12 Nisan 2021 Pazartesi

Hoş geldin Arınma Ayı

Yarın Ramazan Ayı başlıyor. Oruç aslında sadece bedensel bir arınma ve disiplin değil, ruhanî kısmı çok daha derin. "Oraya ait olmayanlar"ı atmak için; bedenen, kalben, ruhen ve aklen üzerimde taşıdığım fazlalıkları "sakince yere bırakıp" devam etmek için çok iyi bir fırsat...

Aslında çok ilginç, her dinde var böyle bir ay. Önünde bir "hazırlık dönemi" ve ardında bir kutlama da var. Hıristiyanlar için bu, geçtiğimiz hafta sona eren Paskalya dönemiydi. Paskalya, öncesinde belirli gıdalardan uzak durulan uzun bir oruç ayını da ihtiva eder. Museviler için de benzer bir Pesah (Hamursuz) dönemi vardır ve ortaya çıkışı insan yerine koyun kurban edilmesi geleneğinin başlamasına kadar gider. Her iki dinde de, belirli gıdalardan uzak durulur ve beden arınırken ruhun da hafifleyeceği söylenir. Çok tanrılı dinlerde de benzer "arınma ve meditasyon" dönemleri vardır, yine sonunda tanrılara armağanlar sunulur ve bu dönemin bitişi bayram olarak kutlanır.

Benim için Ramazan ayı, bir tür "düşünme ve arınma" dönemi oluyor. Bu yıl bu döneme özellikle ihtiyaç duyuyorum çünkü kendimi çok "ağırlaşmış" hissediyorum. Birkaç gündür heyecanla hazırlandığım bu aydan ve kendimden beklentilerim çok basit; yaşamın dört denge kolunda da sadece birer hedefim var:

- Fiziksel denge: üzerimde kıştan kalan bir fazlalık hissediyorum, aralıklı oruç sistemi ile ve biraz hareketlenerek bu fazlalıktan kurtulmak ve yeniden bedenimle olumlu bir ilişki kurmak.

- Bilişsel denge: mesleki bir seminere katılmak ve son zamanlarda özellikle ilgimi çekmeye başlayan "varoluşsal psikoterapiler" konusunda kendimi geliştirmek.

- Sosyal denge: daha fazla açık havada olmak ve insan ilişkilerimi güçlendirmek, aldığım kadar kendimden de vermek, kendim dışında birilerine faydalı olabilmek, bir şeyler katabilmek.

- Psikolojik denge: özbakımıma odaklanmak, kendim için mutluluk anları yaratmak ve kaydetmek.

Yazarken bu kadar basit ama uygulaması benim için oldukça zor. Aslında son 3 ayda bu konuda çok kafa yordum, yaşam önceliklerimi ve neler için yaşadığım konusunu özel olarak masaya yatırıp, parça parça ele alıp çalıştığım ve benim için çok faydalı olan Proje 365 Blog yazılarımı belki takip etmişsinizdir. Oradan öğrendiklerim, kendi önüme koyduğum engelleri fark edişim, özellikle şu linkteki son yazımda da açıklıkla anladığım, sürece bağlı kısır döngülerimi nasıl aşabileceğime dair yaşadığım aydınlanma ile, yeni bir dönem başladı kendi içimde.

Belki bu nedenle beni eskiden zorlayan konularda biraz daha olgun davranabiliyorum, özellikle varoluşsal anlam arayışı ve "kayıplar ve ölümler" konusundaki bocalamalarımda görüyorum bunu. Daha önümde çoooook uzun bir yol var ama yavaş yavaş yürüdüğüm bu yolun benim için "doğru yol" olduğunu hissediyorum. "Bu sefer olacak gibi" diyorum kendime.. "Yürümeye devam et, öğreneceklerin seni çok güzel bir yere getirecek" diye motive ediyorum.. Proje 365 Blog'u kapatmayı tercih ettim ama bu blogda zaman zaman Proje 365 etiketi ile kendi gelişimim hakkında yazılar yazacağım, özellikle bu Ramazan ayı boyunca düşüncelerim, yaşam tarzım ve yazılarım "arınma" odaklı olacak... 

Kişisel gelişime çok mesafeli duran biri olarak, merak ediyorum bu "Arınma Ramazanı" beni nereye getirecek... Herkese şimdiden hayırlı, sağlıklı, güzel bir Ramazan ayı dilerim!

29 yorum:

  1. Hayırlı Ramazanlar. Samimi bir yazı olmuş. Benim için de bazı şeyleri yenmek için önemli bir ay.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler siz benim yazılarımı samimi buluyorsunuz, samimiyet sizin için önemli bir kavram demek ki. Sevgiler.

      Sil
  2. Selam Ceren sana kolay gelsin. Yaparsın başarırsın yeter ki iste. Kendimiz için yapılan her türlü iyileştirme iyidir. Sevgiler.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bugünkü yazın çok güzeldi, çok iyi geldi, 5-10 yazılık yazının konsantre hali gibi olmuş biraz :) ama herkes alacağını alır...

      Sil
  3. Her Ramazan'a aklıma gelen ilk şey bir mahya oluyor:

    "Ey oruç, tut beni!"

    İşin özü bu cümlede saklı bence. Olay aç kalmak, oruç tutmak değil; kendimizi tutmak. Hırslarımızdan arınmak; elimize, dilimize, nefsimize hakim olmak. Hayatımızdan fazlalıkları atıp asıl önemli olanlara daha çok yer açmak. Oruç tutmak için kendimizi sıkmak değil, orucun bizi tutması için teslim olmak.

    Küçükken 30 ramazan oruç tutardım. Hatta bir ramazan başladığım 5 vakit namaza tüm yıl devam etmiştim. O yıl içimde hissettiğim maneviyatı bir daha asla hissedebileceğimi sanmıyorum. 10-12 yıldır oruç tutmuyorum. Dinlere de inanmıyorum. Deistim diyebiliriz. Nerede koptum, nasıl o noktadan bu noktaya geldim uzun mevzu. Zaman zaman hâlâ inanıp huzur bulanlara özeniyorum ama geri dönülecek bir yol değil benim için.

    Umarım istediğin gibi geçen bir ay olur bu Ramazan senin için :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Hiç duymamıştım çok doğru bir sözmüş! Teşekkür ederim.
      Çok doğru sana katılıyorum, haram ye hak ye sonra oruç tut temizlen diye bir şey yok..
      Din ile inanç, Etik ile Hak hukuk bunların her biri aslında farklı öğretiler. Çok dindar olup inançlı olmayanlar çok.. Ya da tersi.. Sanırım deizm de böyle.
      Bir şeye inanmak güzel çünkü bazen devam edemeyeceğin bir noktada buluyorsun kendini ve tüm olan bitene rağmen ancak inanç ve umud etmek kalmış oluyor elinde..
      Benim seçtiğim yol sufizm, uzun zamandır okuyor araştırıyorum, kendime asla sufi diyemem ama sufizmin öğrencisi olmaya çalışıyorum.. Fakat yol uzun ve meşakatli.

      Sil
    2. Ben de bir zaman sufizm yoluna girer gibi oldum ama beceremedim. Belki de hazır değildim, hâlâ da hazır olduğumu sanmıyorum. Henüz içimdeki sesi duymaya bile hazır değilim. Dursam, dinlesem, doğruyu söyleyecek biliyorum ama işte tıkıyorum kulaklarımı şimdilik. Yoldan çıkmaya meylim varken doğru yolu öğrenmeye gitmiyor nefsim henüz. Günü gelince bulurum belki tam olması gerekeni :)

      Sil
    3. Sufizm / tasavvuf aslında insanı kendi çağırıyor, öncesinde dediğin gibi bir durma dinleme süreci var. Ben ancak kendi kendime kaldığımda duyabiliyorum o sesi. İnsanlar arasında ben de duyamıyorum....

      Sil
  4. sigarasız ilk Ramazanım:)Düşün o hep sağımda solumda olacak ama ben dönüp bakmayacağım" farklı bir ayrılık arınma öyküsü:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Valla sana helal olsun diyorum.. Tebrik ederim. Tek bir nefes sigara denememiş biri olarak dedim bunu ;)
      Fakat son yıllarda sigara içenler hakikaten azaldı sanki? Yolda falan pek görmüyorum.. Doğru mu?

      Sil
    2. Hoş şimdi sen “algıda seçicilik”le her yerde sigara içenleri görürsün bir süre :)))) dayan terspabuçlar!

      Sil
    3. Benim etrafımda keş çok bırakan da yok 😏 saçların tütün sarısıydı değil mi senin?ilk fotoya hasta oldum 🌷

      Sil
    4. Tütün sarısı ne ayol :))) ilk defa duydum. Bilemedim şimdi ne evet ne hayır Oğuz Atay gibi oldu bu da..
      Ben de çok sevdim o renkleri ama gerçek mi filtre mi bilemedim.

      Sil
  5. İnşallah sağlıkla ve huzurla dolu geçsin ramazan hepimiz için...sevgiler..

    YanıtlayınSil
  6. Museviler için olanı bilmiyordum. Umarım kötülüklerden uzak, güzel bir ay olur herkes için.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Umarım :) evet tüm dinlerin metinleri aynı ana metnin farklı yorumu gibi.. sümerlerle olan ilişkisi de ilgimi çekti bu sıra onu da okuyorum..

      Sil
  7. Bir dönem benim için de bir şeyler ifade eden bir ritüeldi. Bugün bir ifadesi kalmadı benim için ama arınma kısmı hala çok önemli. Önemsiyorum. Aç gezmenin ötesinde bir tarafı var. Bunun öne çıkarılması ve ısrarla vurgulanması şart. Yoksa şunu çiğnersem orucum sakatlanır mı tartışmalarının kimseye bir faydası yok :) Önemli olan ruhu temizleyebilmek. Açlık başa vurdu bahanesiyle sağa sola köpürüp kötü sözlerde eylemlerde bulunacaksak hiçbir manası yok. Şunu farkettim, insan az yemekle ölmüyor. Bunu ramazan ve diğer dini önem arzeden aylardan bağımsız söylüyorum. Yani 365 gün boyunca bu ilkeyi benimsedim. Az yemek. Az tüketmek. 2 senedir böyleyim ve kendimi daha iyi hissediyorum. Biyolojik ve psikolojik bir tarafı olduğu kesin. Dinler özü itibariyle aynı yere varıyor. Fakat milyarlarca insan yöntem ve yorum farklılıklarına takılıp bunu ıskalıyor. Demek ki her şeye rağmen spiritüel bir tarafımı koruyabilmişim :)) İbadetini gerçekleştirecekler için iyi ramazanlar dileyelim. Herkese güzellikler getirsin :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle! Fakat bu daha çok alma daha çok yeme daha çok tüketme aslında insanın içindeki boşluğu işaret ediyor. O boşluk başka şekillerde dolabiliyorsa insan bir “niye alayım / yiyeyim / tüketeyim ki zaten var, doydum” diyor.. Bunu farkedebilmek ne büyük şans...
      Bu arada bloğunuza birkaç yazıdır gelemiyorum, zaman bulur bulmaz keyifle topluca okuyayım istediğim için :)

      Sil
  8. İnananlar için tüm dinlerin aynı şeyi anlatıyor olması yada aynı yola çıkması sanırım çok doğal, çünkü hepsini kabul edilen bir yaratan göndermiş:-) Oruçta da aynı mantık geçerli sanırım. Yaşamın dört denge kolu için yazdıklarınız ilgi çekici ve ben yapılabileceğine, sizin de yapabileceğinize inanıyorum. İnsanların dini veya dinleri okumak yerine çevrelerinde olup bitenle değerlendirmeleri beni çokça üzüyor:-) Neyse ki bloglarda gördüğüm insanlar büyük çoğunlukla okumayı ve araştırmayı seven insanlar. Kolaylıklar diliyorum önümüzde ki süreçte:-)

    YanıtlayınSil
  9. Komşusu açken tok uyuyan bizden değildir diyen peygamberi çok seviyorum.inanç iki ucu keskin bıçak.İyi anlamak lazım.
    Hayırlı olsun.İçimizde bizi kötüleştiren her şeyden arınalım.
    Yorum yazma konusunda kendimi eksik hissediyorum.

    YanıtlayınSil
  10. "Kişisel gelişime çok mesafeli duran biri olarak" cümle başlangıcını okuyunca, gerçekten öyle mi acaba dedim, içimden.
    Bu not, popüler kişisel gelişimi kastediyorsa, tamam o zaman. Yoksa benim gördüğüm kadarıyla, burada kişisel gelişimini irdeleyen bir insan var. :)
    Bereketiyle gelsin Ramazan ayı.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Kişisel gelişim yani kendini gerçekleştirme potansiyeline ulaşma vs evet bunlara mesafeliyim. Benimki daha varoluşsal bir “neden?” Sorusundan kaynaklı sanırım, yani kendim odaklı değil de evrendeki canlılar arasındaki bağ ve bütünleşme, aidiyet odaklı gibi.. :)

      Sil
  11. Yılın bu zamanı benim yavaşladığım günler. Hoş bu sıralar her gün yavaş ama neyse :D

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. asılı kaldı günler havaya! esmiyor anacığım esmiyor...

      Sil
  12. Bulunduğumuz ortamdan bir süre uzaklaşmak rutinlerimizi ve engellerimizi daha kolay anlamamızı sağlıyor.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. çok doğru. bazen engel gördüklerimiz aslında kendi önümüze kendi ellerimizle ördüğümüz duvarlar.

      Sil