Çocuk.
Dağılabiliriz.
Ama dağılmayalım :) yazasım var çünkü....
Dün bütün gün, üstüste birkaç yaz Türkiye'ye birlikte gelip gittiğimiz Alman arkadaşlarımızla birlikteydik. Aynı şehirde yaşamıyoruz ve görüşmeyeli birkaç ay olmuştu, özleşmişiz. Kızlar, önceden kararlaştırdıkları gibi, M.'in ilkokuldan iki sınıf arkadaşıyla hayatlarının ilk "date"ine gittiler (ne çabuk büyüyorlar!) oğlumun da sınıf arkadaşıyla planı vardı, o da gitti, biz yetişkinler de bizim salona yayılıp, tüm gün çocukların dedikodularını yapıp, akıl sağlığımızı ve ilişkilerimizi nasıl koruyacağımız konusunda bir (iki, üç öhöm) şişe şarap eşliğinde dertleştik.
Aman ne iyi geldiiiii. Çocukların akranlarının aileleriyle buluşmak "oh be yalnız değilim, herkes aynı durumda hatta benden beteri varmış" hissini güçlendirdiği için, insanı rahatlatıyor. Tamam, çok "politik doğrucu" bir yöntem değil bu "karşılaştırmalı edebiyat" durumları ama, amaaaağn, herkes aynı okyanusta debelenip duruyor işte ve bu, insanın hayata dayanabilmesinin bir yolu...
Ergenlik (hâlâ ön-ergenlik aslında ama anladığım kadarıyla aynen ön-menopoz gibi, menopozdan bile daha sıkıntılı bir süreç olabiliyor) ve benim ön-menopoz çok pis çakıştı bizim evde. Ben sık sık ağlama nöbetleri yaşıyorum bu sıralar ve 1 adet psikanalist, 1 adet aile terapisti, 1 adet çocuk terapisti bile yetmiyor öyle diyeyim - kendim de terapistim biliyorsun ama onu zaten direkt geçelim, terzi söküğünü dikemediği gibi, ufacık sökükleri bile aman bunlar ileride koca koca delikler olacak diye gördüğü ve düşündüğü için, belki de iyice panikliyor, iyice beter ediyor durumu. Halbuki bu süreçteki herkese "sadece şu anda kal, şu anı en iyi şekilde geçirmeye çalış, zaten süreç hep "an"lardan oluşuyor, bu da geçecek" demek ne kadar da kolaydır :))
Almanlarımızın çocukları 19-16,5-13 oldu bile. Bizimkiler desen 12,5 ve 9. Yani sanarsın ki, zoru gitti, artık bundan sonra çocuklar büyüyecek, biz daha rahat bir döneme gireceğiz. Ahahahaha ay "40'ı çıksın rahatlayacaksın"la başlayan bir düzeneğin içinde debelenip duruyoruz yahu! Yemin ederim Allah ömür verirse inşallah, ben 85, kızımla oğlum 50 yaşlarımıza geldiğimizde, inan buraya yine benzer şeyler yazıyor olacağıma inanmaya başladım artık ben. Bitmiyor. Geçmiyor. Bir defa yaptık, elbette seviyoruz, elbette şükran duyuyoruz ama ÇOK ZOR yahu. Eğri oturalım doğru konuşalım, bu kadar zor olduğunu bilseydik, yine de yapar mıydık?
Belki 20'li yaşlarda hamile kalmalı insan gerçekten de. Çünkü en azından enerjin oluyor ve sen menopoza giriyorken çocuk zaten 25 yaşında falan olacağı için, evden çoktan ayrılmış, kendi hayatını kurmuş oluyor. Bari en azından tek cephede savaş veriyorsun... Ama o zaman da tabii kariyerin ne olacak, gençliğin heba olacak.. Doya doya yaşadım en azından gençliğimi, eğitimimi güzelce tamamladım, birkaç başarım oldu, kendimi yetkin hissettim, çocuğa sıra geldiğinde bari o açılardan doymuştum... Ay bilmiyorum dostlar. İkisi de zor galiba.
Bu son 15 gün içinde iki defa regl oldum. Onun duygusal iniş çıkışları da var. Yine son 15 günde kızıma neden 12 yaşındaki bir çocuğun sabah okula gitmeden önce (bomboş mideye hem de) kahve içemeyeceğini, neden bomboş sokaklarda gece gece yürüyüşe çıkamayacağını ve neden dünyanın en kötü annesi olduğuma inanmadığımı anlatmakla cebelleştim. Oğlumun legastenisini, fırlatıp atılan kitap ve ödevleri falan hiç söylemiyorum.. Yani hem kızımla, hem oğlumla, hem eşimle, hem de bedenimle sürekli bir mücadele halinde olmak ve "keep my shit together" için sürekli uğraşıyor olmaktan yoruldum yahu. Bir de bana "sal gitsiiiiin, geçecek, herşeyi akışına bırak" diyen kendi 45 yaşındaki hırslarını, savaşlarını, başarı ve performans odağını tamamen unutup, 74 yaşında tam bir Nietzsche olup, "amaaaağn hayatta her şey boş, kendine bak şekerim" diyen annem gerçeği var :))
Neyse. Sonuçta, çoğumuz aynı şeyleri yaşıyoruz. Bir kısmımız "aman benim çocuğum dünyanın ennnn şahane yaratığı" diyerek, gerçekleri bilinçaltına atıyoruz, bir kısmımız daha samimi ve gerçekleri konuşmaya açığız, bir kısmımız da hakikaten o kadar ilgisiz ve umursamaz ve kendini odağa almış vaziyette ki, gerçekten umurunda değil olan bitenler :)) Ama durum bu.
Ve aşık değiliz. En kötüsü de belki bu..... Artık aşka inanmıyoruz.

.jpeg)

.jpeg)

.jpeg)
Hayatımda yaptığım en güzel şeyin hiç evlenmeden, hiç çocuk sahibi olmadan sürdürdüğüm bu güzelim hayatım olduğunu post'u okuduktan sonra daha net anladım ahah. Dertsiz kafa, oh mis! Nazarın değmesin olur mu C? ahah.
YanıtlaSilRahat olabilirsin benim nazarım hiç değmez, garantili :))
SilHerkes kendi seçimlerinden mutlu olsun, ben dünyaya bu kafayla yeniden gelsem aynı seçimleri yapar mıydım emin değilim. Bazen de bekar hayatı çok rutin, hem aynı gibi geliyor.. Çocuklu hayatta evet herşey daha zor ama aynı zamanda daha renkli sanki ya, hani şey gibi bu; aşık olana dek güzeldir hayatın mutlusundur sonra aşık olursun sanki renkler bir ton koyulaşır ya öyle nir şey. Ama aşkta olduğu gibi, acı da sevdaya dahil.. Evlilik ve çocukta da öyle, zorluklar da pakete dahil :)
Öyle yani… Herkes seçimlerini özgürce kimsenin zoru olmadan yaşayabilsin, mutlu huzurlu hissedebilsin amin bin :)
Bir de kızıma sor, geçen gün “siz benim gerçek ailem olamazsınız. Ben gerçek ailemi bulmak için yola çıkmak istiyorum” dedi, buyur kapı buyur sapı diyemedim :))))
SilHAHAHHAHAHAHAHAH
Bu çok iyi değil mi ya
çocuk olmasa da ölecek çünkü aşk en çabuk ölen şeylerden ki ben hala varlığından şüphe duyuyorum..başka bir şeylerin ne bileyim bir kaç duygunun anlık karışımına aşk diyor olabiliriz yani :)))
YanıtlaSilneyse bilmediğim şey hakkında konuşmayayım.
lakin evlilik sevgili kardeşim, müthiş bir organize suç ve ceza/ kar ve zarar/ iyi ve kötü/ zararlı ve faydalı/ savaş ve barış/ ölüm ve hayat/ ....vb. örgütü :))) yaşamayan bilmez bilen de sadece kendi hikayesini bilir iyisiyle kötüsüyle , o yüzden bekara boş işler, diğer çiftlere çerez konusu...
her türlü hayat kolay gelsin şekerim amaaağğnn :))
Var var ;)
SilAşk var da… Sonrası karışık dediğin gibi
Çocuk yoksa da ölür, ölüyor. Evlilikte aşkı öldüren şey sorusunu aşkı öldüren şey evlilik diye yeniden yazabiliriz. Kumçocuk kanımca haklı. Tamamen mülkiyetçilik ve kanunlaşmayla yaratılıp dayatılmış bir kurumsallaşma hali evlilik. Bu eşit değildir sevgi dolu bir ilişki, beraberlik. İnsan dayanışmak, paylaşmak, yoldaşlık istiyor, bazen de üremek tabii, ama uzun uzun yıllarını (hele şimdi yaşam yüz yaşlarına varmışken) bir kişiye vakfetme halini insan oturup da bir düşünüyor mu ben bunu istedim mi, seçtim mi, böyle kodlandım ve kabul mu ettim, peki bu sürdürülebilir mi, gerçekçi mi? Bunların içinde aşkı ara da bul. Hem yaş ilerledikçe aşkın yerini başka şeyler alıyor. Aşk tükenebilir ama birbirini hala derin bağlarla seviyor sayıyorsan, karşılıklı incelikli anlayışlı kalabiliyorsan, orada yaşam sürüyor. Aşktan ve çocuktan bağımsız ilişkiler de çürüyor, çözülüyor, ölüyor. Evlilliğin aşkla bir ilgisi var mı, bilemiyorum.
SilMindmills çevremdeki tüm çocuksuz çiftler ilk günlerindeki gibiler yahu.....
SilBen de senin gibi düşünüyorum evlilik ve aşk konusunda ama passion çocukla mümkün değil yahu.... Yani zaman yok mekan kısıtlı, gel de tutkuyu aktif tut. Mümkün değil..
Aşk evliliğiyse, araya çocuk girmediyse, aşk da tutku da sürüyor sanırım..
O çevreye sıkı sıkı tutun o zaman, insana böyleleri umut veriyor. :) Çocuksuz yerden çocuklu hayata dair ahkam kesmek ayıp olur, ama benim çevremde çocuklular çocuksuzlara göre daha az ve durumun senin dediğin gibi olmadığını söyleyebilirim. Sevgi baki, ama aşk, tutku..on yıllar sonra zor dostum zor. Hele hormonal değişimler, menopoz, andropoz devreye girince. Bilemiyorum Altan..Aşk ve tutkuyu (tekrar) yaşayanlar ikinci rauddakiler, bkz. evlenmiş boşanmış tekrar başlamış olanlar.
SilBir de şunu yazmadan geçemeyeceğim: Çocuklu hayatla gelen zorluk ve sorumlulukları, kendine yetecek, ayıracak zamanın parçalara bölünerek azaldığını, kadın erkek rollerinin annelik babalık gibi yerlere evrilebildiğini kabul etmekle beraber çocuksuzların birbirlerine odaklanıp tutkuyu devam ettirmekten başka işleri, sorumlulukları, "passion"ları yokmuş gibi bir indirgeme olmasın lütfen. :) Hayat ve ilişkiler, evli veya değil, çocuklu ya da onsuz, her anlamda zenginleşerek evrilmeye devam edebilir. Bazen de tüm bu bileşenlerle bir şeyler biter işte, bu da döngünün doğalı, ölüm gibi..
O zaman müjdemi isterim, geçen hafta Şule ile konuşurken şu bilgiyi öğrendim, "artık ergenlik 30 yaşına dek sürüyor"muş!
YanıtlaSilNasıl ama? 18'de kurtulacağım sanmayınız dedim, netekim. :))
Daha ben bile o ergen savaş hattı içindeyim, düşün yani... ;)
:))) yaşaşın.
SilValla ben sadece Alman çocuklarının 19 yaşında evi terk ettikleri genellemesine bağladım umudumu….
Selam sevgili arkadaşım şimdi sen ikiayrıkonudan söz ediyorsun belki üç. Bir aşk, iki evlilik, üç çocuk. Uzmanlar ne diyor aşkın süresi üç buçuk yıl. Evlilik Soktratesin dediğini bize uyarlayalım. Eşin iyi ise mutlu olursun. Kötüyse filozof. Yani bakış açısı. Çocuklar annenin dediğine katılıyorum. Ben bugün doğum günüm 67 kızım ise bu yıl sonu 44 oğlum 42. Nasıl baktığına bağlı. Kimsenin huyu kimseye benzemez. Ama kendini de yıpratma canım. Öyle ya da böyle büyüyorlar. Kendini mutlu et. Onlar zaten senin gibi özel anneleri var olduğu için mutlu. Seni seviyoruz.
YanıtlaSilMutlu yıllar 🎈
SilBir de kızıma sor, geçen gün “siz benim gerçek ailem olamazsınız. Ben gerçek ailemi bulmak için yola çıkmak istiyorum” dedi, buyur kapı buyur sapı diyemedim :))))
Kelimelerin ardını oku arkadaşım. Şu an kızın diyor ki benim üzerime çok geliyorsunuz. Sakinleşir
SilBen diyorum ki annelik hiç bitmeyen gönüllü esaret.
YanıtlaSilMerhaba uzun zamandır yoktunuz, hoş geldiniz
Silcevap veriyorum: bu kadar zorlanacağımı bilsem çocuk yapmazdım! evet doğrusu bu vallahi. bunu geçenlerde annemle konuşurken de itiraf ettim ve kendisi beni çok kınayıp, "bu hayatta en güzel şey çocuk" temalı bir söylev çekti. "ablamla benim gibi çocukların olduğu için bunu söylüyor olabilir misin" dedim ben de. kendini beğenmişlikten değil inan ama ne ergenlikte ne okurken hiç üzmedik, germedik, daraltmadık. hâlâ da yanında yöresinde dolaşıp duruyor, nazını çekiyoruz. ben de isterim böyle çocuk valla :)
YanıtlaSilben aşka inanıyorum yalnız, biliyorsun :)
ayyyy inanılmaz aynı kelimeler: hayatta en güzel şey çocuk.
Silyahu değil, üstelik annem hakikaten çocuk odaklı bir kadın değildi, yoğun ve sosyal bir yaşamı, kariyeri vardı.. dengeliydi.. aklım almmıyor, bence öğrenmiş ezberlemiş oldukları söylevleri aktarıyorlar.
Evliliklerde aşkı öldüren "artık evlendik" fikri kanımca. Çocuk konusu ise sadece yeğenlerimden hareketle söyleyebilirim ki; işiniz çok çok zor :-) Bol yeğenli bir teyze olarak çocukların, özellikle kız çocuklarının annelerine yaptıklarını aklım almıyor :-) En çok da hepsinin aynı zevklere sahip olmasına çok üzülüyorum:-) Dyson saç şekilendirici, sephora makyaj malzemeleri ve bitmeyen telefon modeli yükseltmeleri :-)) Maddi manevi dayanılır şeyler değil. Yine de çocuk yapmadığıma bazen pişman oluyorum, ne yaparlarsa yapsınlar onlarla bir iki saat gülmek hayatı katlanır kılan en güzel şeylerden :-)
YanıtlaSilBak ben samimi konuşayım, özellikle öyle maddiyatçı çocuklar olmasınlar diye aşırı uğraştım. kendi davranışlarımla da örnek olmaya çalıştım. sadece marka değil, tüketim kültüründen uzak tutmaya, nedenlerini açıklamaya çalıştım. sonuç aynen dediğin gibi, direkt istemiyor ama sürekli x'in iphone 17si var, y'nin dyson'u var. Cevabım hep net: her aile farklı.. biz aynı işi görecek başka bir ürün varsa, daha da ucuzsa onu tercih ediyoruz ya da telefonun şu an çalışıyor, herhangi bir sorunu yok ya da harçlıklarından biriktirip alabilirsin.. Tabii ki birikmiyor hahaha..
Silİnan 2 saati geçtim, 10 dakika gülebilirsek, kendimi çok şanslı muhteşem bir gün geçirmiş gibi hissediyorum bu sıra. Durum vahim anlayacağın..
Artık aşk meşk işlerini geçtik yaş itibariyle o yüzden çocuk konusuna gireyim ben. Çok güzel insanı hayata bağlayan bir şey ama ikincisini yapanı tebrik edip alnından öperim. Hülya
YanıtlaSilAçıkcası bize denge veren ikinci oldu :)))
SilAyol aşk ölsün zaten :) Yürek mi dayanır onca yüksek enerjiye, onca endişeli, telaşlı duyguya ;) Tamam, kabul ölmesin de bi yavaşlasın ritmi. Ama mesela tutku ve flört hiç bitmesin. Nezaket, incelik, neşe, espri de bitmesin.
YanıtlaSilVe ben de vardığım yaş ve yer itibariyle çocuk konusunda senin gibi düşünüyorum, sağlıkla ve upuzun yaşasın çocuklarımız ama çocuk dediğin zor iş, upuzun düşünmeli yapmadan önce..
Katılıyorum 🤗
SilBence her evliliğin kendine özgün ve özel katili var :)
YanıtlaSilSevgili C hanım seviliyorsunuz çok.
<3
SilAşkı öldüren şey yüzde 90 erkoların tembelliği Ceren. O ''armut piş ağzıma düş'' halleri. Üstüne de Türk kadınındaki ''herkesin fiziksel/duygusal mutluluğundan sorumluyum'' kök inancı gelince kadın uykuda bile dinlenemiyor. Erkolar bu sırada ne yapıyor? Hobileriyle meşguller canım! Haftada 1 saati kadına ayırıp ''gel seni bir yürüyüşe götüreyim'' demekten, yol kenarından bir çiçek koparıp evde 587456322 şeyle cebelleşen kadına vermekten, ''yorulmuşsundur otur, çay işi bende'' demekten bile kaçınıyor.
YanıtlaSilKimse bana bık bık yapmasın :) Yüzde yüz haklıyım :)
:))))) doğru söze ne denir..
Silbenim blogumu ne zaman önereceksin cümle aleme
YanıtlaSilben deeptone muyum sağa sola blog önereyim, herkesin aklı fikri değişik beğenileri var, sen uzun zamandır yazıyorsun zaten bilen biliyor, okuyordur bence.
Silaçık söyleyeyim bayadır girmemiştim bloğuna, şimdi sen yazınca girdim, mainstream olmayan ve kendine bir kimlik bulabilen bloglar hoşuma gidiyor, seninki de böyle, nevi şahsına münhasır. ama "önerilme"ye uygun mu, bence değil, çünkü çok niş bir blog ve herkese uygun değil....
Merak eden buradan adının üzerine tıklar bakar bence, kal sevgiyle...
:))) öyle yapsınlar diye o yorumu yapmıştım
Silçok çakalım
:)
SilAy daynamyacağım yorum yazmadan. Benim oğlum 13-20 yaş aralarındayken ben baya baya Tanrı ile kavga etmeye başlamıştım :) Hiç şaka yapmıyorum. onunla içimden konuşup. Ne güzel kakaladın ama bize kutsal anneliği , "mini mini ayaklı, ponpon gibi tatlı, boncuk boncuk gözlerle bize bakan bir bebek" . Ne tatlı dimi ,biliyorsun herkes ister görünce. Bizde kandık ! Hani" şimdiki halini " göstersen kimse yemez bu numaraları, kimse çocuk yapmaz diye ,allayıp pulladın,pamuklara sarmaladın iteledin bize " ! diye az kavga etmedim içimden tanrıyla :) Ve inan bazı geceler, şöyle bi uyusam bi daha uyanmasam diye az hayal kurmadım. Ama C 'cim inan bana geçiyor. Bak ben şu an hayatımın en mutlu dönemini yaşıyorum. Valla bak 50'ler çok güzel. Aslında yaş değilde , çocukların geldiği yaş güzel. 23 gibi kendilerini bulmaya başlıyorlar. Şu an benim sıpa 24'ü bitirecek. Epey bi rahatlıyorsun. En azından azar işitmiyorsun artık . :) Şaka bir yana şu an sen adım adım zorluğa doğru gideceksin, sonra adım adım o zorlukan çıkacaksın. Böyle birşey hayat. Tekrar çocuk doğururmuydum ? sorusuna şimdiki aklımla kesinlikle EVET derim ;) Dua et- Sabret -Şükret ! öpücükler
YanıtlaSilAnlamadım neden yorum yazmamaya çalıştığını yahu :))) Rahat ol, beş tane yaz hatta....
SilBunu bana bile dedin kaç defa hahahah :))) Çok mantıklı.
Neden en güzel yaşını yaşıyorsun çünkü çocuk büyüdü hayatının gidişatı az çok belli oldu, kaygıların azaldı, e ben de o noktaya gelebilsem bak nasıl tadını çıkartıyorum hayatın :) Şu an herşey öyle belirsiz ve yapım aşamasında ki, bir hata sanki çok şeye malolacak hissi oluyor bende ve hata yapmamaya çalıştıkça (mükemmelliyetçilik değil inan sadece zarar vermemek) daha beter yapıyorum..
Bundan daha berbat olacağını biliyorum, bugünlere dua edeceğimi söyleyen polyannalar da var heheheh ama şu an zor ve açık söyleyeyim tek ihtiyacım olan: aynen, aynı şeyi yaşıyorum, gel bi kahve... Valla sadece bu :)))
Çok tatlı samimi bir yazı olmuş, çocuk konusuna katılıyorum yaaa çoook zor. Evlenmiş olsam kesin bir gafletle cocuk da yapardım ama şu an her aklıma gelişinde kendimi tebrik ediyorum cocuk yapmadığım icin ve dua ediyorum olur da evlensem bile bir anlık gaza gelip doğurmma inş diye :))) ama diğer taraftan da sizi koşulsuz seven, saygı duyan, varlığınızdan güç bulan birilerinin olması muazzam bir duygu. Onların bir tanecik annesi var ve o da sizsiniz :)
YanıtlaSilTeşekkürler, ne tatlı yorum diyeyim ben de :)
SilAman gafletle çocuk yapmayın. Hayatınızın en büyük hatası olur ve hayatınızın sonuna dek de geri alamazsınız...
Çocuk sadece evet ben bir çocuk istiyorum, karakterime uygun mu, özel hayatımda yer ve zaman ayırabilecek miyim, psikolojim ya da sosyal hayatım kaldırabilecek mi, maddi yükü sırtlanabilecek miyim tüm bunlar çok ciddi masaya yatırılıp yapılması gereken bir varlık ben %100 buna inanıyorum :( Ben ki inanın bunları incik incik düşündüm de yaptım, yine de çok zorlanıyorum.. Bunları açık konuşmak lazım, çocuk hayattaki ennnn şahane şey değil... Birçok şahane şey var hayatta....
Dün eşimin bir arkadaşıyla kısa bir yürüyüş yaptık, çok morali bozuktu, rica etti, kıramadım. Eşiyle çok ciddi sorunları var sürekli kavga ediyorlar ve eşi bu sırada hamile kalmaya çalışıyor! İnanılmaz değil mi :(( Ve bu insanlar üniversite mezunu, mantıklı, işleri güçleri olan ve toplumda yüksek seviyelerde olan insanlar..... Ama işte dediğiniz gaflet anı mıdır nedir bu değil mi.....
Eskiden evlilikleri kurtarmak için çocuk yapılırdı, kimse ilgilenmeden sadece temel ihtiyaçlar karşılanarak büyürdü nasılsa çocuklar kendi kendine. Derdi mi varmış geleceği önemli miymiş travma mı oluyormuş kimse düşünmezdi, cahillik işte derdik. Ama okumuş etmiş insanların bile hala bu tuzağa düşmesi üzücü... Bence harika bir annesin elinden gelenin en iyisini yapıyorsundur gerisini onlara bırak ve kendine odaklan, Allah çocuklarınıza sağlıklı uzun ömürler versin
SilEvliliği kurtarmak için değil, erkeğe vicdani baskı yaparak evde tutmak için.. Çocuk bir mal olarak düşünülünce öyle oluyor..
SilMaalesef eğitimle hiçbir ilgisi yok, altta yatan kadının "kancayı taktım bırakmam" hissi. Erkek de malı, çocuk da malı... Çok korkunç :(
of of of ne yazmış millet!
YanıtlaSilTam da benim hassas noktam. Bir çocukla konunun vahametini görüp ikinci aman aman dedim. En başından beri zorlu bir çocuktu. Evliliğimizin 4. yılında oldu kızım. o zamana kadar bir kavgamız tartışmamız olmamış aşk, tutku dolu günlerimiz de 8. yılımızı doldurdurmuştuk. ama dediğin gibi çocuk oldu mu bomba gibi ilişkinin ortasına düşüyor.
Aşk denilen aranan duygular daha çok seks, tutku, heyecanla ilişkili haller sanırım. Hormonlarla beslenen vb. Ama bunun aynı adamla uzun sürmesi zor. Hele yaşam yorgunluğu, iş ve ev stresi, hayat kavgasında bu duyguları mumla ara dur. Tabiata aykırı. Çok da aramıyorum ben.
Çocuk desen dertleri katlanarak artan insanı bir türlü rahat bırakmayan sorumluluk. Bak yaş 22 ama her daim isteklerine karşı savaş halindeyiz. Yaşantımızla örnek olmaya çabaladı, taviz vermedik ama şu dünyanın tüm kapitalist isteklerini her ay duyuyoruz. Bizim savaş hala sürüyor. tek umudum okulu bitirip bir iş bulması.
evet kapitalizm ve dijital yaşam.....
Sil