9 Ağustos 2015 Pazar

Ağustos, bereketiyle gelsin ve geçsin..

Temmuz ayını bana özel ve dostlarımın başına gelen bir takım nedenlerle sevmiyorum, neyse ki bitti. Ağustos ise Temmuz'dan miras aldığı dertleri (kuluçka döneminden çıkan hastalıklar ve bu aya sarkan kişisel bazı sıkıntılar) çözmekle geçiyor şimdilik ama umuyorum ikinci yarısından itibaren daha sakin ve huzurlu bir döneme gireriz, hepimiz..

Ağustos ayını, sadece en sevdiğim mevsim olan yaza ait olduğu için değil, sevmediğim Temmuz'a da en uzak ay olduğu için seviyorum. Bir de bereketli yaz meyveleri çıkar bu ayda, genellikle her şehrin her kasabanın kendine özgü yerel festivalleri olur. Kimi "üzüm festivali" yapar, kimi Açıkhava Festivali.. İkinci yarısından itibaren hafif bir de rüzgar çıkar ki, demeyin keyfine.

Bu yaz yaptığım tatil planları son dakikada çıkan bazı özel durumlar nedeniyle patladı, ne yurtdışına ne de Türkiye'ye gidebiliyorum. Eşim 10 gün sonra Kuzey Kore'ye gidecek, ona da eşlik edemiyorum. Münih'in güzel yazının keyfini çıkarmaya ve işimle ilgili bazı gelişmeleri takibe devam edeceğim, bir de hastalıkla boğuşan ufaklık var tabii.. 7/24 kaliteli zaman geçirmek gibi bir alışkanlık edindik bu sıralar, benim için oldukça yorucu oluyor. Olsun.. Sağlıklı ve mutlu olsun da..

Son dönemlerde bu bloğa pek yazamıyorum. Zamansızlıktan değil, yazacak konu bulamamaktan. Kendimi tekrar etmeye başladığımı fark ettim ve bu canımı sıktı. Fakat inanın şu an hayatım son derece rutin, bana göre sıkıcı değil ama bloğa yazacak kadar "özel" de değil. Üstelik son zamanlarda yaşananlardan pek fazla medyayı takip de etmemeye başladım, bu da kendimi "uzak" hissettiriyor gündeme ama bu sıra bencil bir seçimle kendim uzak duruyorum.

Biraz sadelik, biraz yavaş yaşam.. Bolca da Ağustos bezginliği. Tatilde olmadığım halde, biraz kendi içime çekilmek, buraları ve sizleri özlemek, yazma nedenleri ve şevki bulabilmek için kısa bir ara vermek istiyorum.. Tekrar buluşuncaya dek hoşça kalın!