19 Nisan 2016 Salı

At kestanesi

Herşeyi burçlara dayandıran bir akım var biliyorsunuz, ona göre benim ağacım "Salkım Söğüt". Evet güzel, hüzünlü, sulak yerin ağacıdır, severim ama "benim ağacım" asıl "At Kestanesi" bence.. Yaşamımın çeşitli noktalarında beliren, çok küçük yaşlarımdan itibaren dikkatimi çekmeyi başaran, beni üzerine bir kitap yazdırabilecek denli düşüncelere salan bir ağaçtır bu "At Kestanesi".

Ben Ankara doğumluyum ama 5-17 yaş aralığımı Bursa'da geçirdiğim için kendimi Bursalı görüyorum. Bursa, biliyorsunuz tekstil yanında bir de kestanesiyle ünlüdür. sadece kestane şekeri değil aslında kestaneden börek bile yaparlar Bursa'da. Etrafta da çok sayıda kestane ağacı vardır, özellikle yaz akşamları geniş yapraklarının sağladığı gölgelerin altında oturup çay içmek, sohbet etmek, Bursa'lıların çok sevdiği alışkanlıklardandır. 

Fakat uzman bir göz için, yenilen kestane ile at kestanesi ağaçları arasında tabii ki çok büyük farklar vardır. Açıkcası yenilen kestane ağacının görüntüsü, at kestanesi kadar ihtişamlı değildir, yaprakları daha solgun, incedir, boyu daha kısadır ve meyveleri çok benzer görünse de, aslında daha mat ve "ehli" görünür. Fakat farktan çok benzerlik olduğu için, doğadan "beleşe" topladığı kestanelerden kebap yapmayı denemiş ve acılığına rağmen inatla 1-2 tane yemiş her insan evladı, akşama karın ağrısı, ishal gibi belirtilerle bu aptallığının cezasını çekmiştir (ben de onlardan biriyim tabii ki).

At kestanesi yenmez fakat tıpta ve özellikle güzellik, estetik alanında çokça kullanılır çünkü cildi sıkılaştırıcı (botoks etkisi), varis ve basura karşı damar büzücü etkisi vardır, egzamaya iyi geldiği ve çay olarak içildiğinde kas ağrılarına ve uyku düzensizliklerine derman olabildiği belirtilmektedir. 

Fakat benim bahsetmek istediğim faydasından çok, benim için kişisel anlamı.. 

Bursa'dan sonra bir çok şehir ve ülkede yaşadığımı biliyorsunuz. Bunlar arasında beni en çok evimde hissettiren, şu anda da yaşadığım Münih oldu. Bunun bir nedeninin de aslında kestane ağaçları olduğunu düşünüyorum. Çünkü Münih başta olmak üzere, tüm bayera eyaleti kestane ağaçlarıyla doludur. Kestane ağacı Bavyera Kültürü'nün en önemli elementi olan Bira Bahçeleri'nin vazgeçilmez dostudur çünkü bu kocaman ağaçlar ve kocaman yaprakları hem ilk yeşeren, hem en son dökülen yapraklardır ve bira bahçelerini hava müsait olduğu sürece Nisan-Kasım arası şenlendirir, hem de gölgeliği gerçekten insana bir dinginlik, bir yoldaş olma, sohbet etme arzusu verir. Zaten bizdeki çay bahçeleri neyse Bavyera'daki bira bahçeleri de odur.

Sokağımızda en köşedeki evin kestane ağaçları oldukça yaşlı ağaçlar. Baharda çiçek açar, yaz boyu yemyeşil gölge yapar, sonbaharda ise ev sahibesine baya bir çile çektirirler çünkü sanırım 80'lerinde olan ev sahibesi her sabah bu ağacın döktüğü yaprakları süpürmekten helak olur. Burada kanunlara göre ev sahipleri evlerinin önüne dökülen ağaç dalı, çöp gibi döküntüleri temizlemek zorundadır. Bir de at kestaneleri var tabii, yerlere dökülür, bu 80'lik teyze onları bir bir toplar, evin köşesine koyduğu derince bir kap içine koyar ve sonbahar boyunca her sabah sincaplar hoplaya zıplaya gelir ve bu hazırlanmış paketi alıp evlerine götürürler. Sincaplar ve kirpiler (baya bollar burada) at kestanesini yiyorlar anladığım kadarıyla. Bir de çocuklar toplayıp dekorasyon ya da oyuncak yapıyorlar.

Kısacası, at kestanesi Bursa'dan sonra Münih'te de beni evimde hissettiren "benzerliklerin" başında geliyor ve minicik minicik yapraklarının belirdiği şu günlerde, artık yıllardır tanıyıp bildiğim her bir ağaca hoşgeldin demek için bol bol yürüyüş yapıyorum. Hoşgeldin bahar, hoşgeldin at kestanesi!

23 yorum:

  1. Ah ya!
    Ankara'da eski Çevre Bakanlığı'nın önünden geçerken, mini eteklerle domalıp domalıp topladığım şey.
    Ek bir faydası da, çatlatıp yünlüler arasına konduğunda güveleri kovması.
    Ank'daki evin arka bahçesinde var.
    Ben de bayılıyorum.
    Bir de manolya ve CerenJ ağacı var tabi :)))))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O ağacı görelim bir gün beraber.. Söz verdik :,(

      Sil
  2. İstanbul'un keşmekeşi içinde at kestaneleri, yürümek ne güzel. Bunu yazarken sağ tarafa koyduğunuz mavi nazar boncuğu da bana bakıyor. Maaşallah diyeyeim:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet İstanbul'da yürüyebilmek.. Biraz yorucu bir eylem ama ağaçlı alanlarda mis gibi deniz kokusuyla..

      Sil
  3. bu sene biraz erken açtılar burada da. tek tek bir araya gelip koni oluşturabilmesiyle ayrı bir yeri var bence kestane ağaçlarının.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet.. Bursa'da eski DSİ'nin (setbaşındaki hani) bahçesini hatırlar mısın, lokaldi, tenis kortları falan vardı arka tarafında. Biz çok giderdik, bahçesi muhteşemdi, kocaman ağaçlar vardı.. kalmış mıdır ki....

      Sil
    2. ya evet orada rahmetlinin maçlarında hakemlik yapardım. acaba kalmış mıdır gerçekten?

      Sil
  4. Cerencim biliyorsun kestane mevzusunu benim blogda da tartışmıştık bir ara, bence fotodaki yemiş at kestanesine ait değil, yenen cins. At kestanesi dikenli oluyor böyle kirpi gibi değil.

    Ben de geçen sonbahar kestane ağaçlarını bolca inceledikten sonra iyice öğrendim ve etrafta ne kadar çok kestane ağacı olduğuna şaşırdım. Burada da epey çokmuş

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, sanırım dere, sulak yer, nem falan da seviyor bu ağaçlar.. :)

      Sil
  5. Ben de Bursalı değilim ama on sene kadar yaşamışlığım var. Teyzemin evi Uludağ'ın eteklerinde idi. Her ziyaretimde mevsimi ise mutlaka ormana girer yerlere düşen kestaneleri toplardık. Tadı ile pek aram yok ama toplaması keyifli.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kestane toplamak başlı başına bir uğraştır, ceviz de toplanır, yaın bir de uludağ eteklerinden ahududu (bursalılar sadece ahu derler) ve minicik ama nefis kokan dağ çilekleri toplanır aaaah ah..

      Sil
  6. Sonbahar görüntüsünü de çok seviyorum. Yaprağın önce dışında ince bir alan sanki oyalı gibi sararıyor ya, ışık vurduğunda harika gözüküyor :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet kesinlikle haklısın, gözlemciliğimiz aynı (çocukları korkutmamızın da aynı olduğunu öğrendim bu sabah hahahaha)

      Sil
  7. Biz çocukken ona eşek kestanesi derdik, sonra bir gün ben bu lafı kime ettim hatırlamıyorum ama bana öyle bir bakış attı ki, sanki ona eşek demişim gibi. Ben hiç anlamadım o sıra, çünkü hep eşek kestanesi demişiz ne var bunda yani, at kestanesi diye bir laf hiç kullanılmamış lügatımda yok. Aradan yıllar geçti, birinden at kestanesi diye bir laf duydum, aaaa herhalde eşek demeye utanıyor dedim, demek ki ayıp filan, sonra birinden daha duyunca artık eşek kestanesi demekten vazgeçtim. Ama şimdi düşününce, ne alıngan, ne hassas adamlar var yahu.
    Biz onları okulların açılmasına yakın, yerden bulduğumuz sivri uçlu kırık camlarla oyardık. Sonra parmağımıza geçirir yüzük yapardık. Ya da kolye. Ama kolye biraz ağır olurdu. Yüzük de iri. Oyması beş on dakika sürer, parmakta durması da beş on dakika kadar. Biri başladı mı başkası da yapardı. Hey gidi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :D afedersiniz eşek..eşek kestanesi daha sevimli geldi bana da bak! burda da yapıyorlar aslında el işleri kestaneden ama benimki daha o yaşa gelmediği için ne yapıyorlar bilemiyorum bakalım görücez 3-5 seneye :D

      Sil
  8. Sen söyleyince merak ettim internetten ilk çıkan burç-ağaç olayına baktım. Benimki de (başak) Salkım Söğüt çıktı!
    Sen balık değil miydin? Nereden kesin bilgi edinebiliriz? :)

    Gerçi Salkım söğüt sanki bana uydu: ağacın kendisi değil ama yüzyıllardır Süregelen Salkım Söğüt altında aylaklık eden ve bu yüzden başına türlü musibetler gelen çoban ve ırgat davranışı gibi mesela. (Filmlerden, resimli masal Kitaplarından falan hemen bu kare canlandı ilk gözümde.) Evet çalışkan ve disiplinli bir başak değilim ilginçtir ki; altında yan gelip yatmak istediğim bir ağaç türü varsa o da Salkım söğüttür :)
    Hem sanki bir perde görevi görür, yere kadar uzanan o salkım dallar (önlenemez privacy ihtiyacımın tezahürü) hem de meyvesi-çiçeği olmadığından börtü böcek çok çekmez, rahatsız edilmezsin sanki.

    Huzur veren bir yazı olmuş ceren; bol biralı, at kestanesi ağaçlı, huzurlu bir bahar ve yaz olsun! (Bira derken: Alkohol freies canım. Null Komma Joseph ;)


    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :D Aman inanma ya, burçlar safi geyik, herkese uyuyor. Başak burcu Başak, şahane ama!

      Sil
  9. Hep kendimle özdeşleştirebileceğim, anlamları bana özel şeyler olsun isterim etrafımda. Senin kendine yakın bulduğun ağaç gibi mesela :) bir kitap, bir kelime, bir çiçek, hayvan belki de etrafta diğerlerinin gördüğünden farklı gelen şeyler bana. Çok hoşuma gitti bu yüzden senin de bir ağaca bu şekilde bakman. He bu arada unutmadan sincaplar ve kirpiler demek... Senin attığın yazılar sayesinde bir gün Almanyaya taşınabilirim haberin olsun!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben tüm dünyaya bu şekilde bakıyorum, sorunum bu ;) Hem de mutluluğum..

      Sil
  10. Setbaşı yokuşunu çıktıktan sonra temenyeri parkının altındaki tenis kortunu soruyorsanız, evet duruyor.

    YanıtlaSil
  11. Hiç duymamıştım ben ağaç olayını. Baktım ben selviymişim. Sanırım benim ki doğru. Am düşünüyorum bende bir ağaç olsam selvi demez çam derdim. Sırf anılar yüzünden :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslinda o servidir, selvi diye bilinse de ;) huzunlu bir agactir..

      Sil