17 Temmuz 2015 Cuma

Ramazan ayının düşündürdükleri - 4

Bir Ramazan ayını daha (çok şükür, oruç tutan sevdiklerim hastalanmadan) geride bıraktık. Ramazan ayında, özellikle son yıllarda yaza geldiği için ve açlığa değil ama susuzluğa dayanamadığım ve sağlıklı da bulmadığım için oruç tutmuyorum. Onun yerine bu ruhani açıdan önemli ayda, nefsime başka şekillerde, düşünsel anlamda hakim olmaya çalışıyorum. Okuyorum, düşünüyorum. Ramazan ayı benim iç yolculuğum için önemli bir ay. Ay başında şu yazıda bahsettiğim düşünsel egzersizlerimin sonuncusuna geldik; "inanç kişinin özeli midir yoksa kişiler arası sosyo-psikolojik bir belirleyici, bir ayrıştırıcı mıdır?"

%95'inin müslüman olduğu iddia edilen Türkiye'de "bilinmeyenden çekinmek, korkmak ve bir savunma davranışı olarak da korkulan şeye saldırmak" oldukça yaygın ne yazık ki. Çok temel düzeyde psikoloji bilgisi olan herkes korkan insanın "ya kaç, ya savaş" (ya da donup kal da eklendi aslında buna son 20 senede) davranış örüntülerinden birini seçtiğini bilir, o nedenle altta yatan etmenler konusunu geçiyorum. Bizim ülkemizde ne yazık ki inanç kişinin özeli değil, devletin de bir dini var (sadece müslümanlığa ait dini bayramların resmi tatil olduğu bir ülkede bunun aksini kimse iddia edemez) ve temelinde hoşgörü dini olan bu din 1400 yıllık tarihinde reforma uğramadığı için bağnaz gelenekler, hurafeler, nüfuzlu ama hasta beyinler tarafından hoşgörünün tam aksi olan "tahammülsüzlük ve zorbalık" dinine döndürülmüş halde. Bu nedenle İslami terör diye bir bela var ve bu adamlara göre zaten onlar dışında hiç kimse "gerçek" müslüman olmadığı için, yaptıkları dinen meşru hatta mübah. İslam dininin acil reform ihtiyacı var ve ne yazık ki bu reformu yapacak aklı başında kimsesi yok, ne acı.. Bunun sonucunda, evet İslam dini ayrıştırıcı, "ötekileştirici", "bizden olmayan ölsün"cü bir sapma içinde. Oysa okuyan aslında tüm dinlerin özünün aynı olduğunu, Tanrı'nın gerçekten tek olduğunu ve herkesin tanrısı olduğunu biliyor. Adına Allah demişsin, Rab demişsin, başka bir sürü sıfat eklemişsin, fark etmez. Ne yazık ki insan antropolojisi ve sosyal psikolojisi, "grup psikolojisi"nin "bireysel psikoloji"den her daim çok daha güçlü olduğunu ve olacağını, toplumsal sınıf ve grup farklarının kalkmasının mümkün olmayacağını söylüyor.

Bireysel anlamda ben etrafımdaki insanların dinini merak etmiyorum, benimkinden farklı olması beni rahatsız etmiyor, belki hatta karşılıklı konuşma tartışma ve bilgilenme fırsatı çıkar diye sevindiriyor bile. Yine aynı şekilde ben de kendi inancımın sorgulanmasını ve eleştirilmesini istemem tabii.

Fakat yıllardır Ramazan ayı süresince dikkatimi çeken, oruç tutan kesimin sırf oruç tuttuğu için bir saygı beklemesi oluyor. Oysa nasıl oruç tutmayana karşı sana fazladan bir sevap yazılamazsa, sen oruç tutuyorsun diye oruç tutmayana da ekstra bir günah yazılması mümkün değil. Oruç tutanın karşısına geçip buz gibi su içmek ayıp hatta günah diyeceksiniz, doğru, fakat oruç tutmayanın da tüm bir ay boyunca kendi inancını kabul ettirmeye çalışarak beynini ütülemek, bir köşede yemek yiyor ya da su içiyor diye sinirlenmek ve eleştirmek, kendini sırf 16 saat aç ve susuz kalıyorsun diye "üstün" görmek de ayıp ve günah bence. Oruçlu olduğunu herkese haykırarak fark ettirmenin, fakir bir kimseye yardım verirken tüm gazeteleri çağırıp şov yapmaktan ne farkı var? İnanç nasıl insanın içindeyse, inanca dair yaptıkları da içinde kalmalı bence. Oluyor mu, hayır.

Bayram geldi, herkese iyi bayramlar. Bayram coşkusuna kapılıp aşırı yemekten, israftan, gösterişten kaçınabilirsek, ne güzel olur.. "Sadeleşmek" işte, hem içten, hem dıştan. Bu da artık bayram sonrasına kalsın. Tekrar iyi bayramlar..

12 yorum:

  1. Ama hicbir bayram sade gecmez.
    Abartili kahvalti sofrasiyla baslar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyle di mi.. "Bayramlar özel diye özel sofra" ama özel ve sade bir sofra olsa, israf olmasa.. Hani Arap şeyhlerinin 3-5 (ve hepsi erkek tabii) misafir için nerdeyse bir kümes tavuk katlettikleri iftar sofralarının fotoğrafları geliyor aklıma :(

      Sil
  2. Facebookta yemek ppaylasan herkesi silmek isityorum bazen. Sonra feedi kapatiyorum, haberim olmuyor kendilerinden.
    Ne bayramin farkindayim ne de ramazanin bu sene. Icime dondum ama her zamankinden sadece 2 gr fazla.
    Kendi adima bazi seyleri kabullenme, tolere etmee esigimi yukselttigimi fark ettim. Not bad.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. AYH ben de!!! Yemek ve ayak fotoğrafları, bir de ben instagramdan bu nedenle çıktım, herkesin ve benim de dahil tek paylaşımı yemek, çocuk, kedi, çiçek ve ayak!
      Tolere edebilmek ve kabullenebilmek benim de çok üzerinde çalıştığım ama daha biiiiir fırın ekmek yemem (haydaaa) gereken konular, seni çok tebrik ediyor ve helal olsun diyorum.

      Sil
  3. Merhabalar.
    İnanç bence sosyo- psikolojik bir belirleyicidir ancak ayrıştırıcı değildir. Bazen insanı içinde yaşadığı toplumda daha farklı kılabilir fakat insan, başkalarının tutumları sebebiyle ayrışır "çemberin dışında" kalır. İnanç deyince sadece dini değil ideolojiyi de ben bu şekilde düşünüyorum. Uzun zaman önce haberlerde seyretmiştim; erkek bir beden eğitimi öğretmeni küpe taktığı için (kılık- kıyafet yönetmeliğine uymuyor)hakkında soruşturma açılmıştı. Kendisini uygulanan hiçbir yaptırımı dikkate almayıp küpe takmaya devam etmişti ve kişisel özgürlüğüne müdahale edildiği gerekçesiyle yargı yoluyla hakkını aramaya koyulmuştu. Bu durumu haber yapılmıştı. İlk paragrafı okuyunca aklıma bu haber geldi. Bu kişi küpe takmayan meslektaşlarıyla birlikte sosyal anlamda hiçbir sıkıntı yaşamazken, buna tahammülü olmayan devlet onu cezalandırmıştı. Burada ayrıştırıcı olan onun özgürlük "inancı " değil, çevrenin tutumu ki muhtemelen disiplinsizlikten ötürü meslekten ihraç edilme suretiyle bir kenara ayrılmıştır devlet eliyle. Din de böyle bana göre. Dinin (İslam) kendisi ayrıştırıcı değil ya çevrenin ya da kişinin, grubun kendi yanlış uygulamaları. Ayrıca ülkemiz laik bir sistemle yönetiliyor ve devlet işleri din ekseninde yürümüyor bu yüzden devletimizin dini yok. Sadece Müslümanların bayramlarında resmi tatil ilan edilmesi çoğunluk Müslüman olduğu için olsa gerek. Avrupa'da paskalya ve noellerde tatil iken Ramazan ve Kurban bayramlarında tatil olmuyor ki Avrupa' da Müslüman sayısı az da değil. Ama tabi bu ülkede yaşayan diğer din mensuplarının da hakkı gözetilmeli onların dini bayramlarında onlara ayrıca izin verilmeli. Sonuçta burada yaşıyorlarsa eşit bir muamele görmeleri lazım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Adsız, keşke bir isim yazsaydınız, hitap edecek gerçek biri olunca insan daha samimi cevap veriyor.
      Dediklerinize kısmen katılmıyorum çünkü ne yazık ki inanç ile din nasıl farklı kavramlarsa, ikincisinin "somut"luğu tabii ki insanları ayrıştırıyor, belirli sıfatlar veriyor, gruplaştırıyor, ayırıyor. Verdiğiniz örneği hatırlıyorum fakat çok naif düşünmüşsünüz, devletten önce onu sizce kim şikayet etti devlete, ya kendi meslekdaşları ya da öğrenci velileri. Sonuçta devletin başka türlü nasıl haberi olacak, yine kendi içindeki "farklı"yı ayıklama yöntemi.
      Devletimizin "laik"liği de ne yazık ki somut değil soyut bir kavram çünkü dini farklı diye memuriyete atanmayan gayri müslümanların bilincindesinizdir umarım (ama çoğu devlet ile aynı dini paylaşan yurttaşımız bilmez mesela bunu). Hemen topu Avrupa'daki uygulamalara atıyoruz bakıyorum, bizde hep bir karşılaştırma ve "öteki de bizden kötü bak" deme huyu olduğu için. Evet Avrupa'da dini bayramlar sadece Hıristiyan bayramları olarak kutlanıyor ve bu anlamda bir eşitsizlik olduğu doğru ama bizdeki gibi "cumaya gittim dönücem" mantığıyla hiç bir devlet dairesi de işlemiyor, bizde cuma öğleden sonra evrak imzalatacak adam bulamazsınız özellikle dini hükümetten bu yana. Hatta cumaya gitmedi diye mimlenen memurlar biliyorum ben ne yazık ki. Ayrıca kimse müslümanlara ramazan ya da kurban bayramında yıllık izin aldılar diye laf edemiyor, istedikleri taktirde izinlerini alıyor bayramlarını kutluyorlar.
      Ayrıca devlet sadece lafta laik değil, bizde özellikle dini hükümet döneminde tüm atamaların dini "hassasiyetler" etrafında döndürüldüğünü artık çocuklar bile biliyor. O nedenle devletimiz laik değil bildiğin laik görünen din devleti. Bu nedenle de devamlı ortada bir Allah, din, inşallah maşallah dönüp duruyor, her işimiz bunlara bağlı, insanlarımız devamlı bir havale etme halindeler. Avrupa devletlerinde ise hukuk sistemi, yasama ve yürütme, denetleme (polis özellikle) tamamen din dışında. Laiklik de aslında bu, yani sadece lafta olmayan tanımıyla.

      Sil
  4. Şimdi İslam dininin reforma uğramadığı ve hurafeler, bağnaz gelenekler sebebiyle bulunduğu durumla ilgili birşeyler söylemek isterim. Dinin ne olduğu ve ne olmadığı ile ilgili bir kanıya sahip olmak için, dinin yazılı ve köklü kaynaklarına bakmak gerekli. İnsanların yanlış uygulamalarına değil. Bu din mevzuu her zaman suistimale açıktır. Sıradan insanlar, siyasetçiler, anti-sosyal gruplar dinden çok nemalanmışlardır. Dünyada (halkı Müslüman olan diğer ülkeler)da böyle bu ülkemizde de. Çünki halkın yumuşak karnıdır, yelkenlerinin suya indiği yerdir. Bir sakal, bir iki Allah Muhammed sözüyle insanlar çok kolay kandırılıp manipüle edilebiliyor. Bizim necip halkımız da ik emri "OKU" olan dinini pek okumadığı için kolayca sömürülür. Tüccarı Kur'an daki arı mucizesiyle bal satar, siyasetçisi Allah'ın adıyla oy toplar, anti- sosyali Allah için savaşa çağırır. Hepsi de bir karşılık bulur halk nezdinde. Dine de en büyük zararı bunlar verir. Şimdi bu yanlış uygulamalar dini bağnaz yapmaz. "bağnaz gelenekler, hurafeler, nüfuzlu ama hasta beyinler tarafından hoşgörünün tam aksi olan "tahammülsüzlük ve zorbalık" dinine döndürülmüş halde." bu sözünüze yürekten katılıyorum ama dediğim gibi bunun sebebi dinin kendisi değil. Yanlış yahut çıkara yönelik uygulamalar. Mesela İslam dininde savaşmanın bir metodu bir etiği vardır. savaş kan dökmek, ganimet elde etmek, yeni toprak parçaları elde etmek için yapılmaz. Genelde savunma odaklı ya da hürriyet, insanlığa giden yollardaki engelleri kaldırmak için yapılır. Savaşırken sivillere yani kadınlara, çocuklara,ihtiyarlara, din adamlarına, hizmetçilere, işçilere dokunulmaz. İntikam maksadıyla önceki devirlerde ele geçirilen kişilerin karınları deşilir kulak v.b uzuvları kesilirdi. Buna "müsle" denir. Dinimizde savaşırken bu da yasak. Anlaşmaları bozmak, düşmanın kadınlarına tecavüz etmek, düşmanın rehinelerini, elçilerini öldürmek , anlaşmaları bozmak,işkence yapmak, çevreye zarar vermek kesinlikle yasaktır. Hatta düşmanın esirlerine iyi davranmak gereklidir. bunlarda öyle görgü kuralı gibi ister uyarsın ister uymazsın gibi birşey değil kesin kurallardır.. Peygamber efendimiz de islam devletleri de bu şekilde savaşmıştır. Buyrun size 1400 yıl önce koyulmuş kurallar. Hangi reform bu kuralların üzerinde bundan daha insancıl ve medeni bir sistem getirebilir. Günümüzün "medeni" devletlerinin marifetleri(!) ortada ki o konulara girip mevzudan sapmak istemiyorum. Bu noktada ben son yıllarda "İslami terör" sözünü kabul edemiyorum. Terörist vardır , doğru. İslamcıyız deyip kafa kopartıyorlar evet. Ama sadece kendi vahşetlerine giydirdikleri bir kılıf bu başka birşey değil. Bir de bir asırlar boyu değişmeden bugüne gelebiliyorsa, bana göre tutarlıdır ve güvenilirdir. bilim gibi sürekli bir yenilenme içerisinde olsa insan nasıl inanacak neye inanacak " ayol nasılsa bu kural da tedavülden kalkar bir müddet sonra bari kasmayayım" der insan. Yani ben derdim en azından:))) Çok yazmışım yine .Diğer yorum da bana ait. Konularınızı görünce heyecanlanıyor muyum neyim :)) Şaka bir yana zevkle okuyorum sizi, iyi bayramlar.. merve

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız Merve. Ben de önceki yazılarımda "okumanın ve bilinçlenmenin" önemini bu nedenle yazmıştım :)
      Dinin kendisi nedir peki, bunu da düşünmek lazım. Çünkü özüne giderseniz tüm tek tanrılı dinlerin aslında aynı şeyleri söylediğini ama A'dan D'ye gidiş yolunu kiminin B üzerinden, kiminin C üzerinden sunduğunu görüyoruz. O anlamda "din" bir o zaman. Yoksa bahsettiğimiz benim düşündüğüm de, "inanç" mı? Bu inanç ise o zaman din diyerek yani "uygulamalar" kısmından bahsediyoruz. Bu durumda da İslami terör kelimesi doğru bir kelime oluyor çünkü davranış ne olursa olsun, davranışı gerçekleştiren kişi kendini "müslüman" hatta hepimizden de daha "müslüman" görüyor, ISID'e sorsanız en müslüman onlar mesela. Ama dini okuyan "yahu bu adamlar müslüman olamaz ki, temelde herşeyi ters yapıyorlar" diyor ama demekle de kalıyor, kimsenin bunu felsefi, sosyal, politik anlamda tartıştığı yok, tartışmak bir yana bir de bazı müslüman kesim tarafından destekleniyor da.Yani Kuran'da yazan "sapkınlar" aslında içimizde, diğer dinlerde aramamak lazım.
      İyi ki uzun yazmışsınız, tartışmak ne güzel oluyor. İyi bayramlar :)

      Sil
  5. merve ye selam olsun:))

    bu yazıyı kaçırmışım seren amma kaçırmasam da bişi değişmeyecekti.
    benzer konularda o kadar fazla tartışma yaşadım ki.

    şuna döndüm artık...
    ben inancımı kimseyle tartışmayacağım...

    mesela atatürkte böle...
    rica ediyorum kimse din diyodun anında atatürke döndün dinin felan demesin kalbini kırarım.

    ataürk ü de tartışmıyorum artık.

    eskiden yapardım doğru bildiğimi savunurdum.

    şimdi susuyorum.
    gülümsüyorum derhal o ortamdan bir daha gelmemek üzere kaçıyorum.

    faidesi yok çünkü.

    inançtan dinden konuşuyoruz arkadaşlar islamı geçtik artık mezheplerinden ayrıştırılıyoruz farkında mısınız?

    ben erbakan denen adam bize oy vermeyen patates dinindedir dediği andan itibaren patates dinini seçtim.

    günahı vebali boynuna.
    hesap varsa şayet.
    hesabını o verecek.

    artık kimseyle ne inancım ne dinim ne atatürk konularında tartışmaya girmiyorum.

    cüppeli mehmet hocanın vaazlarıyla bu konularda benle tartışmaya girmelerini ayıp sayıyorum...
    kibir derseniz:))

    kibir en sevdiğim günahtır.



    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Akıllılar susarken cahiller konuşunca sonucu görüyorsun be Absalom, ben konuşma taraftarıyım ;) Ama tabii konuştuğun insan önemli, saygı ve açıklık aynı seviyede olduktan sonra, fikirlerin taban tabana zıtlığı bile güzel.

      Sil
  6. Sorgulayıcı yaklaşımınız, yazıdlarınızdaki üslubunuz ilgimi çekiyor ve konularının içinde buluyorum kendimi. Yüzyüze konuşuyor hissi uyandırıyorsunuz ben de bir şeyler yazıveriyorum. Yoksa kimsenin fikrini inancını irdelemek değil amacım ki zaten haddim de değil. Umarım yanlış anlaşılmamışımdır. Ayrıca cevaplarınızdaki nazik tavrınızdan ötürü ayrıca teşekkür ederim. Bu arada size de selam olsun absalom :) merve

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok yok çok seviniyorum yorumlara :) Daha da yazın.

      Sil