8 Mart 2015 Pazar

Ses ve dırdır

Mart geldiği için bu ayı kadınlar, erkekler, aşk meşk gibi görünürde hafif ve fekat aslen son derece ağır konulara ayırmış bulunduğum doğrudur. Buyrunuz serinin üçüncü ve de son (biri çok şükür mü dedi?) yazısını okuyunuz.

Bu sabah, yine kahvaltı yaparken Paris Jazz Radio'yu dinliyoruz. Carla Buruni yanık sesiyle Quelqu'un m'a dit'yi söylemekte. E erkekseniz zaten bundan sonra yazdıklarım "vır vır dır dır vır vır" şeklinde girecek bir kulağınızdan çıkacak öbür kulağınızdan, okusanız da anlamayacaksınız. Biliyorum çünkü bu sabah kahvaltıda eşime olan da aynen buydu. Nedir bu erkeklerin derinden yanık yanık konuşan kadın sesine düşkünlüğü?

Neyse ki sesim çok tiz veya ince değil ama boğuk boğuk, uykudan yeni kalkmış şekilde de konuşmuyorum. Sesim aslında en uygun reklam filmi ya da animasyon seslendirmeye uygun benim, çoğu insan da belirtiyor bunu. Vurgulamalarım, konuşma şeklim böyle. Tabii yetişkinler dünyasında, akademik hayatta falan kendime bir çeki düzen vermem, ciddi ve ağır konuşmam gerekiyor, onu da zaman içinde kurtlar dünyasında ayakta kalabilme adına kazandım. Ama dostlarla, çocuklar ve hayvanlarla yine böyle, anime ve samimi.

Yine de bir Scarlett Johansson olamadım.. Bu kadın ne dese benim eşim de dahil bütün erkekler yamuluyor. Ne iştir? Eşimin "ultimate fantasy"si bu kadının sesinden az pişmiş biftek tarifi dinlemek mesela.. Gel de delirme. "Sonra marine ettiğimiz bifteği yavaşça mangalın üzerine bırakıyoruz.." Hey Allahım.. Gözler de kısılmış böyle, baygın baygın bir bakış.. Eller sarışın çehreye uzanır, alna düşmüş bir bukle saç nazikçe geri itilir. Neyse ki Alman eş sarışına doymuş, burda kumral revaçta.

Bu tok ve yanık ses tonuyla konuşan kadın dırdırcı olmuyor işte, bu hep konuşsun, erkekler hep ağzı açık mest şekilde dinlesin; ama böyle sesi yoksa da sussun. Dırdırcı kadını kimse sevmez (dırdırcı erkekse hiç hiç hiç çekilmez). Belki Hz. Muhammet bile "ya hayır söyle ya sus" derken, dırdırcı bir kadından dert yanıyordu, bilinmez (Hz. Muhammet derken de artık bir dur geliyor insana; ya dinci sanarlar, ya dine küfrediyor sanarlar, ortası yok bu konular açılınca, ne acı..)

Scarlett'ten Hz. Muhammet'e nasıl geldim bilmiyorum, bilinçaltım bir Pandora Kutusu, açıldıkça saçılıyor. Konuya dönersek, dırdırcı kadın ya geçmişe takılmıştır, ya da geleceğe dair umudu kalmamış, mutsuzdur. Bugünü yaşayan, anı yakalayan insan dırdırcı olamaz. Böylelerinin de, sesi ister boğuk ister tiz, dinlenesi bir şiir taşır. Bana öyle geliyor.

Hamiş: Fotonun konuyla alakasını ben de çözemedim, belki ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol denilebilir altına ama, amaaan pek şirin bunlar..

9 yorum:

  1. Benimki pes fakat boğuk değil, ama sinüslerim rahatsızlandığında hoş birşey oluyor. Ne var ki hayatımda iki kere filan. Peh.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :D hastalığa bile olumlu tarafından bakabilmek!

      Sil
    2. sorma salya sümük bitik olup da kendini süper seksi hissedebilen bir insanım evet :D

      Sil
    3. valla şifayı kapmışım, heryerim kırılıyor, en pamuklusundan pijamayı çekip yorganı burnuma kadar çekip horlaya horlaya uyumak dışında bir dileğim yok :P senin antitezin gibi bir durumdayım yani

      Sil
    4. ahhhh geçmiş olsun kuzucum :)

      Sil
  2. o zaman flo'ya şunları izlet: https://www.youtube.com/watch?v=huJvYcksbCI&list=PL77A4FB639CE997D6

    YanıtlaSil
  3. Ya ben o resmi senin sesini kullanmanla özdeşleştirdim :))) Üstteki ciddi ve ağır konuşurken Ceren, alttaki çoluk çocukla konuşurken. Ya bende de var bu :)))) Bazen evde eşime sinirlenince tıpkı işte kullandığım ses ve argümanla konuşmaya başlıyorum ve adam resmen öfkeden zıplıyor :))))) Artık nasıl bu kadar gıcık olabiliyorsam :))))) Çok şekersin, geçmiş olsun. Sen yine Hz. Muhammet'den sonra bir saygı ibaresi ekle bence :)))) Hadi gittimm tammamm :)))))))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hehehehe ben de sinirlenince her daim kullandığımı sweetie (şekerim) değil direkt ismi ile hitab ediyorum adamcaaza, yetiyor :D ah biz kadınlar!

      Sil