Grosz'un vaka analizlerinden birinde, artık 70'lerine yaklaşan danışan, ebeveynlik sürecini şöyle özetliyor: "Uzun bir mücadeleydi, kimi zaman zordu ama artık birer yetişkin olan çocuklarımın hiçbiri için kaygılanmıyorum." Bu satırları okuyunca, iki çarpışan düşünce belirdi aklımda. Biri dedi ki: bitiyor yani? iyi bari. Diğeri de dedi ki: ama daha uzuuuuun bir mücadele var yani önümüzde......
Son aylarda özel hayatıma dair ne yazsam, aynı sonuca çıkıyor yazılanlar: Zorlanıyorum, bazen tükenmenin eşiğine geliyorum, desteksiz ve kaybolmuş hissediyorum.. Gelip gelip burada dert yanıyorum, çünkü ben yazarken düşünebilen biriyim. Evde de böyleyim, hep bir defter olur yanımda, hemen yazarım, ne düşündüğümü ancak yazdıklarımla anlayabilirim. Çünkü çok hızlı düşünüyorum ve ancak kelimelere dökerken yavaşlayabiliyor, anlam kazanabiliyor düşüncelerim. Ben yazayım, kendimi anlayayım, rahatlayayım.. Derdim okunsun değil hatta bazen okunmasına ve yorum bırakılmasına, bunca seneden sonra bile şaşırıyorum.....
Bazen de yazıp sildiklerim oluyor, "ha ne kadar anlamsızmış derdim, şimdi anladım asıl derdimi" dediklerim ya da yazarken çözüp, "halledilenler" klasörüne attığım için sildiklerim.
Ne diyordum, a evet, buraya yazıyorum ama yaz(a)madıklarım yani buzdağının görünmeyen kısmı da evdeki defterlerde ve bazen o kadar ağır geliyor ki, onları da yırtıp çöpe atıyorum. Ama beni sağaltan bir şeyler var yazmakta. Beni resetleyen bir şeyler..
Şimdi yine yazamadığım, içimde fırtınalar kopartan ama dıştan renk vermemeye çalıştığım bir dönem içinden geçiyorum.. Çok çeşitli duygular içindeyim; korkuyorum, endişeleniyorum, heyecanlıyım, umutluyum, en hayırlısı için dua ediyorum sık sık, ya yanlış bir yoldaysam diye umutsuzluğa ve inançsızlığa kapılıyorum bazı bazı.. Yani zor bir dönemdeyim. Dün mesela duşta inceden sessiz bir ağlama tutturdum sıcak suyun altında, bir saate yakın (arada da "su faturası" takıldı aklıma ama susamadım n'apim) ağladım ağladım ağladım... Dua ettim... Yine ağladım...
Duştan çıktığımda yüzüm gözüm şişmişti ama tam bir resetlenmişlik hissi içindeydim.
Hakikaten gün de çok güzel geçti. Gece de, son bir haftadır ilk defa burnum açık, başım ağrımaz vaziyette rahatça uyuyabildim. Bu sabah uyanınca dünya daha basit ve sade bir yer gibi gözüktü, önümdeki yeni başlangıçlara hazır hissettim. "Yapabilirim" hissi yeniden oradaydı ve bu çok güzel, sıcak bir histi....
Bugün 1 Mart. Yepyeni bir dönem başlıyor önümüzde.... Korkuyorum evet ama eşit ölçüde de umudum var. Allah'a inanıyorum, güveniyorum, dua ediyorum: iyilerle karşılaştır, iyiliklere kılavuzla.....
Foto: Güzellikler defterimdeki bu haftaya ait boyamanın "Anka" yani Simurg olması sence de çok manidar değil mi???? Kendini resetleyen kuş :)) İngilizlerin "eline çekiç alan her yerde çivi görür" deyimini hatırlıyorum ama hakikaten her yerden üzerime "reset"ler yağıyor... Mesaj alındı sevgili evrenciğim, tamam yani, o iş bende..... :)

Anka'nın ve etrafının renklerine bayıldım. :)
YanıtlaSilDilerim sıkıntıların da parlak renklerle dolu bir hale evrilir ve geçer gider. :)
Çocuklarla ilişkiler faslına hiç girmeyeyim; bana never ending story gibi geliyor bu aralar, alt neslin sıkıntısı bitse bile, üst neslinkinin başlaması da cabası. :))
Biliyor musun başta Kırmızı ağırlıklı boyayayım dedim ama nedense elim hep simli boyalara gitti ve bu fotoğrafta görünmüyor pek ama hakikaten parlak parlak bişey oldu... Ben de sevdim.
SilÇocuklar.... Ya bilmiyorum Ekmekçim.... Bi biri, bi diğeri dedim, Murphy de al sana ikisi bir arada seçeneği de mevcut dedi sanki bu sıra... Ama şimdi de korkuyorum, daha bilmediğin üçüncü ve dördüncü dertler de var diyebileceğinden.......
Anka çok güzel olmuş gerçekten, uğur ve huzur getirsin. Bir de moralini bozmak gibi olmasın ama çocuğun kaç yaşına gelirse gelsin endişen bitmiyor, ahan da benimki kırkını aştı ama hala aklım onda, yetmezmiş gibi bir de bebesi çıktı başıma endişelik :))))
YanıtlaSilUzaktan endişelenmek, endişelenmeklerin en güzeli dememiş miydi Semal Cüreya? :))) Sağol Leylakcığım… Hepimize..
SilSana kocaman sarılmak istedim şu an.
YanıtlaSilYüzün gözün şişene kadar ağlaman iyi olmuş ama o anda su faturasını düşünmene çok güldüm:))
Hastayken terlemek bedene nasıl iyi geliyorsa, ruhumuz sancırken de böyle ağlamak aynı ölçüde ruha iyi geliyor.
Umarım her şey gittikçe daha kolay ve eğlenceli bir hale dönüşür 💜
Ya evet su faturası… 🤷🏻♀️
SilÇok teşekkürler iyi geldi yorumun
Ağlamak ne iyi geliyor değil mi? Bazen ben de kendimi tuttuğumun farkında bile olmuyorum. Bir noktada gevşeyip kendimi bırakabilmek, ağlayabilmek beni rahatlatıyor. Bir de ben her şeyi kontrol edemeyeceğimi bilişsel düzeyde bilsem de, yaşarken kontrolcülüğümün çok baskın olduğunu ve beni çok yorduğunu biliyorum. Oysa bazen çaresisiz. Elimizden geleni yaptıktan sonra akışa güvenebilmek de önemli sanırım. Dilerim bu zorlu süreçler seni haddinden fazla üzmesin, güzelliklerle çevrili olsun ve tahmin edemeyeceğin güzellikte yerlere çıkarsın. Kocaman sarıldım sana 💕
YanıtlaSilGelmez mi, hem ne iyi geliyor…
SilKontrolcü olmadığımı söyledi analistim (endişe nedenli dedi) ama ben de bazen acaba kontrolcü müyüm diye düşünüyorum, haklısın. Ama kendimize sıfatlar biçmeden önce az şefkat ekleyelim :)
Çok teşekkürler, hepimizi….
Kolay gelsin hemsirem, bir aforizma da benden gelsin. "cocuk, anne babanin mevsimsel olarak az ya da cok dertli oldugu bir mesele!" ve sen ne kadar iyi anne olmaya calisirsan onlarin o kadar ipleri saldigi, sen iyi olmazan onlarin toptan saldigi, kisaca iki ucu.... tabi bir de elimizde olmayan ama inatla iyilestirmeye calistigimiz seyler var. uzun bir ergenligin ardindan (30 yil kadar) kendimizle meselemiz duruldu, bu kez de cocuklar uzerinden modern hayatin basari dayatisiyla kendimizi dove dove bitiremiyoruz.
YanıtlaSilÖyle valla, bir de sonuç odaklı olmak derdi var.
SilSana bir şey yapamam ağlamıyorsan... Demiş şair. Ne doğru demiş... Ağlayabilmek çok güzel. Sanki bütün olumsuz şeyler akıp gidiyor. Geçti geçti..
YanıtlaSilHem de çok <3
Silyazmak iyileştirici gerçekten. geçenlerde, çok dolduğum günlerden birinde, bloga falan değil, oturup bir word dosyasına içimdekileri yazdım, ağladım, yazdım, ağladım. sanki bir psikologa gitmiş de ona anlatıyor gibi. bittiğinde bütününü okuyup bir fasıl daha ağladım. sonra da kalkıp kendime bir çay yaptım, sonra da boş bir dizi izledim. bu da bir tür delilik sanırım :)
YanıtlaSilÇok iyi yapmışsın.. Delilik değil aksine akıllılık.. Sarılıyorum..
Sil