25 Kasım 2015 Çarşamba

Güzel bakan, güzel görür..

Şahane bir dönemden geçmiyorum hayır. Ama soranlara çok beter olduğumu haykırmak istediğim günler de az biraz geride kaldı. Dertler köşe başında sobelemeyi bekliyor insanı ama bazen de o köşelerden sürpriz güzellikler çıkıyor. 

Bir süredir bir "yaş otuzbeş, kişisel gelişim zamanı" furyası aldı beni. İki sene önce bu konulara güler geçerken, şimdi kendimi hayatımı yavaşlatmak, sadeleştirmek, güzele bakmaya çalışmak gibi konularla içiçe buluyorum. Orta yaş.. Herkes üstü açık kırmızı araba alacak, eşini bir yeni modelle değiştirecek değil ya, bazısına da sufizm, minimalizm, olmadı diyalektik materyalizm vuruyor. 

Bu kişisel gelişim furyası biraz sıkıntılı aslında, çok ince bir buz üstünde yürüyor insan. Bir adım yanlış atsan kendini evrene olumlu mesaj gönderen, şifalı taşlar biriktiren, kuru ağaçlara çaput bağlayan, yıldız fallarından medet uman ve kedilerin kulağına fısıldayan rengarenk giyimli ve dağınık kızıl saçlı bir kadın olarak bulabiliyorsun. O konuma düşmek istemiyorum ama evden işe işten eve, çocuk büyüten, saç ağartan, mutsuz bir sıradan kadın da olmak istemiyorum. Katı, kuralcı, aşırı sorumluluk duygusu altında ezilen bir insan olmak hiç istemiyorum ama bunların tam tersine hedeflenip bencil bir insan olmak da istemiyorum. Yaş 35; ne biçim bir ara, dere, ne tuhaf bir orta noktaymışsın sen.. Ki aslında ortayı çoktaaan geçmişim ama bundan haberim yok da olabilir.. 

Dünyanın gidişatı beni de korkutuyor ama teee Sümer yazıtlarında bile "dünya çok bozuldu, gençler hiç saygılı değil" falan gibi tanımlar var, yani dünya aslında bozulmuyor da çocukluğun o tatlı umursamazlığı kalkıyor gözümüzden bir perde gibi.. Belki de. 

Böyle düşününce, biraz da köşesinden kenarından sufizm okuyup durunca, son zamanlarda bana bir "geç bunları, takılma bunlara, bunlar gerçek değil, görünenin altındaki anlamı bul" hissi geldi (biz psikologlar buna kabullenememe de diyoruz ama kabullenemesen ne olacak ki, atı alan üsküdarı geçti bile!) Dolayısıyla takılmıyorum artık politikaya, sosyal adaletsizliklere. Cahil ve mutlu bir insan olmak istiyorum yaşamımın ikinci yarısında (yersen..)

Biraz güzel bakmaya başladım. Son bir aydır eskilerden kokular, hisler, renkler falan çarpıyor duyularıma. Hoşuma gidiyor. O meşhur ve güzel noel dönemi başladı bu diyarlarda. Coca Cola'nın buluşu olduğu için kırmızı beyaz giyen Santa'ya yaranma, haldır huldur hediyeleşme derdinde değilsen, çok keyifli. Sıcak mis kokulu bir şeyler pişiyor mutfaklarda, tarçınlı portakallı şaraplar hazırlanıyor akşam üstleri için, sabah radyodaki adam "kar taneleri havada dans ediyor" diyerek gülümsetti beni ve o erken gelen mandalina ve kestane kokulu akşam üstlerinin keyfi var evde. Saçlarımın da rengini açtım azıcık, koyu saç gitmiyor bana. Herkes orjinali neyse o olmalı, ittirmekle olmuyor, samimi olunmalı. 

Samimi olmayacaksan hiç olma daha iyi.. 

14 yorum:

  1. Ne güzel yazmışsın kişisel gelişimle ilgili ve 35 in sıkıntısını da. Ve son satırın benim mottom. Aslında ekleyecek başka hiç bir şeyim yok. Sadece çok beğendim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Orta yaş krizi... 40'ından sonra birden karar değiştirip çocuk yapan, 45'inde dalga sörfüne başlayan insanlar tanıyorum. Benimki de 40 olmadan kişisel gelişime dalmak heralde.. Seninki umarım romancılık olacak!

      Sil
  2. Çok samimi ve içten bir yazı olmuş. Okurken karlar altında, etekleri rüzgarla oynaşırken emin adımlar atan güzel ve kendine güvenen bir kadın tasviri belirdi gözümün önünde. Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Garip ama dün kendi hastalarım için danıştığım, süpervizyon aldığım terapistim de buna çok yakın bir cümleyle tasvir etti beni (normalde ağzından byle kişisel tavsirler çıkmaz) ihtiyacım varmış, iyi geldi. Teşekkür ederim.

      Sil
  3. Kulube hos geldin Ceren :)
    Turkuaz kolyen benden. Sacakli uzun elbiselerimizi giyip parka gitmeliyiz :))))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Turkuaz kolyem zaten hergün yanımda, vermiştin ya (sen onu mayaya mı vermiştin, ben sahiplendim onu) Saçaklı elbiseleri giymişken saçımıza (artık kısa ikimizin de) flowers takıp San Francisco'ya gitsek daha iyi değil mi :))

      Sil
    2. Sanaydı :)
      Ama bahsettiğim farklı bir kolye, boşver de şimdi ikimiz de çiçek sever olarak 1 euro storedan plastik çiçek alırız diye düşündüm :))

      Gidelim Ceren ya, bak şu telaşem bitsin, bişiler yapalım. Zaten nefes alamıyorum bütün bedenim sümük; fiziksel ve ruhsal olarak suffocating!!

      Sil
    3. Beklemedeyim pıh pıh :D

      Sil
  4. Yanıtlar
    1. Elalemin cennetinde hurma memeli kadınlar var ya, benim de cennetimde mavi tahta sandalyeli deniz kıyısı kahvehaneleri var..

      Sil
  5. Ahh bu kişisel gelişimimiz. O tür kitapları okumayı çok zaman denedim, okuyabildiklerim de oldu elbette ama bende hep tatsız duygular oluşturdular. Yani bildiğimiz şeyleri bize satıyor gibi geliyor hep. Evet biliyorum bazen bildiğin şeyleri başkasının ağzından duymak daha etkili oluyor ama ben o kitapları okurken aptal hissediyorum.
    Güzel bakan gerçekten güzel görüyor hayatı. Bunu buradaki 8 senede deneyimledim. Ama ucunu kaçırdığında hissizleştiriyor insanı ayrı bir dünyaya itiyor bu hal. SOnrasında insan kendini çok yalnız ve uzakta bulabiliyor. Yani dediğin gibi dozu pek mühim.
    Samimiyetsizlik de zehir gibi bir şey. Samimiyetsiz insanların beni günden güne zehirlediklerini düşünüyorum öyle bir hissiyatım var. Tartışıp kızıp kırıldığım insanlarla 10 dk sonrasında ahh canım bir tanem muhabbeti yapıyor olmak beni delirtiyor. Bazen buna mecbur kaldığım oluyor çünkü ve o an keşke hiç olmasalardı hayatımda diyorum. Ama onları yokluğu pek çok güzel şeyi de yanında götüren bir döngü, bu yüzden katlanmak durumunda kalıyoruz. İnsanlar çok acayip ya da bilmiyorum belki de ben fazla detaylandırıp yoruyorum kendimi.
    Az öz ve sade, öyle olmalı yaşamak. Denize nazır, sevdiğin ve birkaç dost eşliğinde, ufak sıcak bir aile yuvası ve huzur. Bokunu çıkartıyoruz her şeyin biz insanoğlu ahh ahh. Çok stresli ve düşünceliyim bu sıralar, kafamda milyonlarca soru? Dönüş yolu açıldı ya üstesinden gelmekte zorlanıyorum bazı fikirlerin bu yüzden yaz yaz bitiremedim yorumları da:):)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında beni de tam bu duygu çekti, aslında bildiğim ama bir türlü uygulayamadığım şeyler hepsi. Bazıları planlı ve adım adım mesela "farkındalık eğitimi" benim bu sıra çok ihtiyacım olan bir kavram çünkü evet farkında olduğumu sanıyorum ama %100 orada değilim, aklım sanki dalga dalga denizlerde bir oraya bir buraya koşuyor.
      Samimiyetsizlik çok kötü, çağımızın hastalığı. Aslında herşey sosyal medyada göz önüne serildi sanıyoruz ama aslında insanlar olduklarından çok farklı bir duruş sergiliyor, oynuyorlar. Güzele bakmak değil, güzelmiş gibi göstermek.. Çok fena. Aldatıldığını hissettiğin anda soğuyorsun ama dediğin gibi o aptallık hissi kalınca öfkeleniyor mutsuz oluyor insan (sadece sosyal hayatta değil, politik hayatta da böyle, bizim politikacıların bize verdikleri hediye).
      Valla Tuğba, ben son 10 senede heralde mesleğin de verdiği bir uzmanlık oldu ama çabuk tanır, not verir ve düşük not alanları hayatımdan çıkarır, bir daha da geriye bakıp düşünmez hale geldim ve inanılmaz ferahladım. Ne kavga ne tartışma, gereksiz olumsuzluklar, terapisti ya da yaşam gurusu değilsen o insanı değiştiremiyorsun. Terapistler bile değiştiremiyor bazı kemikleşmiş kişilik sorunlarını. O nedenle hayat kısa, insan sevdikleriyle olmalı, hafif yaşamalı.. Aynen dediğin gibi az öz, deniz :D

      Sil
  6. Merhaba Ceren, cok guzel demissin: "Samimi olmayacaksan hic olma daha iyi." Kizkardesime gecen gun senden bahsederken bana seninle ayni saatlerde havaalaninda oldugunu soyledi kasim ayinda. Bebekli bir o varmis, bir de sen ve Maya pasaport kontrolunden falan gecerken. Senin kiz artik buyudu sayilir, bir haftasonu bekar bekar gezeyim deyip de belki Amsterdam' a gelirsin bu yil? Samimiyet dolu bir 2016 insallah ;-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eminecim neden bahsettiğini hiç anlamadım, hangi havaalanı? Ben kasımda biryere gittiğimi hatırlamıyorum.. Hatta hatırlıyorum eminim gitmedim :) Aklım karıştı neden bahsettiğini anlayamadım..

      Sil