10 Mart 2015 Salı

Afrika'da olmak

Aşk meşk analizleri araya girince yazmam gecikti ama; Şubat ayının 3,5 haftası boyunca yine dünya kazan biz kepçe vaziyetteydik. İlk önce geçen yıl 15 günle kursağımızda kalan, dönerken iç çekip "kim bilir bir daha ne zaman geliriz.." diye diye, ayaklarımız geri geri giderek döndüğümüz Seyşeller'e, oradan da 4 sene önce çocuksuz ve sırtçantalı vaziyette taaa Güney Afrika'nın Cape Town'undan yola çıkıp, tamamen bağımsız ve tek başımıza Namibya'yı, Zambiya'yı, Malawi'yi ve Tanzanya'yı geçip Zanzibar'da bitirdiğimiz Afrika'ya, bu sefer yine sırtçantalı ve bir de bebek arabalı gittik. Bebek sayılmaz artık, 1,5 yaşında 'kocccaman' bır kız kendisi.. Yine de bebekle, çocukla, Afrika işte. Yapılabiliyor.

Afrika seyahat yazımı bu linkten okuyabilirsiniz, uzun uzun tekrar etmek istemiyorum. Seyşelleri ise hiç anlatmayayım, bir senede bir çöp dahi değişmemiş, hala cennetin en güzel köşelerinden biri. Biraz pahalı ama kolay, rahat, güzel bir ülke. İnsanı da doğası da güzel, ayrıntı için bu seyahat yazıma tıklayabilirsiniz.


Gelelim Afrika'ya ait izlenimlerime.. Bu sefer biraz daha mı yetişkindim, biraz daha mı az pembe gözlüklerleydim, biraz daha fazla mı dünya genelinin gidişatına dair yenik ve güçsüz ve mutsuz ve umutsuzdum bilmiyorum, ya da son dönemlerde Afrika konusunda okuduklarım.. Tam emin değilim ama beni daha fazla rahatsız etti eşitsizlikler, böyle gelmiş böyle giderler, Afrika burası, ne bekliyorsunlar.. Beyazlığımdan utandığım da sıkıldığım da çok oldu bu sefer. Kaldığımız yerler, çocuktan da dolayı daha üst sınıftı bu sefer. Dolayısıyla beyaz ya da üst sınıf siyahlarlaydık. Ama alt sınıf siyahlar heryerde; yatağını yapan, tuvaletini temizleyen, çöpünü döken ve hatta seni diğer siyahlara karşı "koruyan" yine onlar. Sanmıyorum ki bu ülkede ne kadar akılsız ve beceriksiz de olsa bir beyaz hizmet sektöründe çalışsın.. En kötü eğitilmişi bile yolunu bulmuş. Siyahlara baştan eğitimde sağlıkta hizmette zorluklar ve engellemeler varken, 21.yy'da hala ırka dayalı engeller, eşitsizlikler ve haksızlıklar.. Güney Afrika, ki Afrika'nın geneline bakınca medeni, zengin ve rahat bir ülke, yine de adım adım çöküşe gidiyor, öyle açık ki.. 4 sene öncesinden daha kapalı, daha korkutucu ve karanlık. Daha fazla nefret, anlaşmazlık, uzlaşmazlık. Bir yanda toprağın asıl sahibi ama yıllarca sömürülmüş ırkın doğal nefreti, bir yanda yine Avrupa'dan gelişinin üstünden yıllar yıllar geçmiş kimliksiz beyaz adam.. Burası onun sahibi olduğuna inandığı evi, nereye dönecek ki? Ve tabii güç savaşları, yönetme azmi, yıllara yayılmış anlaşmazlıklar, çözümsüzlükler.. Ve öfke, şiddeti getiriyor.


Safaride çadırda ya da son derece lüks bungalovlarda da kalsanız, aynı keyif.. Yıldızlar, sessizlik, huzur. Son 4 gün Johannesburg'daydık ve şehir üzerime üzerime geldi. Daha da Afrika bu.. JB zor kent, her dakika terör, dikenli teller, elektrikli teller, kilitler, barlar, silahlı korumalar, gece dışarı çıkamamak, gündüz bile şehrin merkezine gidememek. Kendini koruyan ya da hapseden beyazlar için hayat barlar ve teller arkasında, elinde silahla evde oturmak ya da silahlı korumalı ve pek siyahın olmadığı alışveriş merkezine gitmekten ibaret.. Hayat buysa.. Şehirde yaşamaktansa hayvanların arasında yaşamak biraz zengin olan her beyazın hedefi. Bir çiftlik alıyorsun, birkaç zebra, birkaç zürafa, birkaç yaban domuzu ile tavuskuşu, üç dört köpek, birkaç kedi, 4x4 birkaç araç, ilkyardım eğitimi ve "bush"a yani yaban hayat alanına yerleşiyorsun. Orda elektrikli tel falan yok, çakal, sırtlan, kaplan gibi hayvanların evine fazla yanaşmasını istemezsen uyduruktan bir koruma teli çekiyorsun. Zaten bu hayvanların doğasında yok fazla yanaşmak insana.. Bir de hırsız maymun ve fazla sayıda zehirli yılan konusunda alttan teksas barı gibi ikili açılan kapı yapıyorsun evlere, tamam.

Çocukla seyahat zor mu derseniz.. Bize değildi çünkü seyahat etmek iyi bildiğimiz ve kendimizi rahat hissettiğimiz bir uğraş. Ama otellere ve hizmete alışıksanız, yok olmaz çocukla Afrika. Seyşeller bile yabani gelebilir. Çocuk da feci hastalandı tam da bush'ta, bir hafta süründük öyle büyücü kılıklı ve safari kampına 1 saat uzaktaki doktorlarla falan. Ama hayat bu, çocuk bu, seyahat bu. Zor tabii. Evladım o kertenkeleyi yeme, o mavi kurbağayı rahat bırak, dikenli tele koşma, sırtlan o pisi pisi değil falan gibi dertler diyeyim.. Afrika'da çocuk büyütebilirdim, burda da büyüyor çocuklar bir şekilde.. Avrupa ya da Türkiye bazı açılardan daha bile zor, çoğu sosyal diyeyim.

Evden 3,5 hafta uzaktayken evim evim diyecek derecede özlemedim, ama ben zaten hiç özlemiyorum, yoldayken yolu ev kabul edebiliyor uyum sağlayabiliyorum. Bir meziyet evet ama zor değil, biraz açık olmak, esnek olmak, meraklı olmak ve de en önemlisi kalıpyargıları silkelemek üzerinizden.. Sonuncusu zor. Çocukları örnek almak belki..

Tabii evde olmak da güzel; yataktan yılan çıkmaması, sivrisinekler nedeniyle koca şişe sinekkovucuyu bedene boca etme zorunluluğu olmaması, temiz sebze ve meyve bolluğu, doktorların hakikaten tıp faltesinden mezun olması falan güzel lüksler. Ama doğada yıldızların altında, çeşitli hayvan sesini dinleyerek uyumak, kışın ortasında sıcacık güneş, Seyşeller'deki mavinin 1500 tonuyla harmalanmak, acıkana dek sudan çıkmama lüksü, ertesi gün nereye gideceğin ve ne yiyeceğin dışında hayat planı yapmamanın huzuru..

Özetle; tatildi, güzeldi ve de bitti.

6 yorum:

  1. Tekrar hoşgeldiniz.
    Bu olumsuzluklar sadece Afrika'ya özgü değil diye düşünüyorum.
    Dünya olarak kötüye gidiyoruz ve özellikle bu ay acaip bir gerginlik mevcut. Havada bile hissediyorum ben.
    Benim de aidiyet duygum yok, her zaman söylerim. Cape Town daha bozulmadan gidebilsem keşke.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. J.cim ne yazık ki o gerginlik 1. dünya ülkelerinde değil bizim de içinde bulunduğumuz 3. dünya ülkelerinde daha bir mevcut. Mesela Münih'te vur patlasın çal oynasın bir durumda insanlar.. Özgürlüğün kıymetini bilmiyoruz, iş işten geçince öğreniyoruz, ne yazık ki biz de ülkece o noktaya hızla gidiyoruz :(
      Cape Town'a 4 sene önce gitmiştim, JB'den daha rahat ve kozmopolitti ama yine de gece tek başına ı-ıh..

      Sil
  2. Benim gibi bir tırsık için zor bir seçim olurdu :) böcekten sinekten bi sürü şeyden korkarım :)) ama oğlum ve kocam bayılırdı oralarda olmaya ..
    çok farklı hoş bir tatil deneyimi..ne mutlu size..
    çok espirili akıcı anlatıyorsunuz..
    sevgiler,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkürler :) böcekten falan korkuyorsanız aman diyeyim.. avustralyaya da gitmeyin valla, orda da binbir çeşit böcek var hatta kendini havuzun altına gömen, dışarıya bir hava kabarcığı ile bağlanıp yaşamını sürdüren, siz çıplak ayakla kazara basınca da sizi şak diye öldüren bir örümcek türü var ki of yani.. :D böcek alemi çok enteresan

      Sil
  3. Wooww çok tatlısınız ahahahha allahım

    YanıtlaSil