22 Temmuz 2016 Cuma

Sansürlü günler

Herkese bir suskunluk geldi, kimi bıkkınlıktan ve umutsuzluktan, kimi korkudan konuşmuyor. Konuşanların ispileneceği bir ihbar hattı varmış, memleketteki anam babamı bırak, Türkiye'yi mesafeli bir şaşkınlıkla izlemekle yetinen Batılı kocam bile "bu sıra ne yazdığına ne paylaştığına dikkat et" diye beni uyardı! Ne günlere geldik, en konuşabildiğim, en tartışabildiğim insanlar bile sindi.. Kelle korkusu, başka hiç bir şeye benzemiyor. Memleket kendini toptan sansürledi.

Erdoğan hükümetine kendini "demokratik" göstermeye çalıştığı günlerde dahi kanıp da hiç oy vermediğim ve bu saatten sonra da bir önceki yazımda bahsettiğim "kervanı gütmek" ya da "çekip gitmek" konusundaki fikrimi değiştirmeyeceğim için, vicdanım rahat. Kendimi olan bitenin dışında görüyorum ve bundan rahatsızlık duymuyorum. Söyleyeceğimi söyledim, yazacağımı gani gani yazdım. İçim çok rahat bir şekilde susanlar ordusuna katılacağım şu andan itibaren. Çünkü vicdanım rahat, bu olan bitende benim parmağım yok, kimsenin hele hele ölen masum çocukların kanına bulaşmadı parmağımın ucu bile.. Ben elimden geleni yaptım. Olmadı, güzel günler gelmedi. Bu durumda, zekanın uyum yeteneği olduğu gerçeğini kabullenerek, içinde bulunduğumuz yeni duruma uymak ve kendimi, ailemi güvene almak dışında bir adım atmayacağım. Onu da zaten yıllar önce attım ve memleketimden ayrılıp gurbette, özlemle ama iç huzuruyla yaşamayı seçtim. Bunu ailemin parasıyla değil, desteğiyle ve kendi çalışmalarım çabalarımla başarmış olmak da beni bencil değil emekçi yaptığı için, gocunmuyorum.

Sansür çok acı bir şey. İnsanın içinde tuttuklarını boğazına dek gelse de dışarı çıkaramaması. Her an kontrollü, kontrol altında yaşaması çok korkunç bir şey. Umarım ülkemiz bir an önce bu durumdan kurtulur, insanlarımız bir rahat nefes alır, kendilerini tekrar özgür hissedebilirler. Umarım bu bölünmüşlük, bu ötekileştirme, bu yaftalama, ayrımcılık biter. Umarım farklı düşüncelerdeki, farklı altyapılardaki insanlar, barış ve huzur içinde bir arada yaşamayı seçer.

Bana en çok dokunanı da ne oldu biliyor musunuz..? Kendini "laik ve demokratik" sanan bir takım insanların içine düştükleri nefret kıskacını bu son olaylarda bu kadar açık seçik görmek. Hayır zaten küfürleşmelere falan alıştık artık da, daha derin bir nefret çeşidiyle de karşılaştık bu sefer.. İnsan olmakla bağdaştırılamayacak, başkasının acısına gülme, eğlenmeyle karşılaştık. Bu olaylar sırasında şehit olmuş oğlunun, hastane sedyesinde yatan cansız bedenine sarılmış ağlayan bir ihtiyar adam fotoğrafı vardı, görmüşsünüzdür belki. Başında takke, üstünde yelek olan ağlayan bir adam ve bu fotoğrafı umursamazlıkla paylaşırken altına "Dinci dayı, acaba bu senin oğlun değil de Allahu Ekber diye bağırıp üstüne saldırdığın bir oğul olsaydı böyle ağlar mıydın?" yazacak denli kalpsizleşmiş, insan yaftalamayı medenileşmek sanmış insan müsveddeleri.. O noktada dedim, nasıl böyle acımasız hale geldik biz toplumca? Nasıl birbirimizi böyle sınıflandırmayı ve iyi kötü ilan etmeyi huy haline getirdik? Nasıl bazı acıları kabul eder, diğer acıları acıdan saymaz hale gelebildik? Yazıklar olsun..

Artık zaman susma zamanı, düşünme zamanı, dışarda huzur kalmadıysa bari kendi içinde huzuru yakalama zamanı. Dincisiyle dinsiziyle, aydınıyla cahiliyle, yoksuluyla zenginiyle, hepimiz susalım artık. Söz bitti. Herkes kendi yaşamına baksın, kendi içini güzelleştirmeye çalışsın, madem toplumu değiştiremedik bir de böyle deneyelim bakalım, belki kendimizi değiştiririz, kendi iç huzurumuzu geri buluruz - zaten aslolan da o değil mi şu hayatta?

12 yorum:

  1. Bu güzel yazının altına imzamı atıyorum Ceren'ciğim, elbette için rahat olsun, benim de rahat, değil oy günahımı vermedim onlara:) maalesef ben ki, korkmaz, konuşurdum ama iki gencecik yeğenim, öğretmen kızkardeşimi de düşündüm, benim yüzümden onlara da ucu dokunur:( zaten bana hep söylüyordu abla yazma diye ben dinlemiyordum...susturulduk:(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sen yine çok bile yazdın bücürükveben.. Bundan sonra sussan bile hiç konuşmamışlardan daha rahat vicdanın eminim.

      Sil
  2. toplumu değiştirmeye ve bişeylerin eskisi gibi olacağına inancı kalmayan bir yerlere de çekip gidemeyen bu kaosun içinde yaşayan insanlar olarak biz ne yapmalıyız bilmiyorum. artık kollektif bir güç olmak çok zor. hiçbir şey düşünmeyen, her şey yolunda gidiyor gibi algılayan, farkındalığı düşük ama mutlu insanlardan olmak isterdim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Mutlu Keçi, size kalan malesef bu kervanı gütmek.. Kendine ailene odaklanacaksın, kendi çevreni güzelleştirmeye, hayatını anlamlaştırmaya çalışacaksın, yaşam bu demek belki de. Çünkü gördüğün gibi kendini mutsuz etmek dışında eline bir şey geçmiyor. İnsanlar bizden daha berbat ortamlarda, savaşta, tutsaklıkta bile bir mutluluk bulabiliyor, çevresine ışık saçabiliyor, bundan sonra böyle..

      Sil
  3. Cerencim münihte saldırı olmuş ilk aklıma sen geldin nasılsınız iyi misiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İyiyiz canım, eşimin işyerinin altı ve 15dk erken çıkmış, yoksa her gün önünden geçtiği yer. Tüm gece helikopterler vızır vızırdı, insanlar evlerine çekildi heryer kapandı. Zaten akıl hastası bir adammış, kendini de öldürmüş, ertesi sabah herşey normale dönmüştü.. Ama tabii büyük şok özellikle Münih'liler için 1972 Yaz Olimpiyatları'ndan beri şehrin terörle işi olmamış çünkü..

      Sil
  4. Ben konusmuyorum cunku blogumda siyasete yer vermek istemedim hic.
    Diger bir neden de korkuyu, caresizligi buyutmemek. Hayatimin en az sekilde etkilenmedine musade ediyorum. Ic huzurumu, dengemi bulunca dunyanin mukemmel bir yer olacagina inaniyorum. Belki bu psikolojide vir savunma mekanizmasidir, olabilir. Onemli olan nefreti cogaltmamak, girdaba girmemek.

    YanıtlaSil
  5. Türkiye koca bir deliler evi. Son 12 yılda iktidar sadece insanları kutuplaştırmaya yaradı ve özellikle Gezi'den sonra başarılı oldular. İktidarın medyasından nefret pompalanıyor, aynı şekilde muhalefet kesimden bir kısım insan da kendilerine nefret pompalıyor, sanki türbanlı kadınlara sövmek ülkeyi barışa götürecekmiş gibi.

    Sansür konusunda şunu söylemem lazım, polis hattı dışında olağanüstü hal kanunları gereği hükümet hoşuna gitmeyecek söylemlerden dolayı insanları kolayca cezalandırabilir oldu, bu yüzden herkes benim yıllardır yaptığım gibi gerçekten kaçma moduna geçti, sanki ülke yanmıyormuş gibi takılıyoruz sosyal medyada. Kimsenin devrim yapmaya, karşı gelmeye takati yok çünkü korna çalanlara karşı sokağa çıksak öldürüleceğimizi biliyoruz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Toplumu birbirine düşürüp bundan ekmek yemek en kolay rant aracı aslında..

      Sil
  6. En son ne zaman huzurla ,içime dolan saf huzurla ama, nefes aldım sokakta hatırlamıyorum. Son zamanlarda yüregim hep agzımda, ellerim taş gibi yumruk olmuş gerginlikten, korkudan böyle yürüyüp gidiyorum. Hayatımızdaki kara bulutlar sinsice içime girdi artık sanki çekilip gitmeyecek gibi geliyor, bir de buna korkuyorum. İç huzurumu bulur bulmaz yazılara dönmek istiyorum ben de. Veya zorlamak kendimi ama emin degilim. Yazanları okuma ihtiyacım da hiç bu kadar çok olmamıştı, her gün bloglardayım. Yazın, ben de yazayım bi gün.Şu yorumu bile silip silmeme konusunda kararsız kaldım ama dağınık bir şekilde iç dökme yorumu olarak şurda bi yerde dursun sen izin verirsen :)

    YanıtlaSil