6 Ocak 2015 Salı

Hayaller ve umut

Yılın ilk yazısının başlığı, hayallerim ve umutlarım; bu sene geçen seneyi aratmasın, umutla, mutlulukla, güzel hayallerle başlasın istedim. Zaten Küçük Joe da gitti.. Gitmiş yani, bir haftadır bloga dokunmayınca, "nasılsa her şey aynı, değişen bir şey yok" inancım yüzüme tokat gibi patladı. Ama olsun, yolu açık olsun, bazı insanların her dokundukları güzelleşiyor nasılsa. Ondan yana üzüntüm ve korkum yok ama kendisini bunaltan "günlük hayat" dediği yazıları özleyeceğim ve içimde hep bir "geri gelir, gelir değil mi?"ler olacak tabii. Joe'nun çok da güzel bir hikayeciliği vardır, herkese göstermese de, belki ona odaklanacak, yalnız kalmak istiyor.. Belki de sadece biraz kafa dinlemek, bazı insan böyledir, kendi başınalığında bir huzur vardır, hissedersiniz.. Yolun açık olsun güzel Joe!

Yeni yıla Türkiye'de annem, babam, eşim ve en yakın dostumla "şişe çevirmece" oynayarak (evet, ailemle bir adı da doğruluk ve mecburiyet olan bu oyunu oynamış bulunuyorum) ve çok eğlenerek girdik. Son dakikada babamın elimize tutuşturduğu çatpat fişekler yandı yanmadı kaygısını bir yana bırakırsak, son yıllardaki en güzel yılbaşı gecesiydi. Demek ki iş ne gençlerle olmak, ne şaşaalı sofralar (annemin sofraları her zaman muhteşem olur zaten) ne de alkolmüş (içinde alkol olduğunu Orhan Pamuk'un son romanından öğrendiğim bozayı saymazsak). Çocuğun hastalığı da, en yakın dostumun şu sıra içinde bulunduğu zor zamanlar da, pis pis yağan sulu sepken de, seyrek bıyıklı asabi şahsiyetin gündeme kodu mu oturttuğu hadiseler bile kaçıramadı keyfimizi.

Yeni yıla dair hayallerim de planlarım da yok bu sene. Düşünecek zamanım da olmadı, şu yazıdan sonra hevesim de kalmadı.

Türkiye ile ilgili çok hayallerim vardı (evet ikili anlam çıkarmakta haklısınız) ve geçen yıllarla birlikte bunlar bir bir geçmiş zaman hatıraları, çocukça umutlar, hayaller oluyor.

Bu seferki hayallerimin tamamı bencilceydi, belki teyzelerimin sürpriz yapıp yeni yıl gecesi Bursa'da birlikte olmamız, en yakın dostumun benimle birlikte Münih'e dönmesi ve bir süre misafirim olması, bir de annemle torun dışında da sohbet edebilme ihtimali ile boza üstü leblebiydi (artık özgürlük, eşitlik, adalet gibi hayallerim yok görüyorsunuz, güzellik yarışmalarına katılan dilberlere bıraktım bu hayalleri). Bu mütevazı listeden sadece sonuncu hayalim gerçek oldu. Ona da şükür.. Geldik, gördük, yedik, dönüyoruz.

Biraz bezgin, bıkkın mıyım? Biraz yorgun, ne olursa olsun artık'çı mıyım? Absalom'un dediği gibi, ben de yeni yıla her türlü (öpüşerek, uyuyarak, denizde yüzerek, adını bile bilmediğim bir köyde hayırseverlerin paketlediği hediyeleri çocuklara dağıtarak, sevişerek, koca bir kırmızı şarapla tek başıma, dağın tepesinde elimde meşaleyle, evde pijamalarla, aşk acısıyla ağlayarak, gülmekten katılarak ve nicesiyle) girdim de değişen bir şey olmadı ki sonuçta MI? Yoksa hiç bir şey ve hiç kimse aynı kalmıyor, ondan mı bu kadar yabancı hissediyorum her şeye, herkese ve hatta kendime?

Gel bakalım 2015.

11 yorum:

  1. ben yaziyorum ve sanki yorumlar hic gitmiyor. ikinci sefer yaziyor olabilirim ama demistim ki; ne guzel yazmissin, cok guzel anlatmissin. benim de dileklerimden biri dostumun yanima gelmesi, misafirim olmasi. hadi ikimizin de dilegi gercek olsun.

    YanıtlaSil
  2. Bir Turk kadını olarak aileye yabancı ulkeden bir es sokmak, baskalarını da beni yordugu kadar yoruyor mudur, merak ediyorum. Mesela böyle ailece yaptıgınız kutlamalarda, bölundugunu, arada kaldıgını hissediyor musun hic? Ben bu yuzden o kadar stres altındayım ki, sadece sıkılınca ortaya cıkan bazı saglık problemlerine bile sahip oldum son zamanda. Yılbası gununun ilk yarısını sözlendigim insanın ailesiyle, son yarısını da annem-babamla gecirdim. Böylece herkesi mutlu ettim... Bu konularda yazdıgın bir postun var mı hic? Bir psikologa tonla para harcamadan önce blog dunyasında belki bir care bulurum, diyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. {\rtf1\ansi\ansicpg1252
      {\fonttbl\f0\fnil\fcharset0 ArialMT;}
      {\colortbl;\red255\green255\blue255;\red34\green34\blue34;\red255\green255\blue255;}
      \deftab720
      \pard\pardeftab720\partightenfactor0

      \f0\fs26 \cf2 \cb3 \expnd0\expndtw0\kerning0
      \outl0\strokewidth0 \strokec2 Bunu evlilikten once cozmeni oneririm Ayca cunku bolunmusluk hissi insana gercekten sikinti veriyor, ozellikle cicim aylarinin bitiminde. Ben esimle ilgili bir sorun yasamadim cunku kendisi benden Turk :)) ama sansima iki aile birbirinden uzakta yasiyor ve iki aile de bize pek karismiyor, bunlar delidir bulasmayalim dediler sanirim. Ama mesela cok belirgin bir sorun yasiyorum kulturle ilgili, bizim kultur akdenizli oldugu icin hersey yuksek sesli, hareketli biliyorsun. Ilk basta esim hep kavga mi var neden herkes bagrisiyorfalan diyordu :))) Oysa mesela kahvalti hazirliyoruz o an biz bagris cagris nese icinde. Bir de masada herkes ayni anda konusuyor ve esim disinda herkes birbirini anliyor ve ayni anda 3 sohbeti takip edebiliyor. Bazen bakiyorum

      Sil
    2. pardon neoldu boyle anlamadim yazida..
      bazen bakiyorum esim gariban bi soru sormus ben hic iplememisim cunku ayni anda herkes bana 5er soru sormus ve israrla cev bekliyorlar. Esimin tek sevmedigi sey bu sanirim,onu da digerlerini umursamadan onun sordugu soruyu cevaplarsam cozuyorum. Bu arada da tabii etrafta bir sessizlik oluyor. Bizim kultur boyle sessizlikleri sakinlikleri kaldiramaz bilirsin, ne oldu bi sorun mu var falan :) Ben de acikcasi yillardir avrupanin sessizligine birbirini dinlemesine, anlamaya calismadan konusmamasina alismisim, bu gurultu ve hareket beni de cok germeye ve huzuru aramaya basladim. Bizim kulturle ilgili tek sorunum bu bagris cagris, harala gurele.. Cocuk olunca hele hic tolere edemiyorum, devamli cocuga sevgiyle bagiriliyor, devamli haldir huldur haldeyiz. Cocuk da alisiyor donunce bir sure sikinti cekiyorum onu sakinlestirebilmek icin. Ama derdim bu olsun yani,cok sukur memnunum ben bu iki kulturun catismasiyla gecen hayatimdan :)
      Ama benim esim dedigim gibi asiri Turk kafasina sahip :))) Kulturu de seviyor bir tek bu haldir huldurluk disinda, ha bir de kis aylarinda etrafta pek agac falan olmayinca sirf bina ve gri olunca cok depresif buluyor ulkeyi..
      Aslinda bak ne ilginc ya, yazayim ben bi ara. yanabci koca gozunden turkiye hallerini :))) Sagol fikir icin. Bunalinca yaz bana, cift kulturden cok ucuncu kulturu yarattik biz aramizda, anlatirim, guzel bisey bu.

      Sil
    3. Biz 3 yildir beraberiz, iki aile de bizden ve birbirlerinden uzakta. 2 yildir beraber yasiyoruz; benim Akdenizli kanip depresip bir kavga cikarmadigi surece (ki bu cok kisa suruyor, cunku o beni nasil yatistiracagini cok iyi biliyor -ben huysuz bir at gibiyim, o da iyi rodeocu) cok super anlasiyoruz. Benim Turk arkadaslarimla raki kardesligi kurdu, simdi benden samimiler. O da benden daha Turk. Ama benim ailem evlilik kararimiza buyuk tepki gosterdi. Yillardir ayrilmami bekliyormus annem. Biliyordum gerci, ama simdi yuzuk de takinca yine takismaya basladik. Neden istemediklerini bilmiyorum, annem daha zengin birini bulmami istiyor orasini net soyledi. Ikimiz de ayni kazaniyoruz, ama erkegin benden daha cok kazanmasi lazimmis. Yani net olarak anladigim tek sorun bu. Bayagi bunalimlara falan girdiler, kahroldular, bir dramadir gidiyor. Yilbasindan iki gun once onun ailesi Kanada'dan Turkiye'ye geldi benimkilerle tanismak icin. Bizim evde kibar kibar agirlandilar, gorunurde bir aksilik cikmadi Allah'tan. Valla benim ailemle problemim bir Turk'le olsaydim bile duzelmez gibi ama problem zaten tam olarak ne, onu da anlamadim ya :) Simdi sadece beni iceren bir Yunanistan yaz tatili programi yapiyor annemler, valla "Evlenecegiz iste yuzuk taktik, iste ailesi cicekle baklavayla geldiler" diyorum ama ipleyen yok :)))) Davetiyeyi gondersem gelirler mi acaba :P

      Sil
    4. Ay bu çok ilginçmiş, çok mu kıymetlisin acaba senin büyüdüğüne evleneceğine inanamıyorlar? Olabilir valla :) Zaman herşeyin ilacı sanırım..

      Sil
  3. Ben bu yazıyı dün okudum. Tam kendimi ifade etmek için bol zamanımda geri geleyim dedim.
    İlk tepkim çok uzağa gitmedim ki olacak :) Hikayelere odaklanmayacağım hayır. Bu seneki odaklanma konularım müzik, satranç ve ticaret. Bakalım. Hikayecilik de arkada demlenecek tahminimce.
    Aslında buradan belli olmasa da ben içine kapanık denilebilecek kadar ketum bir insanım. Neyle uğraştımı, ne düşündüğümü, hissettiğimi kimse bilmezdi. Blogda ise alabildiğine açıktım. Blogumu okuyan insanların benim için önemli bir kısmıyla tanışınca ve yazılardaki içtenlikten de vazgeçemeyince kendimi fazla şeffaf ve ortalıkta hissetmeye başladım. Biraz kabuklanma ihtiyacı diyelim :)
    Bir de işte kendimi anlatmak (şu yorumda bile) bana zor geliyor artık. Ama bir yandan da keşfettiğim ve paylaşmak istediğim siteler, imkanlar, fikirler var. Onlar ne olacak bilmiyorum. Ağırlığı şimdilik senin de dahil olduğun başka platformlar çekiyor ama o da sınırlı. Bakalım. Gittiği kadar. Fakat blogun kapanmasından aldığım tepkilere hala inanamıyorum. Blogun bu kadar sevildiğini inan bilmiyordum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hem de çok seviyoruz çoook.. ;) Haydi bakalım yolun açık olsun, ne demek istediğini çok iyi anladım, biraz demlenmenin tam vaktidir bence de..

      Sil
  4. okudugum sadece bir kac blog kaldi. hatta dukkani kapatip gitsem mi dye dusunmeye bile basladim. sonra iste seni, kucuk joe'yu okuyarak o blog ruhumu korumaya calistim. tabii ki keske devam etsen joe ama cok da iyi anliyorum. bi yerlerde karsilasiriz yine...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. evet herkes instagram'da kolaya kaçıyor, ondan da kapanmaya başladı bloglar.. ben de okuyacak pek yeni blog bulamıyorum uzun zamandır ama olanlar sağolsun!

      Sil