5 Şubat 2015 Perşembe

Kedici kadın

Bu yandakini sevmemek mümkün değil ama ben tüm hayvanları çok severim, inanması zor ama böcekleri bile severim. Hiç bir örümceği yakından incelediniz mi? Bir sanat harikasıdır. Ama gel gör ki, sokakta hayvana karşıyım. Olmuyor arkadaşım işte, sokaklar hayvanın doğal ortamı değil ve ne kadar kısırlaştırsak, aşı yaptırsak, su koysak mama versek de olmuyor işte, hem hayvana yazık, hem insana.

Eğri oturalım doğru konuşalım. Sokakta yaşayan bir hayvan devamlı tehlike altında yaşar. Trafik var, sapık ve şiddet sever insan var, açlık var, soğuk var. Sokağa bırakılan plastik kaplardan, eciş bücüş yuva dediğimiz kutulardan çevrenin katli var. Eve girip çıkmaya alışan canın siz tatile gidince ya da taşınınca yaşayacağı sıkıntı var. Sokakta çeteleşen köpek sürülerinden, tabiatı gereği asabi tekir kedilerden gelecek dertler var. Yanlış ve yetersiz aşılanmadan çoğalan hastalıklar var. Olmaz yani sokakta hayvan olmaz. Seven insan değer verir, alır evine ya da yuvalandırır. "Sokakta bakıyorum" yalanının arkasına saklanmaz, keyfi gelince eve alıp, canı istemeyince "ama zaten sokak kedisi, alışkın" demez. Olmaz. Yazıktır.

Keşke tüm kedi köpekler kısırlaştırılıp sahiplenilse, keşke hayvan bakım merkezlerine maddi manevi yardımlar esirgenmese (cami yaptırmaktan daha sevap dense), bunlar düzenlense, orada ölüm kampı gibi değil, ömrünün sonuna dek bir battaniye ve mama ile türüne ve boyuna uygun yaşam alanında, arada başını okşayacak gönüllülerin garantisiyle yaşayabilse bu canlar. İki nesil sürmez, sokaklarda kedi köpek kalmaz. Ama olmuyor. İstenmiyor. Hayvansever denen kişiler engel oluyor.. Olmuyor musunuz? Oluyorsunuz işte.

Çevremde birçok kedici kadın (biraz daha az sayıda da adam) var benim, zaten kedi milleti teker teker gelmez size, tek kediyle kalınmıyor, illa iki kedi diyorsunuz, iki oluyor üç derken bir bakmışsınız 15 kedi, anam olmuşsunuz kedici kadın. Kedi milleti bu şekilde. Köpek garibim, boyutu ve şapşallığından böyle yamayamıyor kendini üçer beşer, olsa olsa iki köpek yetiyor insana. Ama kedi budur işte; kedi gerçeği budur! Kedici kadın olmadan yine de sokaktan kedi sahibi olabilmek bir sanat tabii..

Bizim evde de bir kedici kadın aday adayı var. Kendisi kedi gördükçe iyuw falan gibi acaip tiz sesler çıkarıp, iki kolunu açıp koşarak kediye hamle ediyor. 1,5 yıllık ahir hayatında sayısız sokak kedisini burnundan ağzından öpmüşlüğü var, yani ses etmiyorum bu sevgisine. Lakin bıraksak kedici kadın olacak, hissediyorum. Eve kedi alma niyeti içinde değilim çünkü çok ve uzun seyahat ediyoruz. Lakin çözüm yolu olarak kedi dergisine abone olduk! Ay evet dünya üzerinde kedisi olmadan, kedi alma niyeti de olmadan, kedi dergisine abone olan bir biz varız sanırım.. Çok enteresan bir dergi bu yahu, hiçbir şeye benzemiyor, tarifsiz bir dergi (tam bir deliler dergisi valla kediciler kusuruma bakmasın) bilim dergisinden daha bilimsel, çocuk yetiştirme dergisinden daha anaç, fotoğraf dergisinden daha karizmatik modeller var. Kim okuyor bu dergiyi, nasıl bir hedef kitlesi var sormaya korkuyorum inanın. Kedi işi sakat iş arkadaşım (sırf sevilmek için sesini evrimsel çalışmalarla insan bebeği sesine benzeten başka bir ırk var mı?) aman dikkatli olunuz!

8 yorum:

  1. İlahi Ceren! Güldürdün beni, ne tespitler yapmışsın öyle. Hayvan sevmek ve bakmak ayrı bir meziyet, yapabileni takdir ediyorum. Ve evet sokaklarda ve barınaklarda içler acısı haldeler :( Sana katılıyorum, sokaklar hem bu hayvancağızlara göre değil, hem de insanlar için tehlikeli. En güzeli bahçeli evlerde bahçede bakılmaları ve gözetilmeleri veya bakamayanların bağışçı olmaları.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bizim 14 sene (bunun 7 senesi bahçesiz evde) köpeğimiz oldu Yüzyıllık Konak ve ben 2 sene bir sokak kedisine baktım İstanbul'da tek başıma yaşarken. Yani birebir yaşadıklarım, tecrübelerim bunlar.
      Dediğin gibi keşke herkesin bahçeli evi ve hayvanları olsa gerçekten hem evcil hayvan için, hem sahibi için ideal yaşam ortamı bu ama hayat koşulları herkese bu şansı vermiyor. Apartmanda hayvan bakmak zor ama imkansız değil, hayvana sevgiyi verdiğinde, ihtiyaçlarını karşıladığında ev evdir, onun için fark etmiyor. Hayvan düzgün bakılır, yıkanırsa kokmaz, aşısını olursa pirelenmez, bakmak sadece tasmayı takıp sokakta hava atarak dolaştırmak ya da sadece günde 5dk oynamak demek değil işte, bir çocuk kadar hatta çocuğun bir süre sonra büyüyeceğini düşünürsek ondan daha çok sorumluluk, bakım ve sevgi istiyor. O nedenle bir anne de olarak çok rahat diyebilirim insanın evcil hayvanı ile çocuğu arasında hakikaten fark yok. O nedenle, hayvanı alacaksak yaşam alanını, bakımını layıkıyla yerine getirmeliyiz tabii.
      Sokaktaki canlar da sokağa atılan bir çocuk kadar tehditlere açık.
      Hayvanların petshopta satışını yasaklayarak, barınaktan hayvan alma özendirilerek ve barınak hayvanlarına bağış programları hazırlanarak ve de en önemlisi denetlenerek bu sorunların önü çok hızlı alınabilir ama işte "öncelikler" meselesi... İnternet yasağı falan daha önemli demek ki..

      Sil
  2. basliga bayildim ben. kedici kadin :)) aman aman bir hayvan dostu olmadigim icin tabii bana cok tuhaf geliyor insanlarin kedileri icin yaptiklari, harcadiklari gayretler. kedi kopeksiz bir evde buyudugum icin pek anlayamiyorum bunu. kayinvalidem hep der ki; hayvan (pet) ve cocuk sahibi olmadan once birinden bir odunc alip bir kac gun denemek lazim. kopegi denedik biz ve sukurler olsun ki denemisiz. uzerine kocaman kalin bir cizgi cektim :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çocuğu da deneyin ama bu çocuk milleti 1-2 gün iyi numara da çeker bak. En güzeli başkasının çocuğuna teyzelik / amcalık yapmaktır diye boşuna dememişler :)

      Sil
  3. kedi candır. ağzını burnunu yiyesin, patilerini ısırasın gelir :))) bunu da hayvanlarla haşır neşir olmamış insan anlayamaz evet.
    "ben hayvanları uzaktan seviyorum"cular var ya, sevgi uzaktan olmaz. sokaktan geçen herhangi bir insanı uzaktan sevdiğini söyleyebilir misin? en fazla nötr olabilirsin o insana. neticede bir insan olduğu için kötü davranmaman gerektiğini, onun da bir canı olduğunu düşünürsün. o kadar.
    hayvanlar sokakta olmuyor evet. arabanın önüne fırlıyor, seni görünce de nereye kaçacaklarını bilemeyip öylece kalıveriyorlar yolun ortasında bazen:
    "sağa mı kaçsam? yok yok sola kaçayım. yok sağa kaçayım. sola sola... uleeen... ne yöne kaçsam acaba? eziliicem, frene bas, frene bas gerizekalı şoför, karar veremedim işte!"
    geçen gün bir yavru kedi aklımı aldı bu şekilde... sonra bütün yol düşündüm, ya bir gün birini ezersem? düşüncesi bile korkunç.
    hayvanlar sokakta olmuyor dedim ama bizim ülkemizde barınaklarda da olmuyor ne yazıkki... bakımsızlıktan, hastalıktan telef oluyorlar orada.
    olaya objektif bakarsak, onları kapatmak yerine insanları kapatmak gerek barınaklara :p sonuçta hayvanların yaşam alanlarını ihlal eden biziz. ormanlık alanlara, dağa taşa ev doldurup, hayvanları oradan sürmeye çalışıp sonra da domuzlar şehre indi diye vuran biziz. domuzların, ayıların bir yere indikleri yok. biz onların mekanlarına çıktık. bizi kısırlaştırmak gerek. çok fazla ürüyoruz ve diğer canlıların yaşam haklarını, yaşam alanlarını ihlal ediyoruz :)))
    bu arada yeni keşfettiğim bir şey: http://instagram.com/wittge_/
    süperler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Valla ben şahsen bazı insanları uzaktan bile sevmek istemiyorum Sırrakalem.. Ve de hayvanların geneli insanların genelinden çok daha karakterli ve de sevilesi..

      Sil
  4. oyyy o tatlı şey ne öyle tam ısırmalık o lokma gibi bişiy:):)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu kedi internet milyoneri bu arada :D

      Sil