep tatlı ve şirin değil ama işte :)
Benim özgür hissettiğim yegane yer konserler. Ara sıra blogumda da yazıyorum. Farklı insanların bir olduğu nadir mekanlardan. Dilin ve sözcüklerin bile ötesinde müzik.
YanıtlaSilVe fakat ben çocukluğumdan beri teknede yaşamak istemişimdir. Ankara gibi dört tarafı denizlerle çevrili bir kentte bu pek olası olmasa da belki bir gün. Hayaller beleş, kur birini içine yerleş :)
Of tahmin ederim.. Corona bitsin kavuşun!
SilTeknede yaşamak zor oluyor biraz, çok iş çıkartıyor, kışın donuyorsun ve marina kiraları çok tuzlu. En güzeli sürekli seferde olmak :)
Arabam. Direksiyonun başına oturup yola çıkınca... Of nasıl güzel bir özgürlük hissi! Bir yanımda yemyeşil dağlar, bir yanımda uçsuz bucaksız deniz! Git gidebildiğin kadar! Yol bitmez de zaman biter, dönme vakti gelir. Her güzel şey gibi özgürlük de biter zamanla birlikte. Bir de denizde sırt üstü yatıp gözlerimi kapalı denizin içinden gelen çıtırtıları dinlerken koparım ben tüm dünyadan, uzay boşluğunda gibi bir özgürlük hissi kaplar içimi :) Anlatırken ne kadar özlediğimi fark ettim özgürlüğümü...
YanıtlaSilİkisş de mümkün istediğin zaman:) ulaşılabilir :)
Silİlk iki paragraf bayağı iştahımı kabarttı:) Gerçekten keyifli bir ortam tasvir etmişsiniz. Kendime hayatta en güvende ve en özgür hissettiğim yer neresi diye bir soru sormak hiç aklıma gelmedi doğrusu. Belki de henüz öyle bir yer keşfetmedim:)
YanıtlaSilKeşfederseniz yazın ;)
Silçok hoş bi yazıydı. dedemin balıkçı teknesi var orada çok miçoluk yapmışlığım vardır. denizde olmak kulağa romantik gelse de uğraşları çok. ben kendimi en çok doğada özgür hissediyorum. bu bazen torosların derinliklerinde ardıç ve kayın ormanları arasında kaybolurken, yüksek sesle şarkı söylerken; selamlarken yabani sıklamenleri tüm o el çekilmişliği yaşarken bazen de muzlukların bittiği yerde başlayan uçurumlu denize atlarken, dibe dalarken, daha derine daha derine, parmak uçlarıma kadar özgür hissediyorum.
YanıtlaSilmuzlukların bittiği uçurumlu denizin bir gif'ini isterim o zaman :)
SilYazıyı okurken insanın yüzüne ister istemez bir tebessüm geliyor. Çok keyif aldığınız belli ben de okurken aynı şeyleri hissettim
YanıtlaSilçok sevindim :)
Sildenizi olduğu gibi kabul etmek ve geceleri insana vuran karanlık yönünü unutmamayı hatırlatan yazının mavi büyüsünde kaldım
YanıtlaSilve
hayallerimiz, içinde her türlü zorluğu barındırabilir ama buna rağmen onların peşine düşmek insanın ruhuna iyi gelir diye düşündüm:)
<3 mutlaka!
SilKaderiniz denize yazılmışsa ne güzel... Denizde bir hayat gibisi var mı? :)
YanıtlaSilNefis...
nefis ve zor anlamına gelen bir kelime olmalı..
SilDüşünüyorum.. düşünüyorum. Güven de ve özgür hissettiğim. Galiba bulamıcam. Bu güzel yazıya biraz fazla karamsar bir yorum olucak ama nerede olursam olayıp o duyguya ulaşamıyorum. Bazen çok anlık ama mekan ilgili değil kendimle ilgili...
YanıtlaSilAma biran kendimi sizin yeriniz de bu güzel tekne de hissetmeyi denedim. Ve içim kıpır kıpır oldu. Oysaki daha önce hiç tekneye binmemiş biri olarak.
Bendeki güven, özgürlük ve huzur duygusu da nedense benden bağımsız, rasgele sanki. Bazen bir müzik tınısı, bazen yürümek, genelde yüzmek :) bazen sadece nefes almak.. Sevdiğim birinin gülümsemesi (st. Exupery’nin bu konudaki yazısını okuduktan sonra özellikle) ne bileyim :) teknelerle haşır neşir bir hayatım oldu, son 10 seneyi saymazsak.. belki en çok da ondan. :)
Sil