22 Aralık 2014 Pazartesi

İyi müzik

İşe arabayla da gitsem, trenle de gitsem yol 1 saat sürüyor. İstanbul'dan biraz da bu nedenle taşınmamış mıydım ben diye düşünürken yakalıyorum kendimi.. Halbuki İstanbul'daki son işime yürüyerek gidip gelebilme lüksüm bile vardı. Yolda çok sıkılıyorum. Arabayla gittiğimde otobanda normalde basıp gitme şansım olsa da (burda otobanda hız sınırı yok ve ben de 160'ı gördüm birkaç defa, tabii yalnızken) sabah otobanda trafik oluyor ve dakikalarca durmak, kalkmak ya da 50 ile tıntın gitmek gerekiyor ve çok sıkılıyorum. Trafikte geçen zamana değil de durmaya sinirleniyorum. Bir yere gidememek, öyle amaçsızca durmak.. Trenle gitmek de ayrı bir sıkıntı. Dönüş kolay çünkü rapor yazıyor oluyorum ve zaman hızla geçiyor ama gidiş hem aşırı kalabalık ve oturacak yer yok, hem de yapacak iş yok, öyle bön bön etrafındaki insanların suratına bak, onlar da sana baksın (neyse ki burda "ne bakıyon lan?" kavgası olmuyor, yaşasın evropa medeniyeti, yaşasın bön bön surata bakabilme özgürlüğü). E geriye ne kalıyor: Müzik. Aka: Ruhun gıdası.

Müziksiz yaşayamayanlardanım. Aklımda bir iki şarkı birbirini kovalar olur genellikle. Ciddi konsantrasyon gereken bir iş içinde değilsem, illa ki bir müzik tınısı ararım çalışırken, iş yaparken, hobilerle, sporla uğraşırken. Müzik olmalı. Olmalı da.. Ne olmalı işte o sorun bu sıra.

Ezelden beridir dinleyip de sıkılmadığım iki üç grup var. Bunlardan biri ColdPlay, biri Muse, bir diğeri hmmm aklıma gelemedi. Ben böyleyimdir zaten, en sevdiğin yazar, en sevdiğin sanat eseri, en sevdiğin film de, kal gelir bana.. O kadar çok ki, birini söylesem diğerinin hatırı kalır. Öyle söyleyemem birden. Düşünceler, düşünceler.. O nedenle en sevdiğim müziği de söyleyemem ama anladınız tarzı. Biraz daha senfonik, biraz daha düşünsel, biraz daha karışık seviyorum. Hoş klasik müzik de severek dinlerim, konserlere giderim, zaman ayırırım. Radyo da severim, yeni birşeyler çıkmış mı merak ederim. Caz severim, elektronik severim. Ama son zamanlarda bir türlü sevemiyorum hiç bir grubu, şarkıyı.. Ya bariz bazılarını kafam kaldırmıyor, bazılarını da çok basit buluyorum. Sanki biraz kassam ben bile besteler güftelerim yahu. Çocuk büyütürken insana zaten bir beste güfte gücü geliyor soldan soldan.. Her ebeveyn bir masalcı, bir şarkıcı, bir doktor, bir öğretmen, bir şaklaban, bir beslenme uzmanı, bir psikolog, bir terzi, bir mekanik ucundan azıcık, yalan mı?

Bana birşeyler önerin, çok yozlaştım müzik konusunda. "Belli yaştan sonra" klasiklerine eklenmesin bu da ;)

11 yorum:

  1. Cep telefonuna internet radyosu indir bak ben öyle yapıyorum. Sonra aç contemporary folk, aç Küba müziği oooo bir bakmışsın yol bitivermiş. Ama internetin kotasız olacak. Grup filan bilmem ben.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dur daha akıllı telefonum yok henüz :P

      Sil
  2. Parov mu o?

    Valla Ceren, music is my boyfriend, hem de freund am besten :))

    YanıtlaSil
  3. Yollarda tek lüksüm kitap okumak.Arabayı kaptıralı çok oldu. Ben de artık "BELLİ YAŞTAN SONRA"araba kullanmaktan soğudum zaten diye teselli olurken bol bol kitap kuyorum. Hatta utanmasam metroda örgü bile öreceğim.Ne komik olur ama,elimde tığım yumağım eldiven örermişim...

    YanıtlaSil
  4. Deep forest dinle, pink martini dinle, Leonard Cohen dinle, beni ara sana şarkılar söyliyim beni dinle :P

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay onları eskiden dinlerdim artık içim kaldırmıyor, fazla dinlemişim gençken :P Bilirsin müzik de bazı şeyleri hatırlatır insana

      Sil
    2. Seni dinlerim ama zevkle! Duş performansınızın mp3'unu bekliyorum m'aaam! ;)

      Sil
  5. Kartın ulaştı, fareleri severim :) Teşekkür ederim. Adresini bekliyorum.

    YanıtlaSil