16 Mart 2026 Pazartesi

Reset - En büyük korkuma kucak açmak

Bugün 16 Mart, Mart'ın yarısı ve kış geride kaldı. Önümüz bahar. Bugün ayrıca İslam alemi için en önemli gece olan Kadir gecesi. Bu gece edilen güzel dualar kabul olur derler. Ben de dua edeceğim, neşemi, o hafif ve keyifli zamanlara ait olumlu enerjimi yeniden bulabilmek için, çünkü toparlayamıyorum ve böyle devam edersem sağlığım da bozulacak, hissediyorum..

Haftasonu çok büyük bir aydınlanma yaşadım. Mo., kahveye geldi. Kocası benimle çok benzer bir süreçten geçiyordu son 1,5 senedir ve son 4 aydır "çok iyi"ymiş, hemen merak ettim nasıl oldu bu iş, çünkü belki benim için de bir çözüm vardır bu hikayede.... 

Mo. tehdit etmiş adamı. Demiş ki "ya depresyonundan anksiyetenden çıkar normale dönersin, ya da benden bu kadar, yeter yani sen hayattan zevk alamıyorsun ama bize de aldırmaz hale getirdin." ve tehdit işe yaramış! Ay tüm psikoloji bilimine karşı bu yaptıkları :))) 

Tabii ki gerçek depresyon bambaşka bir şey, öyle tehditle, "çık" ile çıkılabilecek bir şey değil ama bizim gibi (ben de dahil) mızmızlar için belki de bu iyi bir yöntem olabilir yani birinin sana "yeter be" demesi..

Bu bende şöyle bir aydınlanmaya neden oldu, hazır bir önceki yazıda "bilgisayar metaforu" kullanmışken, oradan devam edeyim. Bence bende bu sıra "resetleyememe" sorunu var yani sürekli deniyorum ve sürekli sistem aynı yerlerde takılıyor ve ben obsesif bir şekilde bunu iyileştirmeye çalışıyorum. Halbuki yapılacak 3. bir şey var: bilgisayarı olduğu gibi bırakıp, bir kahve ve pencereden bakma arası vermek. Yani problem yokmuş gibi, bir 5dk soluklanmak hatta belki bir yürüyüşe çıkmak, bambaşka birşeyle ilgilenmek, aklını dağıtmak. Sonra gelip yine reset'lersin ve bazen mucizevi şekilde (belki sadece donanım soğuduğu için) yazılım çalışır. Çalışmazsa da artık kökten bir değişimin zamanının geldiğini kabullenmenin zamanıdır; belki bilgisayarlı yaşam yerine daha klasik yöntemlere dönmek gibi..

Ben o 5 dakika aramı almaya gittim :) Döneceğim.

En büyük korkuma kucak açtığımı hissediyorum yani önümüzdeki iki hafta boyunca "yararsız, anlamsız, tamamen an'da kalan, sığ" yani "asalak" bir C. olacağım ve bakalım neymiş beni bundan bu kadar korkutan asıl şey? Bir tür psikolojik deney yapıyorum anlayacağın, kendi üzerimde. Ya batarız, ya çıkarız.... bakalım..... Sürüncemede kalmaktan iyidir.....

Rset serisini bu şekilde bitiriyorum, kusura bakmayın, bana pek iyi gelmedi bu seri... Demek ki henüz hazır değilmişim reset'lenmeye..

18 yorum:

  1. Ben umutluyum, sonunda düzlüğe çıkacaksın. Belki de debelenmektense, sadece kendini bırakman gerekiyordur gerçekten de.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bırakma değil de aktif uzaklaştırma diyelim mi? Çünkü bırakmada bir lanet olsun hissi oluyor ama aktif uzaklaştırmada şimdi bir ara veriyorum, bu sorunu daha sonra yeniden ele alacağım hissi daha yoğun sanki?

      Sil
  2. Tamamen anda kalmak en güzeli, zaten öbür saydıkların (sığ, asalak, anlamsız, yararsız olmak) naturana uymaz, geç onları.
    Yapacaksın C.ciğim, sana da ben diyeyim; çık artık o sulardan. <3

    YanıtlaSil
  3. Aktif uzaklaştırma mı?nerden neyden kimden:) cevabı bulunca yazarsın dimi ? biz de faydalanalım:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aktif uzaklaştırma dediğim şey şu, bilinçli bir şekilde yapabilirim ama yapmamayı seçiyorum, bunlar benim görevlerim olsa da keyiflerimi öne koyuyorum demek gibi bi şey

      Sil
  4. Henüz o kadar gençsin ki canım, hayat böyle bir şey. Gidişler dönüşler, bazen kayboluşlar arasında yol alıyor insan. Dümdüz bir yol değil bu elbette. Ancak sırtımıza yüklendiğimiz yük ne kadar ağır olursa duraklamalara da o denli ihtiyaç duyuyoruz.
    Sen sadece yazılarınla bile öyle çok kişiye yoldaşlık ediyorsun ki. Lütfen sırtındaki kum torbalarını biraz boşalt. Begonvilin de bir soldu bir açtı. Sularken dikenleri ellerimi acıttı biraz. Aldırmadım, kaktüsler de çok canımı yaktı, sabrettim. şimdi çiçek açıyorlar.
    Bu gece ben de dua edeceğim; İyiler, iyilikler artsın, eksilmesin diye.
    Mart ayının yarısına gelmişiz. Yılın yarısına 3 ay kaldı.
    Kocaman kucaklıyorum. Azıcık mola, çokça güzellikler cancağızım.

    YanıtlaSil
  5. Sevgili Ceren,
    Belki de önce, “an’da kalmanin” , mutlaka sığ ve asalak bir Ceren olmak demek olmadığı üzerine biraz düşünmek istersin. Zira , an’da kalmanın kötü bir şey olduğuna dair inancini degistirmezsen, bu 2 haftalık denemenin sana yarardan çok zarar getirebileceğinden endişe ediyorum 😔

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Valla siz de artık bir rumuz olsun bırakmazsanız ben de sizin yorumlarınızı yayınlamayacağımdan endişe ediyorum:))
      Şöyle ki. An’da kalmak çok ayağa düştü ve biz varoluşçu psikologlara göre an’da kalmak diye bir şey zaten olamaz. An hem sürekli akan bir şey, kalınabilecek bir şey değil, hem de yaşam geçmiş ve geleceği ile bir bütün, dolayısıyla anda kalmaya özel çaba sarfedilen her an aslında tam anlamıyla yaşamamak demek. Bu anlamda an’da kalmayı reddediyorum ve diyorum ki tüm duyularımızla içinde bulunduğumuz zamanın geçmiş ve gelecekle olan bağını da sıkı tutarak kıymetini bilmeye çalışmalıyız..
      Sizin an’da kalma tarifiniz de buysa o zamn zaten endişe edilecek bir durum yok demektir :)) Ben bunu zaten hep yapıyorum çünkü.
      Fakat bu önümüzdeki 2 hafta boyunca ayağa düşen anda kalmayı yani çok da şeyetmemek lazım’cılarınkini uygulamaya çalışacağım çünkü bu güne dek varoluşsal anda kalmalarla geldiğim yer biraz zorlamaya fazla derin sulardaymışım hissi vererek (özellikle de yalnız yüzücüyseniz bilirsiniz o hisleri) beni biraz korkutmaya başladı… Sığ sularda biraz dinlenelim bakalım, belki sonra yeniden deneriz açılmayı..

      Sil
  6. sizi galiba ya yanlış anlamışım ya da hiç anlamamışım. Hayat size bu saatten sonra sadece güzellikler getirsin. Sevgiler. İrem.

    YanıtlaSil
  7. Benim yorum gelmemiş sanırm :,) ya da yayınlamak istemedin ama okusan yeter :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. spame de baktım ama yorum göremedim kusura bakma :(

      Sil
  8. Ben de bu sabah kahvaltı hazırlamamayı düşünüyorum. Kendi başlarının çaresine bakabilirler. Aç kalacak halleri yok. Kös kös yatıcam bütün gün. Bazen güne böyle başladığımda öğlene kadar kendime gelip işlere keyifle gömülüyorum. Çok tuhaf değil mi ? Yapmam lâzımla yapmayacağım dediğim günler arasında beni daha sakin ve keyifli olmam dışında yaptığım iş miktarı pek değişmiyor. Psikoloji tuhaf bişe.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Demek ki vücudunun ihtiyacı var!
      Ya işte o sistem bende ters çalışıyor yapmam lazımla baya bir iş ve mükemmel yapılıyor bende :( O nedenle zaten devam ediyorum ya bu kendi kendini mahveden kalıba.....

      Sil
  9. Sana hassas ve yumuşak bir temasla (olmasını dileyerek) şunu yazmak istedim; ne yapmaya çalışırsak çalışalım zihnimizde kalıpları resetleyemediğimiz sürece (bu da gerçekten kendini ona "bırakmakla, kabulle" mümkün çünkü bazen değişmek istiyoruz diyoruz ama buna belki halimiz yok ya da belki daha vakti var ) dalgalara karşı kürek çekiyoruz. Bazen aşırı çabalamak bizi yolumuzdan alıkoyuyor, bazen oluruna bırakamamak, bazen sürekli yapan konumunda olmak, bazen her şeye düzeltilecek bir şey olarak bakmak. Açıkçası buradan iki satır daha fazla yazmaya çekiniyorum çünkü bu senin hayatın ve belli ki senin için zorlayıcı zamanlardan geçiyorsun. Bu serinin sana kendini öyle ya da böyle etiketlemeden, kendine de yumuşak olabildiğin bir resete yer açmış olmasını diliyorum. İyilik güzellik seninle olsun Ceren. İyi bayramlar sevgiler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Neslihan aslında reset yazıları içinden geçerken çok zor bir dönem içinden de geçiyor(d)um ama bence çok iyi geldi bana bu yazılar. Bu sefer resetleyemedim belki ama eminim birçok kapı açıldı benim için :) Tekrar teşekkürler vesile olduğun için! İyi bayramlar

      Sil