10 Ocak 2015 Cumartesi

Mutluluk

Tatilin son günlerinde Türkiye'nin geneline olduğu gibi Bursa'ya da pamuk gibi bir kar yağdı ve ana baba ocağında, tabiri caizse bir elim balda bir elim kaymakta olduğu için evden çıkamamak derde değil, neşeye dönüştü. Çoğu zaman dönüşe yakın günlerde hepimizi bir hüzün basar, keşke tatil biraz daha uzun sürebilseydi deriz ya.. Bende bu hüzün genellikle sinir de yapıyor, sanırım zaman azaldıkça ben daha da yavaşlıyor, yapılacak işleri gittikçe ağırdan almaya ve hatta son günün son saatlerine bırakmaya azmediyorum. Öyle olunca da her iş bir arada bünyede asabiyet yaratıyor, en yakınlarıma çatıyorum ve giderayak kalpler kırılıyor, gözyaşları dökülüyor. Çocukluğumdan beri yaşadığım ayrılık anksiyetesinin dışavurumu bende hüzün değil de aksilik, huysuzluk şeklinde oluyor.. Bu yaştan sonra da değişebilmek zor. Ama karın Bursa'daki evin bahçesinde yarattığı bu güzel görüntüye, bir zamanlar yazın altında, daha minnacık olan gölgesinde Semo'mun yatıp yuvarlandığı bu mavi çam ağacına bile "hoşçakal" demek zor be dostlar..

Tatil biterken, mutluluğun fotoğrafını çekip de döneyim istedim. Annemle babam olmasaydı, koca bir günü sadece kitap okuyup, özellikle de bu okuduğum kitabın doğal getirisi olarak, üzerine leblebi ve tarçın serpilmiş boza içerek, koltuğa konuşlanmış, akan burnumu ve ağrıyan başımı mazeret göstererek burnuma kadar da battaniyeye gömülmüş halde nasıl geçirebilirdim ki? Hem yurtdışında yaşadığım için, hem de çocuklu bir insan olduğum için mümkün değil artık böyle lüksler. Hastalık bile ayakta, hatta koşa oynaya geçiriliyor. Dolayısıyla, bahtıma pek nadir düşen, bu kendimle başbaşa geçirebildiğim bir günün de ancak fotoğrafını çekip, "mutlu anlar müzesi"ne koyabilirim, o kadar.. 

Tatil bitti eve döndüm derken, evde beni bu güzel kartlar bekliyormuş meğerse.. Her birinize çok ama çok teşekkür ederim, "bazı şeyleri vermek almaktan daha güzel" demiştim ya sizlere kart attığımda, almak da güzelmiş yahu! Özeniniz, el emeğiniz, zamanınız ve içinde bana özel güzel dilekleriniz için çok teşekkür ederim, iyi ki varsınız! Sevgili Jardzy, Kitapsız Kedi, Bir Konağın Öyküsü, Tuğba, Silvia, Svenjelique, Zoe, Fermina Daza ve Yeliz!

18 yorum:

  1. Doğum günü dileklerim için teşekkürler ve bol keyifli zamanlar...:)

    YanıtlaSil
  2. Cereeeeeen! Aynı ben! Ben de öyle olurdum dönmeye yakın, dönüş günü. Tam aklımdan ayrılık anksiyetesi diyecekken sen yazmışsın :D Ama aslında tam olarak ne söyliyim mi, dönmek istemiyorsun ve mecbursun ya, orada bütün işler sana bakacak biliyorsun, el bebek gül bebek bitecek (ya da azalacak): nefret bir durum. Nefret yani.

    Onun dışında bu fotoğraf beni mahvetti. Bak, aklımda nasıl yer ettiyse, aynısını yapıcam diye taa kaçıncı kattan gecenin bir saati sokaktaki bozacıya avazım çıktığı kadar bağırma yoluyla (bir yandan da ulan böyle mi yapılıyor, rezil mi oluyorum yoksa diye korka korka) boza aldım. Ama sonrasında nasıl bir mutluluktan mayışma hali yaşadım anlatamam :) Bu gece de geçsin bozacı bu gece de alıyorum :) Kitabı daha hala almadım ama.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hahahaha boza içmekten göbek yaptım ben iki günde joe, aman dikkat et benim gibi ikea'nın afrika klanı doyuran su bardaklarıyla içme, efendi efendi fincanla iç derim :) afiyetler olsun!
      ilk paragraf çok doğru, o kadar iş var ki birikmiş daha kitapta aynen türkiye'de kaldığım sayfadayım 1 sf okuyamadım buraya gelince.. haftaarası devam umarım..

      Sil
  3. Sen de iyi ki varsın Ceren. Ayracı ters fotoğraflamışsın ama :)

    YanıtlaSil
  4. Yanıtlar
    1. Ama benimki gelemedi mi hala yaaa? :(

      Sil
  5. Nıth :(((
    Gelmedi.. (senin için iki nokta hüznü)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bikaç güne gelmezse haber ver tekrar yollıycam, inat ettim. Postane mi yaman ben mi yaman!

      Sil
  6. Tatil dönüşlerinin zorluğunu çok çok iyi bilirim. Aynı asabiyet kapris durumları bende de oluyor çünkü üzüntümü belli etmemeye her zamanki olağan hal gibi davranmaya çalışmak çok zorluyor beni, sinir yapıyor. Genelde pasaport kontrolden sonra hüngür sümük ağlamaya başlıyorum ancak o zamana kadar tutabiliyorum. O banklar halimi pek iyi anlatır konuşabilseler.
    Benim kartın henüz gelmesine imkan yok sanırım ya da Cezayir postasına biri turbo takmışsa bilemem:):) Ama geç de gelse gelmese de inatla yollamaya devam, yenisini yazıyorum şu an, süsleyerek birazcık:):):)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :D Valla kartı gelmeyen varsa ben de yollayacağım, ben de inat ettim yaaa. Bu iş yeni yılla bitmez postane, bu işin daha hıdrellezi var, paskalyası var, olmadı gün icad eder yine yollarım sinir oldum!

      Sil
  7. Ayol resmen bi sürü gelmiş, en son "yoo bono kömso adros yozmodo" diye üzülüyordun. Yannız ben de gide gide en karamsar kartı seçip atmışım, söz bir sonrakine daha fantastik bişi göndericem ^.^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahahaha yok yahu, senin "kara orman" kartını ben çok iyi anladım ve sevdim. Evet, sorma 20 adet kart yolladım valla her isteyene yolladım lakin bazıları gitmemiş bak sinirlendim şimdi..

      Sil
  8. oyyy çok tatlı bi yazı amaaa:):)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler ;) Sessiz kalmayalım.

      Sil
  9. Yahu ne güzel anlatıyorsun duygularını, bende de bu durum asabiyet olarak tezahür eder ve önce kendimi sonra yanımdakileri yer bitiririm :(( Kartların arasında kitapçı kırtasiyeci dolaşıp sadece bir yerde bulabildiğim üç-beş karttan birini seçip kendimi posta idaresine büyük bir iş yapmış edasıyla atıp da orda bedava dağıtılan kartları görünce gülme krizine girdiğimi hatırladım. :)))) Benimkini de tekrar oraya teşrif edersem mi verecekler acaba ki :( Olsun hıdrellezi bekleriz ne olacak. Sevgi çemberin hep böyle geniş, kocaman olsun...

    YanıtlaSil
  10. Ne diyorsun, o kadar da aradığım o kart da mı gelmedi!?! Ya aslında seninkiyle J'ninkini aynı postada atmıştım, daha da 3-4 kişininki vardı arasında, onlardan da ses yok henüz.. Bir umut bekliyorum ama olmadı kartı eline geçmeyenler bir zahmet haber versin de tekrarlayayım evet!

    YanıtlaSil