12 Ocak 2015 Pazartesi

Akıllı telefonun aptal sahibesi

Teknolojinin girdiği her bir santimetre karede yaşayan insanların birbiriyle teknolojinin yardımıyla iletiştiği bu son yıllarda, dünya üzerinde akıllı telefon kullanmayan bir ben kalmışım sanki, 2015'te ben de bu furyaya yenik düştüm ve eşimin eski telefonunu kullanmaya başladım. Lakin bu akıma son kapılan bir garip cerenmus olarak, halimden pek memnun olmadığımı söylemek, tarihin tozlu e-sayfalarına bir dipnot düşmek isterim..

Akıllı telefonlardan daha aptal bir ırkız biz.

S. Zweig'in Yapay Zeka üzerine çok güzel yazıları var, bilirsiniz. Yapay zekanın tehlikeli bir buluş olduğunu söyler o, insanlığın sonunu hazırlayan bir buluş. Ona göre insan beyni fiziksel ve sosyal anlamda, yapay zekanın hızına asla yetişemez, asla yapay zeka kadar hızlı öğrenemez ve adapte olamaz. Dolayısıyla, yapay zeka eninde sonunda bizi yenecektir. Burada da okuyabilirsiniz, tam da bu nedenle mesela yapay zekaya karşı satrançta kazanabilmek artık insan ırkı için mümkün değil.. Ama defalarca uyarıldığı halde hala elini mumun titrek alevine doğru uzatan bir çocuk gibiyiz, merak ediyoruz onu.. Akıllı telefonlar da mumun alevi gibi büyülü bizim için.

Akıllı telefon sahibi olmadan önce, özellikle "bekleme" anlarında, mesela trende ya da bir restaurantda, insanların ellerinde telefonları, öyle dakikalarca aynı pozisyonda, başları öne eğik duruşlarını izlerdim hep. Beni eğlendirirdi bu. Bir sürü insan bir restauranta gitmiş, bir arada yemek yiyecekler, oturup konuşacaklar, gülecekler ama tüm bunlar yerine herkes önüne eğilmiş. Kimi başkasıyla mesajlaşıyor, kimi sosyal medyadan bir şey okuyor, kimi yediği yemeğin fotosunu yüklüyor ama kimse neden o anda orada olduğunun bilincinde değil. Bedenen orda bir arada, ruhen bambaşka diyarlarda.. Sanal gerçeklik diye buna denmez mi? Tabii ki modern insan tek başına kalamaz oldu bu sayede, her an dikkatimizi sosyal medyaya verirsek, belki de kişisel sorunlarımızı, yalnızlığımızı, sosyal yetersizliklerimizi de unutabiliriz? Üstelik son on yılda doktorlara daha fazla baş dönmesi, göz ve migren sorunları geliyormuş (boyun bu şekilde saatlerce sabit kalırsa ne bekliyorsunuz ki?) Bu nedenlerle ve açıkcası teknolojiyle arası çok sıkkı fıkı olmayan (tv bile izlemeyen) bir insan olduğum için, yokluğunu hiç hissetmeden, sadece sms yollayabilen ve telefon edebilen, üstelik minicik bir telefonla (kim demiş teknolojik aletler gittikçe küçüldü, nanoteknolojiye doğru aktık diye?) bu zamana dek gelebildim. Ama her güzel şeyin bir sonu var, bozuldu işte ve akılsız telefon kalmamış artık..

Kartı taktık, eşimin yardımıyla sosyal medya hesaplarımı, yeni uygulamaları yükledik ve ilk şokumu yaşadım. Telefon kendiliğinden eposta ve sosyal medyadan tüm tanıdıklarımın telefonlarını, adreslerini topladı, hafızasına kaydetti. Tek bir kez eposta attığım insan baş köşeye kuruldu ama eşimin taa 2003'ten yazmış olduğu ve sakladığım o ilk romantik sms kayboldu çünkü sim kart akıllı telefona uymadı. Anılarım gitti, gereksiz ince ayrıntılar geldi.

Uygulama üstüne uygulama, sonu yok.. Bazısı çok iyi, hop gelsin tren tarifesi tek tıklamayla ekrana, hop tüm elektronik aletleri tek tıkla kapat çık evden ve "ocağı açık mı unuttum" paranoyasıyla bin defa geri dönme amaaaa.. Bir uygulama var mesela, parmak izini veriyorsun, herşeyi parmakla hallediyorsun. İçimizdeki pandik meraklıları için ve de CIA'nin veri bankası için hoş bir uygulama tabii. Bir başka uygulama var, eşim tüm "elma"larının dünya üzerinde hangi koordinatlarda olduğunu tek bir tıklamayla ekranda görüyor. Mesela babana "bakkala gidiyorum" diye çıkıp köşe başında sevgilinle buluşma şansın yok.

Alavere dalavere ile pek işi olmayan biri olduğumdan ve daha bu uygulamalar yokken bile ufak beyaz yalanlarımı dahi kendi ağzımla ifşa etme yeteneğimden ötürü zaten pek bir şey değişmedi benim "özel hayatımın gizliliği" bazında ama yine de içim daraldı. Telefonda "naber adamım" da var artık, tam benlik, benim gibi bir asosyal insanı dürtün durun..

Daraldım. Sevemedim.

Geri dönüşü olsa, bin kez döneceğim nokia'ma ama açamıyorum bile, o derece bozuk..

Ya ben akıllı telefonla gelen aptallık sıfatını kabulleneceğim. Ya da bu diyardan gideceğim. Ama hangi diyara? Teknolojinin girmediği, insanı bozmadığı, hayata bu denli hakim olmadığı bir küçük köşe kaldı mı ki?

12 yorum:

  1. Var öyle diyarlar :)

    Yav ben sana vatsap atmıştım. Gitmemiş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay bitek kocam var benim naber adamım'da yahu, pek namuslu ev kızları gibiyim. Dur ben sana atayım bitane (iki mesaj özürlü olarak mesajlaşırız artık zart zurt)

      Sil
  2. aramiza hos geldin ve gecmis olsun :) bunca zamandir kendini uzak tutabilidigin icin de tebrikler. biliyorsun artik bebekler bile kullanabiliyor bu aletleri. sosyal medya, akilli telefonlar ve akilsizlasan bizler uzerine ben de cok dusunuyorum. circle adli bir kitap ve dun aksam izledigim me, women&children adli film bu konularda biraz guzel gozumuze sokuyor beraberinde gelen sorunlari. ilgini cekerse bir bak.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağol Dudu, hoşbulduk :D Evet valla 1,5 yaşındaki kızım ipad'de kendisi ekran kaydırıp istediği programın ikonuna tıklayıp açıp "play"e basıp istemediğinde kapayıp başka program açabiliyor, ben daha T9 mudur nedir telefonda onu kapayamadım hahahaha
      Çok teşekkürler öneriler için, kesinlikle ilgimi çeker, bakacağım!

      Sil
  3. Ya ceren öyle deme ben teknolojiyi sever ama esiri olmaktan kaçınan biri olarak çok faydalanıyorum. Bahsettiğin prog bilmiyorum mesela, herkesi listeme de eklemedim bunlar kontrol edilebilir seyler. Farkında olarak kullanınca çok zaman kazandırıyor ve uzaktaki yakınlarımızı bize bağlıyor. En çok bunu seviyorum sanırım. Bu arada bu akıllı telefonlar bundan 3-5 yıl önceki bilgisayarlarla aynı mantıkta. Hatırlarsan bir dönem her yıl yeni bir windows biraz daha hızlı bir işlemci çıkıyordu ve o zamanlar insanlar hep en hızlı be en yüksek ram li olanı almaya çalışıyordu. Ben o akıma hiç kapılmadım ve elimdeki düşük donanımlı bilgisayarları maksimum verimde kullandım hala da öyle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. T9'u kapatana dek canım çıktı "di mi" diyorum "do me" yazıyor ayyy madara olmadan neyse hallettim.. Düşün yani halimi.

      Sil
    2. Şimdi annelikte öğrenmen gereken yeni bir alan da bu teknoloji. Çocukları kontrol edebilmek için biraz bilmek lazım ki bi haltlar ceviremesinler :)

      Sil
    3. hahahaha yok ayol ben kontrolcü bir anne olmam sanırım. ben kendi annemden çok çektim o konuda, insan ne kadar kontrol edilirse o kadar iyi gizlemeyi öğreniyor kendini bence ;) eninde sonunda yenileceksin zaten onların teknoloji bilgisine.

      Sil
  4. ben de hala ve ısrarla nokia c1 kullanıyorum. canı çıktı ama bir telefondan bekleyeceğim her şeyi yapıyor aslında. üstelik defalarca düşürdüm, ayrılan parçalarını geri topladım, bir kere bile çalışmamazlık etmedi. şimdi kocamın ısrarıyla akıllıya geçicem. resmen stresliyim! alışabildiniz mi, nedir son durum?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Asayiş berkemal :) Zaten fazla kullanmıyordum ben telefonu, telefonda konuşmayımesajlaşmayı falan oldum olası sevmem, bunu da fazla kullanmıyorum. Çoğu zaman sessizde olduğu için birkaç kez de kaybettim, ev içinde neyse ki.

      Sil
  5. Merhaba,

    Satırlarınızı okuyunca yalnız değilmişim, ne güzel! diyerek gülümsedim :) Otobüste, minibüste, hastanede, pastanede aklımıza gelecek neresi varsa işte oradalar, herkes çok meşgul. Ne görecek ne duyacak halimiz var birbirimizi.
    Karşılıklı iki çift laf etmeyi unutacağız sonunda, ondan korkuyorum.

    Sevgiyle,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Unuttuk bile, ancak birbirimize bağırarak vurup kırarak anlaşmaya başladık :/

      Sil