28 Ocak 2026 Çarşamba

Fatboy Slim mi, uyku mu?

Haftasonu eşim Fatboy Slim konserine V.I.P. olarak katıldı ve sabah 4'te eve geldiğinde de "hayatımda en çok eğlendiğim 5 konserden biriydi" dedi. Uykumun en güzel anında "hııı, sevindim" diyip totomu dönüp uyumaya devam ettim.



Ertesi sabah tabii ki 6.30'da oğlan çocuğumuz ve dört ayaklı kızımız aynı anda güm diye atladılar yatağa. Haftasonu sabahı klasiği.. Baktım eşim mızırdanıyor 2 saat uyumuş uyumamış. Valla yalan söyleyemeyeceğim, içimden "oh olsun" tarzı bir serzeniş geçti, geçmedi değil. 45 yaşında iki çocuklu bir adam olarak Fatboy Slim'e gidersen, ertesi gün pişmanlığını da dibine dek yaşayacaksın yani...

Öğlene doğru kendine gelir gibi oldu ama "keşke gelseydin, neden gelmedin?"ler devam edince düşündüm, sahi ben neden gitmedim? Fatboy Slim bizim gençliğimizde baya cool bir sanatçıydı. Şimdi olmuş 63 ama hâlâ cool. Böyle özel eventler falan veriyormuş, işte şampanyalar su niyetine içiliyor, sanatçının hemen yanında dans ediyorsun, sohbet muhabbet. Tamam güzel ama... Ertesi gün gerçeği var :)

Açık söyleyeyim gözüm yemedi. Uykuyu Fatboy Slim'e tercih ettim, pişman da değilim. 


Fakat doğruya doğru, sıkıcı bir insana dönüştüm ben çocuklardan sonra. Evde koltuğa gömülüp kitap okumayı, papatya çayı içmeyi sever oldum. İçimden gelmiyor buz gibi havada gecenin 12sinde evden çıkıp konsere gitmek 4te eve dönmek, mide cort, baş ağrır... Hakikaten gerek yok. Ama eşim seviyor, o daha ortayaşa gelmedi zaten mental anlamda, 23'te kaldı adamcağız... :)) Neden kaldı, kalmasın canım da diyemiyorum, o da öyle mutlu... Yeni bir hap çıkmış after party hapı, yuttu iki tane, toparladı.

Bana da "bak hiç etkilenmedim" diye reklamını yaptı. Ama konu bedensel değil, çocuk bakıcımızın olmaması da değil, konu hakikaten benim gece saatler 8'i vurduğunda pijamalarımı giyip, salon koltuğuna kıvrılıp, papatya çayı içip kitap okuma konusuna bağımlı hale gelmem.. Değil Fatboy Slim, Hollywood'un üç Ryan'ından biri özel yemek teklifinde bulunsa gitmem.. O derece domestiğe bağladım. 


Bilmem ki bir tür psikolojik sorun mudur? Ama böyle mutluyum, rahatım, güvendeyim, sıcacık evimdeyim... Ne bileyim... 25 yaşında değilim artık yahu... 20-30 aralığında o kadar çok partiledim ki, bir tür doymak belki de bu.... Ananem son birkaç senesinde "ben hayata doydum kızım, herşeyi yaşadık gördük, tekrarına gerek yok" derdi büyük bir memnuniyet ve huzur ile.. Tam o noktadayım galiba... Üstelik sadece Fatboy Slim konusunda da değil, daha birçok konuda........

Tehlikeli bir durum mu sence?

Fotolar: ilk iki Insta, son iki ise F.'den :) Sanki DJ kabininde gibiler yahu!


nostalji ;)

22 yorum:

  1. Yoo bence tehlikeli değil her yaşın ayrı huzurları var. Aslında bunun yaşı da yok içinden nasıl geliyorsa. Anneanne'nin sözü çok hoşuma gitti. Hülya

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de çok severim o sözünü, bence olumlu bir anlamı var :)

      Sil
  2. 10 yıl önce, salı akşamı yemek yiyelim mi dediğimde "çarşsamba sabah dersim var, olmaz, başka bir gece çıkalım" diyen benden 10 yaş büyük arkadaşımla dalga geçerdim. şimdi aynı durumdayım, ertesi sabah dersim varsa o gece erken yatıp uykumu almaya çalışıyorum yoksa çok zorlanıyorum. ne yapalım, her yaşın bir güzelliği var :P

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mantıklısın bence, yani haftada 1 gün yok ki şekerim 7 gün var, koştur koştura gerek yok..

      Sil
  3. Bu klibi ve şarkıyı ne kadar çok dinlediğimi hatırladım ben de sayende :-) Teşekkürler C. Artık vücudu böyle yorup yormamak konusunda ise, canım benim de elimde örgü şişlerim bir dizi karşısında saatler harcamak çekiyor, ki tezim bir köşede bekliyor ben nasıl V yaka keserim diye youtube kanallarını dolaşıyorum :i:-)) ama Sinan Canan hoca diyor ki kesinlikle konfor alanından çıkıni konfor alanına sığınmayın. Tehlikeliymiş hem vucud hem ruh sağlığı bakımından ama ben de pek uyamıyorum kendisine. Bir dinle isterse Sinan Canan'ın bu konudaki anlatılarını... Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya ben de Aze.. Ne çok dinledik :)
      Konfor alanımdan başka şekillerde çıkıyorum, ama valla gecenin 12’dinden 4’üne konfor alanımda kalıvereyim ya gözünü seveyim Sinan amca :)))

      Sil
  4. Normal. Döngü. İlk yarıda olduğun halin tersini deneyimliyorsun. Her ikisi de olacak ki bütün çember oluşsun , denge sağlansın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bak adı üstünde döngü yani A ve B nin salınımı değil ABABAB.. ;)

      Sil
  5. Tek bir yaşamı birçok evreye ve kişiye bölerek ,birçok yaşam şeklini tadanlardansın derim. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Split personality diyorsun ;)

      Sil
    2. öyle demiyorum, o bir bozukluk değilmi ? Yani aslında kişilik geçişlerinin arasında boşluklar var, hafıza da. Bu bir SEÇİM diyorum. Belki daha psikoloji ismini koymadı, yada ben bilmiyorum. Ama biliyorsun beni, farklı farklı meslekler yaptım.Hepsini kendim seçtim ,merak ettim. O an o yaşam şeklini seçtim, başka bir kişiliğe bürünmek istedim. Yani hep değişiyor... 5 yıl evvelki halim de yok şimdi. Kendi kendine rol play belki. Özün aynı da yaptıkların /yapmadıkların farklı sade CE :)

      Sil
    3. Takılıyorum sana ;)
      Evet seçim olduğu sürece dünyanın en güzel yaşam tarzı bence de.. Dümdüz yaşayanlar var biliyorsun Bakkal Amcalar falan..

      Sil
  6. Benim için eğlenmesinin yanında ne kada para harcamış olduğu da önemli olurdu. Madem evliysek ve böyle VIP konserlere katılacak paraMIZ varsa, benim de böyle para harcamam gerekir. Mesela konser olmaz da, haftasonu bir otelde tek başıma spa tatili gibi. Ya da arkadaşımla yatılı bir haftasonu kaçamağı gibi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben öyle düşünmüyorum. Hayat bir eşitleme mücadelesine döner o zaman. A takımı şunu yaptı B takımı şunu yapmalı, biraz sanki iki kardeşin anne baba sevgisini / sunulan maddi manevi şeyleri kıskanması gibi.. Halbuki aynı takımdayız, onun mutlu eve gelmesi benim için yeterli :) Ama böyle düşünen çok insan olmadığının farkındayım, eşim şanslı.
      Bu arada lütfen anonim yazmayın, ben kişisel cevaplamayı seviyorum yorumları..

      Sil
  7. Ben de öyleyim Ceren. Eskiden hiç evde durmayan, her 2 ayda bir seyahat eden, sürekli yenilik arayan biriydim. Şimdi en sevdiğim evim, koltuğum ve battaniyem. Hatta tatile bile gittiğimde bir tarafın şimdi evde olmak vardı diyor:) Bence bu hem yaşla ve yaşanmışlıklarla ilgili hem de korona zamanıyla. O kapalı kalma zamanlarından sonra ben böyle oldum.
    Sevgiler,
    Seda

    YanıtlaSil
  8. Ben 35 yaşındayım ve aynı moda bir senedir bende geçtim C. İnsanlar hafta sonu bir yere gidelim demesinler diye gözlerinin içine bakıyorum. Sıkıcı olduğumuzdan değil bence, kendimizle vakit geçirmeye ihtiyacımız olduğundan :)

    YanıtlaSil
  9. C. okurken 'aa iste ben, vallahi ben bu' diye diye okudum. Ben de öyleyim artik. Cayimi iceyim, kitabimi okuyayım, bir de turk dizilerim var kafamı dağıtmak icin izledigim. Cikalim bisi yapalım diyen olursa da resmen üşeniyorum. Sürekli ben zaten Amsterdam'da yaşamıyorum. Yozgat'ta yaşıyorum diye dalga geciyorum:p Ve sanki sadece ben böyleymişim gibi geliyordu. Yazini okurken yalnız değilmişim rahatlaması da hissettim :) Tesekkur ederim :)

    YanıtlaSil
  10. İyi ki ergenliği ve gençliği hakettiği şekilde yaşadım diyorum ben de böyle durumlarda. Yaşadım ve yetti hissi bende de çok baskın. Ama yine de senede bir kaç hovardalık,etrafa yabancılaşma,bunlar ne yapıyor hissi vs. bana iyi geliyor. Koltuğun değeri anlamak açısından olsa bile:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. evet bu yılları da umarım yaşadım ve iyi ki yaşadım diye hatırlamak kısmet olur..

      Sil