24 Aralık 2014 Çarşamba

Noel öncesi intiharları

Bugün Noel; hıristiyan alemi için çok özel bir dönem. Tüm hıristiyan arkadaşlarımın noelini kutluyorum. Fakat sadece dini inancı olan kesim için değil, seküler olsa da herkes için; aile içine dönme, sevilenlerle bir araya gelme, kendini bir yere ait hissetme, güven hissi gibi çağrışımlar yapıyor noel. Tam da bu nedenle, aynı zamanda da yılın en fazla intihar vakasının görüldüğü dönemi.

Blogda yazmıştım daha önce, burada trenlerin önüne atlıyor insanlar. Özellikle son yıllarda noel döneminde o kadar sık yaşanır oldu ki bu, tren istasyonlarında özel güvenlik görev almaya başladı. Daha önce de bahsetmiştim, bazı insanlar için birinin ölmesi değil, tren seferlerinin aksaması baya sıkıntı yaratıyor diye.. Acı tabii. Hemen işte soğuk ve ruhsuz Avrupa demeyelim, bizde olsa bizde de herkes "aa nasıl olmuş, kan var mı kan" diye diye, acımaktansa meraktan olay yerine koşar.. (Yalan mı, köprüden atlayacak olana "sıkıyorsa atla" diye tempo tutan bir millet değil miyiz?) Her toplumun psikozu farklı.

Dün yine biri atladı trenin önüne. Atladı diyorum çünkü ben de trendeydim, pek hoş olmadı bizler için de. Evet geç de kaldık ve homurdananlar çoktu ama benim için daha çok "zavallı insan" faktörü geçerliydi. Noel ruhu denen o süslü ışıltılı, sevgi dolu ve kutlamalı, bol hediyeli, yemeli içmeli, sohbetli muhabbetli sofralar ve aile ocakları herkes için geçerli değil işte. Kimi herşeyini kaybedebiliyor bir hastalık ve şanssızlık nedeniyle ve sonra bir de üstüne ailesini de kaybediyor. Eş çocukları alıp gidiyor, bırakıyor adamı yapayalnız. En acısı da o zaten. Olmaz demeyelim. Olabiliyor. Bize de olabilir.. Öyle umutsuz kalabiliriz ki hayatta, belki de bir trenin önüne atlamak tek çıkışmış gibi gözükebilir. Yargılamamak lazım.

Bir de bu vesileyle, sokakta bazen yalpalayan birini görüp "pis sarhoş" derken, aslında onun belki de beyin kanaması geçiren normal bir insan, birinin babası, birinin evladı olabileceğini de düşünmek lazım.

11 yorum:

  1. Meri İksmıs Sevgili C ve Ş ailesi.

    Aslında hiçbir insanı yargılamamak lazım. Kimse o mutsuzluk ve umutsuzluk çukuruna düşmesin dilerim.

    YanıtlaSil
  2. Neredeyse ben bile ailemden uzak oluşuma üzüleceğim buradaki coşku öyle güzel ki kimsesiz yertsiz yurtsuz insanları çok iyi anlıyorum ben de :(

    YanıtlaSil
  3. yalnızlık nası çoğalabilir ki gibi geliyor bazen ama durup bakınca herkesin kalabalığı diğerinin yalnızlığını arttırıyor işte...

    YanıtlaSil
  4. Başlığı gördüm ve içim cız etti Ceren... Özel ve kutlanması şart gibi görülen günler, mutlu ve (bir nevi) tuzu kuru olanlar için neşe ve eğlence kaynağıyken, yalnızlarla mutsuzların acı ve üzüntü sebebi.

    Aklıma Bette Midler'ın oynadığı bir filmin sahnesi geliyor: Herkes şık bir mekanda neşeyle yılbaşını kutlarken, camın hemen dışında duran, sokaktaki yaşlı ve yalnız bir kadının içerideki o kalabalıkta eğlenen, ama onunla görüşmek istemeyen kızına bakışı... Hep içimi dağlar o sahne. Fena şeyler bunlar, of.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sen hiç takılma şimdi bunlara Verbacım ;) En güzel günler siz 5 kişilik aileniz için, doya doya tadını çıkartın!

      Sil
  5. Sağol Ceren'cim, bizim için güzel günler ama insan düşünmeden edemiyor... Maya'ya yanak mıncırmalı öpücükler, size sevgiler ;)

    YanıtlaSil
  6. Merhaba, hala yazıyor olmanız çok güzel:) Aylar önce birkaç yazınızı okumuştum. Hatta yıl olmuştur:) Devamını dilerim.

    Her insanın derdi ayrı.. Ve dertler çoğu zaman dışarıdan hiç mi hiç belli olmuyor. Bir insanı gülerken görsek mutlu deriz. Ama içinde nasıl duyguların barındığını kim tahmin edebilir? Ben küçükken gülen insanların mutsuz olabileceğini hiç düşünmezdim. Meğer kazın ayağı öyle değilmiş:)
    Umarım hayat herşeyin en iyisini karşımıza getirir. Size ve blog takipçilerine, herkese mutlu yıllar olsun:)

    YanıtlaSil
  7. Çok teşekkürler, nedense kişisel yorumlar altına mesaj yazamadım, ben de iyi yıllar dilerim. En önemlisi sağlık ve iç huzuru..

    YanıtlaSil