6 Ekim 2026 Salı

Zeytin Ağacı - 1

Bugün, tam 2 ay geçti üzerinden.

Artık yazmaya hazırım gibi hissediyorum. Bakalım başarabilecek miyim?

Ağustos ayında Yunanistan'a gittiğimde farkında değildim ama yaşayan bir ölüymüşüm. Hayatımın her alanından (sağlığım, evliliğim, çocuklarım, bazı arkadaşlarım) darbe aldığım bu sene, sadece hayatta kalmaya çalışmak bile bir başarıydı aslında ama bunu bile dile getirecek gücüm yoktu. Sıkışmış bir hayvan gibi hissediyordum. Çıkış bulamayan, aynı zamanda da saldıracak gücü bile kalmamış bir hayvan gibi. Yenilmiştim ve bunu da bu bloğa şu kelimelerle yazmıştım.

Bilemezdim o yazı meğerse benim milâdım olacakmış! O yazıyı yazdım ve Cl.'ya "grubun annesi olur musun?" diye sordum. "Kendimi çok güçlü hissettiğim bir dönemdeyim kızkardeşim" dedi bana ve kabul etti. Dedim ki: "Kendi içime dönmeye ihtiyacım var, çok yoruldum, devam edemiyorum artık." Dedi ki: "o iş bende."

Hakikaten çok da iyi başardı. Fakat daha iyisi - üzgünüm ama - daha 5. günün sonunda o da yoruldu, o da delirdi, o da bas bas bağırdı, tehditler savurdu, öfkesinden domates gibi kıpkırmızı oldu. O da aynen benim gibi tükendi. Üzgünüm Cl., ama aynı zamanda da teşekkür ederim, gönüllü olduğun için. Teşekkür ederim beni bana dışarıdan gösterdiğin için. Benim bunu görmem çok önemliydi çünkü "A-a! Meğerse dünyanın en kötü annesi değilmişim ben! En deli midir nedir, çıldırdı yine annesi / karısı değilmişim. Ben de herkes gibiymişim meğerse...." Ve daha iyisi, bunu eşimin ve çocuklarımın da görmesi oldu. Sürüm sürüm süründüler "varken yok"luğumda. A-a! Meğerse o yere göğe koyamadıkları (Cl. ne kadar da şahane bir anne değil mi, Cl. ne kadar da kontrolü elinde tutuyor, ondan çok şey öğrenebiliriz, C. tabii bu işin uzmanı çünkü ergen psikiyatri kliniğinde hemşire.. İşi bu ama ne kadar da başarılı değil mi? Yemin ederim bunları günün 5 vakti dinlemekten fenalık gelmişti ilk günlerde - asssla gaslighting değil çünkü bu) A-A! O da nesi, 1. haftanın sonunda, Cl. da bağırıyormuş, deliriyormuş. Birtek bizim annemiz / karımız değilmiş....!

Diyeceksin ki, haydi çocuklar başka anne bilmiyor, eşin peki? Eşim annesiyle HİÇ (yazıyla sıfır) çatışma yaşamamış blogcuğum. HİÇ (yazıyla sıfır) kavga etmemişler, sesler yükselmemiş, tartışma olmamış. Eşim bunu normal sanıyor, maalesef eşim ciddi bir ihmâl yaşamış çocukluğunda, farkında değil.. Hâlâ da değil. Beni de annesi gibi olmadığım için (bunun da farkında değil) suçluyor, önce Akdenizliliğim, sonra öfke kontrolünü beceremeyişim (bu arada öfkelendiğimde yaptıklarım: yüksek sesle yeter be (enough!) diye bağırmak ve sonra da dıırdır etmek, öyle vurma, kırma, küfür, birşeyler fırlatma falan değil ha, yeter diye bağırma ve öfkemi bir süre dırdırla sürdürmek, küsmek de değil, rahatlayana dek dırdırdır etmek! Bunu kaldıramıyor adam! Bundan "travma" yaşıyor benim kocam ve çocuklarım!) Ve ben diyemiyorum ki: siz travma görmemişsiniz, açın medyayı, bakalım asıl "kötü anne" kimmiş, asıl "travma" neymiş... Çünkü bu bile benim için kötü annelik örneği. "Asıl Travma"dan onları haberdar etmek bile! 

Ve yut yut yut. Biri desin kötü anne, al "ergendir" de, kabul et. Diğeri desin senden nefret ediyorum, al "ergendir" kabul et. Öbürü desin "bu neydi şimdi, biz Almanlar böyle davranmayız öfkene sahip çıkamıyorsun sen, çocukların senden korkuyor, seninle normal konuşmak mümkün değil, sen olmadığında biz çocuklarla çok güzel zaman geçiriyoruz hiç tartışma yaşanmıyor".. Gaslighting, manipülasyon, Allah ne verdiyse kokteyl yapmışlar, ben de damarımı uzatmışım, buyrun damarıma takın serum niyetine.... Yeter ya. Kendi rızamla zehirlenmişim ben. Yıllardır.

oysa tek isteğim buydu..

Öyle kötü bir noktadaydım ki blogcuğum. Kızımın her "sen dünyanın ennn kötü annesisin"i delip geçiyordu mermi gibi (meğerse bu ergen milletinin hepsi günde 3 vakit bunu derlermiş, demeyen anormalmiş - terapistim dedi, ben değil, ergenlikte en az 1, genelde haftada 1 duymazsanız bu cümleyi, o zaman asıl sorun dedi adam yahu! Ve Allah kahretsin ki ben bunu okulda okudum, öğrendim, danışanlarıma da dedim ama gel kendine de, kendini inandır!) ve eşimin sorunlu (ona göre mükemmel) anne-oğul tek ebeveyn tek çocuk ilişkisiyle karşılaştırdığım 2 çocuklu 2 ebeveynli ilişki yahu! Tek çocuklular ne olur alınmayın ama yemin ederim bak ben de tek çocuğum, çok farklı, çok çok çok daha zor 2 çocuklu aile olmak. Çünkü birebir değil ilişkiler, 3lü 4lü dinamikler var... Benzetme yapmam gerekirse iki sevgiliyi aynı anda idare etmek gibi diyebilirim iki çocuğa birden annelik yapmak. Yemin ederim öyle - evet denedim 20'li yaşlarımda - ama konu bu değil :))) Sulandırmayalım.

Hasılı. İlk uyanışım o Atina sabahı olmuş. Ama asıl uyanışım.... Ah o asıl uyanışım..... Zeytin Ağacı'yla... Ama şimdi yoruldum ve oğlumu da okuldan almam gerekiyor. İkinci bölüm çokkkk yakında.

Hamiş. Tahmin etmişsindir. Bunları büyük ihtimal sileceğim birkaç hafta içinde. Çünkü kızım Türkçe okuyup yazıyor ve o eğer anne olmayı seçerse (ki umarım seçmez ve kendi de diyor zaten ben asla istemiyorum çocuk mocuk diye) Amerika'yı en baştan kendi keşfetsin isterim, herkesin Amerika'yı keşfedişi farklı çünkü. Ben sadece yazıp bir iki kişiyle paylaşmak, bir tür boşalma ve rahatlama yaşamak istiyorum. Ve eminim yalnız değilim; eminim şu an ya da birkaç sene önce aynı şeyleri yaşamış bir sürü kadın var. Herkes kendi evinin ve dünyasının içinde yalnız ve umutsuz hissediyor, eminim. O nedenle belki okumak bile iyi gelebilir, evet ya, dersin, ben de öyle hissdiyorum, bak manyak değilmişim işte, bir tek ben değilmişim dersin. Bence o da yeter... Çünkü ben hep bunun için yazıyorum: yalnız olmadığımı kendime (ve belki bir de sana) kanıtlamak için.... Çünkü tüm bunları yapayalnız yaşamak, yaşıyor olmak, beni en çok yoran, tüketen aslında bu......

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlar için çok teşekkürler, düşüncelerinizle bloğumu zenginleştiriyorsunuz ❤️