20 Haziran 2026 Cumartesi

Öğretmenim Moritz ile Salı Buluşmaları - 2

Öncesi için buraya tık tık.

Geçen Salı Moritz ile ikinci buluşmamızı yaptık. Henüz ölümcül sıcaklar gelmemişti o zaman. Moritz dışarıda yürümeyi önerdi, kabul ettim. Hava muhteşemdi, çiçekler açmış, kuşlar cıvıldıyor.. Dere boyunca yürüdük bir saate yakın. Moritz geçmiş hayatımı öğrenmek istedi.. Çocukluğum, okul yıllarım, üniversite yıllarım, ölümler, kayıplar derken, bir saate yakın anlattım. Pek soru sormadı. Dinledi. Bir iki yerde anlamadığını sordu sadece.. "Neden?" diye hiç sormadı mesela... Bu iyi geldi.

Beklentimin aksine, hayatımı israf ediyor olmam konusuna girmedik bu hafta, sadece kronolojik bir "önemli olaylar" sunumu yaptım sanki.. Fakat bitirirken, yorulduğumu hissettim. Ve ağzımdan şu sözler döküldü: "işte bu kadar. hayat, bu kadar"..

Ananemin bir sözü vardı.. Belli yaşa gelince, insan hayatı öğrenmiş oluyor. Hayat "bu kadar" diyor, artık bundan sonrası hep tekrar.. derdi. Tuhaf ama, ananem 70lerinden sonra bunu söylemeye başlamıştı, bense 47 yaşımda bunu hissediyorum.. "Bitse de gitsek" hissi.. Çocukken de çok hissederdim bu sıkıntıyı. Eee göreceğimizi gördük, bundan sonrası vasat bir tekrar.. Bitse de gitsek.... 

Ama korkarım, gitmek o kadar kolay değil. Daha çekecek cefam bitmedi. Önce çocuklarımın eğitimi, hayatta bir yer edinmeleri, tamamen kendi kanatlarıyla uçabilmeleri ya da ayakları üzerinde dikilebilmeleri en azından (uçma kısmından gün be gün umudu kesiyorum) için emek.. Önümde daha bu adımlar var...

Tam olarak bunları söyledim Moritz'e de. O da bana dedi ki: "yaşamı çekilecek bir cefa olarak görmek, ya da oynanacak bir oyun olarak görmek... hem bazı yenilgiler de oyuna dahil."


Öyle işte........ İkinci görüşme de böyleydi.. Henüz kendi düşüncelerimin dışında, ötesinde ya da üzerinde bir ışık yakmadı Moritz bende. Ama analistimle 2 senede geldiğimiz yere 2. seansta gelmiş olması, doğrusu birkaç seans daha şans vermem gerektiğini düşündürdü. Hem bari bu bloğa "label açtığıma" değsin.... :P

Fotoğraflar bu yürüyüşten.

Dünden beri cehennem sıcakları yaşıyoruz. 36 derece (Türkiye'nin 45i gibi hissediliyor). Daha da 10 gün böyleymiş... El Nino'nun tarihte hiç olmadığı kadar güçlü geçtiği bir yılmış... El Nino, yaramaz çocuk, mahvedecek bizi, belli...... Bir o eksikti zaten.

13 yorum:

  1. Çocukken sadece resimlerine bakılan kitaplar gibi olmuş bu post :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. “Ayşecik orta yaş anlam arayışında” :)))

      Sil
  2. "Bitse de gitsek" mi, "Yaşasak da görsek mi? cancağızım...
    Mola demiştim, 3 günden sonra yeniden blogda buldum kendimi.
    Sözüne sadık biriydim, iç sesim mızıkçılık etti.
    Ananeni saygıyla, rahmetle anıyorum...

    YanıtlaSil
  3. Ben bu Öğretmenimle buluşmaların ilkini atlamışım, şimdi okudum. Ne kadar güzel bir buluşma olmuş, bayıldım. Bu ikinci de güzel, yolunuz açık olsun. :)
    Bu arada "Yüz Yıllık Yalnızlık"tan bir cümle kılağıma küpe oldu, diyor ki; "mecbur kalınca değil, mümkün olunca ölürüz"
    Yani, işim bitti gideyim filan hikaye, senin işin bitti de belki başkalarının işi bitmedi, o ne olacak? ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kitabın en can yakan cümlesidir değil mi :) Maalesef öyle.

      Sil
  4. Göreceğimi gördüm gerisi tekrar diyemeyiz ki. Bakalım görmediğimiz neler var daha. Hülya

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir noktada deniyor ya Hülya... Hayatın genel ritmi aynı ve döne döne yeniden yaşanıyor, o döngüyü fark ettiğin zaman, beni hatırla :)

      Sil
  5. 59 dan bildiriyorum :) Sanıyorum "hayatı israf ediyor" olma düşüncesinin arkasında bana verilen hayatın bir sebebi olmalı düşüncesi var. Teleolojik bir soru, meyveden tohuma giden. Öyle donanımlı insanlar tanıdım ki hayatlarını bir amaca yöneltmeleri çok kolay. İnsanlığa bir katkı bırakmaları zaten beklenen. Kendim adına böyle heveslere kapıldığım zaman zamanlar oldu. Dilber Ay gibi zorunda mıyım dediğim zamanlar, yeteneklerimi sorguladığım. Aslında son zamanlarda biraz şuna da inanırım, zaten iyi ya da kötü var olduğumuz için insanların hayatına bir şekilde dokunuyoruz. Kimi evlat yetiştiriyor, kimi bir elemanı istihdam ediyor, arkadaşlarının dertlerini dinliyor. Kimi Türkan Saylan gibi vakıflar kuruyor, çocukların eğitimine destek veriyor. Kimi de o vakfın isimsiz bağışçısı oluyor, kenardan geçiyor. Son zamanlarda keşfettiğim bir soru daha var, geçen gitti bundan sonra kendim için ne yapacağım. 5-6 yıldır kendiliğinden gelen bu davetsiz misafirle meşgulüm.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) O misafir bana da uğruyor ara sıra.. Ama şu an "bundan sonrası" o kadar karanlık bir tünel ki...
      Evet ben de hayatın mutlaka bir amacı olması gerektiğine inanan, amaç bulamadıkça tırlatanlardanım. Yani amaç - iş, çocuklar vs. olarak da düşünebilir ama bu kadar basit olmamalı sanki?

      Sil
  6. Ceren, anladığım bir şey var. Hayatın tekrar döngüsüne girdiği ve bitse de gitsek fikri hangi ara geldi yerleşti bünyene?
    Daha dün gibi değil miydi Yunanistan'da yazlık evin bahçesinde masa kurduğun? Yazın Türkiye'ye gelme, denize girme hayallerin?
    Ne kaçırdım arada acaba?
    Hayatta göreceğimi gördüm de çok uç, hiçbir şey görmedim de çok uç ama inan göreceğimiz günler var, yaradan ne kadar ömür biçti bize bilinmez ama o güne kadar yaşayacağız hakkını vererek.
    Öperim
    Esen

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok o kısım hayal olarak duruyor Esen ama hayal sonuçta, gerçekleşmesi ufak bir ihtimal, büyük ihtimal tam çocuklar evden ayrıldığı sıra kansere yakalanıp cort olacağım :)) Çünkü Murphy benimle hep böyle takılır... Böyle bir adeti vardır hep.. Ne zaman birşey hayal etsem, hiç ummadığım ve o hayali unutturan bir şey çıkar... Neden farklı olsun ki 10 sene sonra da?
      Ne zaman geldi yerleşti dersen, son 3 aydır çok yoğun var ama öncesinde de vardı hep bende bu melankoli..
      Türkiyeye bu yaz gelmeyi hiç istemiyorum inanır mısın? Hatta planı da sadece çocukları özleyen annemleri üzmemek adına yaptım kısa bir tatil planladım bu sene. Çocukları yollayıp kendim hiç gelmesem diye düşündüm ama çocuklar küçük annemler çok yorulur.. Maalesef gelmek zorundayım..
      Hayatta göreceğimi gördüğüme inanıyorum evet ama bu demek değil ki küçük detaylarda ilginç ve görülmedik şeyler çıkmayacak, elbette çıkacak.. Daha neler göreceğiz yarabbi diyeceğim mutlaka. Ama benim demek istediğim hayatın temellerini gördüm, sevdim sevildim, çocuk sahibi oldum, işimle uğraştım, sağlıkla sınandım, birkaç başarım, birkaç yenilgim oldu.. Yani hayat bu, ana hatlarıyla, bundan başka da birşey yok yani, var mı?

      Sil
    2. Var! Bundan başka çok şey var elbette. Planlar değişiyor, hayaller bazen oluyor bazen olmuyor, olmadığında bir başka hayale kapılıyoruz, umutla yaşıyoruz.
      Anladım kastettiğini, kendini gerçekleştirme mi desem, okul, iş, evlilik ve çocuk etaplarını tamamlamış olmandan kaynaklanan bir doyum ve "eee, ne kaldı geriye" safhasında olman mı desem?
      Ne planladım, ne oldu diye bakıyorum ben, her şey değişiyor, aklımda olmayan bir hayatın içindeyim ama sana yemin ederim senin bu saydıklarından sonra varılan liman miss :)
      son olarak Murphy de neymiş yaaa:( Söz mühürdür, lütfen zikretme böyle şeyler, çocuklar evden ayrıldığı sırada sen de mis gibi bir evreye adım atacaksın. Polyannacılık değil inan, hem ben demiyorum, koskoca Mevlana diyor, "Gül düşünürsen, gülistan olursun." Ki sen de gülün ve gülistanın kıymetini ne de güzel bilensin..
      Gelincikler, başaklar nasıl güzeller..
      Esen

      Sil