29 Eylül 2026 Salı

Kitap kulüpleri vs. ben

Blog arkadaşlarımdan bazıları ve birkaç "iyi okur" arkadaşım ara sıra üyesi oldukları kitap kulüplerinden bahsediyorlar ve imreniyorum. Ben bu yaza dek hiç kitap kulübüne üye olmadım. Yok pardon, pandemide iki defa katılabildiğim bir kitap kulübü olmuştu ama hayatın hayhuyu nedeniyle devam ettirememiştim. 

Bir de kitap okumak bana hep tekil bir eylem gibi gelmiştir. Aynı kitabı okuduğum insanla hatta aynı kitabı farklı yaşlarda okuyan kendimle bile, ne kadar bambaşka anlamlara çıktığımı bildiğim için, kitaplar bende müzik gibi "kişisel" şemalanmıştır hep.. Ama bir yandan da, şöyle çatır çatır kitap tartışabileceğim birileri olsa, bence dünya çok daha yaşanılası olurdu diye düşünüp duruyorum nicedir. Çünkü günlük hayatın, çocukların, kocaların, işin gücün dışına çıkıp, dümdüz ve sadece felsefe tartıştığımdaki keyfi, bakıyorum da, hep kitaplardan örnekler vererek katlıyorum ve bazen felsefeyi bile bir kenara bırakıp, direkt tek bir kitabın beni götürdüğü yeri tartıştığımı fark ediyorum...

Fakat "kulüpler" bana hep ürkütücü gelmiştir; çünkü ilk olarak, bence kitap kulübü denen şey, 10 bilemedin 15 kişiyi geçmemeli.. İkincisi, insanlar kitapları okuyarak gelmeli.. Üçüncüsü kulüpte gerçekten kitaptan çok yazarını çekişirmeye, hatta yazarını da bırakıp yazarın bir insan olarak özel hayatını çekiştirmeye başlanmamalı.. Bir de antik kuntik "son moda" (çok satanlar, ıyk) kitapların, kişisel gelişimcilerin ya da hiç ilgimi çekmeyen türlerin okunduğu kulüpler var.. Yani bir türlü bu önyargılarımın önüne geçip de, bir kulübe katılmaya cesaret edemedim.

Sonra bu yaz, deli dürttü. Burada çok aktif Türk öğrenci ve yeni iş hayatına giren gençlerin kurduğu çok güzel bir kulüp var: Kitap ve Düşünce. Hatta sadece kitap değil, tartışma, film, doğa yürüyüşü gibi alt alanları olan bir kulüp bu. Bir defa toplantılarına gittim, çok hoşuma gitti ama benlik değil. Şöyle ki, bir defa aşırı kalabalıklar, sanırım en son 300 kişi falanlardı. İkincisi de çok gençler ve çok aktifler. Benim hayalimdeki kulüp böyle orta yaşlı hatta dünkü tabirle hayatın Fuck It evresine girmiş insanların bulunduğu ve "edebiyat" diyebileceğim okumaların yapılacağı, hızlı ve "efektif" değil de, sakince, birbirimizi dinleyerek tartışabileceğimiz bir kulüp.

Valla asıl niyetim yüzyüze toplantılar, çünkü iki insan görmek bence bana iyi gelecek. Ama en kötüsü online da katılabilirim tabii. Şöyle ayda bir mesela.. 

Hasılı: Aramızda böyle bir girişim kurmak isteyen var mı? :)))) Sevgili Tuğba böyle bir fikirden bahsetti ama o da henüz çekimser gibi :) Kurmayı düşünürse, ben katılırım meselâ. Hattâ belki yılda bir olsun buluşma da ayarlayabiliriz tutarsa.. Şöyle tam kafa dinlemelik, insansız, doğanın içinde bir haftasonu kaçamağı mesela? Muhteşem olmaz mı?

Neyse yorumlara yaz fikirlerini, merak ediyorum kaç kişi böyle bir hayali paylaşıyor? Belki de gerçek olur?



Foto: Tam kitap okumalık yer! Gizli banklar kalp ben.

9 yorum:

  1. şimdiye dek hiç kitap kulübüne katılmadım, çok da çekmedi beni doğrusu ama neden olmasın, olursa, ben varım :)

    YanıtlaSil
  2. Merhaba Ceren,
    Sessiz ama çok sıkı bir takipçinizim. Kızımı “Öğrenen Anne” ile büyüttüm desem yalan olmaz. Berlinde yaşıyorum ve bahsettiğiniz gibi bir kitap kulübü hayata geçerse, seve seve katılmak isterim.
    Sevgiler
    Melis

    YanıtlaSil
  3. Nilüfer demiş ki:
    Sevgili Ceren hiç anlamıyorum ama senin bloga günlerdir giremiyorken bugün tekrar denedim ve girdim. Senden ricam eğer yazıların mail adreslerine gönderildiği bir listen varsa beni de ekleyebilir misin? mailim şu şu (sildim Nilüfer) : Bu arada evet eğer öyle bir kulüp olursa ben de artı bir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok öyle bir listem sevgili Nilüfer.. Becerebilirsem yan tarafa email ile takip alanı eklemeye çalışacağım.. 🍀

      Sil
  4. Cerenciğim,
    Ben de hep merak etmişimdir kitap kulübü işini ama hiç deneyimleme fırsatım olmadı. Ben de varım hem kitap kulübüne hem buluşmalara☺️
    Sevgiler
    Seda

    YanıtlaSil
  5. Sevgili F. Hanımın liderliğinde başlayan, onun ofisinde toplandığımız, kanlı canlı, ayda bir buluşmalı, katılımcı sayısı 6 - 8 civarında olan bir kitap kulübümüz vardı; tam 15 sene surdürdük. F. Hanım vefat ettikten sonra bir sene daha devam ettirebildik, sonrası gelmedi maalesef.
    Bu işlerde birinin başı çekmesi diğerlerinin katkısı gerekli bence. Umarım başlarsıız. :)

    YanıtlaSil
  6. Kendi damak tadına göresini bulmak çaba istiyor, haklısın. Benim hali hazırda dahil olduğum üç kulüp var. Biri üç kişilik, diğeri beş kişilik arkadaş kulüpleri. Üç kişiyle ortalama bir buçuk ayda bir yüz yüze buluşuyoruz, vesilesiyle sosyalleşip üstüne neler neler koymaya bayılıyoruz. Diğer beş kişilikte Amerika'dan katılanlar var, o yüzden çevrimiçi ve iki ayda bir. Orada ağırlıklı ingilizce okuyoruz. Üçüncüsü ise çok iyi bir moderatörlü, biraz daha sanat çevresinden yirmi ila otuz kişi arasında değişen katılımcılı bir grup. Ona okumak istediğim bir seçki olursa dahil oluyorum, bazen arkadaşlarımı da çağırıyorum.
    Okumak tekil bir eylem, evet, ama birlikte okumanın gücünü nasıl tariflesem, bazen tekbaşına elinin çok gitmeyeceği şeylere cesaret etmek (bütün eylül Moby Dick'i böyle okuyup bitirdim), bazen zorlu ve bırakabileceğin şeylere birbirine tutunarak devam etmek, bazen de müthiş keyif aldığın, hücrelerinin canlandığını hissettiklerini dolu dolu konuşup büyütmek, katlamak. İnanılmaz zenginleştirici. Kendine göresini bulamayan için en kıymetlisi kendi yolunu çizeceği, kendi kulübünü başlatacağı bir oluşum belki. Leylak Dalı'nı böyle tanıdım, birkaç kişi birlikte okuyup kendi bloglarında yazıyorlardı. Bibliyomanyaklardı isimleri. :) Ayrıca illa kalabalık kulüp şart değil. İki arkadaş okumak, paylaşmak bile yeterli bazen.
    Amma yazdım! :D Bol şans.

    YanıtlaSil

Yorumlar için çok teşekkürler, düşüncelerinizle bloğumu zenginleştiriyorsunuz ❤️